Hakkında

SUNUŞ — Meal Deyimleri projesi hakkında

Bu “SUNUŞ” yazısı 06.08.2026’da güncellendi.

Meal Deyimleri, Türkçe Kur’an mealleri içinde geçen deyimleri toplayan dijital bir platformdur. Bu proje, dilsel ve dinsel olan bilgiyi bir araya getirerek

  • Farklı Kur’an meallerinde yer alan Türkçe deyimleri toplar;
  • Her deyimi, geçtiği Kur’an ayetleriyle ve Arapça metniyle ilişkilendirir;
  • Deyimin anlamına ve bağlam içindeki kullanımına dikkat çeker;
  • Türkçe deyime karşılık gelen Arapça ayetlerdeki kelimeleri vurgular;
  • Akademisyenler, öğrenciler ve Kur’an meallerindeki dil zenginliğini keşfetmek isteyen herkes için arama yapılabilir bir veri tabanı oluşturur.

Kur’an’ın gücünü daha görünür ve anlaşılır yapan bu deyimleri tespit için Kur’an ayetlerinin tamamını ancak üç yıl gibi bir sürede tarayabildim. Bu üç yıl içinde benim Kur’an okuma ibadetim hep kavram ve deyim merkezli oldu. Ve bu uygulama bende, bir bağımlılık hâline geldi. “Derin okuma, çok boyutlu okuma” diye adlandırdığım bu okuma biçimini de ölümüme kadar devam ettirebilmeyi Rabb’imden diliyorum.

Bu “Meal Deyimleri” çalışması için Kur’an ayetlerinin tamamını taramayı bitirdiğimde Türkçe Kur’an Mealleri ile ilgili sitedeki elli kadar mealden derlenmiş olan bir mealin dijital dizgiye hazır olduğunu da fark ettim. Yazılımcı oğlum Gençer’in isteği ve yapay zekânın da desteği ile deyimlerin içinde dağınık hâlde bulunan bu mealin dijital ortamdaki dizgisi, dakikalar içinde, mushaf sırasına göre tamamlanmış oldu. Bu mealden şimdilik ben ve yakınlarım yararlanacağız. Etkin ve yetkin bir hocanın kontrol ve tashihinden sonra da bu sitede yayımlamayı düşünebilirim.

Bugün (08.08.2026) itibarıyla sitede yer alan deyimlerin sayısı bin yedi yüz elliyi aştı. Ancak benim bir çalışmada önemsediğim nicelik değil, daima niteliktir. Bu bakış açısıyla çalışmayı internette yayımladığım ilk günden (19.12.2024) bu yana düzelttiklerim ve değiştirdiklerimin yanı sıra tamamen sildiğim deyimler de çok oldu. Bu yüzden “Kur’an’la ilgili çalışmalar -sanal (dijital) dünyanın bize sunduğu imkânlar da varken- kolay kolay basılı kitap hâline getirilmemeli.” düşüncem daha da güçlendi.

Çalışmalarım sadece deyimler üzerinden yürümedi. Karşıma çıkan bazı Kur’an kavramlarıyla ilgili de dosyalar hazırladım. Bir Kur’an kavramının incelenmesinde ‘bağlam’ın yanı sıra ‘konu bütünlüğü’nün de çok çok önemli olduğunu anladım.

Bazı mealcilerimiz bu ‘konu bütünlüğü’ne “Bu ayet, şu şu ayetlerle birlikte okunmalıdır.” diyor. Bu da hedefi net gösteren güzel bir ifade.

Bu çalışmada Türkçe Kur’an mealleri ile ilgili bir sitenin yanı sıra en çok başvurduğum bir başka internet sitesi de “Türk Dil Kurumu Sözlükleri” sitesi oldu. Bu sitenin “Güncel Türkçe Sözlük” sayfasını ve aynı sayfadan ulaştığım “Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü” sayfasını, hemen hemen her gün, onlarca kez ziyaret ettim.

Özellikle mesleğimin son yıllarında okullardaki dersliklere akıllı tahtalar, ceplere akıllı telefonlar girdikten sonra öğrencilerimin “sözlük kullanma kültürü” kazanmaları için çok gayret göstermiştim. Yine buradan bütün öğrenciler ve alanı ne olursa olsun, bütün araştırmacılar için de “Türk Dil Kurumu Sözlükleri” sitesini şiddetle tavsiye ediyorum.

Üniversiteden Mustafa Kırcı Hoca’mın “Anlamını bildiğinizi düşündüğünüz kelimeler için de bakın sözlüklere.” önerisi benim için seksenlerden bugüne kadar önemli bir yönlendirici oldu. Bu öneriyi, otuz sekiz yıllık öğretmenlik hayatımda, ben de zaman zaman öğrencilerimle paylaştım.

Türkçe Kur’an mealleri ile ilgili siteyi hazırlayanlardan ve sitede mealleri bulunan değerli hocalarımızdan Allah razı olsun. Bizleri Allah’ın sözleriyle buluşturan bu hocalarımızın kendilerine ve emeklerine saygım büyüktür. Bu hocalarımın aralarındaki ihtilafa da çok üzülüyorum. Hâlbuki “ihtilaf” Kur’an’da hiç de hoş görülmemiş.

Ali İmran-103’te “Hep birlikte Allah'ın ipine (vahye) sarılın ve birbirinize düşmeyin.” diyen Allah, 105. ayette de şöyle buyuruyor:

“Kendilerine beyyineler geldikten sonra parçalanıp ihtilafa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.”

Ahzap-21. ayet, Nebi (as.)’ın örnekliğini apaçık ortaya koymuşken onunla ilgili de ihtilafa düşülmüş. Kur’an’ın hüküm ve ilkeleriyle ilgili Müslümanların ihtilafını çözecek olan yine Kur’an’ın kendisidir. Sözün geldiği bu noktada bir Kur’an kavramıyla ilgili yaşadığım süreci aktarmak istiyorum:

“Şefaat” kavramı ile ilgili çalışmam, yaptığım ilk kavram çalışması idi. Bu konuya kaynaklarda, iki farklı şekilde yaklaşanları görmüştüm. Bunlar, rivayetler eşliğinde şefaat ayetlerini anlamaya çalışanlar ile ayetleri yalın olarak okuyup değerlendirenler idi. Bakara’nın 254, 255. ayetleri ise iki tarafın da öncüllerinden idi.

Bir taraftakiler, “Şefaatin tamamı Allah’ındır. (39/44)” deyip hemen peşinden 2/255’teki istisnaya dikkat çekiyorlar. “Burada istisna tutulanların en başında da Muhammed (as.) gelir.” diyorlar.

Diğer taraftakilere örnek olması için de meali olan bir hocanın görüşünü alayım buraya. Videosunu bilgisayarıma indirdiğim bu hoca 2/255’teki ifadeyi istisna kabul etmiyor. “Allah’ın izni olmadan şefaat edecek de kimmiş?” diyerek bunu, Allah’ın insanlara bir meydan okuması olarak kabul ediyor.

Ben de Allah’ın kitabındaki ‘kitab-ı mübin (apaçık kitap), Kur’an-ı mübin (apaçık Kur’an)’ ilkelerini düstur edinip “Kur’an’da Şefaat” konusunu çalışmaya karar vermiştim. (Eylül-2023)

Şefaatle ilgili Kur’an ayetlerini, bağlamlarına ve konu bütünlüklerine dikkat ederek okudum. Hiçbir görüşün etkisinde kalmadan (bugünlerde kullandığım bir ifade, “ümmi bir okuyuş” ile) sadece Kur’an’la yetinerek bir sonuca ulaştım. Oluşturduğum “Kur’an’da Şefaat Kavramı” dosyasını yine o günlerde bazı arkadaşlarla paylaştım. Birkaç ay sonra, Kur’an kavramları üzerine çalışmalarına önceden de şahit olduğum “Fatih Orum ve Erdem Uygan”ın 2022 yılında birlikte oluşturdukları şefaat kavramı ile ilgili bir yayınlarının olduğunu gördüm. Videoyu izlediğimde aynı kavramla ilgili aynı sonuca ulaştığımızı anladım.

Bütün Kur’an kavramlarıyla ilgili bugün geldiğim nokta şudur: Allah, hiçbir Kur’an kavramını, “Herkes istediği gibi anlasın.” diye muallakta bırakmamıştır. Kur’an’daki her bir kavram, her Müslüman için yeterli bilgiyi ve netliği içerir. Yeter ki biz, kavramları, bağlamlarına ve konu bütünlüklerine dikkat ederek ümmi bir bakış açısı ile okumayı bilelim.

Metinlerin anlamını zenginleştiren ve mecaz anlam taşıyan kalıplaşmış bu söz gruplarının bazı meallerde, yer yer yanlış kullanıldıklarına da şahit oldum.

“MEAL DEYİMLERİ” adını verdiğim bu çalışmaya başladığımda birçok mealde karşıma çıkmış olan ilk yanlışlık “azap” sözüyle ilgiliydi. Kur’an’da ع ذ ب kök harflerinden türemiş dört yüz civarında kelime var. Bunların kırk kadarı fiil, diğerleri isim görevinde.

Güncel Türkçe Sözlük’te “sıkıntı ve acı” karşılıkları da olan “azap” kelimesiyle ilgili, bazı meallerde yapılan yanlışlığı örnek bir ayet üzerinde göstermek isterim:

Türkçe Kur’an mealleri ile ilgili olan ve her gün defalarca ziyaret ettiğim sitenin “Bakara-284” sayfasına bugün (08.08.2026) tekrar baktığımda, sayfadaki elliyi aşkın mealin çoğunda ayetteki “yuazzibu” (يُعَذِّبُ) muzari fiiline “azap eder” karşılığı verilmiş. Bu meallerden birkaçı da ilgili fiile “Azaplandırır” karşılığını vermiş. Bu karşılıklar, “acı eder” ve “acılandırır” sözleri kadar yanlıştır. Zaten Güncel Türkçe Sözlük’te de bu fiiller [azap et-(mek), azaplandır-(mak)] yer almamıştır. GTS’de “azap” sözüyle ilgili üç deyim yer almış. Bunlar da “azap vermek, azap çekmek, azap duymak” deyimleridir.

Bu azap sözünün yanı sıra bazı meallerde takıldığım başka sözler de oldu. Bunların yanlışlığına da “Türk Dil Kurumu Sözlükleri” sitesindeki incelemelerim sonucunda kanaat getirdim.

Bu yanlış sözlerden dikkat çekmek istediklerim aşağıda sıralanmıştır:

“Âdet olduğu üzere” deyimi yerine kullanılmış olan “âdetiniz üzere” sözü, yanlıştır.
“bir tutmak (görmek)” deyimi yerine kullanılmış olan “ayrılığa düşmek” sözü, yanlıştır.
“bir tutmak (görmek)” deyimi yerine kullanılmış olan “denk tutmak, eşit tutmak” sözleri yanlıştır.
“birbirine düşmek” deyimi yerine kullanılmış olan “ayrılığa düşmek” sözü, yanlıştır.
“çalıp çırpmak” deyimi yerine kullanılmış olan “çalıp çarpmak” sözü, yanlıştır.
“diz çökmek” deyimi yerine kullanılmış olan “dizüstü çökmek” sözü, yanlıştır.
“Gazaba gelmek” deyimi yerine kullanılmış olan “gazap etmek” sözü, yanlıştır.
“Haddini aşmak” deyimi yerine kullanılmış olan “haddi aşmak” sözü, yanlıştır.
“Hidayete ermek” deyimi yerine kullanılmış olan “hidayet etmek” sözü, yanlıştır.
“işbaşına gelmek” deyimi yerine kullanılmış olan “işbaşına geçmek” sözü, yanlıştır.
“Kargaşa çıkarmak” deyimi yerine kullanılmış olan “karışıklık çıkarmak” sözü, yanlıştır.
“katkıda bulunmak” deyimi yerine kullanılmış olan “katkısı olmak” sözü, yanlıştır.
“masraf etmek” deyimi yerine kullanılmış olan “masraf yapmak” sözü, yanlıştır. (18/42)
“Müstahak olmak” deyimi yerine kullanılmış olan “hak olmak” sözü, yanlıştır.
“plan kurmak” deyimi yerine kullanılmış olan “plan düzenlemek” sözü, yanlıştır.
“uzak düşmek” deyimi yerine kullanılmış olan “ayrılığa düşmek” sözü, yanlıştır.
“Üstün tutmak” deyimi yerine kullanılmış olan “üstün kılmak” sözü, yanlıştır.
“vebal altında kalmak” deyimi yerine kullanılmış olan “vebal yüklenmek” sözü, yanlıştır.
“Yerinde kalmak” deyimi yerine kullanılmış olan “yerinde durmak” sözü, yanlıştır.
“yiyip bitirmek” deyimi yerine kullanılmış olan “yiyip tüketmek” sözü, yanlıştır.
“yüksek perdeden konuşmak” deyimi yerine kullanılmış olan “yüksek sesle bağırmak” sözü, yanlıştır.
“zannına uymak” deyimi yerine kullanılmış olan “zanna uymak” sözü yanlıştır.

Yine, ilgili ayetlerde olması gereken deyimlerin (sözlerin) yerine bağlama uygun düşmeyen deyimler de kullanılmış:

“ağır basmak” deyimi yerine kullanılmış olan “ağır gelmek” deyimi, bağlama uygun düşmemiş. (23/102)
“baygınlık geçirmek” deyimi yerine kullanılmış olan “baygın düşmek” deyimi, bağlama uygun düşmemiş.
“(birinin) tüyleri diken diken olmak” deyimi yerine kullanılmış olan “tüyleri ürpermek” deyimi, bağlama uygun düşmemiş.
“elinden geleni ardına (arkasına) koymamak” deyimi yerine kullanılmış olan “elinden geleni yapmak” deyimi, bağlama uygun düşmemiş.
“ezbere konuşmak” deyimi yerine kullanılmış olan “atıp tutmak ve ileri geri konuşmak” deyimleri bağlama uygun düşmemiş. (18/22)
“Gözünü bağlamak” deyimi yerine kullanılmış olan “gözü (gözleri) dönmek” deyimi, bağlama uygun düşmemiş.
“güçlük çekmek” deyimi yerine kullanılmış olan “güçlük çıkarmak” deyimi, bağlama uygun düşmemiş. (5/6)
“hesabını görmek” deyimi yerine kullanılmış olan “hesaba çekmek” deyimi, bağlama uygun düşmemiş.
“Yanları(nız) üzerinde” sözü yerine kullanılmış olan “yan yatmak” deyimi, bağlama uygun düşmemiş.
“Yolunu tutmak” deyimi yerine kullanılmış olan “yol tutmak” deyimi, bağlama uygun düşmemiş.

Hiçbir söze -meallerin tamamında yer almış bile olsa- ayet metninde karşılığını, TDK sözlüklerinde de yerini görmeden bu deyimdir, diye karar vermedim. Bu son cümlede anlatmaya çalıştığımı bir örnek ile netleştirmek istiyorum:

Türkçe Kur’an meallerinin yayımlandığı bir siteden Bakara-168 (Ayet Karşılaştırma) sayfasına bugün (08.08.2026) tekrar bakıyorum. Sayfadaki elliden fazla mealden sadece dördünde “(birinin) şeytanın izinden yürümek” deyimi yer almış. Diğerlerinde ise “Şeytanın adımlarına uymak, şeytanın izlerine uymak, şeytanın peşine düşmek, şeytanın adımlarına tabi olmak, şeytanın peşinden gitmek, şeytanın izinden gitmek” gibi sözler yer almış.

Mealcilerimizin uygun bir karşılık aradıkları ayetin ilgili bölümü, iki secavent arasındaki işaretli bölümdür:

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْاَرْضِ حَـلَالاً طَـيِّباًۘ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ

Ayetteki bu bölümün bire bir çevirisi ‘şeytanın adımlarına tabi olma’ sözüdür. Meallerin çoğunda da bu ya da benzer ifadeler yer almış. Öyleyse bu çeviride noksan kalmış olan nedir?

Noksan olan, Kaynak dilde (Arapça) bir deyim olan ayetin bu bölümü için, hedef dilden (Türkçe) bir deyim aranmamış olmasıdır. Arayanlar da “(birinin) izinden yürümek” deyimini bulmuşlar zaten. Diğer sözler ise, içlerinde mecaz anlam olduğu için, deyim sanılan sözlerdir.

Bu “(birinin) izinden yürümek” örneğinden sonra şöyle bir cümle yerinde olacaktır: Deyim çevirilerinde yapısal uyum aranmaz, anlamsal uyum aranır.

Bütün çeviri çalışmaları, birer bilimsel çalışmadır. Bu yüzden bütün çevirmenler için “sözlük destekli çalışma” kaçınılmaz olmalıdır.

Anlatımda deyimsel anlamın daha etkili, daha kapsamlı ve daha güçlü olduğuna dikkat çekerek ilgili ayetlerde aşağıdaki deyimlerin kullanılmasını öneriyorum:

“alay et-(mek)” birleşik fiili yerine “alaya almak” deyimini,
“an-(mak)” fiili yerine “söz etmek” deyimini,
“din-(mek)” fiili yerine “sükûnet bulmak” deyimini,
“dinle-(mek)” fiili yerine “kulak vermek” deyimini,
“dokun-(mak)” fiili yerine “temas etmek” deyimini,
“düzelt-(mek)” fiili yerine “ıslah etmek” deyimini,
“düzenle-(mek)” fiili yerine “düzen vermek” deyimini,
“elinin altında olmak” deyimi yerine “eline bakmak” deyimini,
“hatırlat-(mak)” fiili yerine “hatırına getirmek” deyimini,
“hükmet-(mek)” birleşik fiili yerine “hükme varmak” deyimini,
“iade et-(mek)” birleşik fiili yerine “geri vermek” deyimini,
“kabul edil-(mek)” fiili yerine “kabul görmek” deyimini,
“kapıp götür-(mek)” sözü yerine “yaka paça etmek” deyimini,
“kopar-(mak)” fiili yerine “koparıp atmak” deyimini,
“kökleş-(mek)” fiili yerine “kök salmak” deyimini,
“mücadele et-(mek)” fiili yerine “mücadele vermek” deyimini,
“müjdele-(mek)” fiili yerine “müjde vermek” deyimini,
“pazarla-(mak)” fiili yerine “pazara çıkarmak” deyimini,
“sabahla-(mak)” fiili yerine “sabahı bulmak (etmek)” deyimini,
“sakla-(mak)” fiili yerine “gizli tutmak” deyimini,
“sav-(mak)” fiili yerine “önüne geçmek” deyimini,
“sorguya çekmek” deyimi yerine “mesul tutmak” deyimini,
“sus-(mak)” fiili yerine “sesini kesmek” deyimini,
“şükret-(mek)” fiili yerine “şükrünü bilmek” birleşik fiilini,
“tefekkür et-(mek)” fiili yerine “tefekküre dalmak” deyimini,
“um-(mak)” fiili yerine “umut beslemek” deyimini,
“unut-(mak)” fiili yerine “akıldan çıkarmak” deyimini,
“uzaklaş-(mak)” fiili yerine “uzak durmak” deyimini,
“uzaklaştır-(mak)” fiili yerine “uzak tutmak” deyimini,
“yadırga-(mak)” fiili yerine “garip bulmak” deyimini,
“yalvarıp yakar-(mak)” fiili yerine “yalvar yakar olmak” deyimini,
“yerleş-(mek)” fiili yerine “mesken tutmak” deyimini,
“yüksek sesle konuşmak” sözü yerine “yüksek perdeden konuşmak” deyimini,
“yüreklendir-(mek)” fiili yerine “cesaret vermek” deyimini,
“zorlamak” fiili yerine “zor kullanmak” deyimini…

Bu eleştiri ve önerilerim, çalışmanın bütünü içinde küçük bir parçadır. Belirleyip ‘dizin’e dâhil ettiğim deyimlerin ekserisi meal yazmış hocalarımın meallerinde kullandıklarıdır.

Çalışmalarım sırasında şunun da farkına vardım: Türkçemiz, her türlü iletişimde ‘olmazsa olmaz’ımızdır. İşte, bu dilimizdeki yüzlerce deyim ve atasözünün doğuşunda, Kur’an’ın etkisi çok büyük olmuş. Bu bağlamda Türkçe konuşan ve Türkçeyi seven herkesin Kur’an’a bir gönül borcu olduğunu düşünüyorum.

Samimiyetime ve gayretime rağmen bu çalışmada birçok yanlış ve eksik noktanın da bulunabileceğini peşinen kabul ediyorum. Bu bağlamda katkıda bulunmak isteyenler için e-posta adresim: [email protected]

Selam ve dua ile…

08.08.2026 SAMSUN

Cezmi GENÇTEN
Emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni