Kur’an’da Örneklendirme ve Karşılaştırma
Kur’an-ı Kerim’de örneklendirme yöntemi, soyut ve derin ilahi mesajları insan aklının kavrayabileceği somut kalıplara dökmek için sıklıkla kullanılır. Bu düşünsel metot; muhatabın zihninde kalıcı izler bırakmayı, tefekkürü (derin düşünmeyi) teşvik etmeyi, farkındalık bilinci oluşturmayı ve hak ile batıl arasındaki farkı netleştirmeyi amaçlar.
Karşılaştırma yöntemi ise zıtlıkların gücünden yararlanarak doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden keskin hatlarla ayırır. Bir kavramın zıddıyla birlikte verilmesi, asıl söylenmek istenen düşüncenin veya duygunun okuyucunun zihninde çok daha net ve keskin bir şekilde parlamasını sağlar. "Kâinatta her şey zıddıyla kaimdir." ilkesinden hareketle, olayları, karakterleri ve durumları tek taraflı olmaktan çıkarıp çok boyutlu görmeye imkân tanır.
Bu iki yöntemi, Kur’an’ın en güzel şekilde uyguladığını ayetler üzerinde görelim.
Kur’an’da örnekler verilirken genellikle günlük hayattan, doğadan veya tarihten bilinen unsurlar seçilir:
Haşir-21: Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan ezilip büzülerek parça parça olmuş görürdün. Bu örnekleri insanlara, belki fikir yürütürler diye veriyoruz.
İnfak ve Samimiyet Örneği (2/261, 264): Allah yolunda infak etmek, bir tane tohumdan yedi başak vermiş ve her başağında da yüz tane bulunan buğdaya benzetilir. Buna karşılık, yaptığı iyiliği başa kakanların durumu ise üzerinde az bir toprak bulunan ve şiddetli bir yağmurla çıplak kalan kayaya benzetilerek samimiyetsizliğin amelleri nasıl boşa çıkardığı somutlaştırılır:
Bakara-261: Mallarını Allah yolunda infak edenlerin misali, her bir başağında yüz tane olmak üzere yedi başak tutmuş bir taneye benzer. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah (lütfu) geniş olandır, bilendir.
Bakara-264: Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş için malını harcayan kimse gibi, başına kakmak ve eziyet etmek suretiyle, sadakalarınızı ziyan etmeyin. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfir bir toplumu hidayete erdirmez.
Dünya Hayatının Geçiciliği (10/24): Dünya hayatı, gökten inen su ile yeşeren arzın, ansızın gelen bir emirle kupkuru kesilmesine benzetilir. İnsanın dünyaya körü körüne bağlanmaması gerektiği bu çarpıcı doğa olayıyla anlatılır:
Yunus-24: Dünya hayatının örneği, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki insanların ve hayvanların yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde (gürleşip) birbirine girer. Sonuçta yeryüzü güzelliğini alıp süslendiği, sahiplerinin de artık bunları toplayabileceklerini sandıkları sırada gece veya gündüz emrimiz gelir; böylece bir gün önce hiç yokmuş gibi onların tümünü biçilmiş hâle çeviririz. Fikir yürüten bir kavim için ayetlerimizi işte böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz.
Örümcek Ağı ve Sahte Güven (29/41): Allah’tan başkasını sığınak ve dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumuna benzetilir. Evlerin en dayanıksızı olan örümcek ağı üzerinden, sahte ilahların ve dünyevi güçlerin ne kadar kırılgan olduğu gösterilir:
Ankebut-41: Allah’tan başka dost edinenlerin durumu, kendi evini yapan örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!
Kör ile Gören, Karanlık ile Aydınlık, Gölge ile Sıcaklık, Dirilerle Ölüler (35/19-22):
Bu ayetlerde iman eden ile küfranlık eden, bilgi sahibi olan ile cahil kalan arasındaki fark, doğadaki en temel zıtlıklar üzerinden mukayese edilir. Hemen peşinden Rasul’ün (as.) asli görevi vurgulanır:
Fatır-19: Görmeyenle gören bir olmaz.
Fatır-20: Karanlıklarla aydınlık da...
Fatır-21: Gölge ile sıcak da...
Fatır-22: Dirilerle ölüler de bir olmaz. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.
Fatır-23: Sen sadece bir uyarıcısın.
Fatır-24: Kuşkusuz ki biz seni, Hak (Kur’an) ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmetin mutlaka bir uyarıcısı olmuştur.
Habis ve Tayyip (Maide-100): “Bu ayette, çokluğun ve çoğunluğun değil, niteliğin (helal ve temiz olanın) değerli olduğu vurgulanır.
Maide-100: De ki habis ve tayyip bir değildir; habisin çokluğu acayibine gitse de (bu böyledir). Öyleyse ey sağduyu sahipleri! Allah'tan sakınınız ki felah bulasınız.
İki Farklı İnsan Tipi ve Tevhit İnancı (16/75, 76)
Kur'an-ı Kerim'deki en çarpıcı temsili anlatım örneklerindendir. Bu ayetlerde Yüce Allah, iki farklı insan tipini karşılaştırarak tevhid inancını pekiştirir ve insan aklına hitap eder:
Nahıl-75: Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi örnek verir. Bunlar hiç bir olur mu? Hamt, Allah içindir fakat onların çoğu bilmiyor.
Nahıl-76: Allah, iki adamı da örnek verdi: “Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderilse olumlu bir sonuç alamaz. İşte bu (kişi), adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile bir olur mu?”
Zümer-29: Allah, birbiriyle didişip duran ortaklara ait bir adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir adamı örnek verdi. Bu ikisinin durumu hiç bir olur mu? Hamt, Allah içindir fakat onların çoğu bilmiyor.
Allah Hakkında Örnek Vermek (16/74):
Hiçbir şey, hiçbir kimse Allah’a benzemez; benzetilemez.
Allah, hiçbir şeye, hiçbir kimseye benzemez; benzetilemez.
Nahıl-74 ayeti, Allah ile başka şeyler arasında benzetme yoluyla misal vermeyi yasaklamıştır. Bu yasağa kayıtsız kalanlar;
“Bir hükümdarın hatta bir valinin makamına çat kapı girilemiyorsa aracısız Allah’ın huzuruna nasıl çıkarsın?” derler.
Veya;
“Baraj elektriğine bir ampulü doğrudan bağlamak nasıl mümkün değilse Allah’a da aracısız bağlanmak mümkün değildir.” derler.
Gibi…
Ne derlerse desinler, sözün en güzelini Allah söyler:
Nahıl-74: Allah hakkında örnekler vermeyin! Kuşkusuz ki Allah bilir, siz bilemezsiniz.
Şûra-11: "O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Size kendi cinsinizden eşler, hayvanlarınıza kendi cinsinden eşler kıldı. Bu yolla sizi çoğaltıyor. Ona benzeyen hiçbir şey yoktur. O, işitendir görendir."
İhlas-4: Ve onun eşi benzeri yoktur.
Son Söz: Kur'an-ı Kerim'deki örneklendirme ve karşılaştırmalar, beliğ ve fasih sözler olmanın ötesinde, insanı taklitten tahkike (araştırarak inanmaya) ulaştırmayı hedefleyen ilahî birer eğitim yöntemidir.