Ölüler İşitti mi?
“Sen, ölülere işittiremezsin!” ayetleri ve açık istiare üzerine
2018-2019 kışında, bir perşembe akşamı ilahiyatçı arkadaşlarla “Sen, ölülere işittiremezsin!” konusunu konuşuyorduk. O akşam -ilk o akşam aklıma gelen- bir yöntemle (teşbih sanatının özellikleri yöntemiyle) “Ölüler işitmez.” konusunu anlatmaya çalıştım. Bazı arkadaşlar, ikna olmamıştı sanki! Bugün o arkadaşları hayırla yad ediyorum.
ÖLÜLERE DUYURAMAYIZ
Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık hak üzeresin. 27/NEMİL-79
Gerçek şu ki sen ölülere de işittiremezsin, ters yüzüne dönüp giden sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı. 27/NEMİL-80
Ve sen, körleri de düştükleri dalaletten çekip hidayete erdirici değilsin. Sen sadece ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ve onlar da hemen teslim olurlar. 27/NEMİL-81
Aşağıdaki Rum-52, 53. ayetler, Nemil-80, 81. ayetlerin tekrarıdır:
Ant olsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgâr göndersek de onu (ekini) sararıp solmuş görseler ardından mutlaka küfranlık etmeye başlarlar. 30/RUM-51
Gerçek şu ki sen, ölülere de işittiremezsin; ters yüzüne dönüp giden sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı. 30/RUM-52
Ve sen, körleri de düştükleri dalaletten çekip hidayete erdirici değilsin. Sen sadece ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ve onlar da hemen teslim olurlar. 30/RUM-53
Görmeyenle gören bir olmaz. 35/FATIR-19
Karanlıklarla aydınlık da… 35/FATIR-20
Gölge ile sıcak da… 35/FATIR-21
Dirilerle ölüler de bir olmaz. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittirecek değilsin. 35/FATIR-22
Bu ayet gruplarının ortak konusu şudur: Kâfirlerin vahye kapalı olması.
Bu ayet gruplarındaki ortak mesaj (ana düşünce) şudur: Birer yaşayan ölü olan kâfirler, vahyi işitmez; sen sadece ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.
Bu ayet gruplarında, mecazlı söz sanatlarından olan “açık istiare” sanatı vardır:
- Benzetilen: Ölüler, kabirlerde olanlar.
- Benzeyen: (Kâfirler)
- Benzetme yönü: İşitmemek.
Açık istiare: Benzetmenin iki temel unsurundan (güçlü unsur olan) benzetilenin bulunduğu söz sanatıdır.
Bu ayet gruplarından “Ölüler, kabirlerde olanlar, işitmez.” mesajını almak, anlam bilimi kurallarına uygun düşen bir çıkarımdır. Aslında böyle bir konunun izaha da ihtiyacı yoktur.
Fakat çok sayıda ilahiyatçı “Nebi (as)’ın Bedir Savaşı sonrası, içinde müşrik ölülerinin bulunduğu kuyuya seslenmesi”ni delil gösterip tersini “Ölüler, kabirlerde olanlar, işitir.” tezini savunuyor.
Ben, (rivayetlerle ayetleri değiştiren) bu ilahiyatçılar da dâhil bütün Müslümanlara şunları söylemek istiyorum:
Bütün öğretici metinleri -Kur’an da bir öğretici metindir- anlamada düz mantık işler. Hariçten bir sözle bir öğretici metni anlamaya çalışmak, akla ziyan bir iştir.
Başta YGS, birçok sınavda sorulan paragraf sorularında da aynı mantık çalışır.
Bu ilahiyatçıların, “Evet, bu ayetlerden “Ölüler işitmez.” anlamı çıkar.” diyerek önce bu Kur’an bilgisini teslim etmeleri daha iyi olurdu. Sonra da “Ancak şöyle de bir sahih rivayet var…” Devamında da ayetle rivayeti nasıl uzlaştırırlar (ben bilemem), elbette onu da kendileri bilir.
Buradaki açık istiare sanatı açısından da konuya açıklık getirelim:
“Adam, tavşan gibi havalara zıplayıp kaçmaya başladı.” cümlesinden “Tavşan zıplayamaz.” anlamını çıkarmak ne kadar yanlışsa söz konusu ayetlerden “Ölüler işitmez.” anlamını çıkarmak da o kadar yanlıştır. Çünkü benzetmede benzetilen, benzeyenden -benzetme yönü açısından- daha güçlüdür. Yani tavşan, adamdan daha iyi zıplar. Öbür türlü cümle baştan yanlış olurdu. Şunun gibi;
“Adam, fil gibi havalara zıplayıp kaçmaya başladı.”
ÖLÜLERİ DUYAMAYIZ
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Onlardan herhangi birilerinin varlığını hissediyor musun? Veya onlardan en küçük bir ses duyabiliyor musun? 19/MERYEM-98