أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Türkçe deyim

hükmü geçmek (hüküm yürütmek)

1) gücü yetmek, sözü geçmek: 'Ne doğan güne hükmüm geçer / Ne hâlden anlayan bulunur' -C. S. Tarancı.

Kaynak: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

Kur’an’daki yeri

Her çizgi bir sure; kırmızı çizgiler deyimin geçtiği sureler.

1 · Fatiha 114 · Nas
  • 2 Bakara 129, 209, 220, 228, 240, 260
  • 3 Aliimran 6, 18, 62, 126
  • 4 Nisa 56, 163–165
  • 5 Maide 38, 118
  • 8 Enfal 10, 49, 63, 67
  • 9 Tevbe 40, 71
  • 14 İbrahim 4
  • 16 Nahıl 60
  • 27 Nemil 9–11
  • 29 Ankebut 26, 42
  • 30 Rum 27
  • 31 Lokman 8–10, 27–28
  • 34 Sebe 27
  • 35 Fatır 2
  • 39 Zümer 1
  • 40 Mü'min 8
  • 42 Şûra 1–3
  • 45 Casiye 1–2, 36–37
  • 46 Ahkaf 1–2
  • 48 Fetih 7, 19
  • 57 Hadid 1–3
  • 59 Haşir 1–3, 24
  • 60 Mümtehine 5
  • 61 Saf 1–4
  • 62 Cuma 1–4
  • 64 Tegabun 17–18

Deyimin geçtiği ayetler

Deyimin karşılığı Arapça metinde ve mealde kırmızı mürekkeple işaretlidir. Soluk ayetler bağlam içindir.

2/Bakara-129

رَبَّنَا وَابْعَثْ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّ۪يهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟

"Ey Rabb’imiz! Onların içinden kendilerine senin ayetlerini okuyacak, onlara kitabı ve hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir resul gönder. Kuşkusuz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin."

2/Bakara-209

فَاِنْ زَلَلْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْكُمُ الْبَيِّنَاتُ فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Şayet siz, size gelen bunca belgelere rağmen yine de pusulayı şaşırırsanız bilin ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

2/Bakara-220

فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْيَتَامٰىۜ قُلْ اِصْلَاحٌ لَهُمْ خَيْرٌۜ وَاِنْ تُخَالِطُوهُمْ فَاِخْوَانُكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ الْمُفْسِدَ مِنَ الْمُصْلِحِۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَاَعْنَتَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Dünya ve ahiret hakkında… Sana yetimleri soruyorlar. De ki “Onları ıslah etmek (iyi yetiştirmek) hayırlıdır. Onları aranıza (ailenize) alırsanız onlar, sizin kardeşleriniz olur. Allah, fesat çıkaran ile ıslah edeni bilir. Allah dileseydi sizi de güçsüz düşürürdü. Kuşkusuz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.”

2/Bakara-228

وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُٓوءٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ف۪ٓي اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ اِنْ اَرَادُٓوا اِصْلَاحاًۜ وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذ۪ي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۖ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

Boşanmış kadınlar, üç adet (süresi) kendilerini gözetlerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar). Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Kocaları da bu arada barış görüş olmak isterlerse onları tekrar almaya daha çok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin, onlar üzerinde(ki hakları), bir derece fazladır. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

2/Bakara-240

وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجاًۚ وَصِيَّةً لِاَزْوَاجِهِمْ مَتَاعاً اِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ اِخْرَاجٍۚ فَاِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪ي مَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

İçinizden ölüp geriye (dul) eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa artık onların kendileri ile ilgili meşru sayılan (örfe uygun) şeyleri yapmalarından dolayı size bir günah yoktur. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

2/Bakara-260

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْـيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءاً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْياًۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

İbrahim de bir zaman "Rabb’im, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. (Allah); "İnanmadın mı?" dedi, (İbrahim) "Hayır (inandım) fakat kalbim tatmin olsun diye (görmek istiyorum.) dedi. "O hâlde kuşlardan dördünü tut, onları kendine alıştır, sonra her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra onları kendine çağır; koşarak sana gelecekler. Bil ki Allah, mutlak güçlü olandır; hükmü geçendir." dedi.

3/Aliimran-6

هُوَ الَّذ۪ي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Ana rahminde size dilediği gibi şekil veren odur. Kendinden başka ilah olmayan, güçlü olan, hükmü geçen odur.

3/Aliimran-18

شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِماً بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ

Allah, melekler ve kıstı ayakta tutan ilim sahipleri ondan başka ilah olmadığına şahittir. Kendinden başka ilah olmayan, güçlü olan, hükmü geçen odur.

3/Aliimran-62

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّۚ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

İşte bu, gerçek bir kıssadır. Allah'tan başka bir tanrı yoktur. Muhakkak ki Allah güçlü olandır, hükmü geçendir.

3/Aliimran-126

وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُمْ بِه۪ۜ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِۙ

Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede tatmin olsun diye yaptı. Zafer, yalnızca güçlü olan ve hükmü geçen Allah katındandır.

4/Nisa-56

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْل۪يهِمْ نَاراًۜ كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُوداً غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Ayetlerimizi görmezlikten gelenleri (kâfirleri) yakında bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabın tatsınlar diye bu derilerini başka derilerle değiştireceğiz. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

4/Nisa-163

bağlam

اِنَّٓا اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ كَمَٓا اَوْحَيْنَٓا اِلٰى نُوحٍ وَالنَّبِيّ۪نَ مِنْ بَعْدِه۪ۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَع۪يسٰى وَاَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهٰرُونَ وَسُلَيْمٰنَۚ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُوراًۚ

Nuh'a ve ondan sonraki nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur’u verdik.

4/Nisa-164

bağlam

وَرُسُلاً قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلاً لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَۜ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْل۪يماًۚ

Daha önce kıssalarını sana anlattığımız bir kısım resuller ve sana anlatmadığımız daha (nice) resuller gönderdik. Allah, Musa ile doğrudan konuşmuştur.

4/Nisa-165

رُسُلاً مُبَشِّر۪ينَ وَمُنْذِر۪ينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Müjde verici ve uyarıcı olarak elçiler gönderdik ki insanların elçilerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

5/Maide-38

وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُٓوا اَيْدِيَهُمَا جَزَٓاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالاً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Hırsız erkekle hırsız kadının yaptıklarına karşılık, Allah tarafından ders olan bir ceza olması için ellerini kesin. Çünkü Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

5/Maide-118

اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Eğer onlara azap çektirirsen onlar senin kullarındır. Eğer onları affedersen şüphesiz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin.

8/Enfal-10

وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى وَلِتَطْمَئِنَّ بِه۪ قُلُوبُكُمْۚ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

Allah bunu ancak müjde olmak üzere yaptı. Bir de kalpleriniz tatmin olsun!.. Yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

8/Enfal-49

اِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ غَرَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ د۪ينُهُمْۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Münafıklarla kalplerinde gizli din taşıyanlar, "Bunları dinleri aldattı." diyorlardı. Kim Allah'a güvenirse, Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

8/Enfal-63

وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْۜ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً مَٓا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْۜ اِنَّهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

O, onların (mü'minlerin) kalplerinde (birbirlerine karşı) ülfet peyda etti. Sen yeryüzünde bulunanların tümünü harcasaydın onların kalplerinde ülfet peyda edemezdin. Allah onları uzlaştırdı. Şüphesiz ki o, güçlü olandır; hükmü geçendir.

8/Enfal-67

مَا كَانَ لِنَبِيٍّ اَنْ يَكُونَ لَـهُٓ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِي الْاَرْضِۜ تُر۪يدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَاۗ وَاللّٰهُ يُر۪يدُ الْاٰخِرَةَۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Bir nebi için yeryüzünde tam olarak ağırlığını koymadan esir almak yakışık almaz. Siz dünya varlığını istiyorsunuz Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

9/Tevbe-40

اِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّٰهُ اِذْ اَخْرَجَهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثَانِيَ اثْنَيْنِ اِذْ هُمَا فِي الْغَارِ اِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِه۪ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَاۚ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلَيْهِ وَاَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا السُّفْلٰىۜ وَكَلِمَةُ اللّٰهِ هِيَ الْعُلْيَاۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Siz elçiye yardımcı olmasanız da önemli değil! Nitekim kâfirler onu, iki kişiden biri olarak yurdundan çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti: Hani onlar mağaradaydılar; arkadaşına "Tasalanma! Allah bizimle beraberdir." diyordu. Derken Allah ona, huzur verdi; göremediğiniz askerlerle ona el verdi ve kâfirlerin sözünü değersiz hâle getirdi. Allah’ın sözü ise en yücedir. Çünkü Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

9/Tevbe-71

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği kendilerine iş edinirler ve kötülükten sakındırırlar; namazı ikame ederler, zekâtı verirler; Allah ve elçisine itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Allah, mutlak güçlü olandır; hükmü geçendir.

14/İbrahim-4

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِه۪ لِيُبَيِّنَ لَهُمْۜ فَيُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Biz her bir elçiyi, kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara apaçık bildirsin. Böylece Allah, dilediğini dalalete düşürür; dilediğini hidayete erdirir. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

16/Nahıl-60

لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ مَثَلُ السَّوْءِۚ وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰىۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟

Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

27/Nemil-9

يَا مُوسٰٓى اِنَّـهُٓ اَنَا اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۙ

Ey Musa! Güçlü olan, hükmü geçen Allah, benim!

27/Nemil-10

bağlam

وَاَلْقِ عَصَاكَۜ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِراً وَلَمْ يُعَقِّبْۜ يَا مُوسٰى لَا تَخَفْ اِنّ۪ي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَۗ

Asanı at." Onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce ters yüzüne döndü (kaçacak). "Ey Musa! Korkma! Çünkü benim yanımda elçiler korkmaz.”

27/Nemil-11

bağlam

اِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْناً بَعْدَ سُٓوءٍ فَاِنّ۪ي غَفُورٌ رَح۪يمٌ

“Ancak zulmeden başka… Sonra (o zalim) kötülüğünü iyiliğe çevirirse şüphesiz ki ben, bağışlayanım, esirgeyenim.”

29/Ankebut-26

فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّ۪ي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Bunun üzerine Lut, (İbrahim'e) inandı. (İbrahim), “Doğrusu ben, Rabb’ime göç (hicret) ediyorum. Şüphesiz ki o, güçlü olandır; hükmü geçendir.” dedi.

29/Ankebut-42

اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ مِنْ شَيْءٍۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Allah, kendinden başka her neye tapıyorlarsa muhakkak bilmektedir. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

30/Rum-27

وَهُوَ الَّذ۪ي يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَهُوَ اَهْوَنُ عَلَيْهِۜ وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟

Yaratmaya sıfırdan (örneksiz) başlayan, sonra onu (yaratmayı) tekrarlayan odur. Ve bu tekrar yaratma, onun için pek kolaydır. Göklerde ve yerde tek örnek onundur. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

31/Lokman-8

bağlam

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّع۪يمِۙ

(Buna karşılık) iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar nimetlerle dolu cennetlere kavuşacaklar.

31/Lokman-9

خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقاًّۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Allah’ın vaadi olarak orada (ebedî) kalacaklardır. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

31/Lokman-10

bağlam

خَلَقَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِكُمْ وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۜ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَر۪يمٍ

O, gökleri gördüğünüz üzere bir direk olmadan yarattı, sizi sarsar diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi ve orada her canlıdan yaydı. Gökten de su indirip onunla her güzel çiftten bitirdik.

31/Lokman-27

وَلَوْ اَنَّ مَا فِي الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِه۪ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, denizler de mürekkep olsa arkasından yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

31/Lokman-28

bağlam

مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ

Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz tek bir kişi (nin yaratılıp diriltilmesi) gibidir. Allah işitendir, görendir.

34/Sebe-27

قُلْ اَرُونِيَ الَّذ۪ينَ اَلْحَقْتُمْ بِه۪ شُرَكَٓاءَ كَلَّاۜ بَلْ هُوَ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

De ki “Allah'a ortak kabul ettiklerinizi bana gösteriniz.” Hayır! Doğrusu o (Alllah), güçlü olandır; hükmü geçendir.

35/Fatır-2

مَا يَفْتَحِ اللّٰهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَاۚ وَمَا يُمْسِكْۙ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِه۪ۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Allah'ın insanlar için açacağı rahmet kapısını kimse kapatamaz ve onun kapattığını da kimse açamaz. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

39/Zümer-1

تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Kitap, güçlü olan, hükmü geçen Allah tarafından indirilmiştir.

40/Mü'min-8

رَبَّنَا وَاَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّت۪ي وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۚ

Rabb’imiz! Onları da Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından salah bulanlarla beraber kendilerine vadettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin!

42/Şûra-1

bağlam

حٰمٓ

. Ha. Mim.

42/Şûra-2

bağlam

عٓسٓقٓ۠

Ayn. Sin. Kaf.

42/Şûra-3

كَذٰلِكَ يُوح۪ٓي اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكَۙ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

İşte! Güçlü olan, hükmü geçen Allah, sana ve senden öncekilere böylece vahyeder.

45/Casiye-1

bağlam

حٰمٓۜ

Ha, Mim.

45/Casiye-2

تَنْز۪يلُ الْـكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Kitap, güçlü olan, hükmü geçen Allah tarafından indirilmiştir.

45/Casiye-36

bağlam

فَلِلّٰهِ الْحَمْدُ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ الْاَرْضِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Göklerin Rabb’i, yerin Rabb’i ve bütün âlemlerin Rabb’i olan Allah’a, hamdolsun!

45/Casiye-37

وَلَهُ الْكِبْرِيَٓاءُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۖ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Göklerde ve yerde bütün ululuk onundur. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

46/Ahkaf-1

bağlam

حٰمٓ

Ha, Mim.

46/Ahkaf-2

تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Kitap, güçlü olan, hükmü geçen Allah tarafından indirilmiştir.

48/Fetih-7

وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Göklerin ve yerin askerleri Allah'ındır. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

48/Fetih-19

وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Elde edecekleri birçok ganimetle de ödüllendirecektir. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

57/Hadid-1

سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tespih etmektedir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

57/Hadid-2

bağlam

لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca onundur. Hayat verir ve öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

57/Hadid-3

bağlam

هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

O evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır. O her şeyi bilendir.

59/Haşir-1

سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tespih eder. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

59/Haşir-2

bağlam

هُوَ الَّـذ۪ٓي اَخْرَجَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِۜ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْد۪يهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِن۪ينَ فَاعْتَبِرُوا يَٓا اُو۬لِي الْاَبْصَارِ

Kitap ehlinden kâfirleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran odur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini, Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah (ın azabı), onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku saldı öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın!

59/Haşir-3

bağlam

وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَٓاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَاۜ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ

Eğer Allah onlar için sürgün olmayı yazmamış da olsaydı yine de bu dünyada onları kesinkes azaba uğratacaktı. Ahirette de onlar için ateş azabı vardır.

59/Haşir-24

هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّـحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler onundur. Göklerde ve yerde ne varsa onu tespih etmektedir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

60/Mümtehine-5

رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Rabb’imiz! Bizi, kâfirler için fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bağışla. Rabb’imiz! Şüphesiz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin.”

61/Saf-1

سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tespih etmektedir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

61/Saf-2

bağlam

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ

Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz?

61/Saf-3

bağlam

كَبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ

Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah indinde büyük bir öfkeye neden olur.

61/Saf-4

bağlam

اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِه۪ صَفاًّ كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ

Allah kendi yolunda, (malzemeleri) kenet etmiş (kenetlenmiş) bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.

62/Cuma-1

يُسَبِّـحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, güçlü olan, hükmü geçen Allah’ı tespih eder.

62/Cuma-2

bağlam

هُوَ الَّذ۪ي بَعَثَ فِي الْاُمِّيّ۪نَ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۗ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ

Ümmi bir topluma kendi içlerinden bir elçi gönderen de odur. Bu (elçi) onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları (zihinlerini) temizler, onlara Kitap ve hikmeti öğretir. Onlar daha önce apaçık dalalete düşmüşlerdi.

62/Cuma-3

وَاٰخَر۪ينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا بِهِمْۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

(Allah, son Nebi’yi) henüz kervana katılmamış sonrakilere de göndermiştir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

62/Cuma-4

bağlam

ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ

İşte bu (nebilik), Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah büyük fazilet sahibidir.

64/Tegabun-17

bağlam

اِنْ تُقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ شَكُورٌ حَل۪يمٌۙ

Eğer siz Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halimdir.

64/Tegabun-18

عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

O, gaibi de göze görüneni de bilen, güçlü olan, hükmü geçendir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler.

Güncelleme: 26 Ekim 2026 Paylaş: