أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

son vermek

son vermek Deyim bitirmek, sona erdirmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-192
فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Eğer onlar savaşa son verirlerse muhakkak ki Allah gafurdur, Rahîmdir.

2/Bakara-193
وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ لِلّٰهِۜ فَاِنِ انْتَهَوْا فَلَا عُدْوَانَ اِلَّا عَلَى الظَّالِم۪ينَ

Hem bir fitne kalmayıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. (Saldırılarına) son verirlerse düşmanlık ancak zalimlere karşıdır.

2/Bakara-275
اَلَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُٓوا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواۜ فَمَنْ جَٓاءَهُ مَوْعِظَةٌ
Bu kelime "öğütte bulunmak" deyiminde vurgulanmış
مِنْ رَبِّه۪ فَانْتَهٰى فَلَهُ مَا سَلَفَۜ وَاَمْرُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ وَمَنْ عَادَ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Riba yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka kalkmazlar. Bu, onların “Alım satım da ancak faiz gibidir.” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, ribayı yasak etmiştir. Kime Rabb’inden bir öğütte bulunulur da (ribaya) bir son verirse artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (geri) izine dönerse artık onlar, ateşin halkıdır; orada sürekli kalacaklardır.

4/Nisa-171
يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا
Bu kelime "yolu (yolunu) şaşırmak " deyiminde vurgulanmış
تَغْلُوا
Bu kelime "yolu (yolunu) şaşırmak " deyiminde vurgulanmış
ف۪ي د۪ينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ اِنَّمَا الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰيهَٓا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُۘ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌۜ اِنْتَهُوا خَيْراً لَكُمْۜ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌۢ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى
Bu kelime "kâfi gelmek " deyiminde vurgulanmış
بِاللّٰهِ وَك۪يلاً۟

Ey kitap ehli! Dininizde yolunuzu şaşırmayın ve Allah hakkında sadece hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın elçisi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve elçilerine iman edin. “(Allah) üçtür” demeyin. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki ve yerdeki her şey onundur. Vekil olarak Allah kâfi gelir!

5/Maide-73
لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ ثَالِثُ ثَلٰثَةٍۢ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّٓا اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ وَاِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

“Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa tek bir ilah vardır, başka ilah yoktur. Bu dediklerine son vermezlerse elbette onlardan küfranlık edenlere can yakıcı bir azap dokunacaktır.

5/Maide-74
اَفَلَا يَتُوبُونَ اِلَى اللّٰهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Hâlâ Allah'a tevbe edip mağfiret dilemeyecekler mi? Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

8/Enfal-38
قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَۚ وَاِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْاَوَّل۪ينَ

İnkâr edenlere söyle. Eğer yaptıklarına son verirlerse geçmiş günahları bağışlanacaktır. Yaptıklarına devam ederlerse daha öncekilere geçmişte ne yapıldığı bellidir.

8/Enfal-39
وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ كُلُّهُ لِلّٰهِۚ فَاِنِ انْتَهَوْا فَاِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Hem bir fitne kalmayıp bütün din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. (Saldırılarına) son verirlerse kuşku yok ki Allah ne yaptıklarını görmektedir.

9/Tevbe-12
وَاِنْ نَكَثُٓوا
Bu kelime "andını bozmak" deyiminde vurgulanmış
اَيْمَانَهُمْ
Bu kelime "andını bozmak" deyiminde vurgulanmış
مِنْ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ فَقَاتِلُٓوا اَئِمَّةَ الْكُفْرِۙ اِنَّهُمْ لَٓا اَيْمَانَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنْتَهُونَ

Eğer antlaşmalarından sonra antlarını bozarlar ve dininize saldırırlarsa küfrün önderlerine karşı savaşın. Çünkü onlar yeminleri olmayan adamlardır. (Onlara karşı savaşırsanız) umulur ki (küfre) son verirler.

26/Şuara-116
قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ يَا نُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ
Bu kelime "taşa tutmak " deyiminde vurgulanmış
الْمَرْجُوم۪ينَۜ
Bu kelime "taşa tutmak " deyiminde vurgulanmış

Dediler ki "Ey Nuh! Eğer (buna) bir son vermezsen mutlaka taşa tutulacaksın.”

26/Şuara-117
قَالَ رَبِّ اِنَّ قَوْم۪ي كَذَّبُونِۚ

Dedi ki "Rabbim, kavmim beni yalanladı.

26/Şuara-118
فَافْتَحْ
Bu kelime "arayı açmak" deyiminde vurgulanmış
بَيْن۪ي وَبَيْنَهُمْ
Bu kelime "arayı açmak" deyiminde vurgulanmış
فَتْحاً وَنَجِّن۪ي وَمَنْ
Bu kelime "birlik olmak " deyiminde vurgulanmış
مَعِيَ
Bu kelime "birlik olmak " deyiminde vurgulanmış
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

“Benimle onların aramızı iyice aç. Beni ve benimle birlik olan mü'minleri kurtar.”

26/Şuara-119
فَاَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ
Bu kelime "birlik olmak " deyiminde vurgulanmış
مَعَهُ
Bu kelime "birlik olmak " deyiminde vurgulanmış
فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۚ

Böylece onu ve onunla birlik olanları yüklü bir gemide (taşıyarak) kurtardık.

26/Şuara-167
قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ
Bu kelime "sınır dışı etmek" deyiminde vurgulanmış
الْمُخْرَج۪ينَ
Bu kelime "sınır dışı etmek" deyiminde vurgulanmış

Dediler ki "Ey Lut! Eğer (buna) bir son vermezsen mutlaka sınır dışı edileceksin."

26/Şuara-168
قَالَ اِنّ۪ي لِعَمَلِكُمْ مِنَ
Bu kelime "öfkesi kabarmak " deyiminde vurgulanmış
الْقَال۪ينَۜ
Bu kelime "öfkesi kabarmak " deyiminde vurgulanmış

Dedi ki "Gerçekten sizin bu yaptıklarınızdan (iğreniyorum), öfkem kabarıyor.

96/Alak-14
اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىۜ

O, Allah'ın (kendisini) gördüğünü bilmiyor mu?

96/Alak-15
كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ۬ لَنَسْفَعاً
Bu kelime "gagasından yakalamak " deyiminde vurgulanmış
بِالنَّاصِيَةِۙ
Bu kelime "gagasından yakalamak " deyiminde vurgulanmış

Hayır! Buna son vermezse (alnından) gagasından yakalarız.

96/Alak-16
نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ

O yalancı, günahkâr alnından!..

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 12.05.2026
Paylaş: