أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

farkında olmak

farkında olmak Deyim görülmesi veya bilinmesi gereken şeylerden haberi bulunmak, kavranması gereken bir şeye dikkat etmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-8
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِن۪ينَۢ

İnsanlardan bazıları inanmadıkları hâlde, “Allah'a ve âhiret gününe inandık.” derler.

2/Bakara-9
يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَۜ

Onlar, güya Allah'a ve mü’minlere oyun eder. Hâlbuki onlar, sadece kendilerine oyun ederler de bunun farkında olmazlar.

2/Bakara-12
اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ

Şunu bilin ki onlar, fesat çıkaranların ta kendileridir lakin farkında olmazlar.

2/Bakara-153
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ

Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Allah, mutlaka sabredenlerle beraberdir.

2/Bakara-154
وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

Allah yolunda öldürülenlere ‘ölü’ demeyin. Bilakis onlar diridirler fakat siz farkında olmazsınız.

3/Aliimran-69
وَدَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Kitap ehlinden bir topluluk sizi dalalete düşürmek istedi. Oysa onlar sadece kendilerini dalalete düşürürler de bunun farkında olmazlar.

6/Enam-26
وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْهُ وَيَنْـَٔوْنَ عَنْهُۚ وَاِنْ يُهْلِكُونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Onlar, hem insanları Peygamber'e yaklaşmaktan vazgeçirmeye çalışırlar hem de kendileri ondan uzaklaşırlar. Oysa onlar farkında olmadan ancak kendilerini helak ederler.

6/Enam-123
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا ف۪ي كُلِّ قَرْيَةٍ اَكَابِرَ مُجْرِم۪يهَا لِيَمْكُرُوا ف۪يهَاۜ وَمَا يَمْكُرُونَ اِلَّا بِاَنْفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

İşte böyle, her memlekette mücrimleri oranın ileri gelenleri yaptık ki oralarda dümen çevirsinler. Hâlbuki onlar, sadece kendi aleyhlerine dümen çevirirler de farkında olmazlar.

7/Araf-95
ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ السَّيِّئَةِ الْحَسَنَةَ حَتّٰى عَفَوْا وَقَالُوا قَدْ مَسَّ اٰبَٓاءَنَا الضَّرَّٓاءُ وَالسَّرَّٓاءُ فَاَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Sonra kötülüğü iyilikle değiştirmiştik de refah içinde yaşamışlardı. “Atalarımıza da elbette böyle sıkıntı ve sevinç (vesileleri) gelmişti.” demişlerdi. Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir şekilde ansızın yakalamıştık.

7/Araf-96
وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْقُرٰٓى اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنْ كَذَّبُوا فَاَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Eğer, kasabaların halkı iman etmiş ve sorumluluk almış olsalardı onlara göklerin ve yerin bereketlerini açardık. Ancak onlar yalanladılar biz de onları kazandıklarına karşılık yakalayıverdik.

12/Yusuf-15
فَلَمَّا ذَهَبُوا بِه۪ وَاَجْمَعُٓوا اَنْ يَجْعَلُوهُ ف۪ي غَيَابَتِ الْجُبِّۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ بِاَمْرِهِمْ هٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Nihayet onu götürüp de kuyunun dibine atmayı kafalarına koydukları zaman, biz ona (Yusuf’a), “Ant olsun sen onların bu işlerini, hiç farkında olmadıkları bir sırada onlara haber vereceksin.” diye vahyettik.

27/Nemil-50
وَمَكَرُوا مَكْراً وَمَكَرْنَا مَكْراً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Onlar böyle bir dümen çevirdiler. Biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını alt üst ettik.

29/Ankebut-53
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِۜ وَلَوْلَٓا اَجَلٌ مُسَمًّى لَجَٓاءَهُمُ الْعَذَابُۜ وَلَيَأْتِيَنَّهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Senden, azabı acele istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir zaman olmasaydı, azap onlara elbette gelmişti. Ve o, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın gelecek.

29/Ankebut-54
يَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِۜ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُح۪يطَةٌ بِالْكَافِر۪ينَۙ

Senden, azabı acele istiyorlar. Oysa cehennem, kâfirleri ihata etmiştir (kuşatmıştır).

29/Ankebut-55
يَوْمَ يَغْشٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Azabın onları, üstlerinden ve ayaklarının altından kaplayacağı gün (Allah) “Yaptıklarınızı zevkini çıkarın!” der.

29/Ankebut-56
يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ اَرْض۪ي وَاسِعَةٌ فَاِيَّايَ فَاعْبُدُونِ

Ey iman eden kullarım! Arzım geniştir, yalnızca bana kul olun!

43/Zuhruf-66
هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ اَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın gelecek Saat’ten ayrı bir şey mi bekliyorlar?

49/Hucurat-2
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَرْفَعُٓوا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

Ey iman edenler! Sesinizi Nebi'nin sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinizle yüksek perdeden konuştuğunuz gibi, onunla da yüksek perdeden konuşmayın. Yoksa siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 24.09.2026
Paylaş: