أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

dışarı atmak

dışarı atmak Deyim 1) kovmak;

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-85
ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَر۪يقاً مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْۘ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۜ وَاِنْ يَأْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْۜ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Sonra (yine) siz; birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından dışarı atıyor, günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde birleşiyorsunuz. Size esir olarak geldiklerinde de fidyelerini vererek onları kurtaran yine sizlerdiniz. Oysa onları dışarı atmanız size haram kılınmıştı. Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü görmezlikten mi geliyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de azabın en şiddetlisine uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

2/Bakara-191
وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَاَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ اَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِۚ وَلَا تُقَاتِلُوهُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتّٰى يُقَاتِلُوكُمْ ف۪يهِۚ فَاِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْۜ كَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ

Sizinle savaşanları yakaladığınız yerde öldürün. Sizi dışarı attıkları yerden siz de onları dışarı atın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, Mescidiharam'ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. Fakat onlar sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası budur.

2/Bakara-217
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ قُلْ قِتَالٌ ف۪يهِ كَب۪يرٌۜ وَصَدٌّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِه۪ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِه۪ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِۚ وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِۜ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ د۪ينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُواۜ وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَـالِدُونَ

Sana haram ayı yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki “O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan döndürmek, ona (Allah'a) ve Mescidiharam'a küfranlık etmek ve halkını oradan dışarı atmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne, öldürmekten fenadır. Onlar eğer ellerinden gelse sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, irtidat eder ve kâfir olarak ölürse onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar, ateşin halkıdır ve orada devamlı kalırlar.

7/Araf-82
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ

Kavminin cevabı ise sadece, “Dışarı atın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!..” demek oldu.

7/Araf-88
قَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لَنُخْرِجَنَّكَ يَا شُعَيْبُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَكَ مِنْ قَرْيَتِنَٓا اَوْ لَتَعُودُنَّ ف۪ي مِلَّتِنَاۜ قَالَ اَوَلَوْ كُنَّا كَارِه۪ينَ

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri dediler ki "Ey Şu'ayb! Ya seni ve seninle birlikte iman edenleri kasabamızdan dışarı atacağız ya da dinimize döneceksiniz." O da şöyle dedi: "İstemesek de mi?"

7/Araf-106
قَالَ اِنْ كُنْتَ جِئْتَ بِاٰيَةٍ فَأْتِ بِهَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

(Firavun) "Bir ayet (mucize) getirdiysen ve sadıklardan isen onu ortaya koy." dedi.

7/Araf-107
فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُب۪ينٌۚ

Bunun üzerine (Musa) asasını attı ve bir anda (asa) apaçık bir yılan oluverdi.

7/Araf-108
وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِر۪ينَ۟

Ve ‘göğsünden’ elini çıkardı. O da bakanlara bembeyaz görünüverdi.

7/Araf-109
قَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَل۪يمٌۙ

Firavun'un kavminden ileri gelenler (şöyle) dediler: "Bu bilgin bir büyücüdür.

7/Araf-110
يُر۪يدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْۚ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

Sizi toprağınızdan dışarı atmak istiyor. Buna ne dersiniz?"

7/Araf-123
قَالَ فِرْعَوْنُ اٰمَنْتُمْ بِه۪ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَمَكْرٌ مَكَرْتُمُوهُ فِي الْمَد۪ينَةِ لِتُخْرِجُوا مِنْهَٓا اَهْلَهَاۚ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

Firavun şöyle dedi: "Ben size müsaade etmeden önce ona iman mı ettiniz? Bu, halkını dışarı atmak amacıyla şehirde kurmuş olduğunuz bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz.

7/Araf-124
لَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ ثُمَّ لَاُصَلِّبَنَّكُمْ اَجْمَع۪ينَ

Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesecek sonra hepinizi asacağım."

7/Araf-125
قَالُٓوا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ

Onlar da şöyle dediler: "Muhakkak ki biz Rabb’imize döneceğiz."

7/Araf-126
وَمَا تَنْقِمُ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاٰيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَٓاءَتْنَاۜ رَبَّـنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَتَوَفَّـنَا مُسْلِم۪ينَ۟

Sen bizden sırf, Rabb’imizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Rabb’imiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak canımızı al."

22/Hac-40
اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِــعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يراًۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ

Onlar, sırf “Rabb’imiz Allah'tır!” dedikleri için, haksız bir şekilde yurtlarından dışarı atılmışlardır. Eğer ‘Allah'ın, insanların bazılarını diğer bazılarıyla saf dışı etmesi’ olmasaydı içlerinde Allah'ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler viraneye çevrilirdi. Ant olsun ki Allah'a (dinine) yardım edenlere, o (Allah) da yardım eder. Allah kavidir; azizdir.

22/Hac-41
اَلَّذ۪ينَ اِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ اَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ وَاَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَلِلّٰهِ عَاقِبَةُ الْاُمُورِ

Onlar öyle kimselerdir ki şayet kendilerine arzda imkân (yetki) versek namazı ikame ederler, zekât verirler; iyiliği iş edinip kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah’a aittir.

26/Şuara-34
قَالَ لِلْمَلَأِ حَوْلَـهُٓ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَل۪يمٌۙ

(Firavun), etrafındaki ileri gelenlere şöyle dedi: “Bu, bilgin bir sihirbazdır.

26/Şuara-35
يُر۪يدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِه۪ۗ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

Sihriyle sizi yurdunuzdan dışarı atmak istiyor, ne buyurursunuz?”

26/Şuara-36
قَالُٓوا اَرْجِهْ وَاَخَاهُ وَابْعَثْ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۙ

Dediler ki "Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder.

26/Şuara-37
يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَل۪يمٍ

Bütün bilgin sihirbazları sana getirsinler."

59/Haşir-8
لِلْفُقَـرَٓاءِ الْمُهَاجِر۪ينَ الَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناً وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ

(O ganimetler bir de) hicret etmiş olan fakirleredir ki onlar yurtlarından ve mallarından dışarı atılmışlardır. Allah'tan bir fazl ve hoşnutluk ararlar, Allah'a ve rasulüne yardım ederler. İşte onlar sadık kalanlardır.

63/Münafikun-8
يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَٓا اِلَى الْمَد۪ينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْاَعَزُّ مِنْهَا الْاَذَلَّۜ وَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِه۪ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ۟

Hem derler ki “Medine’ye bir dönelim; göreceksiniz aziz olan, zelil olanı oradan dışarı atacaktır.” Heyhat! İzzet, Allah'ın, Resul’ünün ve müminlerindir. Ne var ki münafıklar bunu bilmezler.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 14.07.2026
Paylaş: