أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

anlayış göstermek

anlayış göstermek Deyim istenilen veya söylenilen bir şeyi hoşgörüyle karşılamak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-109
وَدَّ كَث۪يرٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ ا۪يمَانِكُمْ كُفَّاراًۚ حَسَداً مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّۚ فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Bu kelime "gücü yetmek " deyiminde vurgulanmış

Kitap ehlinin çoğu, kendilerine gerçek bütün açıklığıyla belli olduktan sonra sırf nefislerindeki kıskançlık yüzünden sizi iman etmenizden sonra küfre geri çevirmek istediler. Siz onları affedin ve Allah'ın hükmü gelinceye kadar onlara anlayış gösterin. Kesinlikle Allah, her şeye gücü yetendir.

5/Maide-12
وَلَقَدْ اَخَذَ
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ م۪يثَاقَ
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَق۪يباًۜ وَقَالَ اللّٰهُ اِنّ۪ي مَعَكُمْۜ لَئِنْ اَقَمْتُمُ الصَّلٰوةَ وَاٰتَيْتُمُ الزَّكٰوةَ وَاٰمَنْتُمْ بِرُسُل۪ي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ
Bu kelime "(birinden) tarafa olmak (çıkmak)" deyiminde vurgulanmış
وَاَقْرَضْتُمُ اللّٰهَ قَرْضاً حَسَناً لَاُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَاُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ فَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ

Ant olsun ki Allah, İsrailoğulları'ndan söz almıştı. İçlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Namazı kılarsanız, zekâtı verirseniz, elçilerime inanır ve onları desteklerseniz, Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette kötülüklerinizi örteceğim ve sizi içinden nehirler akan cennetlere koyacağım. Artık bundan sonra kim küfranlık ederse doğru yoldan sapmış olur.”

5/Maide-13
فَبِمَا نَقْضِهِمْ
Bu kelime "lafını yemek " deyiminde vurgulanmış
م۪يثَاقَهُمْ
Bu kelime "lafını yemek " deyiminde vurgulanmış
لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةًۚ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ وَنَسُوا حَظاًّ مِمَّا
Bu kelime "hatırında tutmak " deyiminde vurgulanmış
ذُكِّرُوا
Bu kelime "hatırında tutmak " deyiminde vurgulanmış
بِه۪ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَٓائِنَةٍ
Bu kelime "ihanete uğramak " deyiminde vurgulanmış
مِنْهُمْ اِلَّا قَل۪يلاً مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ

Biz, lafını yedikleri için onları lanetledik, kalplerini de kaskatı ettik. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak tahrif ediyorlar. Onlar, hatırlarında tutmaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima ihanetine uğrarsın. Yine de sen onları affet ve onlara anlayış göster. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

5/Maide-14
وَمِنَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰٓى اَخَذْنَا
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
م۪يثَاقَهُمْ
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
فَنَسُوا حَظاًّ مِمَّا
Bu kelime "hatırında tutmak " deyiminde vurgulanmış
ذُكِّرُوا
Bu kelime "hatırında tutmak " deyiminde vurgulanmış
بِه۪ۖ فَاَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ
Bu kelime "haber vermek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ

"Biz Hristiyanlarız." diyenlerden de kuvvetli söz almıştık. Onlar, hatırlarında tutmaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. Biz de onların aralarına kıyamet gününe kadar devam edecek bir düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

15/Hicir-85
وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَم۪يلَ

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O Saat mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzellikle anlayış gösterip yaklaş.

24/Nur-22
وَلَا يَأْتَلِ اُو۬لُوا الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ اَنْ يُؤْتُٓوا اُو۬لِي الْقُرْبٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۖ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُواۜ اَلَا تُحِبُّونَ اَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; affetsinler ve anlayış göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah, gafurdur, rahîmdir.

64/Tegabun-14
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ وَاَوْلَادِكُمْ عَدُواًّ
Bu kelime "düşman olmak " deyiminde vurgulanmış
لَكُمْ فَاحْذَرُوهُمْۚ وَاِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Ey iman edenler! Şüphesiz sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olan vardır. Onlardan sakının. Yine de affeder, anlayış gösterir ve bağışlarsanız Allah şüphesiz gafurdur, rahîmdir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 20.04.2026
Paylaş: