Kur’an’da Müteşabih Kavramı

“Birbirine benzeyen, aralarında benzerlik bulunan” anlamındaki “müteşabih” kelimesi şe-be-he (ش ب ه) kökünden türemiştir. Kur’an’da bu kökten türemiş kelimeler, dokuz ayette on iki kez geçiyor:

(Bakara-25, 70, Aliimran-7, Nisa-157, Enam-99, 141, Rad-16, Zümer-23)

Aşağıya aldığım Yusuf Şevki Yavuz’un tanımı ile Kubbealtı Lügati’nin 2. tanımına Kur’an’dan ulaşmak mümkün değildir.

müteşâbih (المتشابه): Mâna yönünden birden fazla ihtimal taşıdığı için anlaşılmasında güçlük bulunan lafız veya ifade. (Yusuf Şevki Yavuz TDV Ansiklopedisi)

 

müteşâbih (ﻣﺘﺸﺎﺑﻪ) sıf. (Ar. teşābuh “benzeşmek”ten muteşābih)
1. Birbirine benzeyen, aralarında benzerlik bulunan, benzer: “Müteşâbihü’l-huruf: Harfleri birbirine benzeyen.”
2. din. Kur’an-ı Kerim’de birden fazla anlama gelme ihtimâli bulunan ve Allah tarafından kastedilen mânânın hangisi olduğu kesin olarak bilinemeyen (âyet). Karşıtı: MUHKEM (Kubbealtı Lügati)

Tarih boyunca bu tanımların içeriğine uygun görüşler ileri sürmüş alimler olmuş. Günümüzde (yirminci yüzyıl ve sonrasında) meal ve tefsir yazmış birçok araştırmacı da müteşabih kavramını bu görüşler doğrultusunda değerlendirmişler.

BU son iki cümleyle ifade ettiklerimi öğrendiğim kaynak, Dr. Enver ARPA’nın (Bugün Prof. Dr.) “Müteşabih Ayetler’ Kavramı Hakkında Tarihî ve Semantik Bir İnceleme” adlı bir makalesidir: (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2002, Cilt: 43, Sayı: 2, Sayfalar: 151-168)

Müteşabih kavramıyla ilgili farklı farklı yorumların yapıldığı iki ayeti (Zümer-23, Aliimran-7) nüzul sırasına göre değerlendirelim:

اَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَد۪يثِ كِتَابًا مُتَشَابِهًا مَثَانِيَۗ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْۚ ثُمَّ تَل۪ينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْد۪ي بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

Allah sözün en güzelini, (ayetleri) birbirine benzeyen ve tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, ondan, tüyleri diken diken olur. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu, Allah'ın dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz. 39/Zümer-23

Müteşabih kavramının, anlam alanı içinde yer almış olan farklı tanımları vardır:

Bu kavramın Zümer-23’teki tanımı şöyle yapılabilir:

“Kur’an sözlerinin; birbirine benzer hükümler, öğütler, kıssalar olarak tekrarlanmış (mesani) olmasıdır.”

Zümer-23 ayetinde kitap isminin sıfatı olan müteşabih, bu yönüyle Kur’an’ın temel kavramlarından biri olmuştur. Ve bu ayetten Kur’an’ın tamamının müteşabih (birbirine benzeyen) olduğu anlaşılıyor.

Aşağıya aldığım Aliimran-7 ayetinden ise Kur’an ayetlerinin bir kısmının muhkem bir kısmının da müteşabih olduğu anlaşılıyor.

Zümer-23’te Kur’an ayetlerinin tamamının müteşabih olması ile Aliimran-7’de Kur’an ayetlerinin bir kısmının müteşabih olması bir çelişki değildir. Bu iki ayette, kavramın iki farklı anlamı kullanılmıştır. Kavram Zümer-23’te genel anlamıyla kullanılırken Aliimran-7’de özel anlamıyla kullanılmıştır.

Şu basit örnek, anlatmak istediğimi daha anlaşılır yapar diye düşünüyorum: Bir kaleci için futbolcu adı genel anlamlı, kaleci adı ise özel anlamlıdır.

Aliimran-7’de müteşabih kavramının özel bir anlamı devreye giriyor. Bu anlam şöyle ifade edilebilir:

“Kalplerinde eğrilik olanların tevil etmesine imkân veren; “yaratılış, evrenin sonu, Allah’ın zatı” konularında benzerlikler içeren ve kitabın anası olan muhkem ayetler dışındaki Kur’an ayetleridir.”

هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَٓاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَٓاءَ تَأْو۪يلِه۪ۚ وَمَا يَعْلَمُ تَأْو۪يلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُۢ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ اٰمَنَّا بِه۪ۙ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَاۚ وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّٓا اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

O, sana kitabı indirendir. Onun muhkem olan ayetleri kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir (birbirine benzeyendir). Kalplerinde eğrilik olanlar, kafa karıştırmak ve onlardan kafalarına göre sonuç çıkarmak (tevil) için müteşabih olanlara takılıp kalırlar. Oysa onun nasıl sonuçlanacağını (tevil) ancak Allah bilir. İlimde derine inenler (rasihun) ise “Onlara inandık, hepsi Rabb’imiz katındandır.” derler. (Bundan) ancak sağduyu sahipleri ders alır. 3/Aliimran-7

Aliimran-7’deki muhkem ve müteşabihi birbirinin zıddı gibi göstermek ve müteşabih ayetleri örtük anlamlı kabul etmek, bu ayetten çıkarılacak anlamlar değildir.

Kur'an, insanın duyu organlarıyla algılayamadığı gayb aleminden (Allah'ın zatı, sıfatları, arş, cennet, cehennem, ruh, melek, Saat anı) bahseder. İnsan aklı, görmediği bir boyutu ancak bildiği kelimelerle canlandırabilir.

Örneğin Allah'ın eli (48/10), Allah'ın yüzü (2/115), Allah'ın nuru (61/8) Allah’ın arşa istiva etmesi (7/54) gibi ifadeler, insanın anlam dünyasına yaklaştırmak için seçilmiş benzetmelerdir (müteşabihtir).

Bunlar anlaşılmaz değildir. Aksine Kur'an, insanın bilmediği bir boyutu, insana kendi diliyle resmeder. Önemli olan bu ayetlerde bize verilen mesajlarla yetinmek, temelsiz yorumlara girmemek ve İsrailiyyat tuzağına düşmemektir.

Müteşabih kavramının tarihçesini çok güzel özetlemiş olan Enver ARPA’nın söz konusu makalesinden bazı bölümleri buraya alıyorum:

…

Kur'an'ın aslı olarak belirtilen muhkemi 500 dolayında ayetle sınırlayıp, müteşabihi de Allah'tan başka kimse bilemez dersek, Kur'an'ın büyük bölümünün anlaşılamayacağı sonucuna varırız. Hatta müteşabihatı anlaşılmasında zorluk bulunan ayetler olarak kabul etmemiz hâlinde de bu yorum isabetli olamaz. Zira insanları doğru yola sevk etmek üzere gerekli olan prensipleri vazeden bir kitabı bu şekilde bir tasnife tabi tutarak büyük bölümünü anlaşılmaz kılmak veya anlaşılması zordur demek uygun değildir.

…

Kur'an, insanları hidayete erdirmek, onlara nasıl yaşamalarının gerektiğini öğretmek amacıyla indirilmiştir. Bu da ancak onun anlaşılmasıyla mümkün olacaktır. Böyle bir amaçla indirilen Kur'an'ın Hz. Peygamber dahil hiç kimse tarafından anlaşılamayan ayetlerinin bulunduğunu iddia etmek, bu amaca ters düşer. Bu iddiaya göre bu bölümlerin pratikte bir değeri kalmaz.

…

Kur'an' ın tümünün anlaşılabilirliğini veya anlaşılmasının gerekliliğini destekleyen birçok delil ileri sürülebilir:

 

Kur'an'dan

1- "Sana her şeyi açıklayan kitabı indirdik." (Nahıl-89) ayeti kerimesinde Kur'an'ın her şeye bir açıklama getirdiği belirtilmektedir. Anlaşılmayan taraflarının bulunduğunu iddia etmek onun bu vasfıyla çelişmektedir.

2- "Bu, ayetleri muhkem kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir kitaptır." (Hud-1) ayetinde onun, nazmıyla belağatıyla korunduğu ve ayetlerinin açıklandığı izah edilmektedir.

3- Kur'an, birçok ayetinde, ayetler üzerinde düşünülmesini istemektedir: "Kur'an 'ı düşünmezler mi yoksa kalpleri kilitli midir?" (Muhammed-24) "Kur'an 'ı düşünmezler mi? Eğer Allah'tan başkasından olsaydı onda bir sürü ihtilaf bulacaklardı." (Nisa-82) "Sözü düşünmezler mi, yoksa atalarına gelmeyen şeyler onlara mı geldi?" (Mü’minun-68)

…

Akli Deliller

1- Allah, insanlara uymaları için Kur'an'ı indirmiştir. Onlara anlayamayacakları şekilde hitap etmesi uygun değildir.

2- Müteşabihin manasını sadece Allah bilir dersek, Peygamberimizin kendisine indirilen kelamın manasını bilmediği neticesi ortaya çıkar. Buna göre Hz. Peygamber Allah'ın sıfatlarından, kaderden, ahiretten v.b. hususlardan bahsederken ne dediğini bilmeden konuşmuş oluyordu. Bu da mantıksızlık olur. Zira konuşmaktan amaç mesaj vermek, anlaşmaktır. Anlam hasıl olmadan konuşmak, akıllı kişinin işi değildir.

…

Teşabüh (anlam kapalılığı) Kur'an' ın asımdan kaynaklanan bir olgu olmayıp, insanların bilgi durumuna izafeten meydana gelen bir husustur. İnsanlar bilgi ve yetenekleri oranında bu tip ayetleri anlayabilirler. Bu husus, Kur'an'ın evrenselliği ve ebedfliği ilkelerine anlam katmaktadır. Kur'an, insanları hidayete erdirmek, onlara nasıl yaşamalarının gerektiğini öğretmek amacıyla indirilmiştir. Müteşabih ayetleri; değişen zaman ve mekân şartlarına göre farklı yorumlanabilecek ayetler olarak kabul ederek, Kur'an'ı bütün toplumları ve olayları kucaklayacak ilkeler olarak anlamak Kur' an' ın felsefesine ve insanlığa getirdiği mesaja daha uygun olur. İşte bu tip ayetleri, ilimde rasih olan alimler de anlayabilirler. Kur' an'ın anlaşılamaz taraflarının bulunduğu iddiası bu misyonunu zedeleyecektir.

…

(Müteşabih Ayetler Kavramı Hakkında Tarihî ve Semantik Bir İnceleme; Dr. Enver ARPA)