أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

emin olmak

emin olmak Deyim inanmak, güvenmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-239
فَاِنْ خِفْتُمْ فَرِجَـالاً اَوْ رُكْبَـاناًۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ

Eğer (herhangi bir şeyden) endişeye düşerseniz (namazlarınızı) yürüyerek yahut binek üstünde (eda edin). Emin olduğunuz zaman, bilmediklerinizi Allah'ın size öğrettiği şekilde onu anın (namaz kılın).

4/Nisa-91
سَتَجِدُونَ اٰخَر۪ينَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا قَوْمَهُمْۜ كُلَّمَا رُدُّٓوا اِلَى الْفِتْنَةِ اُرْكِسُوا ف۪يهَاۚ فَاِنْ لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُٓوا اِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّٓوا اَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْۜ وَاُو۬لٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَاناً مُب۪يناً۟

Hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyenleri de bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitne fesat çıkarmaya döndürülseler ona gözlerini kırpmadan atılırlar. Eğer sizden elini ayağını kesmez, sizinle barışmak istemez ve (fitneden) ellerini çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onlar için size apaçık yetki verdik.

6/Enam-81
وَكَيْفَ اَخَافُ مَٓا اَشْرَكْتُمْ وَلَا تَخَافُونَ اَنَّكُمْ اَشْرَكْتُمْ بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ عَلَيْكُمْ سُلْطَاناًۜ فَاَيُّ الْفَر۪يقَيْنِ اَحَقُّ بِالْاَمْنِۚ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۢ

“Size karşı kendisine herhangi bir sultan (belge) indirmediği şeyleri sizler Allah’a ortak koşmaktan korkmazken ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım? Eğer biliyorsanız söyleyin, iki gruptan [ferîkayn] hangisi korkudan emin olmaya daha layıktır.”

6/Enam-82
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُٓوا ا۪يمَانَهُمْ بِظُلْمٍ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْاَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ۟

İman edenler ve imanlarına zulüm/şirk bulaştırmayanlar, işte korkudan emin olmak bunların hakkıdır. Ve doğru yolda olanlar da bunlardır.

7/Araf-97
اَفَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا بَيَاتاً وَهُمْ نَٓائِمُونَۜ

Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

7/Araf-98
اَوَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا ضُحًى وَهُمْ يَلْعَبُونَ

Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

7/Araf-99
اَفَاَمِنُوا مَكْرَ اللّٰهِۚ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ۟

Yoksa Allah’ın düzeninden emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın düzeninden emin olamaz.

12/Yusuf-107
اَفَاَمِنُٓوا اَنْ تَأْتِيَهُمْ غَاشِيَةٌ مِنْ عَذَابِ اللّٰهِ اَوْ تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Allah tarafından kuşatıcı bir felaket gelmesinden veya farkında olmadan onlara o Saat’in ansızın gelmesinden kendileri emin mi oldular?

16/Nahıl-45
اَفَاَمِنَ الَّذ۪ينَ مَكَرُوا السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَخْسِفَ اللّٰهُ بِهِمُ الْاَرْضَ اَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَۙ

Kötülüklerle dümen çevirenler Allah'ın, kendilerini yere batırmayacağından veya farkına varmadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

17/İsra-68
اَفَاَمِنْتُمْ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباً ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَك۪يلاًۙ

Onun, sizi yere batırmayacağından yahut üzerinize çakıl savuran bir kasırga göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.

26/Şuara-146
اَتُتْرَكُونَ ف۪ي مَا هٰهُنَٓا اٰمِن۪ينَۙ

Siz burada emin olarak bırakılacak mısınız?

26/Şuara-147
ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ

Bahçelerde ve pınarlarda…

26/Şuara-148
وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَض۪يمٌۚ

Ekinliklerde ve salkımlı hurmalıklarda…

26/Şuara-149
وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتاً فَارِه۪ينَۚ

Bir de dağlarda ustalıkla evler yontuyordunuz.

67/Mülk-16
ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِيَ تَمُورُۙ

Gökte olanın sizi yere batırmayacağından emin mi oldunuz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır.

67/Mülk-17
اَمْ اَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباًۜ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذ۪يرِ

Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgâr göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz!

70/Mearic-26
وَالَّذ۪ينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۖ

Onlar, din gününü tasdik ederler.

70/Mearic-27
وَالَّذ۪ينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ

Onlar Rablerinin azabından tir tir titrerler.

70/Mearic-28
اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۚ

Kuşkusuz ki Rablerinin azabından emin olunamaz.

81/Tekvir-15
فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ

Hayır! Yemin olsun; bir sinip bir görünenlere (yıldızlar),

81/Tekvir-16
اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ

(Yörüngelerinde) akıp gidenlere ve kaybolanlara (gezegenlere),

81/Tekvir-17
وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ

Ve kararan geceye,

81/Tekvir-18
وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ

Nefes almaya başladığı zaman sabaha,

81/Tekvir-19
اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۙ

Muhakkak ki o (Kur'an), kerim bir elçinin (Cebrail) sözüdür.

81/Tekvir-20
ذ۪ي قُوَّةٍ عِنْدَ ذِي الْعَرْشِ مَك۪ينٍۙ

Kuvvet sahibi Arş’ın sahibinin katında yeri olan (Cibril’in)...

81/Tekvir-21
مُطَاعٍ ثَمَّ اَم۪ينٍۜ

(O), itaat edilen ve emin olunandır.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 14.09.2026
Paylaş: