karşılık vermek
karşılık vermek Deyim 2) cevap vermek, yanıt vermek.
İlgili Deyimler
Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler
Kullarım beni sana soracak olurlarsa ben (onlara) çok yakınım. Bana dua ettiklerinde dua edenin duasına karşılık veririm. Öyleyse onlar da benim çağrıma karşılık versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşat (doğru yolu bulmuş) olurlar.
Rableri onların dualarına şöyle karşılık verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun sizin içinizden çalışanın işini zayi etmem. Siz birbirinizdensiniz. Şüphesiz hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda eziyet çekenlerin, çarpışanların ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Bu Allah katından bir karşılıktır. Karşılığın en güzel olanı Allah katındadır.
Allah, o gün elçilerini toplar ve “Size (uyarılarınıza) verilen karşılık nedir?” der. Elçiler de “Bizim, hiçbir bilgimiz yok. Gaibi de sadece sen bilirsin.” derler.
Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü iseniz onlara dua edin de size karşılık versinler.
Hani, Rabb’inizden hacet diliyordunuz. O da “Ben birbiri ardınca bin melek ile imdadınıza yetişeceğim.” diye karşılık vermişti.
Ey iman edenler! Sizi hayatınıza yön verecek şeylere çağırdıklarında, Allah'a ve Elçi’sine (güzel) karşılık verin. Bilin ki Allah kişiyle kalbinin arasına girer ve siz onun huzurunda toplanacaksınız.
Eğer size karşılık vermezlerse onun ancak Allah'ın bilgisi ile indirilmiş olduğunu ve ondan başka ilah olmadığını bilin! Artık siz gerçeği kabul ettiniz mi?
Semud’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). Dedi ki "Ey kavmim! Allah'a kul olun. Ondan başka ilahınız yoktur. O sizi arzdan meydana getirdi ve sizi orada yaşattı. Öyleyse ondan bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin. Rabb’im yakındır, dualara karşılık verendir.”
Sadece ona hayır dua edilir. Ondan başka yalvardıkları ise kendilerine hiçbir şeyle karşılık veremezler. Onlar, ağzına ulaşması için suya doğru iki avucunu açan kimse gibidirler. Oysa (böyle yapmakla su) ona ulaşmaz. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.
Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılmasında ne de kendilerinin yaratılmasında şahit tutttum. Ben saptırıcıları yardımcı edinmem.
O gün Allah şöyle buyuracak: "Bana eş sandıklarınızı çağırın. Onlar da çağıracaklar. Ancak onlar karşılık vermeyecekler. Biz de onların arasına bir ölüm deresi koyacağız.
Mücrimler ateşi görmüşler, içine gireceklerini de anlamışlardır. Ancak ondan bir kaçış yolu da bulamazlar.
Eğer sana karşılık veremezlerse bil ki onlar, sırf hislerine kapılmaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın hissine kapılanlardan daha sapık kim olabilir! Elbette Allah zalim kavmi hidayete erdirmez.
Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de ortak koşmanızı reddederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.
Kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve yaptıklarınızı bilen odur.
O, iman edip yararlı iş yapanlara karşılık verir ve fazlından onlara fazlasını da verir. Kâfirlere gelince, onlara ise şiddetli bir azap vardır.
Eğer Allah, kulları için rızkı genişletseydi yeryüzünde azarlardı. Ancak o, dilediği ölçüde indirir. O, kullarından haberdardır, (onları) görmektedir.
Onlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayan odur. O Veli’dir, Hamîd’dir.
Gökleri ve yeri yaratması ve onlarda canlıları (dabbe) yayması da onun ayetlerindendir. Dilediği zaman onları toplamaya güç yetiren de odur.
Allah'ı bırakıp da kendisine kıyamet gününe kadar karşılık veremeyecek olanlara yakarandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların yalvarışlarından gafildirler.
Kaldı ki insanlar toplandığı gün onlar, bunlara düşman olacak ve kulluk ettiklerini de reddedecekler.
Bu sayfa yardımcı oldu mu?