Kur’an Kıssalarının Kapsamını Genişletmek

Kur’an kıssaları konusunda da Kur’an’da verilen bilgilerle yetinmek gerekirken insanoğlu durmamış Kur’an’daki bir iki sayfalık bir kıssa metnini onlarca sayfaya çıkarmıştır. Hz. Yusuf ile ilgili Kur’an’da anlatılanlardan hareketle “Yusuf u Züleyha” adında hikâyeler yazılmış ve bunların, özünde, Allah’ın ‘kıssaların en güzeli’ (Ahsenü'l-Kasas) dediği Hz. Yusuf Kıssası ile de hâliyle bir bağı kalmamıştır.

Yine Hz. Musa ile ilgili ayetlerden de “Hızır” adında ölümsüz (ilahlaştırılmış) bir karakter ortaya çıkarılmış.

Neredeyse bütün Kur’an kıssaları ile ilgili kurmaca metinler oluşturulmuş ve bu metinler de Kur’an’ın saf ve duru bilgileriyle korunmayı öğrenememiş Müslüman zihinleri karmakarışık etmiştir.

Belki daha kolay ve daha iyi anlaşılsın diye Kur’an kıssalarına ekleme yapmayı ya da eklentili metinleri Kur’an’dan anlatıyormuş izlenimi vererek aktarmayı bir meslek edinmiş hocalara şu gerçeği bildirmek isterim:

“Kur’an’daki kıssaların tam doğru mesajlarını sadece Kur’an metinlerinden tam doğru olarak anlamak mümkündür.”

“Kur’an Kıssalarının Kapsamını Genişletme”yi Mağara Arkadaşları (Ashab-ı Kehif) Üzerinden Değerlendirmek

Mağara Arkadaşları (Ashab-ı Kehif) kıssası Kehif suresi 9-26. ayetleri arasında yer alır:

9- Yoksa sen mağara arkadaşlarının ve (onlar için yazılan) anıt kitabenin, sadece hayrette bırakan ayetlerimizden biri olduğunu mu düşünüyorsun?

10- Hani o gençler mağaraya sığınmış ve “Rabb’imiz! Katından bize bir rahmet ver ve işimizde bize bir çıkış yolu göster.” (demişlerdi.)

11- Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapatmıştık. (Onları uyutmuştuk.)

12- Sonra onların (mağarada) kaldıkları süreyi iki taraftan hangisinin daha iyi hesap ettiğini bilelim diye onları uyandırdık.

13- Biz sana onların kıssalarını bihakkın (eksik gedik bırakmadan) anlatıyoruz: Onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz de hidayetlerini ziyadeleştirmiştik.

14- Onların kalplerini sağlamlaştırdık. Kıyam ettiklerinde “Bizim Rabb’imiz, göklerin ve yerin Rabb’idir. Biz kesinlikle ondan başkasını ilah olarak tanımayız. Aksini söyleyecek olursak yemin olsun ki saçmalamış oluruz.” demişlerdi.

15- “Şu bizim toplumumuz… Allah'tan başka tanrılar edindiler. Bari bu tanrılar konusunda açık bir delil getirseler. Artık yalan sözler ile Allah’a iftira atandan daha zalim var mı?”

16- (İçlerinden biri şöyle demişti) “Madem ki siz onlardan ve onların Allah'ın dışında tapmakta oldukları varlıklardan uzak durdunuz, o hâlde mağaraya sığının ki Rabb’iniz size rahmetini yaysın ve işinizi sizin için kuvveden fiile çıkarsın.”

17- (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Allah, kimi hidayete erdirirse işte o, (doğru yolda) karar bulmuştur. Kimi de dalalete düşürürse artık onu irşat edecek bir veli bulamazsın.

18- Sen onları uyanık sanırdın. Oysa onlar uykudadırlar. Biz ise onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağara girişinde iki ayağını uzatmış yatıyordu. Bu durumlarını görseydin onlardan dehşete kapılır ve arkana bile bakmadan kaçardın.

19- Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden söz sahibi olan şöyle dedi: “Ne kadar kaldınız?” (Bir kısmı) “Bir gün ya da bir günden az…” dediler. (Diğerleri de) şöyle dedi: “Ne kadar kaldığınızı Rabb’iniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”

20- Çünkü onlar sizi derdest ederlerse taşa tutarlar veya kendi dinlerine döndürürler. O takdirde asla felah bulamazsınız."

21- Böylece, Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve Saat’ten kuşku olmadığını bilmeleri için (insanlara) onları buldurduk. Onların durumunu aralarında tartışıyorlardı. (Bazıları) "Üzerlerine bir bina yapın." dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onlardan itibar görenler de “Üstlerine mutlaka bir mescit yapmalıyız.” dediler.

22- "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri de köpekleridir." diyecekler. Yine "Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir." diyecekler. (Yaptıkları) gaibe taş atmaktır/ezbere konuşmaktır. (Bazıları da) "Yedi kişidirler, sekizincileri de köpekleridir" diyecekler. De ki "Onların sayılarını Rabb’im en iyi bilir. Pek az kimseden başkası onları bilmez." O hâlde, onlar hakkında açıkça ortaya konandan başka bir şeyi tartışma (Kur'an'da vahyolunanla yetin) ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.

23- Hiçbir şey hakkında, “Ben bunu yarın mutlaka yapacağım!” deme.

24- Ancak “Allah dilerse!” (de). Unuttuğun zaman, Rabb’ini hatırla ve de ki "Umulur ki Rabb’im bana, bundan daha kolay bir başarı yolunu açar."

25- (Bazıları şöyle dediler): “Onlar, mağaralarında üç yüz yıl kaldı ve (buna) dokuz (yıl) daha kattılar.”

26- De ki “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaibini bilmek ona aittir. O, ne güzel görür; o, ne güzel işitir! Onların, ondan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”

Mağara Arkadaşları, surenin 9. Ayetinde de değinildiği gibi diğer Kur'an kıssalarından farklı yönleri olan özgün bir kıssadır. Bu farklılıklar içinde en çarpıcı olanı da ‘Kur’an kıssalarının kapsamını genişletme’yi onaylamayan sözlerdir. Aşağıdaki ayette Allah, kapsam genişletme’yi onaylamadığı gibi bilgimiz olmayan konularda tartışmamızı ve başkalarına bir şey sormamızı da istemez:

  • Kehif-22: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri de köpekleridir." diyecekler. Yine "Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir." diyecekler. (Yaptıkları) gaibe taş atmaktır/ezbere konuşmaktır. (Bazıları da) "Yedi kişidirler, sekizincileri de köpekleridir" diyecekler. De ki "Onların sayılarını Rabb’im en iyi bilir. Pek az kimseden başkası onları bilmez." O hâlde, onlar hakkında açıkça ortaya konandan başka bir şeyi tartışma (Kur'an'da vahyolunanla yetin) ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.

Yaşanan Olay

Kur'an-ı Kerim bu olayı, tarihsel bir kronoloji olsun diye değil, insanlığa şu mesajları vermek için aktarır:

  • Ölümden Sonra Dirilişin Kanıtı: Bu kıssadaki gençlerin, yüzyıllar süren bir uykudan sonra sapasağlam uyanmaları, Allah'ın insanları öldükten sonra yeniden dirilteceğinin somut ve büyük bir nişanesidir. Uyandıklarında, uykularında sadece bir gün veya günün bir parçası kadar kaldıklarını sanırlar. İnsanlar, Diriliş gününde de birbirlerine benzer şeyler söyleyecekler. Bu yüzden bu kıssa için “Kur’an’ın diğer yerlerinde geçen ‘Saat ve Diriliş’ haberlerinin en somut, adeta ‘laboratuvar ortamında gösterilmiş’ bir provasıdır.” diyebiliriz.
  • İnanç Mücadelesi: Kıssa, içinde bulundukları toplumun zalim yönetimine başkaldıran ve yalnızca tek bir Allah'a inanıp ona sığınan bir grup genç mü’minin yaşantısıdır.
  • Hicret ve Sığınma: İnançlarını özgürce yaşama imkânı bulamamış bu gençler, dinlerini korumak adına Allah’tan rahmet umarak bir mağaraya sığınırlar.
  • Teslimiyet ve Tevekkül: Gençlerin her şeyi geride bırakıp sadece Allah'a sığınmaları ve ondan bir çıkış yolu (rüşd) dilemeleri, tam bir teslimiyet örneğidir.
  • Gençliğin Değeri: Kıssada hakkı ve hakikati savunmada gençlerin enerjisinin ve temiz inancının önemine dikkat çekilir.
  • Gaibe İman ve Tartışmalardan Kaçınma: Kur'an, gençlerin sayısı gibi Kur’an’da geçmeyen detaylar hakkında gereksiz tartışmalara girmemeyi "Onlar hakkında bir tartışmaya girme" uyarısıyla enerjiyi asıl mesaja vermeyi öğütler.
  • Mucizevi Uyku: Allah onların dualarını kabul eder, üzerlerine derin bir uyku verir. Ve onları bu mağarada üç yüz yıl kadar muhafaza eder. (Kaldıkları süreyi Allah en iyi bilir.) Bu süreçte fiziki zarar görmemeleri için güneşin ışığı mağaranın girişine göre ayarlanır ve sağa sola döndürülürler. Yanlarındaki köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatarak yatmaktadır.

Özetle

  • Kur’an kıssalarının kapsamını genişletmemek, vahyî sınırlara saygı göstermektir. Allah bir kıssada neyi ne kadar anlatmışsa, hidayet için o kadarı yeterlidir. Allah'ın ismini zikretmediği bir köpeğe isim koymaya çalışmak veya gençlerin sayısını sabitlemeye uğraşmak, Kur'an'ın Kehif suresinde bizzat yasakladığı tecessüs ve gereksiz tartışma tuzağına düşmektir. Mü’min fitne ve spekülasyondan uzak durarak kıssanın özündeki iman, hicret ve sabır mesajlarına odaklanmalıdır.
  • Diğer kıssalara mesajı: Olayın tam olarak hangi tarihte, hangi şehirde veya hangi kralın döneminde geçtiğine dair coğrafi ve tarihî detaylar Kur'an kıssalarında yer almaz. Kur'an kıssalarını okurken isimlere, tarihlere, sayılara veya coğrafi detaylara takılıp kalmak, kıssalarda verilen tevhit, inanç ve ahlakla ilgili asıl mesajları (ana düşünce) ıskalamaktır.