imkân vermek
imkân vermek Deyim olanak sağlamak.
İlgili Deyimler
Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler
Görmediler mi ki onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, üzerlerine göğü (yağmuru) bolca göndermiş, (evlerinin) altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helak etmiştik. Onları, günahları sebebiyle helak etmiş ve onların ardından başka nesiller yaratmıştık.
Ant olsun, size yeryüzünde imkân verdik. Sizin için orada birçok geçimlikler de yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!
Ey Nebi! Ellerinizdeki esirlere de ki: “Eğer Allah sizin düşüncelerinizde bir hayır olduğunu görürse size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.”
Eğer onlar, sana ihanet etmek isterlerse bil ki onlar daha önce de Allah’a ihanet etmişlerdi. Allah da onlara karşı (sana) imkân verdi. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
Onu satın alan Mısırlı, hanımına "Bunu hoş tut! Belki bize bir faydası olur veya onu evlat ediniriz." dedi. Böylece biz Yusuf'a, arzda imkân (yetki) verdik. Kendisine sözlerden (rüyalardan) sonuç çıkarmayı (tevil) öğrettik. Allah, emrinde galip olandır lakin insanların çoğu bilmez.
Böylece biz Yusuf'a, arzda imkân (yetki) verdik. Öyle ki orada (Mısır) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasip ederiz ve iyilik yapanların ecrine zayiat verdirmeyiz.
İman edip sorumluluk alanlar için ahiretin mükâfatı daha hayırlıdır.
Sana Zülkarneyn'den de soruyorlar. De ki "Ben size ondan bir anı okuyacağım."
Gerçekten biz ona, arzda imkân (yetki) verdik ve ona her şey için bir yol göstermiştik.
Dedi ki "Rabb’imin bana verdiği imkân daha hayırlıdır. Bana (bedensel) güçle yardım edin sizinle onların arasına kuvvetli bir engel yapayım.
Onlar, sırf “Rabb’imiz Allah'tır!” dedikleri için, haksız bir şekilde yurtlarından dışarı atılmışlardır. Eğer ‘Allah'ın, insanların bazılarını diğer bazılarıyla saf dışı etmesi’ olmasaydı içlerinde Allah'ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler viraneye çevrilirdi. Ant olsun ki Allah'a (dinine) yardım edenlere, o (Allah) da yardım eder. Allah kavidir; azizdir.
Onlar öyle kimselerdir ki şayet kendilerine arzda imkân (yetki) versek namazı ikame ederler, zekât verirler; iyiliği iş edinip kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah’a aittir.
Onlara o yerde imkân (yetki) verelim ve onların eliyle Firavun’a, Haman’a ve ordularına, çekindikleri şeyleri gösterelim.
Ant olsun ki onlara, size vermediğimiz imkânları vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve gönüller verdik. Ancak Allah’ın ayetlerini hiçe saydıkları zaman onlara, kulaklarının, gözlerinin ve kalplerinin, hiçbir faydası dokunmadı. Alaya aldıkları şeyler kendilerinin etrafını sarıverdi.
Bu sayfa yardımcı oldu mu?