Kur’an’da Musalli Kavramı
Kur'an’da salat (çoğulu salavat) kelimesi, (ص ل و) kök harflerinden türemiş olup temel ibadet (namaz, dua) anlamının yanı sıra Allah’ın bağışlaması, destek olmak, omuz vermek, yardım etmek, bağları güçlendirmek ve sorumluluk üstlenmek gibi anlamlar da taşır.
Yine (ص ل و) kök harflerinden türemiş olan musalli kelimesi de Kur’an’da çoğul formunda üç kez geçiyor:
Mearic-22, Müddessir-43, Maun-4
Kur'an dışı kaynaklardan yararlanmadan sadece musallin sözünün geçtiği ayetlerin siyak ve sibakını değerlendirerek (ümmi bir okuyuşla) bu kavramı anlamaya çalıştım.
Kur'an dışı hiçbir dilsel, tarihsel veya geleneksel kaynağa başvurmadan, sadece ve sadece kelimenin geçtiği üç surenin kendi iç bütünlüğünü, ayetlerin öncesini ve sonrasını (siyak-sibak) esas aldığımda, ulaştığım mantıksal sonucun çok güçlü bir temele oturduğunu gördüm.
İşte ekonomik adalet, paylaşım ve toplumsal duyarlılık ekseninde tanımlanmış ve konumlandırılmış musalli kavramı… İşte Kur’an’ın gücü…
Bu üç suredeki musalli kavramının bağlamı, sadece kendi metni üzerinden şu şekilde okunur:
1. Mearic suresi 19-27. ayetler
İnsan gerçekten (mala karşı) çok hırlı (tamahkâr, açgözlü) yaratılmıştır. 70/MEARİC-19
Kendisine bir şer dokunduğu zaman feryadı basar. 70/MEARİC-20
Bir hayır dokunduğunda ise (onu paylaşmaz) engel çıkarır. 70/MEARİC-21
(Mali) destek olanlar hariç. 70/MEARİC-22
Onlar desteklerinde devamlıdırlar. 70/MEARİC-23
Onların mallarında belirli bir hak vardır. 70/MEARİC-24
Dilencilik edenin ve yoksun kalmışın (hakkı)… 70/MEARİC-25
Onlar, din gününü tasdik ederler. 70/MEARİC-26
Onlar Rablerinin azabından tir tir titrerler. 70/MEARİC-27
Bu ayetlerde insan psikolojisinin bencil yönü (başa bir kötülük gelince sızlanması, kendisine bir nimet verilince cimrileşmesi) anlatılır. Hemen ardından "Ancak musallin olanlar müstesna" denilerek bir istisna grubu inşa edilir. Metin, bu grubun kimler olduğunu bizzat kendisi şu maddelerle açıklar:
- Onların salatlarında (mali desteklerinde) devamlılık esastır.
- Ve onların mallarında, sailler (mali yardım isteyenler) ve mahrumlar (mali gücü olmadığı hâlde istemeyenler) için belirlenmiş bir hak (pay) vardır.
Mearic suresinin bu ayet grubunda, insanı bencil ve cimri olmaktan çıkaran "musallin" kimliğini tanımlarken bu kimliğin ayrılmaz ve birincil şartı olarak "mal paylaşımını" ve "yoksulun hakkını gözetmeyi" koyar.
2. Müddessir suresi 40-45. ayetler
(Onlar) cennetlerdedirler. Birbirlerine sorarlar. 74/MÜDDESSİR-40
Mücrimlerden… 74/MÜDDESSİR-41
"Sizi Sakar'a ne sürükledi?" 74/MÜDDESSİR-42
Derler ki "Biz destek olanlardan değildik." 74/MÜDDESSİR-43
Miskine yedirmezdik. 74/MÜDDESSİR-44
(Dünya) telaşına dalanlarla biz de dalardık. 74/MÜDDESSİR-45
Cehennemliklerin itiraflarının anlatıldığı bu kesitte, mücrimlerin cezalandırılma gerekçeleri arka arkaya sıralanır:
- "Biz musallinden (destek olanlardan) değildik."
- "Ve biz miskini doyurmazdık."
Bu iki ayet, metin içinde birbirinden ayrılmaz bir ikili olarak sunulmuştur. Eğer "musallin" namaz kılmak olsaydı, hemen ardındaki miskini doyurmamak ifadesi tamamen bağımsız ikinci bir suç olurdu. Ancak metnin ritmi ve akışı, musallin olmamanın doğal ve pratik sonucunun "miskini doyurmamak" olduğunu gösterir. Biri teorik kopuşu (destek olmamayı), diğeri bunun toplumsal yansımasını (yoksulu görmezden gelmeyi) ifade eder.
3. Maun suresi 1-7. ayetler
Dini [din (hesap) gününü] yalanlayanı gördün mü? 107/MAUN-1
İşte o, yetimi itip kakar. 107/MAUN-2
Miskini doyurmayı, teşvik etmez. 107/MAUN-3
Yazıklar olsun, (böylesi) musalline / destek olanlara! 107/MAUN-4
Onlar, ‘destek olma’da ne yaptıklarını bilmezler. 107/MAUN-5
Onlar, gösterişe kaçarlar. 107/MAUN-6
(Aslında) ufacık bir yardıma bile engel çıkarırlar. 107/MAUN-7
Kavramın geçtiği en çarpıcı yer burasıdır. Tamamı, musalli kavramının bağlamı olan Maun suresinin baştan sona tek bir konusu vardır: Dini gününü yalanlayan sahte (çakma) dindarlık.
- Öncesi (siyak): "Dini [din (hesap) gününü] yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakar ve miskini doyurmayı teşvik etmez."
- Surenin merkezinde [odağında (3 + 1 + 3)] bulunan kavram: "Yazıklar olsun, (böylesi) musalline / destek olanlara!"
- Sonrası (sibak): "Onlar, gösterişe kaçarlar. (Aslında) ufacık bir yardıma bile engel çıkarırlar."
Siyak-sibak analizi: Surenin başında "yetim ve miskin", sonunda ise " paylaşımı engelleyen" var. Tam ortada ise "musallin" kavramı durur. Kur'an dışı hiçbir sözlüğe bakmasak bile surenin kendi mimarisi bize şunu söyler: Buradaki musallin, yetimi iten, miskini doyurmayan ve yardımlaşmayı engelleyen kişidir. Kur'an da paylaşımı engelleyen, sadece gösteriş yapma imkânı bulduğunda kendini gösteren sahte destekçi (musalli) kişinin yaptıklarını geçersiz sayar.
İşte Kur’an’daki bu özgün kavramı görmemizi sağlayan yaklaşım, ümmi bir bakış açısıyla bağlam ve konu bütünlüğüne dikkat ederek ve Kur’an’ın gücüne güvenerek yaptığımız Kur’an okuma eylemidir.