أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

canı çekmek

canı çekmek Deyim bir şeyi istemek, istek duymak, arzulamak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

16/Nahıl-56
وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَص۪يباً مِمَّا رَزَقْنَاهُمْۜ تَاللّٰهِ لَتُسْـَٔلُنَّ
Bu kelime "sorguya çekmek " deyiminde vurgulanmış
عَمَّا كُنْتُمْ تَفْتَرُونَ

Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a ant olsun ki iftira attığınız şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz!

16/Nahıl-57
وَيَجْعَلُونَ لِلّٰهِ الْبَنَاتِ سُبْحَانَهُۙ وَلَهُمْ مَا يَشْتَهُونَ

Onlar kızları (kendilerince) Allah’a yakıştırıyorlar. O bundan münezzehtir. Kendilerine ise canlarının çektiğini...

16/Nahıl-58
وَاِذَا بُشِّرَ اَحَدُهُمْ بِالْاُنْثٰى ظَلَّ
Bu kelime "yüzü karışmak (allak bullak olmak veya alabora olmak) " deyiminde vurgulanmış
وَجْهُهُ
Bu kelime "yüzü karışmak (allak bullak olmak veya alabora olmak) " deyiminde vurgulanmış
مُسْوَداًّ
Bu kelime "yüzü karışmak (allak bullak olmak veya alabora olmak) " deyiminde vurgulanmış
وَهُوَ كَظ۪يمٌۚ
Bu kelime "küplere binmek " deyiminde vurgulanmış

Onlardan birine kız müjdelendiği zaman yüzü karışır (kararır), küplere biner.

16/Nahıl-59
يَتَوَارٰى مِنَ الْقَوْمِ مِنْ سُٓوءِ مَا بُشِّرَ بِه۪ۜ اَيُمْسِكُهُ عَلٰى هُونٍ اَمْ يَدُسُّهُ فِي التُّرَابِۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ

Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı toplumundan gizlenir, onu aşağılanarak tutsun mu yoksa toprağa mı gömsün? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!

16/Nahıl-60
لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ مَثَلُ السَّوْءِۚ وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰىۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟
Bu kelime "hükmü geçmek (hüküm yürütmek)" deyiminde vurgulanmış

Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

21/Enbiya-101
اِنَّ الَّذ۪ينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنٰٓىۙ اُو۬لٰٓئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَۙ
Bu kelime "uzak kalmak " deyiminde vurgulanmış

Kendileri için katımızdan en güzeli takdir edilmiş olanlara gelince bunlar cehennemden uzak kalacaklardır.

21/Enbiya-102
لَا يَسْمَعُونَ حَس۪يسَهَاۚ وَهُمْ ف۪ي مَا اشْتَهَتْ اَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَۚ

Onlar cehennemin uğultusunu işitmezler. Onlar canlarının çektiği nimetler içinde sürekli kalırlar.

21/Enbiya-103
لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْاَكْبَرُ وَتَتَلَقّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ هٰذَا يَوْمُكُمُ الَّذ۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ

En büyük dehşet onları üzmez. Melekler onları “Bu, size vadedilen gününüzdür.” diye karşılarlar.

43/Zuhruf-69
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِم۪ينَۚ

Onlar, ayetlerimize iman etmiş ve Müslüman olmuşlardır.

43/Zuhruf-70
اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ اَنْتُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ

Siz ve eşleriniz cennete girin, (orada) ağırlanacaksınız..

43/Zuhruf-71
يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَاَكْوَابٍۚ وَف۪يهَا مَا تَشْتَه۪يهِ الْاَنْفُسُ وَتَلَذُّ
Bu kelime "(bir şeyden) zevk almak (duymak) " deyiminde vurgulanmış
الْاَعْيُنُۚ وَاَنْتُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَۚ

Orada canlarının çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey var. Ve siz orada sonsuza kadar kalacaksınız.

43/Zuhruf-72
وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ٓي اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

İşte yaptıklarınıza karşılık mirasçısı kılındığınız cennet budur.

43/Zuhruf-73
لَكُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ كَث۪يرَةٌ مِنْهَا تَأْكُلُونَ

Orada sizin için bolca meyveler vardır ve onlardan yersiniz.

52/Tur-19
كُلُوا
Bu kelime "yiyip içmek " deyiminde vurgulanmış
وَاشْرَبُوا
Bu kelime "yiyip içmek " deyiminde vurgulanmış
هَن۪ٓيـٔاً
Bu kelime "afiyet (afiyet şeker) olsun" deyiminde vurgulanmış
بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ

“Yiyip için; afiyet olsun. Bu, yaptıklarınıza karşılıktır.”

52/Tur-20
مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍۚ
Bu kelime "sıram sıram dizilmek " deyiminde vurgulanmış
وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ ع۪ينٍ

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak...” Bir de cennette onları kusursuz bakışlı temiz eşlerle denkleştirip eşleştireceğiz.

52/Tur-21
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِا۪يمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَٓا اَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَيْءٍۜ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَه۪ينٌ
Bu kelime "rehin almak " deyiminde vurgulanmış

İman edip nesilleri de imanda kendilerini izleyenler var ya, onların nesillerini kendilerine katmış ve kendi amellerinden bir şey eksiltmemişizdir. Her kişi kazandığına karşılık rehin alınmıştır.

52/Tur-22
وَاَمْدَدْنَاهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Onlara canlarının çektiği meyvelerden ve etten bol bol vermişizdir.

56/Vakıa-17
يَطُوفُ
Bu kelime "(birine) pervane olmak " deyiminde vurgulanmış
عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ

(Onların) etrafında ölümsüzlüğe kavuşturulmuş gençler pervane olacaklar.

56/Vakıa-18
بِاَكْوَابٍ وَاَبَار۪يقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ

(Ellerinde) kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle…

56/Vakıa-19
لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَۙ

Onlardan ne başları ağrıtılır ne de akılları giderilir.

56/Vakıa-20
وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَۙ

Bir de beğenip seçtikleri meyvelerle...

56/Vakıa-21
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ

Ve canlarının çektiği kuş etiyle (pervane olacaklar).

77/Mürselat-41
اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ

Sorumluluk alanlar (muttakiler) mutlaka gölgelerde ve pınar başlarında (olacaklar).

77/Mürselat-42
وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ

Canlarının çektiği bütün meyveler (vardır).

77/Mürselat-43
كُلُوا
Bu kelime "yiyip içmek " deyiminde vurgulanmış
وَاشْرَبُوا
Bu kelime "yiyip içmek " deyiminde vurgulanmış
هَن۪ٓيـٔاً
Bu kelime "afiyet (afiyet şeker) olsun" deyiminde vurgulanmış
بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

“Yiyip için; afiyet olsun. Bu, yaptıklarınıza karşılıktır.”

77/Mürselat-44
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Şüphesiz ki biz, muhsinleri işte böyle ödüllendiririz.

77/Mürselat-45
وَيْلٌ
Bu kelime "yazıklar olsun" deyiminde vurgulanmış
يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

Yazıklar olsun, o gün, yalanlayanlara!

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 07.06.2026
Paylaş: