أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

imana gelmek

imana gelmek Deyim 1) Müslümanlığı kabul etmek;

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-6
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
Bu kelime "görmezlikten gelmek " deyiminde vurgulanmış
سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Sen görmezlikten gelenleri (kâfirleri) uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar imana gelmezler.

2/Bakara-100
اَوَكُلَّمَا عَاهَدُوا عَهْداً نَبَذَهُ
Bu kelime "üstünden atmak " deyiminde vurgulanmış
فَر۪يقٌ مِنْهُمْۜ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Bunlar ne zaman bir anlaşma yapsalar, içlerinden bazısı yükümlülüklerini üstünden atar; değil mi? Doğrusu, onların çoğu imana gelmez.

2/Bakara-221
وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ
Bu kelime "(birinin) hoşuna gitmek" deyiminde vurgulanmış
وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ
Bu kelime "davet etmek " deyiminde vurgulanmış
اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا
Bu kelime "davet etmek " deyiminde vurgulanmış
اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟
Bu kelime "ders almak " deyiminde vurgulanmış

Şirk koşan kadınları, imana gelinceye kadar nikâhlamayın; imana gelmiş bir esir kadın, hoşunuza giden şirk koşan bir kadından daha hayırlıdır. Şirk koşan erkekleri de imana gelinceye kadar nikâhlamayın; imana gelmiş bir esir erkek de hoşunuza giden şirk koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe davet eder; Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete davet eder. O, insanlara ayetlerini bildirir. Umulur ki ders alırlar.

2/Bakara-247
وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اللّٰهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكاًۜ قَالُٓوا اَنّٰى يَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ اَحَقُّ بِالْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِنَ الْمَالِۜ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِۜ وَاللّٰهُ يُؤْت۪ي مُلْكَهُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ

Nebileri onlara “Allah, size Talut'u melik olarak gönderdi.” dedi. Onlar da “Biz melikliğe ondan daha layık iken ve ona mal (servet) yönünden geniş imkân verilmemişken, o bizim üzerimize nasıl melik olabilir?” dediler. Nebileri onlara “Kuşkusuz ki Allah, onu sizin üzerinize seçti ve onun bilgisini ve bedensel gücünü artırdı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olan ve her şeyi bilendir.” dedi.

2/Bakara-248
وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِه۪ٓ اَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ ف۪يهِ سَك۪ينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ اٰلُ مُوسٰى وَاٰلُ هٰرُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ۟

Nebileri onlara, "Onun hükümdarlığının belgesi, size, içinde Rabb’inizden bir ferahlık ve Musa ailesiyle Harun ailesinin geriye bıraktıklarından artakalanların bulunduğu ve meleklerin taşıdığı Tabut'un gelmesidir. Eğer siz gerçekten imana gelmişseniz bunlarda sizin için kesin ayet vardır." dedi.

2/Bakara-253
تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا
Bu kelime "üstün tutmak" deyiminde vurgulanmış
بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۢ مِنْهُمْ مَنْ كَلَّمَ اللّٰهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍۜ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلَ الَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَلٰكِنِ اخْتَلَفُوا
Bu kelime "ihtilafa düşmek " deyiminde vurgulanmış
فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ وَمِنْهُمْ مَنْ كَفَرَۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلُوا وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا
Bu kelime "dilediği gibi" deyiminde vurgulanmış
يُر۪يدُ۟
Bu kelime "dilediği gibi" deyiminde vurgulanmış

O elçilerin bir kısmını, diğerlerinden (farklı konularla ilgili) üstün (faziletli) tuttuk. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya açık beyyineler verdik ve onu Ruhülkudüs ile destekledik. Allah dileseydi arkalarından gelenler, kendilerine beyyineler geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi imana geldi, kimi de küfranlık etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi lakin Allah dilediği gibi yapar.

3/Aliimran-49
وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْـيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ
Bu kelime "haber vermek " deyiminde vurgulanmış
بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ

"İsrailoğulları'na bir elçi olarak gönderilerek onlara şöyle diyecektir: "Ben size Rabb’inizin katından ayetle geldim. Size çamurdan kuş görüntüsünde bir şey yapar sonra içine üflerim ve Allah'ın izniyle kuş olur. Yine anadan doğma körleri ve alacalıları iyileştiririm ve Allah'ın izniyle, ölüleri diriltirim. Size yediklerinizi ve evlerinizde biriktirdiklerinizi haber veririm. Eğer siz gerçekten imana gelmişseniz bunlarda sizin için kesin ayet vardır."

3/Aliimran-106
يَوْمَ تَبْيَضُّ
Bu kelime "yüzü gülmek" deyiminde vurgulanmış
وُجُوهٌ
Bu kelime "yüzü gülmek" deyiminde vurgulanmış
وَتَسْوَدُّ
Bu kelime "mosmor kesilmek (olmak)" deyiminde vurgulanmış
وُجُوهٌۚ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْوَدَّتْ
Bu kelime "mosmor kesilmek (olmak)" deyiminde vurgulanmış
وُجُوهُهُمْ۠ اَكَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ

(Bu azap) bazı yüzlerin güleceği bazı yüzlerin mosmor olacağı gündedir. Yüzleri mosmor olanlara (şöyle denilir): “İmana geldikten sonra küfranlık ettiniz, öyle mi? Öyleyse küfranlık etmenize karşılık azabın zevkini çıkarın.”

3/Aliimran-175
اِنَّمَا ذٰلِكُمُ الشَّيْطَانُ يُخَوِّفُ اَوْلِيَٓاءَهُۖ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur! Şu hâlde, eğer imana gelmişseniz onlardan korkmayınız, benden korkunuz.

4/Nisa-155
فَبِمَا نَقْضِهِمْ م۪يثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ طَبَعَ
Bu kelime "kilit vurmak" deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَل۪يلاًۖ

Misaklarını bozmaları, Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelmeleri, haksız yere nebileri öldürmeleri ve “Kalplerimiz kılıflıdır!” demeleri sebebiyle (onları lanetledik 2/88). Hayır! Küfürleri sebebiyle Allah o kalplere kilit vurmuştur. Çok azı hariç imana gelmezler.

6/Enam-12
قُلْ لِمَنْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلْ لِلّٰهِۜ كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا
Bu kelime "kuşku yok " deyiminde vurgulanmış
رَيْبَ
Bu kelime "kuşku yok " deyiminde vurgulanmış
ف۪يهِۜ اَلَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا
Bu kelime "düş kırıklığına uğramak " deyiminde vurgulanmış
اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

De ki “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. O, merhamet etmeyi kendine yazdı. Ant olsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç kuşku yok. Kendilerini düş kırıklığına uğratanlar var ya!.. İşte onlar imana gelmezler.

6/Enam-13
وَلَهُ مَا سَكَنَ فِي الَّيْلِ وَالنَّهَارِۜ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. O duyandır, bilendir.

6/Enam-111
وَلَوْ اَنَّـنَا نَزَّلْـنَٓا اِلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ الْمَوْتٰى وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَيْءٍ قُبُلاً مَا كَانُوا لِيُؤْمِنُٓوا اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ

Onlara melekleri indirseydik, kendileriyle ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık Allah dilemedikçe yine de imana gelmezlerdi. Ancak onların çoğu bilmemektedir.

6/Enam-158
هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّٓا اَنْ تَأْتِيَهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ يَأْتِيَ رَبُّكَ اَوْ يَأْتِيَ بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَۜ يَوْمَ يَأْت۪ي بَعْضُ اٰيَاتِ رَبِّكَ لَا
Bu kelime "fayda vermemek " deyiminde vurgulanmış
يَنْفَعُ
Bu kelime "fayda vermemek " deyiminde vurgulanmış
نَفْساً ا۪يمَانُهَا لَمْ تَكُنْ اٰمَنَتْ مِنْ قَبْلُ اَوْ كَسَبَتْ
Bu kelime "hayır işlemek " deyiminde vurgulanmış
ف۪ٓي ا۪يمَانِهَا خَيْراًۜ
Bu kelime "hayır işlemek " deyiminde vurgulanmış
قُلِ انْتَظِرُٓوا اِنَّا مُنْتَظِرُونَ

Onlar kendilerine meleklerin yahut Rabb’inin veya Rabb’inin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabb’inin bazı ayetlerinin geldiği gün, önceden imana gelmemiş veya imanıyla bir hayır işlememiş birinin imana gelmesi artık bir fayda vermeyecektir. De ki "Bekleyin, biz de beklemekteyiz."

7/Araf-153
وَالَّذ۪ينَ عَمِلُوا السَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُوا مِنْ بَعْدِهَا وَاٰمَنُواۘ اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ

Kötülük yaptıktan sonra tevbe ederek imana gelenler için ise Rabb’in çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.

8/Enfal-55
اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
Bu kelime "görmezlikten gelmek " deyiminde vurgulanmış
فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۚ

Kuşkusuz ki Allah katında canlıların en şerlisi, görmezlikten gelenlerdir (kâfirlerdir), imana gelmeyenlerdir.

8/Enfal-72
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا
Bu kelime "göç etmek (eylemek) " deyiminde vurgulanmış
وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا
Bu kelime "yardımına koşmak " deyiminde vurgulanmış
اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُواۚ وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ
Bu kelime "yardımına koşmak " deyiminde vurgulanmış
فِي الدّ۪ينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ م۪يثَاقٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Kesinkes imana gelenler, göç edenler (hicret) ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler ile (muhacirleri) barındıranlar ve (onların) yardımına koşanlar, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip göç etmeyenler, onlar göç edinceye kadar, sizin onlara hiçbir şeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse (onların) yardımına koşmak üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle aralarında antlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, amellerinizi görendir.

8/Enfal-73
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ
Bu kelime "alıp yürümek " deyiminde vurgulanmış
فِتْنَةٌ فِي الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَب۪يرٌۜ

Kâfirler birbirlerinin evliyasıdır. Eğer siz de öyle olmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk alıp yürür.

8/Enfal-74
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا
Bu kelime "göç etmek (eylemek) " deyiminde vurgulanmış
وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ اٰوَوْا وَنَصَرُٓوا
Bu kelime "yardımına koşmak " deyiminde vurgulanmış
اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقاًّۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ

İmana gelenler, göç (hicret) edenler ve Allah yolunda cihat edenler ile (muhacirleri) barındıranlar ve (onların) yardımına koşanlar, işte gerçek mü'minler bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

8/Enfal-75
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا
Bu kelime "göç etmek (eylemek) " deyiminde vurgulanmış
وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ مِنْكُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

Sonradan İmana gelen, göç (hicret) eden ve sizinle beraber cihat edenler de sizdendir. Allah'ın kitabına göre yakın akrabalar birbirleri için önceliklidir. Kesinlikle Allah her şeyi bilendir.

9/Tevbe-20
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا
Bu kelime "göç etmek (eylemek) " deyiminde vurgulanmış
وَجَاهَدُوا
Bu kelime "gayret göstermek " deyiminde vurgulanmış
ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۙ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
Bu kelime "murada (muradına) ermek" deyiminde vurgulanmış

İmana gelenler, göç (hicret) edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla gayret gösterenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte muradına erenler bunlardır.

10/Yunus-33
كَذٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذ۪ينَ فَسَقُٓوا
Bu kelime "yoldan çıkmak " deyiminde vurgulanmış
اَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Rabb’inin yoldan çıkanlar hakkındaki, “Onlar artık imana gelmezler” sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.

10/Yunus-98
فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ اٰمَنَتْ فَنَفَعَهَٓا
Bu kelime "faydalı olmak " deyiminde vurgulanmış
ا۪يمَانُهَٓا اِلَّا قَوْمَ يُونُسَۜ لَمَّٓا اٰمَنُوا كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍ

Keşke azap gelmeden önce, imana gelip de bu imanları kendilerine faydalı olmuş bir memleket halkı bulunsaydı ya! Bunun tek istisnası Yunus'un kavmidir. (Onlar) imana gelince dünya hayatındaki o rezillik azabını kendilerinden kaldırdık ve onları bir süreye kadar rahatlattık.

10/Yunus-99
وَلَوْ شَٓاءَ رَبُّكَ لَاٰمَنَ مَنْ فِي الْاَرْضِ كُلُّهُمْ جَم۪يعاًۜ اَفَاَنْتَ تُكْرِهُ
Bu kelime "baskı yapmak " deyiminde vurgulanmış
النَّاسَ حَتّٰى يَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَ

Eğer Rabb’in dileseydi yeryüzünde ne kadar insan varsa hepsi imana gelirdi. Şimdi sen mi, imana gelsinler diye insanlara baskı yapacaksın?

11/Hud-121
وَقُلْ لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ اعْمَلُوا
Bu kelime "elinden geleni ardına (arkasına) koymamak " deyiminde vurgulanmış
عَلٰى
Bu kelime "elinden geleni ardına (arkasına) koymamak " deyiminde vurgulanmış
مَكَانَتِكُمْۜ
Bu kelime "elinden geleni ardına (arkasına) koymamak " deyiminde vurgulanmış
اِنَّا عَامِلُونَۙ

İmana gelmeyenlere, “Elinizden geleni ardınıza koymayın! Ben de yaparım!” de.

13/Rad-1
الٓمٓرٰ ۠تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِۜ وَالَّـذ۪ٓي اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu imana gelmezler.

37/Saffat-29
قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ

(Ötekiler de) derler ki "Hayır siz zaten imana gelmiş değildiniz.

66/Tahrim-11
وَضَرَبَ
Bu kelime "örnek vermek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ مَثَلاً
Bu kelime "örnek vermek " deyiminde vurgulanmış
لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا امْرَاَتَ فِرْعَوْنَۢ اِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ ل۪ي عِنْدَكَ بَيْتاً فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّن۪ي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِه۪ وَنَجِّن۪ي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ

Allah imana gelenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani o demişti ki "Rabb’im! Bana senin katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun işinden kurtar, beni zalimler topluluğundan kurtar."

84/İnşikak-16
فَلَٓا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِۙ

Hayır! Yemin ederim şafağa,

84/İnşikak-17
وَالَّيْلِ وَمَا وَسَقَۙ

Geceye ve topladıklarına,

84/İnşikak-18
وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَۙ

Dolunay olduğu zaman aya,

84/İnşikak-19
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقاً عَنْ طَبَقٍۜ

Muhakkak ki siz, hâlden hâle geçeceksiniz.

84/İnşikak-20
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۙ

Onlara ne oluyor ki imana gelmiyorlar?

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 15.07.2026
Paylaş: