أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

(birini veya bir şeyi) kendi hâline bırakmak

(birini veya bir şeyi) kendi hâline bırakmak Deyim ilgilenmemek, karışmamak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

7/Araf-73
وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَـالِـحاًۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْۜ هٰذِه۪ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ ف۪ٓي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Semud'a da kardeşleri Salih'i (gönderdik). O onlara şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kul olun. Ondan başka ilahınız yoktur. Size Rabb’inizden açık bir belge geldi. Şu Allah'ın devesi sizin için bir ayettir (mucize). Onu kendi haline bırakın Allah'ın arzında otlasın ve ona bir kötülükte bulunmayın. Yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar.

11/Hud-64
وَيَا قَوْمِ هٰذِه۪ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ ف۪ٓي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ قَر۪يبٌ

“Ey kavmim! İşte bir ayet olarak Allah’ın dişi devesi!.. Onu kendi haline bırakın, Allah’ın arzında otlasın ve ona bir kötülükte bulunmayın. Yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”

11/Hud-65
فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا ف۪ي دَارِكُمْ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ

Onlar yine de o deveyi kestiler. Bunun üzerine (Salih) "Yurdunuzda üç gün yaşayın. Bu yalanlanmayacak bir sözdür." dedi.

43/Zuhruf-81
قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌۗ فَاَنَا۬ اَوَّلُ الْعَابِد۪ينَ

De ki “Eğer Rahman’ın çocuğu olsaydı ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”

43/Zuhruf-82
سُبْحَانَ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

Göklerin ve yerin Rabb’i, arşın Rabb’i onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.

43/Zuhruf-83
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَ

Artık onları kendi hâllerine bırak! Uyarıldıkları güne erişinceye kadar boş şeylerle oyalanıp dursunlar.

52/Tur-43
اَمْ لَهُمْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Yoksa onların Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir.

52/Tur-44
وَاِنْ يَرَوْا كِسْفاً مِنَ السَّمَٓاءِ سَاقِطاً يَقُولُوا سَحَابٌ مَرْكُومٌ

Gökten bir parçanın düştüğünü görseler "Üst üste yığılmış bir buluttur." derler.

52/Tur-45
فَذَرْهُمْ حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي ف۪يهِ يُصْعَقُونَۙ

Artık sen, çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.

70/Mearic-42
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا
Bu kelime "gülüp oynamak (söylemek)" deyiminde vurgulanmış
حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَۙ
Bu kelime "söz vermek" deyiminde vurgulanmış

Sen onları kendi hallerine bırak, kendilerine söz verilen günlerine kavuşana kadar dalsınlar ve gülüp oynasınlar.

70/Mearic-43
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعاً كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ يُوفِضُونَۙ

O gün kabirlerden, hızla çıkarlar. Sanki dikili bir şeye koşuyorlarmış gibi…

70/Mearic-44
خَاشِعَةً
Bu kelime "gözü (gözleri) kararmak" deyiminde vurgulanmış
اَبْصَارُهُمْ
Bu kelime "gözü (gözleri) kararmak" deyiminde vurgulanmış
تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ ذٰلِكَ الْيَوْمُ الَّذ۪ي كَانُوا يُوعَدُونَ
Bu kelime "söz vermek" deyiminde vurgulanmış

(O gün) gözleri kararır, kendilerini zillet bürür. Bu, onlara söz verilen gündür.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 09.07.2026
Paylaş: