أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

hükmü geçmek (hüküm yürütmek)

hükmü geçmek (hüküm yürütmek) Deyim 1) gücü yetmek, sözü geçmek: 'Ne doğan güne hükmüm geçer / Ne hâlden anlayan bulunur' -C. S. Tarancı.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-129
رَبَّنَا وَابْعَثْ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّ۪يهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟

"Ey Rabb’imiz! Onların içinden kendilerine senin ayetlerini okuyacak, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir resul gönder. Şüphesiz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin."

2/Bakara-209
فَاِنْ زَلَلْتُمْ
Bu kelime "pusulayı şaşırmak " deyiminde vurgulanmış
مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْكُمُ الْبَيِّنَاتُ فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Şayet siz, size gelen bunca belgelere rağmen yine de pusulayı şaşırırsanız bilin ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

2/Bakara-220
فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْيَتَامٰىۜ قُلْ اِصْلَاحٌ
Bu kelime "ıslah etmek" deyiminde vurgulanmış
لَهُمْ خَيْرٌۜ وَاِنْ
Bu kelime "araya almak " deyiminde vurgulanmış
تُخَالِطُوهُمْ
Bu kelime "araya almak " deyiminde vurgulanmış
فَاِخْوَانُكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ الْمُفْسِدَ
Bu kelime "fesat çıkarmak (fesada vermek)" deyiminde vurgulanmış
مِنَ الْمُصْلِحِۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَاَعْنَتَكُمْۜ
Bu kelime "güçsüz düşmek " deyiminde vurgulanmış
اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Dünya ve ahiret hakkında… Sana yetimleri soruyorlar. De ki “Onları ıslah etmek (iyi yetiştirmek) hayırlıdır. Onları aranıza (ailenize) alırsanız onlar, sizin kardeşleriniz olur. Allah, fesat çıkaran ile ıslah edeni bilir. Allah dileseydi sizi de güçsüz düşürürdü. Kuşkusuz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.”

2/Bakara-228
وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ ثَلٰثَةَ قُرُٓوءٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ف۪ٓي اَرْحَامِهِنَّ اِنْ كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ وَبُعُولَتُهُنَّ اَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ اِنْ اَرَادُٓوا اِصْلَاحاًۜ
Bu kelime "barış görüş olmak" deyiminde vurgulanmış
وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذ۪ي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۖ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

Boşanmış kadınlar, üç adet (süresi) kendilerini gözetlerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar). Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Kocaları da bu arada barış görüş olmak isterlerse onları tekrar almaya daha çok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin, onlar üzerinde(ki hakları), bir derece fazladır. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

2/Bakara-240
وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجاًۚ وَصِيَّةً لِاَزْوَاجِهِمْ مَتَاعاً اِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ اِخْرَاجٍۚ فَاِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪ي مَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍۜ
Bu kelime "meşru sayılmak " deyiminde vurgulanmış
وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

İçinizden ölüp geriye (dul) eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa artık onların kendileri ile ilgili meşru sayılan (örfe uygun) şeyleri yapmalarından dolayı size bir günah yoktur. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

2/Bakara-260
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْـيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ
Bu kelime "tatmin olmak" deyiminde vurgulanmış
قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءاً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْياًۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

İbrahim de bir zaman "Rabb’im, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. (Allah); "İnanmadın mı?" dedi, (İbrahim) "Hayır (inandım) fakat kalbim tatmin olsun diye (görmek istiyorum.) dedi. "O hâlde kuşlardan dördünü tut, onları kendine alıştır, sonra her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra onları kendine çağır; koşarak sana gelecekler. Bil ki Allah, mutlak güçlü olandır; hükmü geçendir." dedi.

3/Aliimran-6
هُوَ الَّذ۪ي يُصَوِّرُكُمْ
Bu kelime "şekil vermek " deyiminde vurgulanmış
فِي الْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Ana rahminde size dilediği gibi şekil veren odur. Kendinden başka ilah olmayan, güçlü olan, hükmü geçen odur.

3/Aliimran-18
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِماً
Bu kelime "(bir şeyi) ayakta tutmak " deyiminde vurgulanmış
بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ

Allah, melekler ve kıstı ayakta tutan ilim sahipleri ondan başka ilah olmadığına şahittir. Kendinden başka ilah olmayan, güçlü olan, hükmü geçen odur.

3/Aliimran-62
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّۚ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

İşte bu, gerçek bir kıssadır. Allah'tan başka bir tanrı yoktur. Muhakkak ki Allah güçlü olandır, hükmü geçendir.

3/Aliimran-126
وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ
Bu kelime "tatmin olmak" deyiminde vurgulanmış
قُلُوبُكُمْ بِه۪ۜ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِۙ

Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede tatmin olsun diye yaptı. Zafer, yalnızca güçlü olan ve hükmü geçen Allah katındandır.

4/Nisa-56
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْل۪يهِمْ نَاراًۜ كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُوداً غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا
Bu kelime "(bir şeyin) zevkini çıkarmak " deyiminde vurgulanmış
الْعَذَابَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Ayetlerimizi inkâr edenleri yakında bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabın zevkini çıkarsınlar diye, bu derilerini başka derilerle değiştireceğiz. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

4/Nisa-164
وَرُسُلاً قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلاً لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَۜ وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْل۪يماًۚ

Daha önce kıssalarını sana anlattığımız bir kısım resuller ve sana anlatmadığımız daha (nice) resuller gönderdik. Allah, Musa ile doğrudan konuşmuştur.

4/Nisa-165
رُسُلاً مُبَشِّر۪ينَ
Bu kelime "müjde vermek (götürmek)" deyiminde vurgulanmış
وَمُنْذِر۪ينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللّٰهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً

(Yerine göre) müjde verici ve uyarıcı olarak elçiler gönderdik ki insanların elçilerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

5/Maide-38
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُٓوا اَيْدِيَهُمَا جَزَٓاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالاً
Bu kelime "ders olmak" deyiminde vurgulanmış
مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Hırsız erkekle hırsız kadının yaptıklarına karşılık, Allah tarafından ders olan bir ceza olması için ellerini kesin. Çünkü Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

5/Maide-118
اِنْ تُعَذِّبْهُمْ
Bu kelime "azap çekmek " deyiminde vurgulanmış
فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Eğer onlara azap çektirirsen onlar senin kullarındır. Eğer onları affedersen şüphesiz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin.

8/Enfal-10
وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى وَلِتَطْمَئِنَّ
Bu kelime "tatmin olmak" deyiminde vurgulanmış
بِه۪ قُلُوبُكُمْۚ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

Allah bunu ancak müjde olmak üzere yaptı. Bir de kalpleriniz tatmin olsun!.. Yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

8/Enfal-49
اِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ
Bu kelime "gizli din taşımak" deyiminde vurgulanmış
غَرَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ د۪ينُهُمْۜ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Münafıklarla kalplerinde gizli din taşıyanlar, "Bunları dinleri aldattı." diyorlardı. Kim Allah'a güvenirse, Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

8/Enfal-63
وَاَلَّفَ
Bu kelime "peyda etmek " deyiminde vurgulanmış
بَيْنَ قُلُوبِهِمْۜ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً مَٓا اَلَّفْتَ
Bu kelime "peyda etmek " deyiminde vurgulanmış
بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْۜ اِنَّهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

O, onların (mü'minlerin) kalplerinde (birbirlerine karşı) ülfet peyda etti. Sen yeryüzünde bulunanların tümünü harcasaydın onların kalplerinde ülfet peyda edemezdin. Allah onları uzlaştırdı. Şüphesiz ki o, güçlü olandır; hükmü geçendir.

8/Enfal-67
مَا
Bu kelime "yakışık almamak " deyiminde vurgulanmış
كَانَ
Bu kelime "yakışık almamak " deyiminde vurgulanmış
لِنَبِيٍّ اَنْ
Bu kelime "esir almak" deyiminde vurgulanmış
يَكُونَ
Bu kelime "esir almak" deyiminde vurgulanmış
لَـهُٓ اَسْرٰى
Bu kelime "esir almak" deyiminde vurgulanmış
حَتّٰى يُثْخِنَ
Bu kelime "ağırlığını (ortaya) koymak" deyiminde vurgulanmış
فِي الْاَرْضِۜ تُر۪يدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَاۗ وَاللّٰهُ يُر۪يدُ الْاٰخِرَةَۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Bir nebi için yeryüzünde tam olarak ağırlığını koymadan esir almak yakışık almaz. Siz dünya varlığını istiyorsunuz Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

9/Tevbe-40
اِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّٰهُ اِذْ اَخْرَجَهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثَانِيَ اثْنَيْنِ اِذْ هُمَا فِي الْغَارِ اِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِه۪ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَاۚ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ
Bu kelime "huzur vermek " deyiminde vurgulanmış
عَلَيْهِ وَاَيَّدَهُ
Bu kelime "el vermek " deyiminde vurgulanmış
بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا السُّفْلٰىۜ وَكَلِمَةُ اللّٰهِ هِيَ الْعُلْيَاۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Siz elçiye yardımcı olmasanız da önemli değil. Nitekim inkârcılar onu, iki kişiden biri olarak yurdundan çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti: Hani onlar mağaradaydılar; arkadaşına "Tasalanma! Allah bizimle beraberdir." diyordu. Derken Allah ona, huzur verdi; göremediğiniz askerlerle ona el verdi ve inkârcıların sözünü değersiz hâle getirdi. Allah’ın sözü ise en yücedir. Çünkü Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

9/Tevbe-71
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ
Bu kelime "iş edinmek " deyiminde vurgulanmış
بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ
Bu kelime "(bir şeyi) ayakta tutmak " deyiminde vurgulanmış
الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ
Bu kelime "zekât vermek " deyiminde vurgulanmış
الزَّكٰوةَ
Bu kelime "zekât vermek " deyiminde vurgulanmış
وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği kendilerine iş edinirler ve kötülükten sakındırırlar; namazı ayakta tutarlar, zekâtı verirler; Allah ve elçisine itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

14/İbrahim-4
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِه۪ لِيُبَيِّنَ لَهُمْۜ فَيُضِلُّ
Bu kelime "dalalete düşmek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي
Bu kelime "hidayete ermek" deyiminde vurgulanmış
مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Biz her bir elçiyi, kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara apaçık bildirsin. Böylece Allah, dilediğini dalalete düşürür; dilediğini hidayete erdirir. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

16/Nahıl-60
لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ مَثَلُ السَّوْءِۚ وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰىۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟

Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

27/Nemil-9
يَا مُوسٰٓى اِنَّـهُٓ اَنَا اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۙ

Ey Musa! Güçlü olan, hükmü geçen Allah, benim!

27/Nemil-10
وَاَلْقِ عَصَاكَۜ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى
Bu kelime "ters yüzüne dönmek " deyiminde vurgulanmış
مُدْبِراً
Bu kelime "ters yüzüne dönmek " deyiminde vurgulanmış
وَلَمْ يُعَقِّبْۜ يَا مُوسٰى لَا تَخَفْ اِنّ۪ي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَۗ

Asanı at." Onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce ters yüzüne döndü (kaçacak). "Ey Musa! Korkma! Çünkü benim yanımda elçiler korkmaz.”

27/Nemil-11
اِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْناً بَعْدَ سُٓوءٍ فَاِنّ۪ي غَفُورٌ رَح۪يمٌ

“Ancak zulmeden başka… Sonra (o zalim) kötülüğünü iyiliğe çevirirse şüphesiz ki ben, bağışlayanım, esirgeyenim.”

29/Ankebut-26
فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّ۪ي مُهَاجِرٌ
Bu kelime "göç etmek (eylemek) " deyiminde vurgulanmış
اِلٰى رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Bunun üzerine Lut, İbrahim'e inandı. İbrhim, “Doğrusu ben, Rabb’ime göç (hicret) ediyorum. Şüphesiz ki o, güçlü olandır; hükmü geçendir.” dedi.

29/Ankebut-42
اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ مِنْ شَيْءٍۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Allah, kendinden başka her neye tapıyorlarsa muhakkak bilmektedir. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

30/Rum-27
وَهُوَ الَّذ۪ي يَبْدَؤُا
Bu kelime "sıfırdan başlamak " deyiminde vurgulanmış
الْخَلْقَ
Bu kelime "sıfırdan başlamak " deyiminde vurgulanmış
ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَهُوَ اَهْوَنُ عَلَيْهِۜ وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟

Yaratmaya sıfırdan (örneksiz) başlayan, sonra onu (yaratmayı) tekrarlayan odur. Ve bu tekrar yaratma, onun için pek kolaydır. Göklerde ve yerde tek örnek onundur. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

31/Lokman-8
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا
Bu kelime "iş yapmak " deyiminde vurgulanmış
الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّع۪يمِۙ

(Buna karşılık) iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar nimetlerle dolu cennetlere kavuşacaklar.

31/Lokman-9
خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقاًّۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Allah’ın vaadi olarak orada (ebedî) kalacaklardır. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

31/Lokman-10
خَلَقَ السَّمٰوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقٰى فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَم۪يدَ بِكُمْ وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۜ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَر۪يمٍ

O, gökleri gördüğünüz üzere bir direk olmadan yarattı, sizi sarsar diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi ve orada her canlıdan yaydı. Gökten de su indirip onunla her güzel çiftten bitirdik.

31/Lokman-27
وَلَوْ اَنَّ مَا فِي الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِه۪ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ

Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, denizler de mürekkep olsa arkasından yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

34/Sebe-27
قُلْ اَرُونِيَ الَّذ۪ينَ اَلْحَقْتُمْ بِه۪ شُرَكَٓاءَ كَلَّاۜ بَلْ هُوَ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

De ki “Allah'a ortak kabul ettiklerinizi bana gösteriniz.” Hayır! Doğrusu o (Alllah), güçlü olandır; hükmü geçendir.

35/Fatır-2
مَا
Bu kelime "kapıyı açmak " deyiminde vurgulanmış
يَفْتَحِ
Bu kelime "kapıyı açmak " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَاۚ وَمَا يُمْسِكْۙ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِه۪ۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Allah'ın insanlar için açacağı rahmet kapısını kimse kapatamaz ve onun kapattığını da kimse açamaz. O güçlü olandır, hükmü geçendir.

39/Zümer-1
تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Kitap, güçlü olan, hükmü geçen Allah tarafından indirilmiştir.

40/Mü'min-8
رَبَّنَا وَاَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّت۪ي وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ
Bu kelime "salah bulmak " deyiminde vurgulanmış
صَلَحَ
Bu kelime "salah bulmak " deyiminde vurgulanmış
مِنْ اٰبَٓائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۚ

Rabb’imiz! Onları da Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından salah bulanlarla beraber kendilerine vadettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin!

42/Şûra-1
حٰمٓ

. Ha. Mim.

42/Şûra-2
عٓسٓقٓ۠

Ayn. Sin. Kaf.

42/Şûra-3
كَذٰلِكَ يُوح۪ٓي اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكَۙ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

İşte! Güçlü olan, hükmü geçen Allah, sana ve senden öncekilere böylece vahyeder.

45/Casiye-1
حٰمٓۜ

Ha, Mim.

45/Casiye-2
تَنْز۪يلُ الْـكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Kitap, güçlü olan, hükmü geçen Allah tarafından indirilmiştir.

45/Casiye-37
وَلَهُ الْكِبْرِيَٓاءُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۖ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Göklerde ve yerde bütün ululuk onundur. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

46/Ahkaf-1
حٰمٓ

Ha, Mim.

46/Ahkaf-2
تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Kitap, güçlü olan, hükmü geçen Allah tarafından indirilmiştir.

48/Fetih-7
وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Göklerin ve yerin askerleri Allah'ındır. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

48/Fetih-19
وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Elde edecekleri birçok ganimetle de ödüllendirecektir. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

57/Hadid-1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tespih etmiştir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

57/Hadid-2
لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يُحْـي۪
Bu kelime "(bir şeye) hayat vermek " deyiminde vurgulanmış
وَيُم۪يتُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca onundur. Hayat verir ve öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

57/Hadid-3
هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

O evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır. O her şeyi bilendir.

59/Haşir-1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tespih etmiştir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

59/Haşir-2
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَخْرَجَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِۜ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ
Bu kelime "hesaba katmak" deyiminde vurgulanmış
يَحْتَسِبُوا
Bu kelime "hesaba katmak" deyiminde vurgulanmış
وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ
Bu kelime "(birine) korku salmak" deyiminde vurgulanmış
يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْد۪يهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِن۪ينَ فَاعْتَبِرُوا
Bu kelime "ibret almak" deyiminde vurgulanmış
يَٓا اُو۬لِي الْاَبْصَارِ

Kitap ehlinden inkâr edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran odur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah(ın azabı) da onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku saldı öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın.

59/Haşir-3
وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَٓاءَ
Bu kelime "sürgün gitmek (olmak)" deyiminde vurgulanmış
لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَاۜ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ

Eğer Allah onlar için sürgün olmayı yazmamış da olsaydı yine de bu dünyada onları kesinkes azaba uğratacaktı. Öbür dünyada da onlar için ateş azabı vardır.

59/Haşir-24
هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ
Bu kelime "şekil vermek " deyiminde vurgulanmış
لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّـحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler onundur. Göklerde ve yerde ne varsa onu tespih etmektedir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

60/Mümtehine-5
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Rabb’imiz! Bizi, inkâr edenler için fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bağışla. Rabb’imiz! Şüphesiz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin.”

61/Saf-1
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tespih etmektedir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

61/Saf-2
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ

Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz?

61/Saf-3
كَبُرَ
Bu kelime "neden olmak " deyiminde vurgulanmış
مَقْتاً
Bu kelime "neden olmak " deyiminde vurgulanmış
عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ

Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah indinde büyük bir öfkeye neden olur.

61/Saf-4
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِه۪ صَفاًّ
Bu kelime "saf bağlamak" deyiminde vurgulanmış
كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ

Şüphesiz ki Allah, kendi yolunda, kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.

62/Cuma-1
يُسَبِّـحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, güçlü olan, hükmü geçen Allah’ı tespih eder.

62/Cuma-2
هُوَ الَّذ۪ي بَعَثَ فِي الْاُمِّيّ۪نَ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۗ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ
Bu kelime "dalalete düşmek " deyiminde vurgulanmış
مُب۪ينٍۙ

Ümmi bir topluma kendi içlerinden bir elçi gönderen de odur. Bu (elçi) onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları (zihinlerini) temizler, onlara Kitap ve hikmeti öğretir. Onlar daha önce apaçık dalalete düşmüşlerdi.

62/Cuma-3
وَاٰخَر۪ينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا
Bu kelime "kervana katılmak " deyiminde vurgulanmış
بِهِمْۜ
Bu kelime "kervana katılmak " deyiminde vurgulanmış
وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

(Allah, son Nebi’yi) henüz kervana katılmamış sonrakilere de göndermiştir. O, güçlü olandır; hükmü geçendir.

62/Cuma-4
ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ

İşte bu (nebilik), Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah büyük fazilet sahibidir.

64/Tegabun-18
عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ
Bu kelime "göze görünmek " deyiminde vurgulanmış
الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

O, gaibi de göze görüneni de bilen, güçlü olan, hükmü geçendir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 17.01.2026
Paylaş: