أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

murat almak

murat almak Deyim dileğine kavuşmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

12/Yusuf-21
وَقَالَ الَّذِي اشْتَرٰيهُ مِنْ مِصْرَ لِامْرَاَتِه۪ٓ اَكْرِم۪ي
Bu kelime "(birini) hoş tutmak " deyiminde vurgulanmış
مَثْوٰيهُ
Bu kelime "(birini) hoş tutmak " deyiminde vurgulanmış
عَسٰٓى اَنْ يَنْفَعَنَٓا
Bu kelime "faydası olmak " deyiminde vurgulanmış
اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَداًۜ وَكَذٰلِكَ مَكَّنَّا
Bu kelime "imkân vermek " deyiminde vurgulanmış
لِيُوسُفَ فِي الْاَرْضِۘ وَلِنُعَلِّمَهُ مِنْ
Bu kelime "sonuç çıkarmak " deyiminde vurgulanmış
تَأْو۪يلِ
Bu kelime "sonuç çıkarmak " deyiminde vurgulanmış
الْاَحَاد۪يثِۜ وَاللّٰهُ غَالِبٌ عَلٰٓى اَمْرِه۪ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Onu satın alan Mısırlı, hanımına "Bunu hoş tut! Belki bize bir faydası olur veya onu evlat ediniriz." dedi. Böylece biz Yusuf'a, arzda imkân (yetki) verdik. Kendisine sözlerden (rüyalardan) sonuç çıkarmayı (tevil) öğrettik. Allah, emrinde galip olandır lakin insanların çoğu bilmez.

12/Yusuf-22
وَلَمَّا بَلَغَ اَشُدَّهُٓ اٰتَيْنَاهُ حُكْماً وَعِلْماًۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte biz, muhsinleri böyle ödüllendiririz.

12/Yusuf-23
وَرَاوَدَتْهُ الَّت۪ي هُوَ ف۪ي بَيْتِهَا عَنْ نَفْسِه۪ وَغَلَّقَتِ
Bu kelime "kilit altına almak " deyiminde vurgulanmış
الْاَبْوَابَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَۜ قَالَ مَعَاذَ اللّٰهِ اِنَّهُ رَبّ۪ٓي اَحْسَنَ
Bu kelime "(birini) hoş tutmak " deyiminde vurgulanmış
مَثْوَايَۜ
Bu kelime "(birini) hoş tutmak " deyiminde vurgulanmış
اِنَّهُ لَا
Bu kelime "iflah olmamak " deyiminde vurgulanmış
يُفْلِحُ
Bu kelime "iflah olmamak " deyiminde vurgulanmış
الظَّالِمُونَ

Derken (Yusuf’un) barındığı evin hanımı, onun nefsinden murat almak istedi de kapıları kilit altına alıp “Haydi, gelsene!” dedi. (Yusuf) Allah’a sığınırım, şüphesiz rabbim (kocan) beni hoş tuttu. Gerçek şu ki zalimler (asla) iflah olmaz!” dedi.

12/Yusuf-26
قَالَ هِيَ رَاوَدَتْن۪ي عَنْ نَفْس۪ي وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ كَانَ قَم۪يصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ
Bu kelime "yalan atmak (kıvırmak) " deyiminde vurgulanmış
الْكَاذِب۪ينَ
Bu kelime "yalan atmak (kıvırmak) " deyiminde vurgulanmış

(Yusuf) dedi ki “O benden murat almak istedi.” Kadının yakınlarından bir şahit şahitlik etti: “Eğer Yusuf’un gömleği ön taraftan yırtılmışsa bu durumda kadın doğruyu söylemiştir, Yusuf ise yalan atmıştır.

12/Yusuf-30
وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَد۪ينَةِ امْرَاَتُ الْعَز۪يزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِه۪ۚ قَدْ شَغَفَهَا
Bu kelime "bağrını delmek" deyiminde vurgulanmış
حُباًّۜ اِنَّا لَنَرٰيهَا ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlıdan murat almak istemiş. Ona olan aşkı bağrını delmiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz.”

12/Yusuf-32
قَالَتْ فَذٰلِكُنَّ الَّذ۪ي لُمْتُنَّن۪ي ف۪يهِۜ وَلَقَدْ رَاوَدْتُهُ عَنْ نَفْسِه۪ فَاسْتَعْصَمَۜ وَلَئِنْ لَمْ يَفْعَلْ مَٓا اٰمُرُهُ لَيُسْجَنَنَّ
Bu kelime "içeriye atmak (almak veya tıkmak)" deyiminde vurgulanmış
وَلَيَكُوناً مِنَ
Bu kelime "küçük düşürmek " deyiminde vurgulanmış
الصَّاغِر۪ينَ
Bu kelime "küçük düşürmek " deyiminde vurgulanmış

Vezirin karısı, “İşte sözünü edip hakkında beni yerdiğiniz budur. Kuşkusuz ki ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Emrettiğim şeyi yapmazsa mutlaka içeriye atılacak ve küçük düşürülenlerden olacaktır.” dedi.

12/Yusuf-50
وَقَالَ الْمَلِكُ ائْتُون۪ي بِه۪ۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُ الرَّسُولُ قَالَ ارْجِعْ اِلٰى رَبِّكَ فَسْـَٔلْهُ مَا بَالُ النِّسْوَةِ الّٰت۪ي قَطَّعْنَ اَيْدِيَهُنَّۜ اِنَّ رَبّ۪ي بِكَيْدِهِنَّ عَل۪يمٌ

Hükümdar "Onu bana getirin." dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince "Efendine dön de ona sor. Ellerini kesen kadınların durumları neydi? Şüphesiz Rabbim onların düzenlerini bilir." dedi.

12/Yusuf-51
قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ اِذْ رَاوَدْتُنَّ يُوسُفَ عَنْ نَفْسِه۪ۜ قُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِنْ سُٓوءٍۜ قَالَتِ امْرَاَتُ الْعَز۪يزِ الْـٰٔنَ حَصْحَصَ الْحَقُّۘ اَنَا۬ رَاوَدْتُهُ عَنْ نَفْسِه۪ وَاِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِق۪ينَ

(Hükümdar topladığı o kadınlara,) 'Yusuf'un nefsinden murat almak istediğinizde durumunuz neydi?' dedi. Onlar 'Allah için, haşa!' dediler. 'Biz ondan hiçbir kötülük görmedik.' Aziz (Vezir)in karısı da dedi ki 'İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murat almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söyleyenlerdendir.'

54/Kamer-37
وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِه۪ فَطَمَسْنَٓا اَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا
Bu kelime "tadına varmak " deyiminde vurgulanmış
عَذَاب۪ي وَنُذُرِ

Onun konuklarından murat almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. 'Haydi azabımın ve uyarılarımın tadına varın!' (dedik).

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 13.05.2026
Paylaş: