أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

sadık kalmak

sadık kalmak Deyim birine, bir şeye bağlılığını sürdürmek, bağlı kalmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

4/Nisa-66
وَلَوْ اَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ اَنِ اقْتُلُٓوا
Bu kelime "ölüme koşmak " deyiminde vurgulanmış
اَنْفُسَكُمْ
Bu kelime "ölüme koşmak " deyiminde vurgulanmış
اَوِ اخْرُجُوا مِنْ دِيَارِكُمْ مَا فَعَلُوهُ اِلَّا قَل۪يلٌ مِنْهُمْۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ فَعَلُوا مَا يُوعَظُونَ بِه۪ لَكَانَ خَيْراً لَهُمْ وَاَشَدَّ تَثْب۪يتاًۙ
Bu kelime "kök salmak" deyiminde vurgulanmış

Biz eğer onların üzerine "Ölüme koşun yahut yurtlarınızdan çıkın!" diye yazsaydık çok azı hariç bunu yapmazlardı. Eğer onlar kendilerine öğüt verileni yapsalardı, haklarında daha iyi olurdu ve (inançlarının) daha iyi kök salmasını sağlardı.

4/Nisa-67
وَاِذاً لَاٰتَيْنَاهُمْ مِنْ لَدُنَّٓا اَجْراً عَظ۪يـماًۙ

O durumda onlara katımızdan büyük bir ecir verirdik.

4/Nisa-68
وَلَهَدَيْنَاهُمْ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماً

Ve onları doğru yola iletirdik.

4/Nisa-69
وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَۚ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَف۪يقاًۜ

Allah’a ve Rasul’e itaat eden kimseler; Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebiler, Hakk’a sadık kalanlar, hayatını imanına şahit kılanlar ve iyiliği yayanların safında olurlar. Bunlar ne güzel dostturlar.

4/Nisa-70
ذٰلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّٰهِۜ وَكَفٰى
Bu kelime "kâfi gelmek " deyiminde vurgulanmış
بِاللّٰهِ عَل۪يماً۟

Bu fazl Allah'tandır. Bilen olarak Allah kâfi gelir!

6/Enam-146
وَعَلَى الَّذ۪ينَ هَادُوا حَرَّمْنَا كُلَّ ذ۪ي ظُفُرٍۚ وَمِنَ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَٓا اِلَّا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَٓا اَوِ الْحَوَايَٓا اَوْ مَا اخْتَلَطَ بِعَظْمٍۜ ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِبَغْيِهِمْۘ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

Yahudi olanlara her tırnaklıyı (hayvan) yasakladık. Sığırlardan ve koyunlardan, sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan veya kemiğe karışanlar dışında iç yağlarını da onlara yasakladık. 'Azgınlık ve hakka tecavüzde bulunmaları' nedeniyle onları böyle cezalandırdık. Biz şüphesiz sadık kalanlarız.

19/Meryem-54
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِسْمٰع۪يلَۘ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولاً نَبِياًّۚ

Kitapta İsmail’i de an. Çünkü o sözüne sadık kalan bir nebi resuldü.

19/Meryem-55
وَكَانَ يَأْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِۖ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّه۪ مَرْضِياًّ

Ehline, salatı ve zekâtı emrederdi ve Rabb’i katında kendisinden razı olunmuştu.

19/Meryem-56
وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْر۪يسَۘ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّۗ

Kitapta İdris’i de an. Çünkü o, sadık kalan bir nebi idi.

19/Meryem-57
وَرَفَعْنَاهُ مَكَاناً عَلِياًّ

Biz onu yüce bir konuma yükseltmiştik.

26/Şuara-187
فَاَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَۜ

Eğer (sözüne) sadık kalan biri isen o zaman gökten üstümüze parçalar düşür."

26/Şuara-188
قَالَ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

Dedi ki "Rabb’im, yaptıklarınızı en iyi bilendir.”

26/Şuara-189
فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِۜ اِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ

Sonunda onu yalanladılar, bunun üzerine o kara bulutlu günün azabı onları yakaladı. O, çok büyük bir günün azabıydı.

26/Şuara-190
اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ

Bunda elbette bir ayet vardır, yine de onların çoğu inanmaz.

26/Şuara-191
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟

Kuşkusuz ki Rabb’in azizdir, rahîmdir.

37/Saffat-103
فَلَمَّٓا اَسْلَمَا
Bu kelime "teslimiyet göstermek" deyiminde vurgulanmış
وَتَلَّهُ لِلْجَب۪ينِۚ

İkisi de teslimiyet gösterip onu (İbrahim, oğlunu) yüzüstü yatırınca

37/Saffat-104
وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ

Ona şöyle seslendik: “Ey İbrahim!

37/Saffat-105
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Sen rüyaya sadık kaldın. Biz, güzel davrananlara böyle karşılık veririz.”

37/Saffat-106
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُا الْمُب۪ينُ

Bu, apaçık bir imtihandı.

37/Saffat-107
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ

Biz ona, fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.

39/Zümer-74
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَاَوْرَثَنَا الْاَرْضَ نَتَبَوَّاُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَٓاءُۚ فَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَ
Bu kelime "iş yapmak " deyiminde vurgulanmış

(Onlar da) dediler: 'Bize olan vaadinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı yapan Allah'a hamdolsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Yararlı) iş yapanların ecirleri ne güzeldir.

39/Zümer-75
وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَٓافّ۪ينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَق۪يلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Melekleri de Rablerini hamt ile tespih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış hâlde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Âlemlerin Rabb’i olan Allah'a hamdolsun!” denilmiştir.

47/Muhammed-20
وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌۚ فَاِذَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ مُحْكَمَةٌ وَذُكِرَ ف۪يهَا الْقِتَالُۙ رَاَيْتَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ
Bu kelime "gizli din taşımak" deyiminde vurgulanmış
يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ نَظَرَ الْمَغْشِيِّ
Bu kelime "ağırlık basmak (çökmek)" deyiminde vurgulanmış
عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِۜ فَاَوْلٰى لَهُمْۚ

İman edenler derler ki: "(Savaşa izin veren) bir sure indirilmeli değil miydi?" Nitekim kesin hükümlü bir sure indirilip içinde çarpışmadan söz edilince kalplerinde gizli din taşıyanların sana, üzerine ölüm ağırlığı çökmüş kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

47/Muhammed-21
طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَعْرُوفٌ۠ فَاِذَا عَزَمَ الْاَمْرُ۠ فَلَوْ صَدَقُوا اللّٰهَ لَكَانَ خَيْراً لَهُمْۚ

İtaat etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman, (kıtal) işlerinde Allah'a sadık kalsalardı elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

52/Tur-33
اَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۚ بَلْ لَا يُؤْمِنُونَۚ

"Onu (kendi) düzenlemiştir." diyorlar, öyle mi? Hayır! İnanmak istemiyorlar.

52/Tur-34
فَلْيَأْتُوا
Bu kelime "meydana getirmek " deyiminde vurgulanmış
بِحَد۪يثٍ مِثْلِه۪ٓ اِنْ كَانُوا صَادِق۪ينَۜ

Eğer (sözlerine) sadık kalıyorlar ise ona benzer bir söz meydana getirsinler!

59/Haşir-8
لِلْفُقَـرَٓاءِ الْمُهَاجِر۪ينَ الَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا
Bu kelime "dışarı atmak " deyiminde vurgulanmış
مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناً وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ

(O ganimetler bir de) hicret etmiş olan fakirleredir ki onlar yurtlarından ve mallarından dışarı atılmışlardır. Allah'tan bir fazl ve hoşnutluk ararlar, Allah'a ve rasulüne yardım ederler. İşte onlar sadık kalanlardır.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 22.07.2026
Paylaş: