أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

ileri sürmek

ileri sürmek Deyim 2) bir düşünceyi veya tasarıyı önermek, serdetmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

4/Nisa-59
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَأْو۪يلاً۟

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Rasul’e ve sizden olan yöneticilere itaat edin. Bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Rasul’e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir.

4/Nisa-60
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِه۪ۜ وَيُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ
Bu kelime "dalalete düşmek " deyiminde vurgulanmış
ضَلَالاً بَع۪يداً

Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutu reddetmekle emrolundukları hâlde onun önünde yargılanmak istiyorlar. Şeytan, onları, dalalet içinde dalalete düşürmek ister.

6/Enam-22
وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَم۪يعاً ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذ۪ينَ اَشْرَكُٓوا اَيْنَ
Bu kelime "nerede kaldı" deyiminde vurgulanmış
شُرَكَٓاؤُ۬كُمُ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

Hepsini bir araya toplayacağımız gün, şirk koşanlara da “Benim ortaklarım olduğunu ileri sürdükleriniz nerede kaldı?” deriz.

6/Enam-23
ثُمَّ لَمْ تَكُنْ فِتْنَتُهُمْ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا وَاللّٰهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشْرِك۪ينَ

Sonra "Rabb’imiz olan Allah'a yemin olsun ki biz Allah'a şirk koşanlar değildik!" demekten başka bir mazeret bulamazlar.

17/İsra-56
قُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِه۪ فَلَا يَمْلِكُونَ كَشْفَ الضُّرِّ عَنْكُمْ وَلَا تَحْو۪يلاً

De ki “Allah'tan başkalarını ilâh diye ileri sürdüklerinize yalvarın! Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilirler ne de değiştirebilirler.”

17/İsra-57
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ
Bu kelime "vesile aramak " deyiminde vurgulanmış
اِلٰى رَبِّهِمُ الْوَس۪يلَةَ
Bu kelime "vesile aramak " deyiminde vurgulanmış
اَيُّهُمْ اَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۜ اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُوراً

Onların dua ettikleri de Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. Onun rahmetini dilerler, azabından korkarlar. Çünkü Rabb’inin azabı korkunçtur.

17/İsra-90
وَقَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الْاَرْضِ يَنْبُوعاًۙ

Dediler ki "Yerden bir kaynak fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız.

17/İsra-91
اَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِنْ نَخ۪يلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الْاَنْهَارَ خِلَالَهَا تَفْج۪يراًۙ

Yahut senin hurmalardan ve üzümlerden bir bahçen olmalı ve içinden gürül gürül nehirler akıtmalısın.

17/İsra-92
اَوْ تُسْقِطَ السَّمَٓاءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفاً اَوْ تَأْتِيَ بِاللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ قَب۪يلاًۙ

Yahut ileri sürdüğün gibi göğü üzerimize parça parça düşürmeli veya Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin.

17/İsra-93
اَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِنْ زُخْرُفٍ اَوْ تَرْقٰى فِي السَّمَٓاءِۜ وَلَنْ نُؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتّٰى تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَاباً نَقْرَؤُ۬هُۜ قُلْ سُبْحَانَ
Bu kelime "sınır çekmek (çizmek)" deyiminde vurgulanmış
رَبّ۪ي هَلْ كُنْتُ اِلَّا بَشَراً رَسُولاً۟

Veya senin altından bir evin olmadıkça ya da sen göğe çıkmadıkça ve bize oradan okuyacağımız bir kitap indirmedikçe senin göğe çıkmana da asla inanmayız.” Şöyle de: “Kudret ve yüceliğine sınır çekilemeyen sadece Rabb’imdir. Ben ise ancak elçi olarak gönderilen (her açıdan sınırlı) bir beşerim.”

18/Kehif-47
وَيَوْمَ نُسَيِّرُ الْجِبَالَ وَتَرَى الْاَرْضَ بَارِزَةًۙ وَحَشَرْنَاهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ اَحَداًۚ

Dağları yürüttüğümüz gün, yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın (insanların) hepsini toplarız.

18/Kehif-48
وَعُرِضُوا عَلٰى رَبِّكَ صَفاًّۜ لَقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَاكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۘ بَلْ زَعَمْتُمْ اَلَّنْ نَجْعَلَ لَكُمْ مَوْعِداً

Rablerinin huzuruna sıra sıra çıkarılırlar. Ant olsun ki sizi ilk defa yarattığımız gibi bize geldiniz. Fakat, size bir buluşma sözü vermediğimizi ileri sürmüştünüz, değil mi?

28/Kasas-62
وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ
Bu kelime "nerede kaldı" deyiminde vurgulanmış
شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

O gün, onlara seslenilir: “Benim ortaklarım olduğunu ileri sürdükleriniz nerede kaldı?”

28/Kasas-74
وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ
Bu kelime "nerede kaldı" deyiminde vurgulanmış
شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

O gün, onlara seslenilir: “Benim ortaklarım olduğunu ileri sürdükleriniz nerede kaldı?”

62/Cuma-6
قُلْ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ هَادُٓوا اِنْ زَعَمْتُمْ اَنَّكُمْ اَوْلِيَٓاءُ لِلّٰهِ مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا
Bu kelime "temennide bulunmak " deyiminde vurgulanmış
الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Bu kelime "sözünün eri " deyiminde vurgulanmış

De ki “Ey Yahudiler! Diğer insanlar değil de sadece kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu ileri sürüyorsanız. Öyleyse sözünüzün eri olun da ölümü temennide bulunun!.. (bakalım!)

64/Tegabun-7
زَعَمَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنْ لَنْ يُبْعَثُواۜ قُلْ بَلٰى وَرَبّ۪ي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْۜ وَذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ

Kâfirler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri sürdüler. De ki hayır! Rabb’ime ant olsun ki mutlaka diriltileceksiniz sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah'a göre kolaydır.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 20.06.2026
Paylaş: