أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

hayrette bırakmak

hayrette bırakmak Deyim şaşmasına sebep olmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

18/Kehif-9
اَمْ حَسِبْتَ اَنَّ اَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّق۪يمِ كَانُوا مِنْ اٰيَاتِنَا عَجَباً

Yoksa sen mağara arkadaşlarının ve (onlar için yazılan) anıt kitabenin, bizim (bütün bu) ayetlerimizden daha mı hayrette bırakıcı olduğunu düşünüyorsun?

18/Kehif-10
اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً

O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, şöyle demişlerdi: 'Rabb’imiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl).

18/Kehif-63
قَالَ اَرَاَيْتَ اِذْ اَوَيْنَٓا اِلَى الصَّخْرَةِ فَاِنّ۪ي نَس۪يتُ الْحُوتَۘ وَمَٓا اَنْسَان۪يهُ اِلَّا الشَّيْطَانُ اَنْ اَذْكُرَهُۚ وَاتَّخَذَ
Bu kelime "gözden kaybolmak " deyiminde vurgulanmış
سَب۪يلَهُ
Bu kelime "gözden kaybolmak " deyiminde vurgulanmış
فِي الْبَحْرِۗ عَجَباً

Gördün mü?.. Hani biz kayanın dibinde mola vermiştik ya, işte orada balığı unutmuşum. Onu bana mutlaka şeytan unutturdu. Hayrette bırakacak bir şekilde o (balık) da denizde gözden kaybolmuş, dedi.

72/Cin-1
قُلْ اُو۫حِيَ اِلَيَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰناً عَجَباًۙ

De ki "Bana vahyolunduğuna göre cinlerden bir grup (Kur'an'ı) dinlediler ve şöyle dediler: "Doğrusu biz hayrette bırakan bir Kur'an dinledik.”

72/Cin-2
يَهْد۪ٓي اِلَى الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِه۪ۜ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَٓا اَحَداًۙ

(O) hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Bundan böyle Rabb’imize asla hiç kimseyi ortak koşmayacağız.

72/Cin-3
وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَداًۙ

Muhakkak ki Rabb’imizin şanı pek yücedir. O ne bir eş ne de çocuk edinmiştir.

72/Cin-4
وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَف۪يهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطاًۙ

Doğrusu bizim beyinsizlerimiz, Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.

72/Cin-5
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۙ

Oysa biz insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan söylemeyeceklerini sanmıştık.

72/Cin-6
وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقاًۙ

İnsanlardan bazıları, cinlerden bazılarına sığınırlardı; bu da onların azgınlıklarını artırırdı.”

72/Cin-7
وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَداًۙ

Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.

72/Cin-8
وَاَنَّا لَمَسْنَا
Bu kelime "kolaçan etmek " deyiminde vurgulanmış
السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَساً شَد۪يداً وَشُهُباًۙ

Ve (yine cinler şöyle dediler): “Doğrusu biz semayı kolaçan ettik. Ama onu şedit bekçilerle ve (yakıcı) ışınlarla dolu bulduk.

72/Cin-9
وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِۜ
Bu kelime "duyum almak " deyiminde vurgulanmış
فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَاباً رَصَداًۙ

Oysa biz, duyum almak için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa (hemen) kendisini izleyen bir alev topuyla karşılaşıyor.’

72/Cin-10
وَاَنَّا لَا نَدْر۪ٓي اَشَرٌّ اُر۪يدَ بِمَنْ فِي الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَداًۙ

Bu yüzden “Yeryüzündekiler için şer mi isteniyor yoksa Rabb’imiz bir hayır mı diliyor?" biz bilemeyiz.

72/Cin-11
وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَۜ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَداًۙ

Bizden salih olanlar da var, bunun aşağısında olanlar da… Biz, çeşit çeşit yollara ayrılmış gruplardık.

72/Cin-12
وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ
Bu kelime "acze düşmek " deyiminde vurgulanmış
نُعْجِزَ
Bu kelime "acze düşmek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ
Bu kelime "elinden kurtulmak" deyiminde vurgulanmış
نُعْجِزَهُ
Bu kelime "elinden kurtulmak" deyiminde vurgulanmış
هَرَباًۙ

Şu gerçeği şüphesiz anladık ki biz yeryüzünde Allah'ı acze düşüremeyeceğiz, (başka yere) kaçıp elinden de kurtulamayacağız.

72/Cin-13
وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِه۪ۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّه۪ فَلَا يَخَافُ بَخْساً وَلَا رَهَقاًۙ

Ve biz doğruluğa ileteni (Kur'an’ı) duyunca ona iman ettik. Kim Rabb’ine iman ederse (sevabının) eksik verilmesinden de haksızlığa uğratılmaktan da korkmaz.

72/Cin-14
وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَۜ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو۬لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَداً

Bizden Müslümanlar da var, haksızlık edenler (doğru yoldan sapanlar) de... Kimler Müslüman olmuşsa işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.

72/Cin-15
وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَباًۙ

Haksızlık edenler ise cehennem için odun olmuşlardır."

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 23.03.2026
Paylaş: