أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

hak etmek

hak etmek Deyim 1) bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek, hak kazanmak, 2) layık olduğu kötü karşılığı almak, 3) bir başarı dolayısıyla ödüllendirilmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

5/Maide-107
فَاِنْ عُثِرَ عَلٰٓى اَنَّهُمَا اسْتَحَقَّٓا اِثْماً فَاٰخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ الَّذ۪ينَ اسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْاَوْلَيَانِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ لَشَهَادَتُـنَٓا اَحَقُّ مِنْ شَهَادَتِهِمَا وَمَا اعْتَدَيْنَاۘ اِنَّٓا اِذاً لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ

Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar, (şahitlik etmeye) daha layıktır- öbürlerinin yerine geçerler ve “Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden kuşkusuz daha doğrudur, biz haddimizi aşmadık yoksa gerçekten zalimlerden oluruz.” diye yemin billah ederler.

16/Nahıl-36
وَلَقَدْ بَعَثْنَا ف۪ي كُلِّ اُمَّةٍ رَسُولاً اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَۚ فَمِنْهُمْ مَنْ هَدَى اللّٰهُ وَمِنْهُمْ مَنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلَالَةُۜ فَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ

Biz her ümmete Allah’a kul olsunlar ve tağuttan kaçınsınlar diye elçi gönderdik. Allah, onlardan kimini hidayete erdirdi kimi de sapıklığı hak etti. Yeryüzünde seyrana çıkın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün!

36/Yasin-7
لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Ant olsun ki onların çoğu o sözü (gafletlerinin cezasını) hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

36/Yasin-69
وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُب۪ينٌۙ

Biz ona şiir öğretmedik. Ona yakışmaz da. Bu hoş bir öğüt ve gün gibi açık bir Kur'an'dır.

36/Yasin-70
لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَياًّ وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ

Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye…

48/Fetih-26
اِذْ جَعَلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلٰى رَسُولِه۪ وَعَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَاَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ التَّقْوٰى وَكَانُٓوا اَحَقَّ بِهَا وَاَهْلَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يماً۟

Kâfirler o zaman, kalplerini o gurura, cahiliye dönemine ait büyüklenme duygusuna kaptırmışlardı, Allah da resulüne ve mü’minlere huzur verdi, onları takva sözüne bağladı. Zaten onlar bu sözü hak etmişlerdi, onlar buna layıktı. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 11.07.2026
Paylaş: