أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

kulağı ağır işitmek

kulağı ağır işitmek Deyim kulağı iyi işitmemek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

41/Fussilet-5
وَقَالُوا قُلُوبُنَا ف۪ٓي اَكِنَّةٍ مِمَّا تَدْعُونَٓا اِلَيْهِ وَف۪ٓي اٰذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنْ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَاعْمَلْ
Bu kelime "işine bak! " deyiminde vurgulanmış
اِنَّـنَا عَامِلُونَ

Dediler ki "Bizi kendisine davet ettiğiniz şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımız da ağır işitir. Bizimle senin aranda da bir perde var. Haydi, sen işine bak! Biz de işimize!..”

41/Fussilet-40
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ
Bu kelime "hedef saptırmak " deyiminde vurgulanmış
ف۪ٓي اٰيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَاۜ اَفَمَنْ يُلْقٰى فِي النَّارِ خَيْرٌ اَمْ مَنْ يَأْت۪ٓي اٰمِناً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِعْمَلُوا مَا شِئْتُمْۙ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Ayetlerimiz konusunda hedef saptıranlar bize gizli kalmazlar. Öyleyse ateşe atılan mı daha hayırlıdır yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın. O, yaptıklarınızı görmektedir.

41/Fussilet-41
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّهُ لَكِتَابٌ عَز۪يزٌۙ

Kendilerine zikir (Kur’an) geldiğinde onu görmezlikten geldiler. Halbuki o, aziz bir kitaptır.

41/Fussilet-42
لَا يَأْت۪يهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ
Bu kelime "önünü kesmek " deyiminde vurgulanmış
وَلَا مِنْ خَلْفِه۪ۜ تَنْز۪يلٌ مِنْ حَك۪يمٍ حَم۪يدٍ

Batıl onun ne önünü kesebilir ne de arkasından erişebilir. O, hükmünde tam isabet eden ve hamdedilenden indirilmedir.

41/Fussilet-43
مَا يُقَالُ لَكَ اِلَّا مَا قَدْ ق۪يلَ لِلرُّسُلِ مِنْ قَبْلِكَۜ اِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ اَل۪يمٍ

Sana söylenenler, senden önceki resullere de söylenmiştir. Rabb’in hem mağfiret sahibidir hem de can yakıcı bir ikap sahibidir.

41/Fussilet-44
وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰناً اَعْجَمِياًّ لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُۜ ءَاَۭۘعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّۜ قُلْ هُوَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌۜ وَالَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًىۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ۟

Onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, "Ayetleri açıklanmalı (anlaşılır olmalı) değil miydi? Araba yabancı bir dille mi (hitab edilir)?" derlerdi. De ki "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanlara gelince onların kulakları ağır işitir ve o (Kur'an) onlara bir körlüktür. Onlara (sanki) uzak bir yerden sesleniliyor.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 10.06.2026
Paylaş: