Kur’an’da Şefaat
Kur’an’da şefaat kavramının bağlam ve konu bütünlüğü içinde incelenmesi
Kur’an’da şefaatle ilgili (ش ف ع) kök harflerinden türemiş 31 kelime geçiyor. Bu kelimelerden beşi dünya ile ilgili. Bunlardan biri Fecr-3’te dördü ise Nisa-85’te yer almış. Bu bilgiler ışığında şefaati ikiye ayırmak mümkün:
- A) Dünyada Şefaat
- B) Ahirette Şefaat
A) Dünyada Şefaat (Aracılık)
Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir. 4/NİSA-85
B) Ahirette Şefaat
Kur’an’da ahiretle ilgili üç çeşit şefaatten söz edilir:
- Allah’ın şefaati
- Meleklerin şefaati (görevlendirilmesi)
- İnsanların (gerçekleşmeyecek) şefaati
1- Allah’ın Şefaati
Yoksa Allah'ın yanı sıra şefaatçiler mi edindiler? “Onlar bir şeye malik olmasalar ve akıl etmeseler de mi?.. 39/ZÜMER-43
Şefaat, tamamıyla Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü onundur. Sonra ona geri döndürüleceksiniz.” de. 39/ZÜMER-44
O Allah ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattı. Sonra arşa istiva etti. Sizin ondan başka veliniz ve şefaatçiniz yoktur. Hâlâ öğüt almaz mısınız? 32/SECDE-4
"Ben size 'Allah'ın hazineleri yanımdadır' demiyorum. Gaibi de bilmiyorum. Size benim melek olduğumu da söylemiyorum. Sadece bana vahyedilene uyuyorum." de. "Görmeyenle gören bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?" de.
Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar için ondan başka veli ve şefaatçi yoktur, belki sakınırlar. 6/ENAM-50, 51
Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete düşmemesi için Kur'an ile öğüt ver! Onun için Allah’tan başka hiçbir veli ve şefaatçi yoktur. (Bir nefis), bütün varını fidye olarak verse yine de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıkları (günahlar) yüzünden (mahşerde) alıkonulmuş olacaklardır. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır. 6/ENAM-70
Bu bölümdeki dört ayette de “Allah’tan başka şefaatçi yoktur.” hükmü kesin bir dille ortaya konulmuş. Bu hükmün peşinden, ne ayetin içinde ne de bir sonraki ayette, istisna bildirilmemiş.
2- Meleklerin Şefaati (Görevlendirilmesi)
26. (Müşrikler) “Rahman (olan Allah, melekleri) çocuk edindi!” dediler. (Haşa!) O yücedir. Aksine (melekler) ikram edilmiş kullardır.
27. Ondan (emir almadan) önce konuşmaz, sadece onun emriyle iş yaparlar.
28. O, onların (meleklerin) geleceklerini de geçmişlerini de bilir. (Melekler) (Allah’ın) razı olduğundan başkasına şefaat edemezler. Onlar (Rablerinden) haşyetle tir tir titrerler! 21/ENBİYA 26-28
Rabbiniz erkek çocukları size seçip ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük (ve çirkin) bir söz söylüyorsunuz. 17/İSRA-40
Oysa sizin üzerinizde görüp gözetenler (melekler) var. 82/İNFİTAR-10
(Onlar) kerim yazıcılar. 82/İNFİTAR-11
(Onlar) yaptıklarınızı bilirler. 82/İNFİTAR-12
Göklerde nice melek vardır ki onların şefaatleri bir işe yaramaz. Ancak Allah’ın dilediği ve razı olduğuna (inananlara) izin vermesinden sonraki durum hariç. 53/NECM-26
Necm-26, meleklerin şefaatinden açıkça söz eden bir ayettir. Bu ayette ‘Allah’ın dilediği ve razı olduğuna (inananlara) melekler şefaat edecektir.’ hükmü çok açık bir şekilde ortaya konulmuştur.
O gün Rahman’ın katında söz alandan (meleklerden) başkaları şefaate sahip olamayacaklardır. 19/MERYEM-87
108. O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (melek) uyarlar. Sesler, Rahman’ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
109. O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati (meleklerin yardımı) fayda vermez.
110. O onların (meleklerin) geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onların (meleklerin) bilgisi ise Rahman’ı kuşatamaz. 20/TAHA 108-110
75. Allah meleklerden de insanlardan da elçiler seçer. Şüphesiz Allah duyandır, görendir.
76. O, onların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
(Hac suresinin bu ayetlerinde şefaat sözü geçmiyor.) 22/HAC-75,76
Allah, ondan başka tanrı yoktur; o, haydır, kayyumdur. Onun uykusu da gelmez, o uyuklamaz da. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi onundur. İzni olmadan onun katında kim şefaat edebilir? O onların (meleklerin) geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onlar (melekler), onun ilminden dilediği kadarından fazla bir şeyi kuşatamaz. Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları gözetlemek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür. 2/BAKARA-255
Onun (Allah'ın) huzurunda şefaat de fayda vermez. Ancak izin verdiğininki (görevli meleklerin yardımı) müstesna. Nihayet (inananların) kalplerinden dehşet giderildiği zaman (melekler) "Rabbiniz ne dedi?" derler. (inananlar da) "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüce ve büyüktür. 34/SEBE-23
Rabb'iniz, o Allah'tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı; sonra arşa istiva etti. Bütün işlere yasalarını koydu. Onun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. İşte bu Rabb'iniz olan Allah'tır. Ona kulluk edin. Hâlâ öğüt almaz mısınız? 10/YUNUS-3
Onları yaklaşan güne karşı uyar. (O gün) yürekler ağza gelir, yutkunur dururlar. (O gün) zalimler için ne candan bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi (melek) vardır. 40/MÜ’MİN-18
Nihayet yakin (kesin bilgi, ölüm) geldi çattı. Artık şefaatçilerin şefaati (görevli meleklerin yardımı) onlara (mücrimlere 74/41) fayda vermez. 74/MÜDDESSİR-47, 48
Her şeyi görüp gözeten Rabb’imiz (34/SEBE-21), dünyada insanlar üzerinde gözcü (bekçi) olmak üzere melekleri görevlendirmiştir:
Üzerinde bir gözcü (melek) olmayan hiçbir nefis yoktur. 86/TARIK-4
17. Hatırla ki (onun) sağında ve solunda oturan iki kaydedici (melek) kaydeder.
18. O hiçbir söz söylemez ki yanında bir denetçi hazır bulunmasın. 50/KAF-17, 18
(Asıl denetçi olan Allah’tır: 4/NİSA-1, 33/AHZAB-52) (Aynı kökten murakıp kelimesi Türkçeye de geçmiştir.)
Nebiler dâhil hiçbir insan, başka insanların hayatlarının bekçisi (gözcüsü, denetçisi) değildir:
"Size Rabb’inizden açık deliller gelmiştir. Kim görürse yararı kendine, kim de kör olursa, kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim." 6/ENAM-104
(Ayrıca bakınız. 4/NİSA-80, 6/ENAM-107, 42/ŞURA-48)
Dünyada gözcülük görevini yapan melekler Ahirette aynı kişilerin şahidi olacaklar:
Herkes yanında bir sevk edici ve bir şahit (melek) ile birlikte gelir. 50/KAF-21
Onun yanı sıra yalvardıkları varlıklar, şefaate sahip olamazlar. Ancak bilerek gerçeğe şahitlik eden (melek)ler hariç!.. 43/ZUHRUF-86
Bu ayetlerdeki şehadet, şefaat gibi ahirette olacaktır.
Meleklerin (görevlendirildikleri kişilerle ilgili) şehadeti “Şahit olarak Allah yeter.” hükmüne de aykırı değildir. Ve ALLAH’IN ŞEHADETİ, MELEKLERİN ŞEHADETİNİ DE KAPSAR.
Ahirette inananlara yardım etme (şefaat) görevi yaratıcının iradesiz kulları olan meleklerindir.
Meleklerin şefaati “Allah’tan başka şefaatçi yoktur.” hükmüne de aykırı değildir. Çünkü meleklerin kendiliklerinden bir şey yapmaya/söylemeye yetkileri yoktur: (21/27)
Bundan dolayı ALLAH’IN ŞEFAATİ, MELEKLERİN ŞEFAATİNİ DE KAPSAR.
Dünyada insanlar üzerinde bekçi, gözcü, denetçi, kaydedici olan meleklerdir. Her bir insanla ilgili bu görevleri yapan melekler yine bu insanların ahirette şahitleri olacaklardır. Bunlardan kendilerine şefaat izni verilenler ise inananların şahidi olan meleklerdir.
3- İnsanların (Gerçekleşmeyecek) Şefaati
Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki «Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Haşa! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.» 10/YUNUS-18
Kimsenin, kimseden hiçbir şey gider(e)meyeceği
‘bir gün’
den sakının
Kimseden bir şefaatin kabul görmeyeceği
Kimseden bir fidyenin alınmayacağı
ve kimsenin yardım da görmeyeceği
2/BAKARA-48
Kimsenin, kimseden hiçbir şey gider(e)meyeceği, Kimseden bir şefaatin kabul görmeyeceği, Kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve kimsenin yardım da görmeyeceği bir günden sakının. 2/BAKARA-48
Kimsenin, kimseden hiçbir şey gider(e)meyeceği
‘bir gün’
den sakının
Kimseden bir fidyenin kabul görmeyeceği
Kimseye şefaatin fayda vermeyeceği
ve kimsenin yardım da görmeyeceği
2/BAKARA-123
Kimsenin, kimseden hiçbir şey gider(e)meyeceği, Kimseden bir fidyenin kabul görmeyeceği, Kimseye şefaatin fayda vermeyeceği ve kimsenin yardım da görmeyeceği bir günden sakının. 2/BAKARA-123
Ey iman edenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden harcayın. Kâfirler ise zalimlerin ta kendileridir. 2/BAKARA-254
Allah, ondan başka tanrı yoktur; O, haydır; kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi onundur. İzni olmadan onun katında kim şefaat edebilir? onların (meleklerin) önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, onun ilminden dilediği kadarından fazla bir şeyi kuşatamazlar. Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür. 2/BAKARA-255
Ant olsun ki sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Yaratılışınızda ortaklarımız sandığınız şefaatçilerinizi de yanınızda göremeyeceğiz. Ant olsun, aranız açılmış ve (tanrı) sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir. 6/ENAM-94
Onun tevilinden başkasına bakmazlar mı? Onun tevilinin geleceği gün, daha önce onu unutanlar, diyecekler ki “Gerçekten Rabb’imizin elçileri bize hakkı getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek şefaatçiler var mıdır? Veya geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını yapsak.” Gerçek şu ki onlar, kendilerini hüsrana uğratmışlardır, “uydurdukları varlıklar (ilahlar) da onları yüzüstü bırakmıştır.”* 7/ARAF-53
Artık bizim şefaatçilerimiz yok. 26/ŞUARA-100
Ortak koştukları da onlara şefaatçi olmayacaktır. Ortaklarını da yok sayacaklar. 30/RUM-13
“Ben, onun yanı sıra ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman, bana bir zarar dilerse onların şefaatinin bana hiçbir yararı olmaz. Onlar beni kurtaramazlar.” 36/YASİN-23
(Allah, bir kişiyi cezalandırmak istediğinde bu cezayı kaldırabilecek biri var mıdır? Bu soruya bütün Müslümanlar “Hayır!..” der. Öyleyse hiçbir Müslüman’ın şefaatçiye ihtiyacı yoktur. Meleklerin şefaati ise Müslümanlara eşlik etmek şeklinde olacaktır.)
37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabb’idir. O, rahmandır. O gün (insanlar) onun huzurunda konuşamazlar.
38. Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahman'ın izin verdiklerinden (melekler) başkaları konuşmazlar; konuşan (melek) da doğruyu söyler. 78/NEBE-37,38
İçinde şefaat sözü geçmeyen (şefaatle ilgili) ayetlerden bir ayet
Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve hiçbir babanın oğlu adına bir şey ödeyemeyeceği oğlun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah'ın vaadi gerçektir. O hâlde dünya hayatı sizi aldatmasın, çok aldatıcı (şeytan) da sizi Allah hakkında aldatmasın. 31/LOKMAN-33
Sözün Özü
Ahirette inananlara yardım etme (şefaat) görevi yaratıcının iradesiz kulları olan meleklerindir. Ve bu “Şefaat, tamamıyla Allah’ındır (39/44).” hükmüne de aykırı değildir.
Çünkü meleklerin kendiliklerinden bir şey yapmaya/söylemeye yetkileri yoktur:
Ondan (emir almadan) önce konuşmaz, sadece onun emriyle iş yaparlar. 21/ENBİYA-27
Bundan dolayı ALLAH’IN ŞEFAATİ, MELEKLERİN ŞEFAATİNİ DE KAPSAR.
Dünyada insanlar üzerinde bekçi, denetçi, yazıcı, kaydedici olan meleklerdir. Her bir insanla ilgili bu görevleri yapan melekler yine bu insanların ahirette şahitleri olacaklardır. Bunlardan kendilerine şefaat izni verilenler ise inananların şahidi olan meleklerdir.
Meleklerin şefaati ise şöyle gerçekleşecek
Hesap Günü’nün zor şartlarında mü’minlere eşlik eden melekler onlara “hoş söz” söylerler:
Bunun için Sebe-23’e tekrar bakalım:
Onun (Allah'ın) huzurunda şefaat de fayda vermez. Ancak izin verdiğininki (görevli meleklerin yardımı) müstesna. Nihayet (inananların) kalplerinden dehşet giderildiği zaman (melekler) "Rabbiniz ne dedi?" derler. (inananlar da) "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüce ve büyüktür. 34/SEBE-23