أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Türkçe deyim

açıklık kazanmak

bir konu aydınlanmak, anlaşılır duruma gelmek

Kaynak: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

Kur’an’daki yeri

Her çizgi bir sure; kırmızı çizgiler deyimin geçtiği sureler.

1 · Fatiha 114 · Nas
  • 2 Bakara 259
  • 4 Nisa 115
  • 9 Tevbe 113–114

Deyimin geçtiği ayetler

Deyimin karşılığı Arapça metinde ve mealde kırmızı mürekkeple işaretlidir. Soluk ayetler bağlam içindir.

2/Bakara-259

اَوْ كَالَّذ۪ي مَرَّ عَلٰى قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَاۚ قَالَ اَنّٰى يُحْـي۪ هٰذِهِ اللّٰهُ بَعْدَ مَوْتِهَاۚ فَاَمَاتَهُ اللّٰهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۜ قَالَ كَمْ لَبِثْتَۜ قَالَ لَبِثْتُ يَوْماً اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالَ بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانْظُرْ اِلٰى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْۚ وَانْظُرْ اِلٰى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَانْظُرْ اِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْماًۜ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۙ قَالَ اَعْلَمُ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Yahut çatıları çökmüş, ıssız kalmış bir kasabaya uğrayan biri... Bu kişinin, “Allah bütün bunları, öldükten sonra nasıl diriltecek?” demesi üzerine Allah onu yüzyıl ölü (gibi) tuttu, sonra diriltti. “Ne kadar kaldın?” diye sordu. “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldım.” dedi. Allah “Hayır, yüz yıl kaldın. Anlamak için yiyeceğine, içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak!.. (kemikleri nasıl birbirinden ayrılmış). Senin bu durumunu da insanlara delil yaptık. Hele o kemiklere dikkat et, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz, sonra da onlara nasıl et giydiriyoruz!” demişti. Bütün bunlar açıklık kazandıktan sonra “Allah'ın her şeye kadir olduğunu artık çok iyi biliyorum.” demişti.

4/Nisa-115

وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدٰى وَيَتَّبِـعْ غَيْرَ سَب۪يلِ الْمُؤْمِن۪ينَ نُوَلِّه۪ مَا تَوَلّٰى وَنُصْلِه۪ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراً۟

Kendisi için doğru yol açıklık kazandıktan sonra, Resul’e kim karşı çıkar. Mü’minlerin yolundan başka bir yola gideni o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir!

9/Tevbe-113

مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِك۪ينَ وَلَوْ كَانُٓوا اُو۬ل۪ي قُرْبٰى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُمْ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ

(Kâfir olarak ölüp) onların cehennem ehli oldukları açıklık kazandıktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'tan) müşrikler için af dilemek ne nebi ne de inananlar için olur şey (iş) değil!

9/Tevbe-114

وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ اِلَّا عَنْ مَوْعِدَةٍ وَعَدَهَٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَـهُٓ اَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّٰهِ تَبَرَّاَ مِنْهُۜ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ لَاَوَّاهٌ حَل۪يمٌ

İbrahim'in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Onun Allah düşmanı olduğu kendisi için açıklık kazanınca, ondan uzaklaştı. Şu bir gerçek ki İbrahim, çok içli ve yumuşak huylu biriydi.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler.

Güncelleme: 4 Temmuz 2025 Paylaş: