Kur’an’da Şefaat Kavramı

Kur’an’da şefaatle ilgili( ش ف ع ) kök harflerinden türemiş 31 kelime geçiyor. Bu kelimelerden beşi dünya ile ilgili. Bunlardan biri Fecr-3’te dördü ise Nisa-85’te yer almış. Bu bilgiler ışığında şefaati ikiye ayırmak mümkün:

A) DÜNYADA ŞEFAAT B) AHİRETTE ŞEFAAT

A) DÜNYADA ŞEFAAT (ARACILIK)

Nisa 854 : 85

مَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُنْ لَهُ نَص۪يبٌ مِنْهَاۚ وَمَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُنْ لَهُ كِفْلٌ مِنْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ مُق۪يتًا

Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.

B) AHİRETTE ŞEFAAT

KUR’AN’DA AHİRETLE İLGİLİ ÜÇ ÇEŞİT ŞEFAATTEN SÖZ EDİLİR:

  1. 1ALLAH’IN ŞEFAATİ
  2. 2MELEKLERİN ŞEFAATİ (GÖREVLENDİRİLMESİ)
  3. 3İNSANLARIN (GERÇEKLEŞMEYECEK) ŞEFAATİ

1- ALLAH’IN ŞEFAATİ

Zümer 4339 : 43

اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُفَعَٓاءَۜ قُلْ اَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَعْقِلُونَ ﴿٤٣﴾ قُلْ لِلّٰهِ الشَّفَاعَةُ جَم۪يعًاۜ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Yoksa Allah'ın yanı sıra şefaatçiler mi edindiler? “Onlar bir şeye malik olmasalar ve akıl etmeseler de mi?..

Zümer 4439 : 44

Şefaat, tamamıyla Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü onundur. Sonra ona geri döndürüleceksiniz.” de.

Secde 432 : 4

اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَف۪يعٍۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ

O Allah ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattı. Sonra arşa istiva etti. Sizin ondan başka veliniz ve şefaatçiniz yoktur. Hâlâ öğüt almaz mısınız?

قُلْ لَٓا اَقُولُ لَكُمْ عِنْد۪ي خَزَٓائِنُ اللّٰهِ وَلَٓا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَٓا اَقُولُ لَكُمْ اِنّ۪ي مَلَكٌۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُۜ اَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ۟ ﴿٥٠﴾ وَاَنْذِرْ بِهِ الَّذ۪ينَ يَخَافُونَ اَنْ يُحْشَرُٓوا اِلٰى رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ وَلِيٌّ وَلَا شَف۪يعٌ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿٥١﴾

"Ben size 'Allah'ın hazineleri yanımdadır' demiyorum. Gaibi de bilmiyorum. Size benim melek olduğumu da söylemiyorum. Sadece bana vahyedilene uyuyorum." de. "Görmeyenle gören bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?" de.

Enam 50, 516 : 50, 51

Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar için ondan başka veli ve şefaatçi yoktur, belki sakınırlar.

Enam 706 : 70

وَذَرِ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِه۪ٓ اَنْ تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْۗ لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيٌّ وَلَا شَف۪يعٌۚ وَاِنْ تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَا يُؤْخَذْ مِنْهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اُبْسِلُوا بِمَا كَسَبُواۚ لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَم۪يمٍ وَعَذَابٌ اَل۪يمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ۟ ﴿٧٠﴾

Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete düşmemesi için Kur'an ile öğüt ver! Onun için Allah’tan başka hiçbir veli ve şefaatçi yoktur. (Bir nefis), bütün varını fidye olarak verse yine de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıkları (günahlar) yüzünden (mahşerde) alıkonulmuş olacaklardır. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.

Bu bölümdeki dört ayette de “Allah’tan başka şefaatçi yoktur.” hükmü kesin bir dille ortaya konulmuş. Bu hükmün peşinden, ne ayetin içinde ne de bir sonraki ayette, istisna bildirilmemiş.

2- MELEKLERİN ŞEFAATİ (GÖREVLENDİRİLMESİ)

Enbiya 26–2821 : 26–28

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَدًا سُبْحَانَهُۜ بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَۙ ﴿٢٦﴾ لَا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِاَمْرِه۪ يَعْمَلُونَ ﴿٢٧﴾ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَۙ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِه۪ مُشْفِقُونَ ﴿٢٨﴾

26. (Müşrikler) “Rahman (olan Allah, melekleri) çocuk edindi!” dediler. (Haşa!) O yücedir. Aksine (melekler) ikram edilmiş kullardır.

27. Ondan (emir almadan) önce konuşmaz, sadece onun emriyle iş yaparlar.

28. O, onların (meleklerin) geleceklerini de geçmişlerini de bilir. (Melekler) (Allah’ın) razı olduğundan başkasına şefaat edemezler. Onlar (Rablerinden) haşyetle tir tir titrerler!

İsra 4017 : 40

اَفَاَصْفٰيكُمْ رَبُّكُمْ بِالْبَن۪ينَ وَاتَّخَذَ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ اِنَاثًاۜ اِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلًا عَظ۪يمًا۟

Rabbiniz erkek çocukları size seçip ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük (ve çirkin) bir söz söylüyorsunuz.

İnfitar 1082 : 10

وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظ۪ينَۙ ﴿١٠﴾ كِرَامًا كَاتِب۪ينَۙ ﴿١١﴾ يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ ﴿١٢﴾

Oysa sizin üzerinizde görüp gözetenler (melekler) var.

İnfitar 1182 : 11

(Onlar) kerim yazıcılar.

İnfitar 1282 : 12

(Onlar) yaptıklarınızı bilirler.

Necm 2653 : 26

وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْن۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْضٰى

Göklerde nice melek vardır ki onların şefaatleri bir işe yaramaz. Ancak Allah’ın dilediği ve razı olduğuna (inananlara) izin vermesinden sonraki durum hariç.

(Necm-26, meleklerin şefaatinden açıkça söz eden bir ayettir. Bu ayette ‘Allah’ın dilediği ve razı olduğuna (inananlara) melekler şefaat edecektir.’ Hükmü çok açık bir şekilde ortaya konulmuştur.)

Meryem 8719 : 87

لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْدًاۢ

O gün Rahman’ın katında söz alandan (meleklerden) başkaları şefaate sahip olamayacaklardır.

Taha 108–11020 : 108–110

يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُۚ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْسًا ﴿١٠٨﴾ يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا ﴿١٠٩﴾ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُح۪يطُونَ بِه۪ عِلْمًا ﴿١١٠﴾

108. O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (melek) uyarlar. Sesler, Rahman’ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.

109. O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati (meleklerin yardımı) fayda vermez.

110. O onların (meleklerin) geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onların (meleklerin) bilgisi ise Rahman’ı kuşatamaz.

اَللّٰهُ يَصْطَف۪ي مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلًا وَمِنَ النَّاسِۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌۚ ﴿٧٥﴾ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ ﴿٧٦﴾

75. Allah meleklerden de insanlardan da elçiler seçer. Şüphesiz Allah duyandır, görendir.

76. O, onların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.

Hac 75, 7622 : 75, 76

(Hac suresinin bu ayetlerinde şefaat sözü geçmiyor.)

Bakara 2552 : 255

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ

Allah, ondan başka tanrı yoktur; o, haydır, kayyumdur. Onun uykusu da gelmez, o uyuklamaz da. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi onundur. İzni olmadan onun katında kim şefaat edebilir? O onların (meleklerin) geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onlar (melekler), onun ilminden dilediği kadarından fazla bir şeyi kuşatamaz. Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları gözetlemek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Sebe 2334 : 23

وَلَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُٓ اِلَّا لِمَنْ اَذِنَ لَهُۜ حَتّٰٓى اِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَاۙ قَالَ رَبُّكُمْۜ قَالُوا الْحَقَّۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ

Onun (Allah'ın) huzurunda şefaat de fayda vermez. Ancak izin verdiğininki (görevli meleklerin yardımı) müstesna. Nihayet (inananların) kalplerinden dehşet giderildiği zaman (melekler) "Rabbiniz ne dedi?" derler. (inananlar da) "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüce ve büyüktür.

Yunus 310 : 3

اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ مَا مِنْ شَف۪يعٍ اِلَّا مِنْ بَعْدِ اِذْنِه۪ۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Rabb'iniz, o Allah'tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı; sonra arşa istiva etti. Bütün işlere yasalarını koydu. Onun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. İşte bu Rabb'iniz olan Allah'tır. Ona kulluk edin. Hâlâ öğüt almaz mısınız?

Mümin 1840 : 18

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِم۪ينَۜ مَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ حَم۪يمٍ وَلَا شَف۪يعٍ يُطَاعُۜ

Onları yaklaşan güne karşı uyar. (O gün) yürekler ağza gelir, yutkunur dururlar. (O gün) zalimler için ne candan bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi (melek) vardır.

Müddessir 47, 4874 : 47, 48

حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَق۪ينُۜ ﴿٤٧﴾ فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِع۪ينَۜ ﴿٤٨﴾

Nihayet yakin (kesin bilgi, ölüm) geldi çattı. Artık şefaatçilerin şefaati (görevli meleklerin yardımı) onlara (mücrimlere 74/41) fayda vermez.

Her şeyi görüp gözeten Rabb’imiz (34/SEBE-21), dünyada insanlar üzerinde gözcü (bekçi) olmak üzere melekleri görevlendirmiştir:

Tarık 486 : 4

اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۜ

Üzerinde bir gözcü (melek) olmayan hiçbir nefis yoktur.

Kaf 17, 1850 : 17, 18

اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَم۪ينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَع۪يدٌ ﴿١٧﴾ مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ ﴿١٨﴾

17. Hatırla ki (onun) sağında ve solunda oturan iki kaydedici (melek) kaydeder.

18. O hiçbir söz söylemez ki yanında bir denetçi hazır bulunmasın.

(Asıl denetçi olan Allah’tır: 4/NİSA-1, 33/AHZAB-52) (Aynı kökten murakıp kelimesi Türkçeye de geçmiştir.)

Nebiler dâhil hiçbir insan, başka insanların hayatlarının bekçisi (gözcüsü, denetçisi) değildir:

Enam 1046 : 104

قَدقَدْ جَٓاءَكُمْ بَصَٓائِرُ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنْ اَبْصَرَ فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ عَمِيَ فَعَلَيْهَاۜ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِحَف۪يظٍ ﴿١٠٤﴾

"Size Rabb’inizden açık deliller gelmiştir. Kim görürse yararı kendine, kim de kör olursa, kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim."

(Ayrıca bakınız. 4/NİSA-80, 6/ENAM-107, 42/ŞURA-48)

Dünyada gözcülük görevini yapan melekler Ahirette aynı kişilerin şahidi olacaklar:

Zuhruf 8643 : 86

وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَه۪يدٌ

Herkes yanında bir sevk edici ve bir şahit (melek) ile birlikte gelir. 50/KAF-21

Zuhruf 8643 : 86

وَلَا يَمْلِكُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Onun yanı sıra yalvardıkları varlıklar, şefaate sahip olamazlar. Ancak bilerek gerçeğe şahitlik eden (melek)ler hariç!..

Bu ayetlerdeki şehadet, şefaat gibi ahirette olacaktır.

Meleklerin (görevlendirildikleri kişilerle ilgili) şehadeti “Şahit olarak Allah yeter.” hükmüne de aykırı değildir. Ve ALLAH’IN ŞEHADETİ, MELEKLERİN ŞEHADETİNİ DE KAPSAR.

Ahirette inananlara yardım etme (şefaat) görevi yaratıcının iradesiz kulları olan meleklerindir.

Meleklerin şefaati “Allah’tan başka şefaatçi yoktur.” hükmüne de aykırı değildir.

Çünkü meleklerin kendiliklerinden bir şey yapmaya/söylemeye yetkileri yoktur: (21/27)

Bundan dolayı ALLAH’IN ŞEFAATİ, MELEKLERİN ŞEFAATİNİ DE KAPSAR.

Dünyada insanlar üzerinde bekçi, gözcü, denetçi, kaydedici olan meleklerdir.

Her bir insanla ilgili bu görevleri yapan melekler yine bu insanların ahirette şahitleri olacaklardır.

Bunlardan kendilerine şefaat izni verilenler ise inananların şahidi olan meleklerdir.

3- İNSANLARIN (GERÇEKLEŞMEYECEK) ŞEFAATİ

Yunus 1810 : 18

وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُفَعَٓاؤُ۬نَا عِنْدَ اللّٰهِۜ قُلْ اَتُنَبِّؤُ۫نَ اللّٰهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ

Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki «Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Haşa! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.»

Bakara 482 : 48

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْز۪ي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

Kimsenin, kimseden hiçbir şey gider(e)meyeceği, Kimseden bir şefaatin kabul görmeyeceği, Kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve kimsenin yardım da görmeyeceği bir günden sakının.

Bakara 1232 : 123

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْز۪ي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنْفَعُهَا شَفَاعَةٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

Kimsenin, kimseden hiçbir şey gider(e)meyeceği, Kimseden bir fidyenin kabul görmeyeceği, Kimseye şefaatin fayda vermeyeceği ve kimsenin yardım da görmeyeceği bir günden sakının.

Bakara 2542 : 254

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ ف۪يهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌۜ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Ey iman edenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden harcayın. Kâfirler ise zalimlerin ta kendileridir.

Bakara 2552 : 255

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ

Allah, ondan başka tanrı yoktur; O, haydır; kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi onundur. İzni olmadan onun katında kim şefaat edebilir? onların (meleklerin) önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, onun ilminden dilediği kadarından fazla bir şeyi kuşatamazlar. Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Enam 946 : 94

وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادٰى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَٓاءَ ظُهُورِكُمْۚ وَمَا نَرٰى مَعَكُمْ شُفَعَٓاءَكُمُ الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ اَنَّهُمْ ف۪يكُمْ شُرَكٰٓؤُ۬اۜ لَقَدْ تَقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنْكُمْ مَا كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ۟

Ant olsun ki sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Yaratılışınızda ortaklarımız sandığınız şefaatçilerinizi de yanınızda göremeyeceğiz. Ant olsun, aranız açılmış ve (tanrı) sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir.

Araf 537 : 53

هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا تَأْو۪يلَهُۜ يَوْمَ يَأْت۪ي تَأْو۪يلُهُ يَقُولُ الَّذ۪ينَ نَسُوهُ مِنْ قَبْلُ قَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۚ فَهَلْ لَنَا مِنْ شُفَعَٓاءَ فَيَشْفَعُوا لَنَٓا اَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ الَّذ۪ي كُنَّا نَعْمَلُۜ قَدْ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟

Onun tevilinden başkasına bakmazlar mı? Onun tevilinin geleceği gün, daha önce onu unutanlar, diyecekler ki “Gerçekten Rabb’imizin elçileri bize hakkı getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek şefaatçiler var mıdır? Veya geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını yapsak.” Gerçek şu ki onlar, kendilerini hüsrana uğratmışlardır, “uydurdukları varlıklar (ilahlar) da onları yüzüstü bırakmıştır.”*

Şuara 10026 : 100

فَمَا لَنَا مِنْ شَافِع۪ينَۙ

Artık bizim şefaatçilerimiz yok.

Rum 1330 : 13

وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ مِنْ شُرَكَٓائِهِمْ شُفَعٰٓؤُ۬ا وَكَانُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ كَافِر۪ينَ

Ortak koştukları da onlara şefaatçi olmayacaktır. Ortaklarını da yok sayacaklar.

Yasin 2336 : 23

ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنْقِذُونِۚ

“Ben, onun yanı sıra ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse onların şefaatinin bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar.”

(Allah, bir kişiyi cezalandırmak istediğinde bu cezayı kaldırabilecek biri var mıdır? Bu soruya bütün Müslümanlar “Hayır!..” der. Öyleyse hiçbir Müslüman’ın şefaatçiye ihtiyacı yoktur. Meleklerin şefaati ise Müslümanlara eşlik etmek şeklinde olacaktır.)

Nebe 37, 3878 : 37, 38

رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًاۙ ﴿٣٧﴾ يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّاۜ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ﴿٣٨﴾

37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabb’idir. O, rahmandır. O gün (insanlar) onun huzurunda konuşamazlar.

38. Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahman'ın izin verdiklerinden (melekler) başkaları konuşmazlar; konuşan (melek) da doğruyu söyler.


İÇİNDE ŞEFAAT SÖZÜ GEÇMEYEN (ŞEFAATLE İLGİLİ) AYETLERDEN BİR AYET:

Lokman 3331 : 33

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْز۪ي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِه۪ۘ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِه۪ شَيْـًٔاۜ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا۠ وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ

Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve hiçbir babanın oğlu adına bir şey ödeyemeyeceği oğlun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah'ın vaadi gerçektir. O hâlde dünya hayatı sizi aldatmasın, çok aldatıcı (şeytan) da sizi Allah hakkında aldatmasın.

SÖZÜN ÖZÜ:

Ahirette inananlara yardım etme (şefaat) görevi yaratıcının iradesiz kulları olan meleklerindir. Ve bu “Şefaat, tamamıyla Allah’ındır (39/44).” hükmüne de aykırı değildir.

Çünkü meleklerin kendiliklerinden bir şey yapmaya/söylemeye yetkileri yoktur:

Enbiya 2721 : 27

لَا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِاَمْرِه۪ يَعْمَلُونَ

Ondan (emir almadan) önce konuşmaz, sadece onun emriyle iş yaparlar.

Bundan dolayı ALLAH’IN ŞEFAATİ, MELEKLERİN ŞEFAATİNİ DE KAPSAR.

Dünyada insanlar üzerinde bekçi, denetçi, yazıcı, kaydedici olan meleklerdir.

Her bir insanla ilgili bu görevleri yapan melekler yine bu insanların ahirette şahitleri olacaklardır.

Bunlardan kendilerine şefaat izni verilenler ise inananların şahidi olan meleklerdir.

Meleklerin şefaati ise şöyle gerçekleşecek:

Hesap Günü’nün zor şartlarında mü’minlere eşlik eden melekler onlara “hoş söz” söylerler:

Bunun için Sebe-23’e tekrar bakalım:

Sebe 2334 : 23

وَلَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُٓ اِلَّا لِمَنْ اَذِنَ لَهُۜ حَتّٰٓى اِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَاۙ قَالَ رَبُّكُمْۜ قَالُوا الْحَقَّۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ

Onun (Allah'ın) huzurunda şefaat de fayda vermez. Ancak izin verdiğininki (görevli meleklerin yardımı) müstesna. Nihayet (inananların) kalplerinden dehşet giderildiği zaman (melekler) "Rabbiniz ne dedi?" derler. (inananlar da) "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüce ve büyüktür.