أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

dalalete düşmek

dalalete düşmek Deyim doğru yoldan ayrılmak, sapkınlık etmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

1/Fâtiha-7
صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ

Nimet verdiklerinin yolunu… Gazaba uğramışların ve dalalete düşmüşlerin (yolunu) değil!

2/Bakara-26
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْـي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلاً مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۢ يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يراً وَيَهْد۪ي بِه۪ كَث۪يراًۜ وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ

Allah, bir sivrisineği de ondan üstün olanı da örnek vermekten kesinlikle çekinmez. Böylece iman edenler, bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu mutlaka bilirler; kâfirler ise “Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?” derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu dalalete düşürür, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını dalalete düşürmez.

2/Bakara-198
لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَبْتَغُوا فَضْلاً مِنْ رَبِّكُمْۜ فَاِذَٓا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِۖ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدٰيكُمْۚ وَاِنْ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الضَّٓالّ۪ينَ

Rabb’inizin fazlından istemenizde sizin için bir günah yoktur. Arafat'tan topluca indiğinizde Meş'arıharam'da Allah'ı anın. O sizi hidayete erdirdiği gibi siz de onu anın. Gerçekte siz bundan önce dalalete düşmüşlerden idiniz.

3/Aliimran-69
وَدَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Kitap ehlinden bir topluluk sizi dalalete düşürmek istedi. Oysa onlar sadece kendilerini dalalete düşürürler de bunun farkında olmazlar.

3/Aliimran-164
لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ بَعَثَ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۚ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Allah, içlerinden elçi çıkararak mü’minlere iyilikte bulundu. Bu (elçi) onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları (zihinlerini) temizler, onlara kitap ve hikmeti öğretir. Onlar daha önce apaçık dalalete düşmüşlerdendi.

4/Nisa-59
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَأْو۪يلاً۟

Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Rasul’e ve sizden olan yöneticilere itaat edin. Bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Rasul’e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir.

4/Nisa-60
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِه۪ۜ وَيُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَالاً بَع۪يداً

Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutu reddetmekle emrolundukları hâlde onun önünde yargılanmak istiyorlar. Şeytan, onları, dalalet içinde dalalete düşürmek ister.

4/Nisa-113
وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَيْءٍۜ وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُۜ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظ۪يماً

Üzerindeki Allah'ın fazlı ve rahmeti olmasaydı onlardan bir grup seni dalalete düşürmek hevesine düşmüştü. Oysa onlar ancak kendilerini dalalete düşürürler ve sana bir zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi ve daha önce bilmediklerini öğretti. Şüphesiz Allah'ın senin üzerindeki fazlı (iyiliği) pek büyüktür.

4/Nisa-136
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً بَع۪يداً

Ey iman edenler! Allah'a, Rasul’üne, o Rasul’e indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği Kitaplara iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, rasullerini ve ahiret gününü görmezlikten gelir de kâfir olursa işte o, tam bir sapıklıkla dalalete düşmüş olur.

4/Nisa-137
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْراً لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَب۪يلاًۜ

İman edip sonra küfre girenleri, sonra yine iman edip küfre dönenleri, sonra da küfürlerini arttıranları Allah ne bağışlar ne de onları yola getirir.

4/Nisa-176
يَسْتَفْتُونَكَۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ فِي الْكَلَالَةِۜ اِنِ امْرُؤٌا هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُٓ اُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُـهَٓا اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌۜ فَاِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۜ وَاِنْ كَانُٓوا اِخْوَةً رِجَالاً وَنِسَٓاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۜ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اَنْ تَضِلُّواۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Senden fetva istiyorlar. Söyle: "Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında şöyle fetva veriyor: Eğer çocuğu olmayan ancak bir kız kardeşi bulunan bir adam ölürse malının yarısı bu kız kardeşinindir. Aynı durumdaki kadın öldüğü zaman ise erkek kardeşi malının tamamını alır. Eğer kız kardeşler iki tane olurlarsa o zaman adamın bıraktığı mirasın üçte ikisini alırlar. Eğer kız ve erkek kardeşler birlikte mirasçı olurlarsa o zaman erkeğe kızın aldığının iki katı verilir. Allah dalalete düşmemeniz için size bildiriyor. Allah her şeyi bilendir."

5/Maide-105
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْۚ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعاً فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Siz hidayete ererseniz dalalete düşmüş kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır ve o size yapmakta olduklarını haber verecektir.

6/Enam-39
وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِي الظُّلُمَاتِۜ مَنْ يَشَأِ اللّٰهُ يُضْلِلْهُۜ وَمَنْ يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ

Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği (dileyen) kimseyi dalalete düşürür, dilediği kimseyi de doğru yol üzere koyar.

6/Enam-74
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ لِاَب۪يهِ اٰزَرَ اَتَـتَّخِذُ اَصْنَاماً اٰلِهَةًۚ اِنّ۪ٓي اَرٰيكَ وَقَوْمَكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

İbrahim babası Azer’e “Putları ilahlar mı ediniyorsun? Ben seni ve kavmini apaçık dalalete düşmüş olarak görüyorum.” demişti.

6/Enam-77
فَلَمَّا رَاَ الْقَمَرَ بَازِغاً قَالَ هٰذَا رَبّ۪يۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَئِنْ لَمْ يَهْدِن۪ي رَبّ۪ي لَاَكُونَنَّ مِنَ الْقَوْمِ الضَّٓالّ۪ينَ

Daha sonra (gecenin bir vaktinde,) doğmakta olan ay'ı görünce “Bu Rabb’imdir, (öyle mi?..)” dedi. Sonra (o da) batınca “Yemin olsun ki eğer Rabb’im beni hidayete erdirmezse mutlaka dalalete düşen kimseler topluluğundan olurum!” dedi.

6/Enam-119
وَمَا لَكُمْ اَلَّا تَأْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ اِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ اِلَيْهِۜ وَاِنَّ كَث۪يراً لَيُضِلُّونَ بِاَهْوَٓائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِالْمُعْتَد۪ينَ

Siz ne diye besmele çekilenlerden yemiyorsunuz? Hâlbuki o size, mecbur kalmanızın dışında yasak edilen şeyleri genişçe açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilimden uzak hislerine kapılarak insanları dalalete düşürüyorlar. Muhakkak ki Rabb’in, haddini aşanları çok iyi bilir.

6/Enam-125
فَمَنْ يُرِدِ اللّٰهُ اَنْ يَهْدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِۚ وَمَنْ يُرِدْ اَنْ يُضِلَّهُ يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقاً حَرَجاً كَاَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي السَّمَٓاءِۜ كَذٰلِكَ يَجْعَلُ اللّٰهُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ

Allah kimi hidayete erdirmek isterse onun içini İslam'a açar; kimi de dalalete düşürmek isterse göğe çıkıyormuş gibi onun göğsünü daraltır, tıkar. Allah inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır.

6/Enam-140
قَدْ خَسِرَ الَّذ۪ينَ قَتَلُٓوا اَوْلَادَهُمْ سَفَهاً بِغَيْرِ عِلْمٍ وَحَرَّمُوا مَا رَزَقَهُمُ اللّٰهُ افْتِرَٓاءً عَلَى اللّٰهِۜ قَدْ ضَلُّوا وَمَا كَانُوا مُهْتَد۪ينَ۟

Akılsızlıkları yüzünden bilgisizce çocuklarını öldüren ve Allah'a iftira atarak Allah'ın onlara rızık olarak verdiği şeyleri kendilerine haram edenler elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar dalalete düşmüşler ve hidayete erememişlerdir.

7/Araf-60
قَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِه۪ٓ اِنَّا لَنَرٰيكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Kavminin ileri gelenleri “Biz seni apaçık dalalete düşmüş olarak görüyoruz.” dediler.

7/Araf-61
قَالَ يَا قَوْمِ لَيْسَ ب۪ي ضَلَالَةٌ وَلٰكِنّ۪ي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

O da şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Ancak ben âlemlerin Rabb’inden bir elçiyim.

7/Araf-155
وَاخْتَارَ مُوسٰى قَوْمَهُ سَبْع۪ينَ رَجُلاً لِم۪يقَاتِنَاۚ فَلَمَّٓا اَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ اَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَاِيَّايَۜ اَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَـهَٓاءُ مِنَّاۚ اِنْ هِيَ اِلَّا فِتْنَتُكَۜ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَٓاءُ وَتَهْد۪ي مَنْ تَشَٓاءُۜ اَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الْغَافِر۪ينَ

Musa belirlediğimiz vakit için kavminden yetmiş adam seçti. Onları kuvvetli bir sarsıntı alınca (Musa) şöyle dedi: "Ey Rabbim! İsteseydin onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizdeki Akıllı geçinenler (sefihler, beyinsizler) yüzünden bizleri helak eder misin? O ancak senin tarafından bir sınava çekilmektir. Onunla dilediğini dalalete düşürür dilediğini de hidayete eriştirirsin. Sen bizim velimizsin. Şu hâlde bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.

7/Araf-177
سَٓاءَ مَثَلاًۨ الْقَوْمُ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاَنْفُسَهُمْ كَانُوا يَظْلِمُونَ

Ayetlerimizi yalanlayarak sadece kendi kendilerine haksızlık eden topluluğun durumu ne kadar da kötüdür!

7/Araf-178
مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَد۪يۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

Allah, kimi hidayete erdirirse o doğru yoldadır. Kimleri de dalalete düşürürse onlar da hüsrandadırlar.

9/Tevbe-115
وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُضِلَّ قَوْماً بَعْدَ اِذْ هَدٰيهُمْ حَتّٰى يُبَيِّنَ لَهُمْ مَا يَتَّقُونَۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Allah bir topluluğu hidayete erdirdikten sonra sakınmaları gereken şeylere açıklık getirmeden onları dalalete düşürmez. Allah, kesinlikle her şeyi bilendir.

10/Yunus-108
قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ

De ki “Ey insanlar! Size Rabb’inizden Hak (Kur’an) gelmiştir. Artık kim hidayete ererse kendisi için hidayete ermiş olur; kim de dalalete düşerse kendi aleyhine dalalete düşmüş olur. Ben sizin üzerinize vekil değilim.

12/Yusuf-7
لَقَدْ كَانَ ف۪ي يُوسُفَ وَاِخْوَتِه۪ٓ اٰيَاتٌ لِلسَّٓائِل۪ينَ

Muhakkak ki Yusuf ve kardeşlerinde soru soranlar için ayetler vardır.

12/Yusuf-8
اِذْ قَالُوا لَيُوسُفُ وَاَخُوهُ اَحَبُّ اِلٰٓى اَب۪ينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌۜ اِنَّ اَبَانَا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۚ

(Kardeşleri) şöyle demişlerdi: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz dayanışma içinde, güçlü bir cemaatiz. Şüphesiz ki babamız apaçık dalalete düşmüştür.

12/Yusuf-9
اُقْتُلُوا يُوسُفَ اَوِ اطْرَحُوهُ اَرْضاً يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ اَب۪يكُمْ وَتَكُونُوا مِنْ بَعْدِه۪ قَوْماً صَالِح۪ينَ

“Yusuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salah bulursunuz.”

13/Rad-27
وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ اَنَابَۚ

Kâfirler, “Ona Rabb’inden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!..” derler. De ki “Allah, kuşkusuz dilediğini dalalete düşürür; kendisine yöneleni de hidayete erdirir.

13/Rad-33
اَفَمَنْ هُوَ قَٓائِمٌ عَلٰى كُلِّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْۚ وَجَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ قُلْ سَمُّوهُمْۜ اَمْ تُنَبِّؤُ۫نَهُ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي الْاَرْضِ اَمْ بِظَاهِرٍ مِنَ الْقَوْلِۜ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا عَنِ السَّب۪يلِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

Bütün kazandıklarıyla her bir nefsin üzerinde böylesine egemen olan başka kim vardır? Böyle iken tuttular da Allah'a ortaklar uydurdular. De ki " Siz onlara ad vermekle ona (Allah) yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? Yoksa (bu adlar) anlamı olmayan kuru bir laf mı? Doğrusu küfre sapanlara kendi oyunları güzel gösterildi de yoldan saptırıldılar. Allah her kimi dalalete düşürürse artık onu hidayete erdirecek kimse yoktur.

14/İbrahim-4
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِه۪ لِيُبَيِّنَ لَهُمْۜ فَيُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Biz her bir elçiyi, kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara apaçık bildirsin. Böylece Allah, dilediğini dalalete düşürür; dilediğini hidayete erdirir. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

14/İbrahim-27
يُثَبِّتُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۚ وَيُضِلُّ اللّٰهُ الظَّالِم۪ينَ وَيَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ۟

Allah iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat ettirir. Zalimleri de dalalete düşürür. Allah dilediğini yapar.

15/Hicir-56
قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّه۪ٓ اِلَّا الضَّٓالُّونَ

(İbrahim) “Zaten dalalete düşenlerden başka Rabb'inin rahmetinden kim umut keser?” dedi.

16/Nahıl-93
وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَلَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı fakat o, dilediğini dalalete düşürür; dilediğini hidayete erdirir. Amellerinizden mutlaka sorguya çekileceksiniz!

16/Nahıl-125
اُدْعُ اِلٰى سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ

(Ey Nebim!) Sen Rabb’inin yoluna, hikmet ve güzel öğütle davet et ve onlara karşı (barış ve davet döneminde) en güzel şekilde mücadele ver! Şüphesiz ki senin Rabb’in, kendi yolundan dalalete düşenleri en iyi bilendir ve o, hidayete erenleri de çok iyi bilir.

17/İsra-15
مَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَمَا كُنَّا مُعَذِّب۪ينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولاً

Kim hidayete ererse kendisi için hidayete ermiş olur; kim de dalalete düşerse kendi aleyhine dalalete düşmüş olur. Hiç bir günahkâr, başkasının günahını çekmez. Biz, bir elçi göndermedikçe azap verecek değiliz.

17/İsra-48
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلاً

(Resul’üm!) Senin hakkında bak ne biçim örnekler verdiler! Artık onlar dalalete düşmüşlerdir ve hiçbir (çıkar) yol da bulamazlar.

17/İsra-97
وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِه۪ۜ وَنَحْشُرُهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَلٰى وُجُوهِهِمْ عُمْياً وَبُكْماً وَصُماًّۜ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ كُلَّمَا خَبَتْ زِدْنَاهُمْ سَع۪يراً

Allah, kimi hidayete erdirirse işte o, (doğru yolda) karar bulmuştur. Kimi de dalalete düşürürse onlar için onun dışında veliler bulamazsın. Kıyamet günü, biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak toplarız. Onların barınma yerleri cehennemdir; (oranın) ateşi azaldıkça, çılgın alevini çoğaltırız.

18/Kehif-17
وَتَرَى الشَّمْسَ اِذَا طَلَعَتْ تَزَاوَرُ عَنْ كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَم۪ينِ وَاِذَا غَرَبَتْ تَقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ ف۪ي فَجْوَةٍ مِنْهُۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِۜ مَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ وَلِياًّ مُرْشِداً۟

(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın ayetlerindendir. Allah, kimi hidayete erdirirse işte o, (doğru yolda) karar bulmuştur. Kimi de dalalete düşürürse artık onu irşat edecek bir veli bulamazsın.

19/Meryem-75
قُلْ مَنْ كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمٰنُ مَداًّۚ حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَۜ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضْعَفُ جُنْداً

"Dalalete düşmüş olana, Rahman, ne kadar fırsat verirse versin sonuçta kendilerine vadedileni -azabı- gördüklerinde kimin sosyal konumunun daha şerli ve askerinin daha zayıf olduğunu bileceklerdir." de.

23/Mü'minun-106
قَالُوا رَبَّـنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَٓالّ۪ينَ

Onlar da şöyle derler: “Ey Rabb’imiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve dalalete düşmüş bir kavim olduk.”

25/Furkan-9
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلاً۟

(Resulüm!) Senin hakkında bak ne biçim örnekler verdiler! Artık onlar dalalete düşmüşlerdir ve hiçbir (çıkar) yol da bulamazlar.

26/Şuara-83
رَبِّ هَبْ ل۪ي حُكْماً وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَۙ

Rabb’im! Bana muhakeme yürütme yeteneği ver ve beni salihler arasına kat!

26/Şuara-84
وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ

Ve beni sonrakilere sadakatin sözcüsü yap.

26/Şuara-85
وَاجْعَلْن۪ي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّع۪يمِۙ

Beni Naim cennetinin mirasçılarından eyle.

26/Şuara-86
وَاغْفِرْ لِاَب۪ٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۙ

“Babama da mağfiret eyle çünkü o dalalete düşenlerdendir.”

26/Şuara-87
وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ

“(İnsanların) diriltilecekleri gün beni rezil etme!”

26/Şuara-94
فَكُبْكِبُوا ف۪يهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ

Onlar ve azgınlar onun içine dökülürler.

26/Şuara-95
وَجُنُودُ اِبْل۪يسَ اَجْمَعُونَۜ

İblisin bütün orduları da…

26/Şuara-96
قَالُوا وَهُمْ ف۪يهَا يَخْتَصِمُونَۙ

Orada birbirleriyle çekişerek derler ki

26/Şuara-97
تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ

"Vallahi biz gerçekten apaçık dalalete düşmüşüz.

26/Şuara-98
اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Çünkü sizi âlemlerin Rabb’iyle eşit tutuyorduk.

26/Şuara-99
وَمَٓا اَضَلَّـنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ

Bizi, o mücrimlerden başkası dalalete düşürmedi.

27/Nemil-80
اِنَّكَ لَا تُسْمِــعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِــعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِر۪ينَ

Gerçek şu ki sen ölülere de işittiremezsin, ters yüzüne dönüp giden sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı.

27/Nemil-81
وَمَٓا اَنْتَ بِهَادِي الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ اِنْ تُسْمِــعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ

Ve sen körleri de düştükleri dalaletten çekip hidayete erdirici değilsin. Sen sadece ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ve onlar da hemen teslim olurlar.

28/Kasas-85
اِنَّ الَّذ۪ي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَـرَٓادُّكَ اِلٰى مَعَادٍۜ قُلْ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ مَنْ جَٓاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Şüphesiz sana Kur'an'ı farz kılan, seni dönülecek yere (Mekke'ye) yeniden döndürecektir. De ki "Kimin yola geldiğini ve kimin de apaçık bir dalalete düştüğünü Rabb’im daha iyi bilir."

30/Rum-52
فَاِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِر۪ينَ

Gerçek şu ki sen, ölülere de işittiremezsin; ters yüzüne dönüp giden sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı.

30/Rum-53
وَمَٓا اَنْـتَ بِهَادِ الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ۟

Ve sen körleri de düştükleri dalaletten çekip hidayete erdirici değilsin. Sen sadece ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ve onlar da hemen teslim olurlar.

31/Lokman-11
هٰذَا خَلْقُ اللّٰهِ فَاَرُون۪ي مَاذَا خَلَقَ الَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ۜ بَلِ الظَّالِمُونَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ۟

Bunların hepsi Allah'ın yarattığıdır. Ondan başkasının ne yarattığını bana gösteriniz. Hayır! Zalimler apaçık dalalete düşmüşlerdir.

35/Fatır-8
اَفَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُٓوءُ عَمَلِه۪ فَرَاٰهُ حَسَناًۜ فَاِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۘ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَاتٍۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِمَا يَصْنَعُونَ

Kötü işleri kendisine güzel gösterilip kendisi de onları güzel gören kişi, gerçeği gören gibi midir? Şüphesiz ki Allah dilediğini dalalete düşürür, dilediğini de hidayete erdirir. Öyleyse senin canın, onların (yola gelmesinin) hasretini çekmesin! Çünkü Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.

37/Saffat-68
ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَح۪يمِ

Sonra dönüşleri elbette cehennemedir.

37/Saffat-69
اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّ۪ينَۙ

Çünkü onlar atalarını dalalete düşmüş buldular.

37/Saffat-70
فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ

Kendileri de onların peşinden yürüdüler.

37/Saffat-71
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّل۪ينَۙ

Elbette onlardan öncekilerin çoğu da dalalete düşmüştü.

37/Saffat-72
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ مُنْذِر۪ينَ

Muhakkak ki biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

37/Saffat-73
فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَۙ

Uyarılanların sonunun nasıl olacağını bir düşün!

37/Saffat-74
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟

Allah’ın ihlaslı kulları hariç...

38/Sad-26
يَا دَاوُ۫دُ اِنَّا جَعَلْنَاكَ خَل۪يفَةً فِي الْاَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوٰى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَضِلُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِ۟

Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. Sen insanlar arasında hak ve adalet ile hüküm ver, hislerine kapılma! Arzuların, seni Allah yolundan dalalete düşürür. Allah yolundan dalalete düşenler için hesap gününü unuttuklarından dolayı şiddetli bir azap vardır.

39/Zümer-36
اَلَيْسَ اللّٰهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۜ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍۚ

Allah, kuluna yetmez mi? Onlar seni, ondan başkaları ile korkutuyorlar. Allah, kimi dalalete düşürürse artık onu hidayete erdirecek hiçbir kimse yoktur.

39/Zümer-37
وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُضِلٍّۜ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِعَز۪يزٍ ذِي انْتِقَامٍ

Allah, kimi de hidayete erdirirse onu da dalalete düşürecek yoktur. Allah intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir?

39/Zümer-41
اِنَّٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ لِلنَّاسِ بِالْحَقِّۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَك۪يلٍ۟

Biz bu Kitap’ı sana, insanlar için kuşkusuz hak olarak indirdik. Artık kim hidayete ererse kendisi içindir. kim de dalalete düşerse kendi aleyhine dalalete düşmüş olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.

40/Mü'min-33
يَوْمَ تُوَلُّونَ مُدْبِر۪ينَۚ مَا لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍۚ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

Arkanızı dönüp kaçmak isteyeceğiniz o gün, sizi Allah'tan koruyacak kimse yoktur. Allah, kimi dalalete düşürürse artık onu hidayete erdirecek kimse bulunmaz.'

62/Cuma-2
هُوَ الَّذ۪ي بَعَثَ فِي الْاُمِّيّ۪نَ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۗ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ

Ümmi bir topluma kendi içlerinden bir elçi gönderen de odur. Bu (elçi) onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları (zihinlerini) temizler, onlara Kitap ve hikmeti öğretir. Onlar daha önce apaçık dalalete düşmüşlerdi.

67/Mülk-29
قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِه۪ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

De ki "O Rahman'dır. Biz ona iman ettik ve ona güvendik. Kimin apaçık bir dalalete düştüğünü yakında bileceksiniz."

74/Müddessir-31
وَمَا جَعَلْنَٓا اَصْحَابَ النَّارِ اِلَّا مَلٰٓئِكَةًۖ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلَّا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَـفَرُواۙ لِيَسْتَيْقِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا ا۪يمَاناً وَلَا يَرْتَابَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَۙ وَلِيَقُولَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْـكَافِرُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَـهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَۜ وَمَا هِيَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْبَشَرِ۟

Biz o ateşin muhafızlarını sadece melekler(den) yaptık. Sayılarını da sırf kâfirler için bir imtihan sebebi yaptık. Böylece kendilerine kitap verilenler kesin kanaat getirsin; mü’minlerin güveni artsın. Kendilerine kitap verilenler ile mü’minler kuşku duymasınlar. Kalplerinde gizli din taşıyanlar ile kâfirler de “Allah, bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini dalalete düşürür; dilediğini de hidayete erdirir. Allah’ın ordularını kendi dışında kimse bilmez. Bu ise bir beşer için sadece hatırlatmadır.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 11.07.2026
Paylaş: