أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

toprak olmak

toprak olmak Deyim 1) ölümünün üzerinden çok zaman geçtiği için artık çürümüş olmak, toprağa karışmış olmak;

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

13/Rad-5
وَاِنْ تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ ءَاِذَا كُنَّا تُرَاباً ءَاِنَّا لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ الْاَغْلَالُ ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Eğer şaşacaksan asıl şaşılacak şey onların "Biz toprak olduğumuzda mı, biz mi yeniden yaratılacağız?" demeleridir. İşte onlar Rablerini görmezlikten gelenlerdir. İşte onlar boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar cehennemliktirler. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

27/Nemil-65
قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُۜ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ

De ki "Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse gaibi bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin farkında olmazlar.”

27/Nemil-66
بَلِ ادَّارَكَ عِلْمُهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ۠ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْهَا۠ بَلْ هُمْ مِنْهَا عَمُونَ۟

Doğrusu ahirete dair bilgileri yetersizdir. Doğrusu onlar bu konuda kuşku içindedirler, doğrusu bundan yana kördürler.

27/Nemil-67
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا ءَاِذَا كُنَّا تُرَاباً وَاٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ

Kâfirler dedi ki “biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi (diriltilip) çıkartılacakmışız?”

27/Nemil-68
لَقَدْ وُعِدْنَا هٰذَا نَحْنُ وَاٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ

“Gerçekten bu (dirilme), bize ve daha önce de atalarımıza vadolunmuştur. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”

37/Saffat-16
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

“Biz öldüğümüzde, toprak ve kemik olduğumuzda biz mi diriltileceğiz?”

37/Saffat-50
فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ

Birbirlerine dönüp soracaklar.

37/Saffat-51
قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّ۪ي كَانَ ل۪ي قَر۪ينٌۙ

İçlerinden biri, “Benim, bir arkadaşım vardı.” der.

37/Saffat-52
يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّق۪ينَ

Derdi ki ’Sen gerçekten tasdik edenlerden misin?

37/Saffat-53
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَد۪ينُونَ

Biz öldüğümüzde, toprak ve kemik olduğumuzda biz mi hesap vereceğiz?"

37/Saffat-54
قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ

“(Konuşan onun hâlini) görmek ister misiniz?” dedi.

37/Saffat-55
فَاطَّـلَعَ فَرَاٰهُ ف۪ي سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِ

(Kendisi de) bakar, onu ateşin ortasında görür.

37/Saffat-56
قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ
Bu kelime "az kaldı (kalsın)" deyiminde vurgulanmış
لَتُرْد۪ينِۙ

Tallahi! der: “Sen az kalsın beni de mahvedecektin.”

37/Saffat-57
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّ۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ

Rabb’imin nimeti olmasaydı muhakkak ben de (oraya) götürülenlerden olurdum.

50/Kaf-1
قٓ۠ وَالْقُرْاٰنِ الْمَج۪يدِۚ

Kâf. Şanı yüce Kur’an’a ant olsun.

50/Kaf-2
بَلْ عَجِبُٓوا
Bu kelime "hayrete (hayretlere) düşmek" deyiminde vurgulanmış
اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْـكَافِرُونَ هٰذَا شَيْءٌ عَج۪يبٌ

Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesinden hayrete düştüler de o kâfirler, “Bu, tuhaf bir şey!” dediler.

50/Kaf-3
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباًۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَع۪يدٌ

"Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecekmişiz)? Bu uzak bir dönüş (iddiasıdır)."

50/Kaf-4
قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ

Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.

50/Kaf-5
بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ
Bu kelime "kafası bulanmak " deyiminde vurgulanmış

Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi ise kafaları bulanmış bir hâldedirler.

50/Kaf-6
اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا
Bu kelime "süsleyip püslemek " deyiminde vurgulanmış
وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ

Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsleyip püsledik? Onun hiç bir çatlağı yok.

56/Vakıa-47
وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

“Biz öldüğümüzde, toprak ve kemik olduğumuzda biz mi diriltileceğiz?” diyorlardı.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 30.06.2026
Paylaş: