أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

dile getirmek

dile getirmek Deyim 2) belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

6/Enam-46
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَخَذَ اللّٰهُ سَمْعَكُمْ وَاَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلٰى قُلُوبِكُمْ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَأْت۪يكُمْ بِهِۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ

De ki “Hiç aklınıza geldi mi? Eğer Allah işitme ve görme duyularınızı elinizden alır ve kalplerinize mühür basarsa onları size Allah’tan başka hangi ilah geri verebilir?” Bakın mesajlarımızı nasıl çok yönlü dile getiriyoruz ama hâlâ kale almıyorlar!

6/Enam-65
قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلٰٓى اَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَاباً مِنْ فَوْقِكُمْ اَوْ مِنْ تَحْتِ اَرْجُلِكُمْ اَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعاً وَيُذ۪يقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

De ki “Size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azap gönderme ya da sizi birbirinize düşürüp paramparça bir toplum hâline getirme gücü yalnızca onundur.” Bak, iyice kavrasınlar diye mesajlarımızı nasıl çok boyutlu dile getiriyoruz?

6/Enam-105
وَكَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ وَلِيَقُولُوا دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Böylece biz ayetlerimizi çok yönlü olarak dile getiriyoruz ki "Sen ders görmüşsün." desinler. Biz de kıymetini bilen bir topluluğa bunu açıkça bildirmiş olalım.

17/İsra-89
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۘ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُوراً

Ant olsun ki insanlar için bu Kur’an’da, her türlü örneği dile getirmişizdir. Buna rağmen insanların çoğu sadece küfürde diretti.

18/Kehif-54
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ لِلنَّاسِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ اَكْثَرَ شَيْءٍ جَدَلاً

Ant olsun ki bu Kur’an’da, insanlar için her türlü örneği dile getirmişizdir. Ve insan, (her mahluktan) daha fazla mücadelecidir.

18/Kehif-55
وَمَا مَنَعَ النَّاسَ اَنْ يُؤْمِنُٓوا اِذْ جَٓاءَهُمُ الْهُدٰى وَيَسْتَغْفِرُوا رَبَّهُمْ اِلَّٓا اَنْ تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ الْاَوَّل۪ينَ اَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ قُبُلاً

Kendilerine hidayet (Kur’an) geldiği zaman, insanların inanmalarına ve Rablerinden bağışlanma dilemelerine engel olan şey, ancak öncekilerin başlarına gelenlerin kendilerine de gelmesini yahut azabın açıkça göz önüne konmasını beklemeleridir.

18/Kehif-56
وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّا مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَۚ وَيُجَادِلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُٓوا اٰيَات۪ي وَمَٓا اُنْذِرُوا هُزُواً

Biz, elçileri sadece müjde vericiler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfirler ise hakkı, batılla yürürlükten kaldırmak için mücadele veriyorlar. Ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyi de alaya alıyorlar.

46/Ahkaf-27
وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُمْ مِنَ الْقُرٰى وَصَرَّفْنَا الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Ant olsun ki biz çevrenizdeki şehirleri helak ettik. Olur a! Dönerler diye de onlara ayetlerimizi çok yönlü şekilde dile getirdik.

46/Ahkaf-28
فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ قُرْبَاناً اٰلِهَةًۜ بَلْ ضَلُّوا عَنْهُمْۚ وَذٰلِكَ اِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ

Allah'ı bırakıp da (Allah'a) yakınlık sağlamak üzere ilah edindikleri şeyler onlara yardım etselerdi ya!.. Aksine onlardan (uzaklaşıp) kayboldular. Bu onların yalanları ve uydurup durdukları şeydir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 10.07.2026
Paylaş: