أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

göç etmek (eylemek)

göç etmek (eylemek) Deyim 1) oturduğu yerden başka bir yere gidip yerleşmek, göçmek; 2) mec. ölmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

4/Nisa-89
وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَٓاءً فَلَا
Bu kelime "dost edinmek " deyiminde vurgulanmış
تَتَّخِذُوا
Bu kelime "dost edinmek " deyiminde vurgulanmış
مِنْهُمْ اَوْلِيَٓاءَ
Bu kelime "dost edinmek " deyiminde vurgulanmış
حَتّٰى يُهَاجِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا
Bu kelime "yüz çevirmek" deyiminde vurgulanmış
فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْۖ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراًۙ

Kendileri küfre düştüğü gibi sizin de küfre düşmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız. O hâlde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün ve hiçbirini de dost ve yardımcı olarak görmeyin.

4/Nisa-97
اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَفّٰيهُمُ
Bu kelime "canını almak " deyiminde vurgulanmış
الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا ف۪يمَ كُنْتُمْۜ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَف۪ينَ
Bu kelime "zayıf düşmek" deyiminde vurgulanmış
فِي الْاَرْضِۜ قَالُٓوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا ف۪يهَاۜ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراًۙ

Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken 'Siz ne hâl üzere idiniz?' derler. Onlar 'Biz yeryüzünde zayıf düşürülmüş kimselerdik.' derler. Melekler de 'Allah'ın arzı geniş değil miydi de orada göç etmediniz?' derler. Bunların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!

4/Nisa-100
وَمَنْ يُهَاجِرْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِي الْاَرْضِ مُرَاغَماً كَث۪يراً وَسَعَةًۜ وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِه۪ مُهَاجِراً اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً۟

Allah yolunda göç eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da. Allah'a ve elçisine göç etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah'a düşmüştür. Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.

8/Enfal-72
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
Bu kelime "imana gelmek" deyiminde vurgulanmış
وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا
Bu kelime "yardımına koşmak " deyiminde vurgulanmış
اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ
Bu kelime "yardımına koşmak " deyiminde vurgulanmış
فِي الدّ۪ينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Kesinkes imana gelenler, göç (hicret) edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler ile (muhacirleri) barındıranlar ve (onların) yardımına koşanlar, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip göç etmeyenler, onlar göç edinceye kadar, sizin onlara hiç bir şeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, (onların) yardımına koşmak üzerinize bir borçtur. Ancak sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, amellerinizi görendir.

8/Enfal-74
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
Bu kelime "imana gelmek" deyiminde vurgulanmış
وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا
Bu kelime "yardımına koşmak " deyiminde vurgulanmış
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقاًّۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ

İmana gelenler, göç (hicret) edenler ve Allah yolunda cihat edenler ile (muhacirleri) barındıranlar ve (onların) yardımına koşanlar, işte gerçek mü'minler bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

8/Enfal-75
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
Bu kelime "imana gelmek" deyiminde vurgulanmış
مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ مِنْكُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Sonradan İmana gelen, göç (hicret) eden ve sizinle beraber cihat edenler de sizdendir. Allah'ın kitabına göre yakın akrabalar birbirleri için önceliklidir. Kesinlikle Allah her şeyi bilendir.

9/Tevbe-20
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
Bu kelime "imana gelmek" deyiminde vurgulanmış
وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا
Bu kelime "gayret göstermek " deyiminde vurgulanmış
ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۙ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
Bu kelime "murada (muradına) ermek" deyiminde vurgulanmış

İmana gelenler, göç (hicret) edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla gayret gösterenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte muradına erenler bunlardır.

22/Hac-58
وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ قُتِلُٓوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقاً حَسَناًۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ

Allah yolunda yurtlarından göç ettikten sonra öldürülenlere ya da ölenlere gelince; Allah (ahirette) onlara rızıkların en güzelini verecektir. Hiç kuşkusuz ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

24/Nur-22
وَلَا يَأْتَلِ اُو۬لُوا الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ اَنْ يُؤْتُٓوا اُو۬لِي الْقُرْبٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۖ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُواۜ
Bu kelime "anlayış göstermek " deyiminde vurgulanmış
اَلَا تُحِبُّونَ اَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; affetsinler ve anlayış göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah, gafurdur, rahîmdir.

29/Ankebut-26
فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّ۪ي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Bu kelime "hükmü geçmek (hüküm yürütmek)" deyiminde vurgulanmış

Bunun üzerine Lut, İbrahim'e inandı. İbrhim, “Doğrusu ben, Rabb’ime göç (hicret) ediyorum. Şüphesiz ki o, güçlü olandır; hükmü geçendir.” dedi.

59/Haşir-9
وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ
Bu kelime "yeğ tutmak " deyiminde vurgulanmış
مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا
Bu kelime "rahatsızlık duymak" deyiminde vurgulanmış
يَجِدُونَ
Bu kelime "rahatsızlık duymak" deyiminde vurgulanmış
ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً
Bu kelime "rahatsızlık duymak" deyiminde vurgulanmış
مِمَّٓا اُو۫تُوا وَيُؤْثِرُونَ
Bu kelime "önde gelmek " deyiminde vurgulanmış
عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۜ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَۚ
Bu kelime "felah bulmak " deyiminde vurgulanmış

Onlardan önce o yurda yerleşen ve imana sarılanlar, göç edenleri, kendilerine yeğ tutarlar. Onlara verilenlerden, içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile onlar kendileri için önde gelir. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar felah bulanlardır.

60/Mümtehine-10
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا جَٓاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّۜ
Bu kelime "ağzını aramak (yoklamak) " deyiminde vurgulanmış
اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِهِنَّۚ فَاِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ
Bu kelime "geri dönmek " deyiminde vurgulanmış
اِلَى الْكُفَّارِۜ لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّۜ وَاٰتُوهُمْ مَٓا اَنْفَقُواۜ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۜ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا مَٓا اَنْفَقُواۜ ذٰلِكُمْ حُكْمُ اللّٰهِۜ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ
Bu kelime "hüküm vermek" deyiminde vurgulanmış

Ey iman edenler! Mü'min kadınlar, göç edip size geldikleri zaman, onların ağzını arayın. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını öğrenirseniz artık sakın onları kâfirlere geri döndürmeyin. (Çünkü) ne bunlar onlara helaldir ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına) harcadıklarını verin. Onlara (göç eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mihrlerini) verdiğiniz takdirde onları nikâhlamanız size günah değildir. Kafir kadınların nikâhınız altında tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah bilendir, hüküm verendir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 25.02.2026
Paylaş: