Allah’ın Sıkı Tutulmasını Emrettiği Şey
مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ
Bu Kur’an sözü, üç ayette geçiyor:
وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ
Ve onlar, Allah’ın sıkı tutulmasını emrettiği şeyi (bağı) sıkı tutarlar. (Onların) Rablerinden içleri saygı ile titrer, (onlar) kötü hesaptan korkarlar. Rad-21
وَالَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُٓوءُ الدَّارِ
Onlar, Allah'a verilen sözü onun pekiştirilmesinden sonra bozarlar, Allah’ın sıkı tutulmasını emrettiği şeyi (bağı) koparıp atarlar ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte, lanet onlar içindir ve yurtların en kötüsü de onlar içindir! Rad-25
اَلَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ۖ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Onlar, Allah'a verilen sözü onun pekiştirilmesinden sonra bozarlar, Allah’ın sıkı tutulmasını emrettiği şeyi (bağı) koparıp atarlar ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte bunlardır hüsrana uğrayanlar. Bakara-27
Mealcilerimizin bir kısmı bu kalıp sözün başındaki (مَٓا) şey (bağ) ifadesini genel anlamıyla düşünüp “iman bağı, dinin esasını oluşturan hükümler, mü'minler arasında olması gereken irtibat” şeklinde anlamışlar. Bu üç ayetin bağlamında bu “şey” (bağ), ayrıca bir isimle tanımlanmadığı için bu karşılıklar yeterli görülmüş.
Bazı mealcilerimiz ise bu ‘şey’e (bağa)“akrabalık bağı” sözüyle karşılık vermişler. Bu hocalarımızı “akrabalık bağı” anlamına götüren Muhammed-22, 23 ayetleri olmuş:
فَهَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ تَوَلَّيْتُمْ اَنْ تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ وَتُقَطِّعُٓوا اَرْحَامَكُمْ
Demek işbaşına gelirseniz yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağlarını koparıp atacaksınız öyle mi? Muhammed-22
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فَاَصَمَّهُمْ وَاَعْمٰٓى اَبْصَارَهُمْ
İşte, Allah böylelerine lanet edip ve bunların kulaklarını sağır ve gözlerini kör etmiştir. Muhammed-23
Rad-25 ile Muhammed-22, 23. ayetleri arasındaki metinsel paraleli (anlamsal ilişkiyi) şöyle gösterebiliriz:
Rad-25 |
Muhammed-22, 23 |
Allah’ın sıkı tutulmasını emrettiği şeyi (bağı) koparmak |
Akrabalık bağlarını koparmak |
Yeryüzünde fesat çıkarmak |
Yeryüzünde fesat çıkarmak |
Lanet onlar içindir |
Allah böylelerine lanet etmiştir |
Muhammed-22 ayetinde koparılıp atılan şey açıkça “erhâmekum” — akrabalık bağlarınız diye belirtilir. Bu iki yerde bağları koparma, fesat çıkarma ve lanetin birlikte anılması, Rad suresindeki ifadenin akrabalık bağlarını kapsadığına güçlü bir Kur’an içi dayanak oluşturur.
Akrabalık bağlarını koparanların, fesat çıkaranların kimler olduğunu da Rad-25 ayetiyle çok benzeşen Bakara-27’nin hemen öncesinde görüyoruz:
…
وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ
… Ancak o(Allah), fasıklardan başkasını dalalete düşürmez. Bakara-26
Nisa-1 ayeti de Allah’a karşı sorumlulukla birlikte akrabalık bağlarını gözetmeyi vurgular:
İsra-26 ayetinde ise akrabaya hakkının verilmesi emredilir.
Bu ayetler, akrabalık bağını sıkı tutmanın (korumanın) ilgiyi, iyiliği ve hakları gözetmeyi içerdiğini gösterir.
Akrabalık bağlarını sıkı tutanların sağduyu sahipleri (ulülelbab) olduğunu Rad-19 ayetiyle öğrenirken bunların (ulülelbab) özelliklerini de Rad 20-22 ayetlerinde görürüz:
اَفَمَنْ يَعْلَمُ اَنَّمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ كَمَنْ هُوَ اَعْمٰىۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِۙ ﴿١٩﴾
Şimdi, Rabb’inden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör gibi olur mu? Ancak sağduyu sahipleri ders alır. 13/Rad-19
اَلَّذ۪ينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْم۪يثَاقَۙ ﴿٢٠﴾
Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. 13/Rad-20
وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ
Ve onlar, Allah’ın sıkı tutulmasını emrettiği şeyi (bağları) sıkı tutarlar. (Onların) Rablerinden içleri saygı ile titrer, (onlar) kötü hesaptan korkarlar. 13/Rad-21
وَالَّذ۪ينَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ
Onlar ki Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı ikame ederler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak ederler, kötülüğün de iyilikle önünü alırlar. İşte gelecek olan ahiret yurdu bunlarındır. 13/Rad-22
Allah’ın kitabını hakkını vererek okuyup ondan dersini alan sağduyu sahiplerinin (ulülelbab) bu ayetlerdeki (13/20-22) özellikleri şunlardır:
1- Allah’a verdikleri sözü (ahit) yerine getirirler,
2- Sözleşmeyi (misak) bozmazlar,
3- Allah’ın sıkı tutulmasını emrettiği şeyi (akrabalık bağlarını) sıkı tutarlar,
4- Rablerinden, içleri saygı ile titrer,
5- kötü (zor) hesaptan korkarlar,
6- Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler,
7- Namazı ikame ederler,
8- kendilerine verilen rızıktan gizli ve açık infak ederler,
9- kötülüğün önünü iyilikle alırlar.
Biz bu yazıda, Allah’ın sıkı tutulmasını emrettiği şey’in (akrabalık bağlarının) Kur’an içi bağlantılarını görmeye çalıştık.
Böyle bir konuda (Allah’ın Sıkı Tutulmasını Emrettiği Şey), bir yazı yazmayı düşünmeme sebep olan ve beni eyleme geçiren meallerdeki farklı çeviriler oldu.
Sözün Özü:
Her çalışmanın sonunda;
Söz ve kavram bağlamlarının, konu bütünlüğünün, ümmî bakış açısının, bütüncül okumanın, okumada yoğunlaşıp anlamda derinleşmenin önemini ve etkisini daha iyi kavramış oluyorum.
Allah, hiçbir Kur’an söz ve kavramını, “Herkes istediği gibi anlasın.” diye muallakta bırakmamıştır. Kur’an’daki her bir söz ve kavram, her Müslüman için yeterli bilgiyi ve netliği içerir. Kur’an’ın yetkinliğinden ve yeterliliğinden doğmuş gücüne inanıp güvendiğimizde bu söz ve kavramların künhüne varmak kolaylaşacaktır.