أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

iş yapmak

iş yapmak Deyim çalışmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-25
وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقاًۙ قَالُوا هٰذَا الَّذ۪ي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِه۪ مُتَشَابِهاًۜ وَلَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

İman edip de yararlı iş yapanları, içinden ırmaklar akan cennetlerle müjdele! Kendilerine cennette meyve nimeti verildiğinde, “Bu, daha önce de dünyada yediğimize benziyor; bunun benzeri bize verilmişti” diyecekler. Orada onların, her türlü pislikten arınmış tertemiz eşleri olacak ve orada süreli olarak kalacaklardır.

2/Bakara-82
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟

İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennetliklerdir. Onlar orada süreli kalırlar.

2/Bakara-139
قُلْ اَتُحَٓاجُّونَنَا
Bu kelime "tartışmaya girmek " deyiminde vurgulanmış
فِي اللّٰهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۚ وَلَـنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۚ وَنَحْنُ لَهُ مُخْلِصُونَۙ
Bu kelime "gönül vermek" deyiminde vurgulanmış

De ki "Siz Allah hakkında bizimle tartışmaya mı giriyorsunuz? Oysa o, bizim de Rabb’imiz, sizin de Rabb’inizdir. Bizim yaptığımız işler bize, sizin yaptığınız işler sizedir. Biz ona (Allah) gönül verenleriz."

2/Bakara-140
اَمْ تَقُولُونَ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطَ كَانُوا هُوداً اَوْ نَصَارٰىۜ قُلْ ءَاَنْتُمْ اَعْلَمُ اَمِ اللّٰهُۜ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarının Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki “Siz mi iyi bilirsiniz, Allah mı?..” Allah’ın, şahit olduğu bir gerçeği gizleyenden daha zalim kim olabilir? Yaptığınız hiçbir iş, Allah’a gizli kalmaz.

4/Nisa-124
وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا
Bu kelime "zulüm görmek" deyiminde vurgulanmış
يُظْلَمُونَ
Bu kelime "zulüm görmek" deyiminde vurgulanmış
نَق۪يراً

Erkek veya kadınlardan kimler de imanlı olarak güzel işler yaparsa bunlar da cennete girerler ve en ufak bir zulüm görmezler.

6/Enam-132
وَلِكُلٍّ دَرَجَاتٌ مِمَّا عَمِلُواۜ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

Her birinin yaptığı işe göre derecesi vardır. Rabb’in onların yaptıkları işlerden gafil değildir.

7/Araf-129
قَالُٓوا اُو۫ذ۪ينَا
Bu kelime "eziyet etmek " deyiminde vurgulanmış
مِنْ قَبْلِ اَنْ تَأْتِيَنَا وَمِنْ بَعْدِ مَا جِئْتَنَاۜ قَالَ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُهْلِكَ
Bu kelime "helak etmek " deyiminde vurgulanmış
عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ
Bu kelime "yetkili kılmak" deyiminde vurgulanmış
فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ۟

Onlar da "Sen bize gelmeden önce de geldikten sonra da bize eziyet edildi." dediler. (Musa), “Umulur ki Rabb’iniz düşmanınızı helak eder ve onların yerine sizi yeryüzünde yetkili kılar da nasıl iş yapacağınıza bakar.” dedi.

10/Yunus-9
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْد۪يهِمْ رَبُّهُمْ بِا۪يمَانِهِمْۚ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

İnanıp yararlı işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri, onları içinden ırmaklar akan nimet dolu cennetlerine iletir.

10/Yunus-10
دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟

Oradaki duaları: 'Allah'ım, Sen ne yücesin'dir ve oradaki dirlik temennileri: 'Selam'dır; dualarının sonu da: 'Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır.'

10/Yunus-41
وَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ ل۪ي عَمَل۪ي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْۚ اَنْتُمْ بَر۪ٓيؤُ۫نَ مِمَّٓا اَعْمَلُ وَاَنَا۬ بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ

Eğer seni yalanlarlarsa de ki "Benim yaptığım iş benim, sizin yaptığınız iş de sizindir. Siz benim yaptığım işten uzaksınız, ben de sizin yaptığınız işlerden uzağım."

10/Yunus-42
وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُونَ
Bu kelime "kulak vermek " deyiminde vurgulanmış
اِلَيْكَۜ اَفَاَنْتَ تُسْمِـعُ الصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا لَا
Bu kelime "aklını kullanmak " deyiminde vurgulanmış
يَعْقِلُونَ
Bu kelime "aklını kullanmak " deyiminde vurgulanmış

Yine onlar arasından bazıları da (güya) sana kulak veriyorlar. İyi ama eğer akıllarını kullanmaz durumda iseler sen sağırlara duyurabilir misin?

11/Hud-11
اِلَّا الَّذ۪ينَ صَبَرُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَب۪يرٌ

Ancak sabredip güzel iş yapanlar böyle değildir. İşte onlar için, bir bağışlama ve büyük bir ödül vardır.

11/Hud-15
مَنْ كَانَ يُر۪يدُ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَز۪ينَتَهَا نُوَفِّ اِلَيْهِمْ اَعْمَالَهُمْ ف۪يهَا وَهُمْ ف۪يهَا لَا يُبْخَسُونَ

Kim dünya hayatını ve süsünü isterse yaptıkları işlerin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar.

11/Hud-16
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا النَّارُۘ وَحَبِطَ
Bu kelime "boşa gitmek " deyiminde vurgulanmış
مَا صَنَعُوا ف۪يهَا وَبَاطِلٌ
Bu kelime "ziyan olmak " deyiminde vurgulanmış
مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

İşte onlar, ahirette ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptıkları boşa gitmiştir. Amelleri de ziyan olmuştur.

17/İsra-83
وَاِذَٓا اَنْعَمْنَا عَلَى الْاِنْسَانِ اَعْرَضَ
Bu kelime "ilgisini kesmek" deyiminde vurgulanmış
وَنَاٰ
Bu kelime "yan çizmek" deyiminde vurgulanmış
بِجَانِبِه۪ۚ
Bu kelime "yan çizmek" deyiminde vurgulanmış
وَاِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ كَانَ يَؤُ۫ساً
Bu kelime "yeise kapılmak" deyiminde vurgulanmış

İnsana nimet verdiğimiz zaman (bizden) ilgisini kesip yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da yeise kapılır.

17/İsra-84
قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلٰى شَاكِلَتِه۪ۜ فَرَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَنْ هُوَ اَهْدٰى سَب۪يلاً۟

De ki “Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabb’iniz en iyi bilendir.”

18/Kehif-110
قُلْ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّـمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ رَبِّه۪ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً وَلَا
Bu kelime "ortak etmek " deyiminde vurgulanmış
يُشْرِكْ
Bu kelime "ortak etmek " deyiminde vurgulanmış
بِعِبَادَةِ رَبِّه۪ٓ اَحَداً

De ki "Ben de sizin gibi bir beşerim. Bana sizin ilahınızın tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık kim Rabb’ine kavuşmayı murat ederse iyi iş yapsın ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin.

20/Taha-75
وَمَنْ يَأْتِه۪ مُؤْمِناً قَدْ عَمِلَ الصَّالِحَاتِ فَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الدَّرَجَاتُ الْعُلٰىۙ

Kim de güzel işler yapmış bir mü’min olarak ona varırsa üstün dereceler işte sırf bunlar içindir.

20/Taha-112
وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلْماً وَلَا هَضْماً

Kim de inanmış olarak iyi işler yaparsa o ne zulümden korkar ne de hakkının çiğnenmesinden.

21/Enbiya-94
فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِه۪ۚ وَاِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ

Kim inanmış olarak iyi işler yaparsa onun çalışmasına karşı nankörlük edilmeyecektir. Onun çalıştığının hepsini yazacağız.

29/Ankebut-7
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَحْسَنَ الَّذ۪ي كَانُوا يَعْمَلُونَ

İman edip iyi işler yapanların kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları, işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.

29/Ankebut-8
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْناًۜ وَاِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَاۜ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

İnsana anne ve babasına iyilik etmesini salık verdik. Eğer seni, hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana şirk koşman için zorlarlarsa o zaman onlara itaat etme. Dönüşünüz banadır. Yapmakta olduklarınızı size haber veririm.

29/Ankebut-9
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِي الصَّالِح۪ينَ

İman edip iyi işler yapanları, muhakkak salihler (zümresi) içine katarız.

29/Ankebut-57
كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Bu kelime "geri dönmek " deyiminde vurgulanmış

Her can ölümü tadıcıdır. Sonra bize geri döndürülürsünüz.

29/Ankebut-58
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفاً تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَۗ

İnanıp yararlı iş yapanları, içinde sonsuza kadar kalacakları cennete, altından ırmaklar akan odalara yerleştireceğiz. (Yararlı) iş yapanların ecirleri ne güzeldir.

29/Ankebut-59
اَلَّذ۪ينَ صَبَرُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

Ki onlar, sabrederler ve yalnızca Rablerine güvenirler.

31/Lokman-8
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّع۪يمِۙ

(Buna karşılık) iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar nimetlerle dolu cennetlere kavuşacaklar.

31/Lokman-9
خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقاًّۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Bu kelime "hükmü geçmek (hüküm yürütmek)" deyiminde vurgulanmış

Allah’ın vaadi olarak orada (ebedî) kalacaklardır. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

31/Lokman-10
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِكُمْ وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۜ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَر۪يمٍ

O, gökleri gördüğünüz üzere bir direk olmadan yarattı, sizi sarsar diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi ve orada her canlıdan yaydı. Gökten de su indirip onunla her güzel çiftten bitirdik.

33/Ahzap-31
وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتَعْمَلْ صَالِحاً نُؤْتِهَٓا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِۙ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقاً كَر۪يماً

Ama sizden kim Allah'a ve Resul’üne gönülden itaat eder ve güzel iş yaparsa ona ecrini iki kat veririz. Ve biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır.

34/Sebe-4
لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ

Bu, iman edip güzel iş yapanları mükâfatlandırması içindir. İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır.

39/Zümer-74
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي صَدَقَنَا
Bu kelime "sadık kalmak " deyiminde vurgulanmış
وَعْدَهُ وَاَوْرَثَنَا الْاَرْضَ نَتَبَوَّاُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَٓاءُۚ فَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَ

(Onlar da) dediler: 'Bize olan vaadinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı yapan Allah'a hamdolsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Yararlı) iş yapanların ecirleri ne güzeldir.

39/Zümer-75
وَتَرَى الْمَلٰٓئِكَةَ حَٓافّ۪ينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَق۪يلَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Melekleri de Rablerini hamt ile tespih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış hâlde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir.

48/Fetih-29
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً
Bu kelime "secde etmek" deyiminde vurgulanmış
يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناًۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ
Bu kelime "(birinin) hoşuna gitmek" deyiminde vurgulanmış
الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْراً عَظ۪يماً

Muhammed, Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükû edip secde ederken görürsün. Allah'tan fazıl ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük ecir vadetmiştir.

64/Tegabun-9
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذٰلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِۜ
Bu kelime "(bir şeyin) künhüne varmak " deyiminde vurgulanmış
وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحاً يُكَفِّرْ
Bu kelime "açığını kapamak (kapatmak)" deyiminde vurgulanmış
عَنْهُ سَيِّـَٔاتِه۪
Bu kelime "açığını kapamak (kapatmak)" deyiminde vurgulanmış
وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ
Bu kelime "kazançlı çıkmak " deyiminde vurgulanmış
الْعَظ۪يمُ

Toplanma gününde Allah sizi (mutlaka) bir araya getirecektir. O gün, aldanışın (künhüne varılma) günüdür. Kim Allah'a inanır, makbul ve güzel işler yaparsa Allah onun açığını kapatır ve devamlı kalmak üzere içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. İşte, büyük kazançlı çıkmak budur!

98/Beyyine-7
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِۜ

İman edip yararlı işler yapanlara gelince; işte onlar yaratılanların en hayırlısıdır.

98/Beyyine-8
جَزَٓاؤُ۬هُمْ
Bu kelime "mükâfatını görmek " deyiminde vurgulanmış
عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ رَضِيَ
Bu kelime "razı olmak (gelmek) " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا
Bu kelime "razı olmak (gelmek) " deyiminde vurgulanmış
عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ

Onların Rableri katından görecekleri mükâfat (ceza) içinde sonsuza kadar kalacakları altından ırmaklar akan Adin cennetleridir. Allah onlardan razı gelmiş, onlar da ondan (Allah’tan) razı gelmişlerdir. İşte bu, Rabb’inden haşyet duyan içindir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 13.02.2026
Paylaş: