أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

dar kaçmak

dar kaçmak Deyim istemediği bir çevreden kendini dışarı atmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

3/Aliimran-111
لَنْ
Bu kelime "zarar vermek " deyiminde vurgulanmış
يَضُرُّوكُمْ
Bu kelime "zarar vermek " deyiminde vurgulanmış
اِلَّٓا اَذًىۜ وَاِنْ يُقَاتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ الْاَدْبَارَ۠ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ

Onlar (ehlikitap) size, incitmekten başka, bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar dar kaçarlar. Sonra yardım da görmezler.

9/Tevbe-25
لَقَدْ نَصَرَكُمُ
Bu kelime "yardımda bulunmak " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ ف۪ي مَوَاطِنَ كَث۪يرَةٍۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍۙ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ
Bu kelime "göğsü kabarmak" deyiminde vurgulanmış
كَـثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـٔاً وَضَاقَتْ
Bu kelime "dar gelmek " deyiminde vurgulanmış
عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِر۪ينَۚ

Ant olsun ki Allah size, pek çok yerde ve Huneyn Günü’nde yardımda bulundu. O gün çokluğunuz göğsünüzü kabartmış ancak bu size bir şey sağlamamıştı ve bütün genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da (bozularak) dar kaçmıştınız.

28/Kasas-30
فَلَمَّٓا اَتٰيهَا نُودِيَ مِنْ شَاطِئِ الْوَادِ الْاَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ اَنْ يَا مُوسٰٓى اِنّ۪ٓي اَنَا اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَۙ

Oraya varınca bereketli yerdeki vadinin sağ yanından, ağaç yönünden “Ey Musa! Ben âlemlerin Rabb’i olan Allah’ım!” diye seslenildi.

28/Kasas-31
وَاَنْ اَلْقِ عَصَاكَۜ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِراً وَلَمْ يُعَقِّبْۜ يَا مُوسٰٓى اَقْبِلْ وَلَا تَخَفْ۠ اِنَّكَ مِنَ الْاٰمِن۪ينَ

“Asanı at!” Onun bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasını dönüp dar kaçtı. “Ey Musa! Dön ve korkma. Sen güvendesin.

28/Kasas-32
اُسْلُكْ يَدَكَ ف۪ي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍۘ وَاضْمُمْ اِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِنْ رَبِّكَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْماً فَاسِق۪ينَ

Elini koynuna sok, bir kusur olmadığı hâlde bembeyaz çıksın. Dehşetten açılan kollarını kendine doğru çek. İşte bunlar, Firavun ve ileri gelenlerine Rabb’inden iki burhan (kanıt). Onlar yoldan çıkmış bir topluluktur.”

28/Kasas-33
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي قَتَلْتُ مِنْهُمْ نَفْساً فَاَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِ

Musa “Rabb’im! Ben onlardan birini öldürdüm. Onların beni öldürmelerinden korkuyorum.

28/Kasas-34
وَاَخ۪ي هٰرُونُ هُوَ اَفْصَحُ مِنّ۪ي لِسَاناً فَاَرْسِلْهُ مَعِيَ رِدْءاً يُصَدِّقُن۪يۘ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُكَذِّبُونِ

Kardeşim Harun benden daha fasih konuşur. Onu da benimle birlikte, beni tasdik eden bir yardımcı olarak gönder. Çünkü onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” dedi.

54/Kamer-45
سَيُهْزَمُ
Bu kelime "hezimete uğramak " deyiminde vurgulanmış
الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ

O topluluk hezimete uğratılacak ve dar kaçacaklar.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 25.06.2026
Paylaş: