أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

teslimiyet göstermek

teslimiyet göstermek Deyim birinin isteğini olduğu gibi kabul etmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-127
وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰه۪يمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰع۪يلُۜ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

İbrahim, İsmail'le birlikte Beyt’in duvarlarını yükseltirken (ikisi şöyle dua etmişlerdi:) “Rabbimiz! Bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, sen (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilensin.”

2/Bakara-128
رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَٓا اُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَۖ وَاَرِنَا
Bu kelime "erkân göstermek " deyiminde vurgulanmış
مَنَاسِكَنَا
Bu kelime "erkân göstermek " deyiminde vurgulanmış
وَتُبْ عَلَيْنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ

Rabb’imiz! Bizi sana teslimiyet gösterenler(den) kıl; neslimizden de teslimiyet gösterenler(den) bir ümmet (kıl)! Bize ibadetlerimiz için erkân göster; tövbemizi kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen tövbeleri çok kabul edensin; çok merhametlisin.

2/Bakara-131
اِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُٓ اَسْلِمْۙ قَالَ اَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Rabb’i ona "teslimiyet göster!" dediği zaman "Âlemlerin Rabb’ine teslimiyet gösterdim." demişti.

2/Bakara-136
قُولُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى وَمَٓا اُو۫تِيَ النَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْۚ لَا
Bu kelime "fark gözetmek " deyiminde vurgulanmış
نُفَرِّقُ
Bu kelime "fark gözetmek " deyiminde vurgulanmış
بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْۘ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ

“Biz Allah'a, bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene; Musa ve İsa'ya verilen ile nebilere Rabb’inden verilene iman ettik. Onların arasında bir fark gözetmeyiz. Biz ona teslimiyet gösterenleriz.” deyin.

3/Aliimran-80
وَلَا يَأْمُرَكُمْ اَنْ تَتَّخِذُوا الْمَلٰٓئِكَةَ وَالنَّبِيّ۪نَ اَرْبَاباًۜ اَيَأْمُرُكُمْ بِالْكُفْرِ بَعْدَ اِذْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ۟

O, melekleri ve nebileri Rab edinmenizi emretmez. Siz teslimiyet gösterdikten sonra, o size hiç küfrü emreder mi?

4/Nisa-64
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا لِيُطَاعَ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ جَٓاؤُ۫كَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَـوَّاباً رَح۪يماً

Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.

4/Nisa-65
فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتّٰى يُحَكِّمُوكَ ف۪يمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْۙ ثُمَّ لَا يَجِدُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَرَجاً مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْل۪يماً

Hayır öyle değil. Rabb’ine ant olsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem seçip sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslimiyet göstermedikçe iman etmiş olmazlar.

10/Yunus-84
وَقَالَ مُوسٰى يَا قَوْمِ اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُسْلِم۪ينَ

Musa dedi ki "Ey kavmim! Eğer siz Allah'a iman edip teslimiyet göstermişseniz artık sadece ona tevekkül edin."

10/Yunus-85
فَقَالُوا عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَاۚ رَبَّـنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ

Dediler ki “Biz Allah’a tevekkül ettik. Rabb’imiz, bizi zalim toplum için deneme konusu yapma.

10/Yunus-86
وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

Bizi kâfir kavimden rahmetinle kurtar.”

27/Nemil-31
اَلَّا
Bu kelime "üstün bulmak (görmek)" deyiminde vurgulanmış
تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ۟

"Bana karşı kendinizi üstün görmeyin ve teslimiyet göstererek bana gelin." diye (yazılı).

27/Nemil-38
قَالَ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَيُّكُمْ يَأْت۪ين۪ي بِعَرْشِهَا قَبْلَ اَنْ يَأْتُون۪ي مُسْلِم۪ينَ

(Süleyman) "Ey ileri gelenler! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce hanginiz onun (Melike’nin) tahtını bana getirebilir?" dedi.

27/Nemil-39
قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ
Bu kelime "güven duymak (beslemek) " deyiminde vurgulanmış

Cinlerden bir ifrit "Sen makamından kalkmadan önce ben onu sana getiririm. Gerçekten ben kendisine güven duyulacak güçlü biriyim." dedi.

27/Nemil-40
قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ
Bu kelime "göz kırpmak 1" deyiminde vurgulanmış
اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ
Bu kelime "göz kırpmak 1" deyiminde vurgulanmış
فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِراًّ عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي
Bu kelime "imtihana çekmek " deyiminde vurgulanmış
ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ
Bu kelime "(bir kimseye, bir şeye) ihtiyaç duymak " deyiminde vurgulanmış
كَر۪يمٌ

Kendisinde kitaptan bir ilim bulunan kişi "Sen göz kırpmadan ben onu sana getiririm." dedi. (Süleyman) onu yanına yerleşmiş hâlde görünce dedi ki "Bu Rabb’imin fazlındandır. Şükredecek miyim yoksa küfranlık (nankörlük) mı edeceğim diye beni imtihana çekmek için… Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Kim de küfranlık (nankörlük) ederse kuşkusuz ki Rabb’im hiçbir şeye ihtiyaç duymayandır, kerem sahibidir.

48/Fetih-16
قُلْ لِلْمُخَلَّف۪ينَ
Bu kelime "geri kalmak " deyiminde vurgulanmış
مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ
Bu kelime "davet etmek " deyiminde vurgulanmış
اِلٰى قَوْمٍ اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَۚ فَاِنْ تُط۪يعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْراً حَسَناًۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ
Bu kelime "azap vermek " deyiminde vurgulanmış
عَذَاباً اَل۪يماً

Bedevilerden (seferden) geri kalmış olanlara de ki “Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı davet edileceksiniz. Onlarla savaşırsınız veya onlar teslimiyet gösterirler. Eğer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız size can yakıcı bir azapla azap verir.

48/Fetih-17
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ
Bu kelime "yüz çevirmek" deyiminde vurgulanmış
يُعَذِّبْهُ
Bu kelime "azap vermek " deyiminde vurgulanmış
عَذَاباً اَل۪يماً۟

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Rasul’üne itaat ederse (Allah) onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse ona can yakıcı bir azapla azap verir.

68/Kalem-34
اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

Muttakiler için Rableri katında, Naim Cennetleri vardır.

68/Kalem-35
اَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِم۪ينَ كَالْمُجْرِم۪ينَۜ

(Allah’a) teslimiyet gösterenleri suçlularla bir mi tutacağız!

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 11.05.2026
Paylaş: