أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

vuku bulmak

vuku bulmak Deyim olmak, meydana gelmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

7/Araf-115
قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِمَّٓا اَنْ تُلْقِيَ وَاِمَّٓا اَنْ نَكُونَ نَحْنُ الْمُلْق۪ينَ

(Büyücüler) "Ey Musa! Sen mi atacaksın yoksa önce atan biz mi olalım?" dediler.

7/Araf-116
قَالَ اَلْقُواۚ فَلَمَّٓا اَلْقَوْا سَحَرُٓوا اَعْيُنَ النَّاسِ وَاسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَٓاؤُ۫ بِسِحْرٍ عَظ۪يمٍ

(Musa) “Siz atın!” dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları dehşete düşürdüler ve büyük bir sihir gösterdiler.

7/Araf-117
وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَلْقِ عَصَاكَۚ فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَۚ

Bunun üzerine biz Musa'ya "Asanı at!" diye vahyettik. Bir de baktılar ki o, onların uyduruverdikleri şeyleri yutuyor.

7/Araf-118
فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ

Böylece hak vuku buldu ve amelleri ziyan oldu.

10/Yunus-50
قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتاً اَوْ نَهَاراً مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ

De ki “Hiç aklınıza geldi mi? Onun azabı size geceleyin veya gündüzün gelecek olsa suçlular bunun hangisini acele isterler?!”

10/Yunus-51
اَثُمَّ اِذَا مَا وَقَعَ اٰمَنْتُمْ بِه۪ۜ آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ كُنْتُمْ بِه۪ تَسْتَعْجِلُونَ

(O azap) vuku bulduktan sonra mı (ona) inanacaksınız? (Kâfirler, azabı görünce) "Şimdi miydi?" (derler.) "Elbette, siz onu acele istiyordunuz ya!.." denir.

27/Nemil-82
وَاِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ اَخْرَجْنَا لَهُمْ دَٓابَّةً مِنَ الْاَرْضِ تُكَلِّمُهُمْۙ اَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِاٰيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ۟

Söz vuku bulduğunda kendilerine, yerden, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyen bir canlı (dabbe) çıkarırız.

27/Nemil-83
وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ فَوْجاً مِمَّنْ يُكَذِّبُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ

O gün her ümmetten, ayetlerimizi yalanlayanları bölükler halinde toplarız. Onlar (hesap yerine) götürülürler.

27/Nemil-84
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاؤُ۫ قَالَ اَكَذَّبْتُمْ بِاٰيَات۪ي وَلَمْ تُح۪يطُوا بِهَا عِلْماً اَمَّاذَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Geldiklerinde ise (Allah) “Siz ayetlerimi anlayıp kavramadan yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız ne idi?” der.

27/Nemil-85
وَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا يَنْطِقُونَ

Zulmettiklerinden dolayı haklarındaki söz vuku bulmuştur. Artık konuşamazlar.

51/Zariyat-1
وَالذَّارِيَاتِ ذَرْواًۙ

Tozu dumana katanlara (rüzgârlar),

51/Zariyat-2
فَالْحَامِلَاتِ وِقْراًۙ

Sonra ağır yük taşıyanlara (bulutlar),

51/Zariyat-3
فَالْجَارِيَاتِ يُسْراًۙ

Sonra kolayca akıp gidenlere (gemiler),

51/Zariyat-4
فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْراًۙ

Sonra işleri paylaştıranlara ant olsun ki

51/Zariyat-5
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۙ

Size vadedilenler kesin doğrudur.

51/Zariyat-6
وَاِنَّ الدّ۪ينَ لَوَاقِـعٌۜ

Din (hesap günü), kesin vuku bulacaktır.

52/Tur-1
وَالطُّورِۙ

Ant olsun, Tur'a!

52/Tur-2
وَكِتَابٍ مَسْطُورٍۙ

Satır satır yazılmış kitaba…

52/Tur-3
ف۪ي رَقٍّ مَنْشُورٍۙ

Yayılmış ince deri üzerine,

52/Tur-4
وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِۙ

Mamur eve (Kâbe)…

52/Tur-5
وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِۙ

Yükseltilmiş tavana (gökyüzü, uzay)…

52/Tur-6
وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِۙ

Kaynatılmış denize…

52/Tur-7
اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِـعٌۙ

Rabb’inin azabı mutlaka vuku bulacaktır.

56/Vakıa-1
اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ

Vaka (kıyamet), vuku bulduğu zaman,

56/Vakıa-2
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۢ

Onun gerçekleşmesini yalanlayacak yoktur.

56/Vakıa-3
خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ

O, (kimini) alçaltır; (kimini de) yükseltir!

56/Vakıa-4
اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجاًّۙ

Yer şiddetle sarsıldığında,

56/Vakıa-5
وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَساًّۙ

Dağlar parçalandığında,

56/Vakıa-6
فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثاًّۙ

Dağılıp toz duman hâline geldiğinde,

56/Vakıa-7
وَكُنْتُمْ اَزْوَاجاً ثَلٰثَةًۜ

Ve sizler de üç sınıf olduğunuzda…

69/Hakka-13
فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ

Sur'a bir üfürülüş üfürüldüğü zaman,

69/Hakka-14
وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً

Yer ve dağlar kaldırılıp bir çarpışla tokuşturulduğu zaman

69/Hakka-15
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ

İşte o gün, Vaka (Saat), vuku bulmuştur.

69/Hakka-16
وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ

Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

70/Mearic-1
سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ

Bir isteyen vuku bulacak bir azabı istedi.

70/Mearic-2
لِلْـكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ

Onu (azabı) kafirlerin başından atacak yoktur.

77/Mürselat-1
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفاًۙ

Ant olsun birbiri ardınca gönderilenlere,

77/Mürselat-2
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفاًۙ

Şiddetle esip savuranlara,

77/Mürselat-3
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْراًۙ

Yaydıkça yayanlara,

77/Mürselat-4
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقاًۙ

(Hak ile batılı kesin) bir ayırım ile ayıranlara,

77/Mürselat-5
فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْراًۙ

Zikri (mesajı) ulaştıranlara,

77/Mürselat-6
عُذْراً اَوْ نُذْراًۙ

Mazeret (bahaneleri boşa çıkarmak) veya uyarmak için,

77/Mürselat-7
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ

Size vadedilen mutlaka vuku bulacaktır.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 23.06.2026
Paylaş: