أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

gönül bağlamak

gönül bağlamak Deyim severek bağlanmak, içten sevmek,

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

7/Araf-29
قُلْ اَمَرَ رَبّ۪ي بِالْقِسْطِ۠ وَاَق۪يمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ كَمَا بَدَاَكُمْ تَعُودُونَۜ

De ki "Rabb’im kıstı (doğruluğu) emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (Allah’a) doğrultun ve dininde ona gönül bağlayarak sadece ona (Allah’a) dua edin. Sizi ilk yarattığı gibi (ona) döneceksiniz.

10/Yunus-22
هُوَ الَّذ۪ي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ حَتّٰٓى اِذَا كُنْتُمْ فِي الْفُلْكِۚ وَجَرَيْنَ
Bu kelime "akıp gitmek " deyiminde vurgulanmış
بِهِمْ بِر۪يحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَٓاءَتْهَا
Bu kelime "fırtına kopmak (patlamak)" deyiminde vurgulanmış
ر۪يحٌ
Bu kelime "fırtına kopmak (patlamak)" deyiminde vurgulanmış
عَاصِفٌ وَجَٓاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اُح۪يطَ بِهِمْۙ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ لَئِنْ اَنْجَيْتَنَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ

Sizleri karada ve denizde yürüten Allah'tır. Yelkenli bir gemidesiniz, gemi, çok tatlı ve insana ferahlık veren bir rüzgâr eşliğinde yolcuları ile birlikte akıp giderken birden müthiş bir fırtına patlıyor, dalgalar her yandan saldırıyor, tam bir kuşatma altında olduklarını zanneden yolcular, dininde ona gönül bağlayarak sadece Allah’a dua ediyorlar: " Ya Rab! bizi bu durumdan kurtarırsan, elbette teşekkür edenlerden olacağız."

29/Ankebut-65
فَاِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَۙ

Gemiye bindiklerinde dininde ona gönül bağlayarak sadece Allah’a dua ederler. Sonuçta onları karaya çıkarıp kurtarınca hemen ortak koşarlar.

29/Ankebut-66
لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۙ وَلِيَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Kendilerine verdiklerimize küfranlık etsinler ve (onlardan) yararlansınlar bakalım. İlerde bilecekler.

31/Lokman-32
وَاِذَا غَشِيَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۜوَمَا
Bu kelime "ölçülü olmak " deyiminde vurgulanmış
يَجْحَدُ
Bu kelime "hiçe saymak (indirgemek)" deyiminde vurgulanmış
بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ

Onları gölgeler gibi dalgalar bürüdüğünde dininde ona gönül bağlayarak sadece Allah’a dua ederler. Allah onları karaya çıkarıp kurtardığı vakit içlerinden bir kısmı ölçülü olur. Zaten bizim ayetlerimizi, sadece hain kâfirler hiçe sayar.

39/Zümer-11
قُلْ اِنّ۪ٓي اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصاً لَهُ الدّ۪ينَۙ

De ki “Ben, dinde yalnızca ona gönül bağlayarak Allah’a kul olmakla emrolundum.

39/Zümer-12
وَاُمِرْتُ لِاَنْ اَكُونَ اَوَّلَ الْمُسْلِم۪ينَ

Bir de Müslümanların ilki olmakla emrolundum.”

39/Zümer-13
قُلْ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّ۪ي عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ

De ki “Ben, Rabb’ime isyan edecek olursam büyük bir günün azabından korkarım.”

39/Zümer-14
قُلِ اللّٰهَ اَعْبُدُ مُخْلِصاً لَهُ د۪ين۪يۙ

De ki “Ben, dinimde yalnızca Allah’a gönül bağlayarak ona kul olurum.

40/Mü'min-12
ذٰلِكُمْ بِاَنَّـهُٓ اِذَا دُعِيَ اللّٰهُ وَحْدَهُ كَفَرْتُمْۚ وَاِنْ يُشْرَكْ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
بِه۪ تُؤْمِنُواۜ فَالْحُكْمُ لِلّٰهِ الْعَلِيِّ الْكَب۪يرِ

İşte bu size şu yüzdendir ki bir olarak Allah’a çağırıldığında küfrettiniz, ona şirk koşulunca ise iman ediyordunuz. İşte hüküm o ulu, o büyük Allah’ın.

40/Mü'min-13
هُوَ الَّذ۪ي يُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ وَيُنَزِّلُ لَكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ رِزْقاًۜ وَمَا يَتَذَكَّرُ
Bu kelime "ders almak " deyiminde vurgulanmış
اِلَّا مَنْ يُن۪يبُ

O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. (Allah'a) yönelenden başkası ders almaz.

40/Mü'min-14
فَادْعُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ وَلَوْ
Bu kelime "ikrah getirmek " deyiminde vurgulanmış
كَرِهَ
Bu kelime "ikrah getirmek " deyiminde vurgulanmış
الْكَافِرُونَ

Haydi! Kâfirler ikrah getirse de dininde ona gönül bağlayarak sadece Allah’a çağırın!

40/Mü'min-65
هُوَ الْحَيُّ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

O diridir, ondan başka ilah yoktur. Şu hâlde dininde ona gönül bağlayarak sadece ona (Allah’a) dua edin. Hamt âlemlerin Rabb’i Allah'adır.

40/Mü'min-66
قُلْ اِنّ۪ي نُه۪يتُ اَنْ اَعْبُدَ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَمَّا جَٓاءَنِيَ الْبَيِّنَاتُ مِنْ رَبّ۪ي وَاُمِرْتُ اَنْ اُسْلِمَ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ

De ki “Bana açık beyyineler gelince sizin Allah’ın yanı sıra yakardıklarınıza kulluk etmekten kesin olarak men edildim ve âlemlerin Rabb’ine teslim olmakla emrolundum.”

98/Beyyine-5
وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا
Bu kelime "(bir şeye) kul olmak " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا
Bu kelime "zekât vermek " deyiminde vurgulanmış
الزَّكٰوةَ
Bu kelime "zekât vermek " deyiminde vurgulanmış
وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ

Oysa onlar, dininde ona gönül bağlayan hanifler olarak sadece Allah'a kul olmak, namazı ikame etmek ve zekât vermekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı. İşte kaim olan din de budur.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 07.07.2026
Paylaş: