Kur’an’da Kabir Azabı
“Kur’an’da kabir azabı” konusunda değerlendirme yapmış ilahiyatçıların ayrıştığı ve onlar arasında konunun düğümlendiği ayet Mü’min-46’dır.
Mü’min-46’yı Kur'an dışı kaynaklardan yararlanmadan sadece bağlam ve konu birliğine dikkat ederek (ümmi bir okuyuşla) anlamaya çalıştım. Dünyanın değişik coğrafyalarında çok sayıda insanın bu tarz bir okuyuşla ihtida ettiğini düşünüyorum. Örneğimiz, önderimiz Hz. Muhammed’in (as.) nübüvvet yıllarında, kendisine gelen vahyi hep bu tarzda tilavet ettiğine de gönülden inanıyorum.
Konunun anlaşılmasında kilit kavram olan Mü’min-46’daki Ateş (اَلنَّارُ) sözünün bağlamı, surenin 38-46. Ayetleridir. Bu ayet grubu içinde üç kez geçen Ateş (اَلنَّارُ) sözünün, bağlamında kazandığı anlam “cehennem ateşi’dir.
Mü’min 38-46
İnanan adam, dedi: “Ey kavmim! Bana tabi olun, sizi doğruluk yoluna yönelteyim. 40/MÜ’MİN-38
Ey kavmim! Bu dünya hayatı ancak bir yararlanmadır. Ahiret ise kalıcı bir yurttur. 40/MÜ’MİN-39
Kim bir kötülük işlerse ancak onun kadar karşılık görür. Kim de -erkek olsun, kadın olsun- bir mü’min olarak yararlı bir iş yaparsa işte onlar cennete girerler ve orada hesapsızca rızıklandırılırlar. 40/MÜ’MİN-40
Ey kavmim! Ben sizi kurtuluşa davet ettiğim hâlde neden siz beni Ateş’e davet ediyorsunuz? 40/MÜ’MİN-41
Beni, Allah'ı görmezlikten gelmeye ve hakkında bilgi sahibi olmadığım şeyleri ona ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Bense sizi güçlü, çok bağışlayıcı olan (Allah)'a davet ediyorum. 40/MÜ’MİN-42
“Şurası bir gerçektir ki sizin beni (tapmaya) davet ettiğiniz şeyin dünyada da ahirette de davete değer bir tarafı yoktur. Dönüşümüz mutlaka Allah’adır. Aşırı gidenlere gelince elbette onlar Ateş ehlidir.” 40/MÜ’MİN-43
Size söylediklerimi yakında (ahirette) hatırlayacaksınız. Ben de işimi Allah’a bırakıyorum. Allah, kulları hakkıyla görmektedir.” 40/MÜ’MİN-44
Neticede Allah onu (inanan adamı 40/38), onların kurduğu düzenlerin kötülüklerinden korudu. Ve azabın en kötüsü de Firavun ailesinin etrafını sardı. 40/MÜ’MİN-45
(Neticede Allah onu (inanan adamı 40/38), onların kurduğu düzenlerin kötülüklerinden korudu.) cümlesi bir sürecin sonunda söylenmiştir. Firavun ailesi için de bu süreç/dünya hayatı tamamlanmıştır.)
Ateş!.. Sabah akşam ona arz olunacaklar. Ve Saat gerçekleştiği gün de “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine (o Ateş’e) sokun!” (denilecek!..) 40/MÜ’MİN-46
46. ayetteki zaman vurgusu (sabah-akşam Ateş’e maruz bırakılma) fiziksel zamanı aşar. Bu durum, hakikati reddeden kişinin süreklilik arz eden bir Ateş azabı ile yüzleşme hâli içinde olduğunu gösterir.
sabah akşam zarf Her an. (GTS)
Mü’min-46, Şûra-45 ile konu birliği (bütünlüğü) oluşturuyor. Bu ayetlerdeki konu birliğini sağlayan “يُعْرَضُونَ” muzari fiilidir. Ayetlerdeki ortak konu ise ‘cehennem ateşine arz olunan kâfirler’dir.
Onların (Ateş’e) arz olunurlarken zillet içinde eğilip bükülerek (etrafı) göz ucuyla süzdüklerini göreceksin. İman edenler de “İşte asıl hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini düş kırıklığına uğratanlardır.” diyecekler. Kesinlikle biliniz ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler. 42/ŞÛRA-45
(Mü’minun suresinin bu ayet grubundaki (40/38-46) “Ateş ve azabın en kötüsü, en şiddetlisi” sözleri de burada bahsedilen azabın ahiret azabı olduğunu gösterir.)
Eğer Allah onlar için sürgün olmayı yazmamış da olsaydı yine de bu dünyada onları kesinkes azaba uğratacaktı. Ahirette de onlar için Ateş azabı vardır. 59/HAŞİR-3
Veya “Bize de o kitap indirilseydi; muhakkak ki onlardan daha fazla hidayete ererdik.” demeyesiniz diye işte size, Rabb’inizden bir beyyine, bir hidayet ve bir rahmet kaynağı (olan Kur'an) gelmiştir. Öyleyse, Allah'ın mesajlarını yalanlayan ve kale almayandan daha zalim kim olabilir? Biz, ayetlerimizi kale almayanları bu kale almayışlarından dolayı azabın en kötüsüyle cezalandıracağız. 6/ENAM-157
Sonra (yine) siz; birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından dışarı atıyor, günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde birleşiyorsunuz. Size esir olarak geldiklerinde de fidyelerini vererek onları kurtaran yine sizlerdiniz. Oysa onları dışarı atmanız size haram kılınmıştı. Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü görmezlikten mi geliyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de azabın en şiddetlisine uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. 2/BAKARA-85
Bu durum, onların Allah’a ve onun elçisine karşı çıkmalarındandır. Kim Allah’a ve onun elçisine karşı çıkarsa bilsinler ki Allah, ikabı çok şiddetli olandır. 8/ENFAL-13
Şimdilik bu azabın tadın. Kâfirler için Ateş’in azabı da var. 8/ENFAL-14
SABAH AKŞAM
sabah akşam zarf Her an: "Sorunu kendisi yaratmış, kendisi ortaya atmıştı, sabah akşam bunu düşünüyor, bunu konuşuyordu." — Tahsin Yücel (GTS)
Zekeriya “Rabb’im! Öyle ise bana bir işaret (ayet) ver.” dedi. (Rabb’i de) ona “Senin için işaret (ayet), insanlarla tamı tamına üç gece konuşamamandır.” dedi. 19/MERYEM-10
Böylelikle Zekeriya (mabetteki) odasından kavminin karşısına çıkıp onlara sabah akşam tespih etmelerini işaret etti. 19/MERYEM-11
Ancak tövbe eden, inanan ve iyi işler yapanlar müstesna. Bu çeşit kişiler cennete girerler ve hiçbir hususta mağdur edilmezler. 19/MERYEM-60
Bu cennetler, Allah’ın kendi kullarına onlar yokken söz verdiği Adin cennetleridir. Çünkü Allah’ın sözü yerine gelecektir. 19/MERYEM-61
Orada boş sözler değil, sadece selam sözü işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar. 19/MERYEM-62
İşte bu, takva sahibi olan kullarımızı vâris kıldığımız cennettir. 19/MERYEM-63
Ey iman edenler, Allah’ı çokça hatırınıza getirin. 33/AHZAP-41
Sabah akşam, onun eşsiz yüceliğini anın. 33/AHZAP-42
O kâfirlere, şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız. 41/FUSSİLET-27
İşte, bu Allah düşmanlarının cezası, Ateş’tir! Ayetlerimizi hiçe saymalarından dolayı, onlara, orada ebedîlik yurdu vardır. 41/FUSSİLET-28