أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

yardımda bulunmak

yardımda bulunmak Deyim yardım etmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-86
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِۘ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ۟

İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden onların azapları da hafifletilmez, onlara yardımda da bulunulmaz.

2/Bakara-250
وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِه۪ قَالُوا رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَثَبِّتْ
Bu kelime "ayak diremek" deyiminde vurgulanmış
اَقْدَامَنَا
Bu kelime "ayak diremek" deyiminde vurgulanmış
وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَۜ

Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında “Rabb’imiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize ayak diret ve kâfirler topluluğuna karşı yardımda bulun.” dediler.

2/Bakara-286
لَا
Bu kelime "öneride bulunmak " deyiminde vurgulanmış
يُكَلِّفُ
Bu kelime "öneride bulunmak " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا
Bu kelime "altından kalkamamak" deyiminde vurgulanmış
وُسْعَهَاۜ
Bu kelime "altından kalkamamak" deyiminde vurgulanmış
لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا
Bu kelime "sorumlu tutmak" deyiminde vurgulanmış
تُؤَاخِذْنَٓا
Bu kelime "sorumlu tutmak" deyiminde vurgulanmış
اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ
Bu kelime "hataya düşmek" deyiminde vurgulanmış
رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا
Bu kelime "takat getirmek " deyiminde vurgulanmış
طَاقَةَ
Bu kelime "takat getirmek " deyiminde vurgulanmış
لَنَا
Bu kelime "takat getirmek " deyiminde vurgulanmış
بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

Allah, hiç kimseye altından kalkamayacağı işler için öneride bulunmaz. (Kişinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. 'Rabb’imiz, unuttuklarımızdan veya hataya düştüklerimizden bizi sorumlu tutma! Rabb’imiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabb’imiz, takat getiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma! Bizi affet, bizi bağışla, bizi esirge! Sen bizim Mevla’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardımda bulun.'

3/Aliimran-81
وَاِذْ اَخَذَ
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ م۪يثَاقَ
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
النَّبِيّ۪نَ لَـمَٓا اٰتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِه۪ وَلَتَنْصُرُنَّهُۜ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ
Bu kelime "uhdesine almak " deyiminde vurgulanmış
عَلٰى
Bu kelime "uhdesine almak " deyiminde vurgulanmış
ذٰلِكُمْ اِصْر۪يۜ قَالُٓوا اَقْرَرْنَاۜ
Bu kelime "ikrar vermek " deyiminde vurgulanmış
قَالَ فَاشْهَدُوا
Bu kelime "şehadette bulunmak " deyiminde vurgulanmış
وَاَنَا۬ مَعَكُمْ مِنَ
Bu kelime "şehadette bulunmak " deyiminde vurgulanmış
الشَّاهِد۪ينَ
Bu kelime "şehadette bulunmak " deyiminde vurgulanmış

Allah, nebilerden şöyle söz almıştı: “Bakın! Size kitap ve hikmet verdim. Şimdi yanınızda bulunanı doğrulayıcı bir elçi geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardımda bulunacaksınız. Bunu ikrar ettiniz mi? Bu ağır yükü uhdenize aldınız mı?” Onlar da “İkrar verdik!” dediler. “O hâlde şehadette bulunun ve ben de sizinle beraber şehadette bulunanlardanım.” dedi.

3/Aliimran-123
وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ بِبَدْرٍ وَاَنْتُمْ اَذِلَّةٌۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Ant olsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir'de yardımda bulundu. Şu hâlde Allah'tan sakının ki şükretmiş olasınız.

3/Aliimran-147
وَمَا
Bu kelime "demek olmak" deyiminde vurgulanmış
كَانَ
Bu kelime "demek olmak" deyiminde vurgulanmış
قَوْلَهُمْ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا
Bu kelime "demek olmak" deyiminde vurgulanmış
رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَاِسْرَافَنَا ف۪ٓي اَمْرِنَا وَثَبِّتْ
Bu kelime "ayak diremek" deyiminde vurgulanmış
اَقْدَامَنَا
Bu kelime "ayak diremek" deyiminde vurgulanmış
وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

Onların sözleri ancak, “Rabb’imiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla. Bize ayak diret ve kâfirler topluluğuna karşı yardımda bulun.” demek olmuştur.

3/Aliimran-149
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُط۪يعُوا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَرُدُّوكُمْ
Bu kelime "geri çevirmek" deyiminde vurgulanmış
عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِر۪ينَ
Bu kelime "hüsrana uğramak " deyiminde vurgulanmış

Kim, İslam'dan başka bir din ararsa bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul görmeyecek ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

3/Aliimran-150
بَلِ اللّٰهُ مَوْلٰيكُمْۚ وَهُوَ خَيْرُ النَّاصِر۪ينَ

Hayır, sizin mevlanız Allah'tır. O, yardımda bulunanların en hayırlısıdır.

7/Araf-192
وَلَا
Bu kelime "üstesinden gelmek" deyiminde vurgulanmış
يَسْتَط۪يعُونَ
Bu kelime "üstesinden gelmek" deyiminde vurgulanmış
لَهُمْ نَصْراً وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ

Oysa onlar (putlar, ilahlar), onlara yardımda bulunmanın da kendi kendilerine yardımda bulunmanın da üstesinden gelemezler.

7/Araf-197
وَالَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ لَا
Bu kelime "üstesinden gelmek" deyiminde vurgulanmış
يَسْتَط۪يعُونَ
Bu kelime "üstesinden gelmek" deyiminde vurgulanmış
نَصْرَكُمْ وَلَٓا اَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ

Allah'ın dışında çağırdıklarınız (putlar, ilahlar), size yardımda bulunmanın da kendi kendilerine yardımda bulunmanın da üstesinden gelemezler.

9/Tevbe-14
قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ
Bu kelime "azap çekmek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ بِاَيْد۪يكُمْ وَيُخْزِهِمْ
Bu kelime "(birini) rezil etmek" deyiminde vurgulanmış
وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ
Bu kelime "sadra şifa vermek " deyiminde vurgulanmış
صُدُورَ
Bu kelime "sadra şifa vermek " deyiminde vurgulanmış
قَوْمٍ مُؤْمِن۪ينَۙ

"Onlarla çarpışınız. Allah, onlara sizin ellerinizle azap çektirsin. Onları rezil etsin ve onlara karşı size yardımda bulunsun. Mü'minler topluluğunun sadrına şifa versin."

9/Tevbe-25
لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَوَاطِنَ كَث۪يرَةٍۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍۙ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ
Bu kelime "göğsü kabarmak" deyiminde vurgulanmış
كَـثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـٔاً وَضَاقَتْ
Bu kelime "dar gelmek " deyiminde vurgulanmış
عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ
Bu kelime "dar kaçmak " deyiminde vurgulanmış
مُدْبِر۪ينَۚ
Bu kelime "dar kaçmak " deyiminde vurgulanmış

Ant olsun ki Allah size, pek çok yerde ve Huneyn Günü’nde yardımda bulundu. O gün çokluğunuz göğsünüzü kabartmış ancak bu size bir şey sağlamamıştı ve bütün genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da (bozularak) dar kaçmıştınız.

17/İsra-33
وَلَا
Bu kelime "cana kıymak " deyiminde vurgulanmış
تَقْتُلُوا
Bu kelime "cana kıymak " deyiminde vurgulanmış
النَّفْسَ
Bu kelime "cana kıymak " deyiminde vurgulanmış
الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُوماً فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّه۪ سُلْطَاناً
Bu kelime "(birine) yetki vermek " deyiminde vurgulanmış
فَلَا يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِۜ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُوراً

Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın, haram kıldığı cana kıymayın! Kim haksız yere öldürülürse biz onun velisine (kısas istemede) yetki verdik. O da “kısasta” ölçüyü kaçırmasın! Çünkü kendisine zaten yardımda bulunulmuştur.

37/Saffat-171
وَلَقَدْ سَبَقَتْ
Bu kelime "söz konusu edilmek " deyiminde vurgulanmış
كَلِمَتُنَا
Bu kelime "söz konusu edilmek " deyiminde vurgulanmış
لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ

Ant olsun! Elçi olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:

37/Saffat-172
اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ

“Onlara mutlaka yardımda bulunulacaktır.”

37/Saffat-173
وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ
Bu kelime "galip gelmek " deyiminde vurgulanmış

Bizim ordumuz mutlaka galip gelecektir.

37/Saffat-174
فَتَوَلَّ
Bu kelime "yüz çevirmek" deyiminde vurgulanmış
عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

37/Saffat-175
وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

(Başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında göreceklerdir.

40/Mü'min-51
اِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ
Bu kelime "ayağa kalkmak " deyiminde vurgulanmış
الْاَشْهَادُۙ

Biz, elçilerimize ve inananlara dünya hayatında da şahitlerin ayağa kalkacakları günde de (hesap günü) mutlaka yardımda bulunuruz.

47/Muhammed-7
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ
Bu kelime "sıkı basmak " deyiminde vurgulanmış
اَقْدَامَكُمْ

Ey iman edenler! Eğer Allah'a (dinine) yardım ederseniz, O da size yardımda bulunur ve ayaklarınızı sıkı bastırır.

48/Fetih-1
اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحاً مُب۪يناًۙ

Kuşkusuz ki biz, sana apaçık bir fetih verdik.

48/Fetih-2
لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ

Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek bütün hatalarını bağışlayacak, bütün nimetlerini sana verecek ve seni dosdoğru bir yola sevk edecektir.

48/Fetih-3
وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْراً عَز۪يزاً

Allah sana, şanlı bir zaferle yardımda bulunacaktır.

59/Haşir-12
لَئِنْ اُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْۚ وَلَئِنْ قُوتِلُوا لَا يَنْصُرُونَهُمْۚ وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ
Bu kelime "ters yüzüne dönmek " deyiminde vurgulanmış
الْاَدْبَارَ۠
Bu kelime "ters yüzüne dönmek " deyiminde vurgulanmış
ثُمَّ لَا
Bu kelime "yardım görmek " deyiminde vurgulanmış
يُنْصَرُونَ
Bu kelime "yardım görmek " deyiminde vurgulanmış

Şunu kesinlikle bilin ki onlar (yurtlarından) çıkarılacak olurlarsa bunlar, onlarla birlikte çıkmazlar. Onlara karşı savaşılırsa yardımda bulunmazlar. Yardım etseler bile ters yüzüne dönüp giderler de sonra kendileri asla yardım görmezler.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 14.01.2026
Paylaş: