أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

gücü yetmek

gücü yetmek Deyim eldeki imkânlarla ancak altından kalkabilmek, üstesinden gelebilmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-20
يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْۜ كُلَّمَٓا اَضَٓاءَ لَهُمْ مَشَوْا ف۪يهِۙ وَاِذَٓا اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟

Çakan şimşek gözlerini kamaştırır gibi olur. Bu onların önlerini aydınlatınca o ışıkta yürürler. Her yer karanlık kesilince de dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah’ın kuşkusuz, her şeye gücü yeter.

2/Bakara-106
مَا نَنْسَخْ مِنْ اٰيَةٍ اَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَٓا اَوْ مِثْلِهَاۜ اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Biz, daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir ayeti ortadan kaldırmayız veya unutturmayız. Allah, her şeye gücü yetendir; bilmez misin?

2/Bakara-109
وَدَّ كَث۪يرٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ ا۪يمَانِكُمْ كُفَّاراًۚ حَسَداً مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّۚ فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Kitap ehlinin çoğu, kendilerine gerçek bütün açıklığıyla belli olduktan sonra sırf nefislerindeki kıskançlık yüzünden sizi iman etmenizden sonra küfre geri çevirmek istediler. Siz onları affedin ve Allah'ın hükmü gelinceye kadar onlara anlayış gösterin. Kesinlikle Allah, her şeye gücü yetendir.

2/Bakara-148
وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلّ۪يهَا فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۜ اَيْنَ مَا تَكُونُوا يَأْتِ بِكُمُ اللّٰهُ جَم۪يعاًۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Hayırlarda yarışa kalkın. Her nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya getirir. Kesinlikle Allah, her şeye gücü yetendir.

2/Bakara-284
لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنْ تُبْدُوا مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّٰهُۜ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. Nefislerinizde olanı açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah, bunların hesabını soracaktır; sonra dilediğini affeder, dilediğine de azap verir. Allah, her şeye gücü yetendir.

3/Aliimran-26
قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُۘ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Söyle: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip alırsın. Dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın. Hayır senin elindedir. Gerçekten sen, her şeye gücü yetensin.”

3/Aliimran-27
تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

"Geceyi gündüzün, gündüzü de gecenin içine katarsın. Ölüden diri diriden de ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesaba gelmez rızık verirsin."

3/Aliimran-29
قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

"Göğüslerinizde olanı gizli tutsanız da açığa vursanız da Allah onu bilir. O, göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah, her şeye gücü yetendir." de.

3/Aliimran-165
اَوَلَمَّٓا اَصَابَتْكُمْ مُص۪يبَةٌ قَدْ اَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَاۙ قُلْتُمْ اَنّٰى هٰذَاۜ قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

(Onlara) İki misli uğrattığınız bir musibet size isabet edince mi, "Bu nereden?" dediniz. De ki "O, sizin kendinizdendir." Kesinlikle Allah, her şeye gücü yetendir.

3/Aliimran-189
وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟

Göklerin ve yerin mülkü Allah’a aittir. Allah her şeye gücü yetendir.

5/Maide-17
لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

“Allah, Meryem oğlu Mesih'tir.” diyenler ant olsun ki kâfir olmuşlardır. Şöyle de: “Allah, Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzündekilerin hepsini helak etmek isterse Allah'a kim bir şey yapabilecektir! Göklerde, yerde ve ikisi arasında ne var ne yok hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O dilediğini yaratır ve Allah’ın her şeye gücü yeter.

5/Maide-40
اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Bilmez misin ki göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; dilediğine azap verir ve dilediğini bağışlar. Allah’ın her şeye gücü yeter.

6/Enam-37
وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يُنَزِّلَ اٰيَةً وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

“Ona, Rabb’inden bir mucize indirilseydi ya!” dediler. (Onlara) de ki “Allah’ın böyle bir mucize indirmeye gücü yeter.” Fakat onların çoğu (gerçekleri) bilmez.

9/Tevbe-39
اِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَاباً اَل۪يماً وَيَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـٔاًۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Eğer (Allah yolunda) sefere kalkmazsanız o size, elim bir azapla azap verecek ve yerinize bir başka topluluğu koyacaktır. Siz ona hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah’ın her şeye gücü yeter.

11/Hud-4
اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye gücü yetendir.

16/Nahıl-76
وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً رَجُلَيْنِ اَحَدُهُمَٓا اَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلٰى شَيْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلٰى مَوْلٰيهُۙ اَيْنَمَا يُوَجِّهْهُ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍۜ هَلْ يَسْتَو۪ي هُوَۙ وَمَنْ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِۙ وَهُوَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ۟

Allah, iki adamı da örnek verdi: “Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderilse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile aynı seviyede olur mu?”

16/Nahıl-77
وَلِلّٰهِ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَٓا اَمْرُ السَّاعَةِ اِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ اَوْ هُوَ اَقْرَبُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Göklerin ve yerin gaibi Allah'a aittir. O Saat’in işi ise göz açıp kapayıncaya kadar veya daha kısadır. Allah’ın kesinlikle her şeye gücü yeter.

22/Hac-6
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّهُ يُحْـيِ الْمَوْتٰى وَاَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ

Bunlar, Allah'ın gerçek olduğunu gösterir. O, ölüleri diriltir. O'nun her şeye gücü yeter.

23/Mü'minun-17
وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَٓائِقَۗ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِل۪ينَ

Muhakkak ki biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.

23/Mü'minun-18
وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً بِقَدَرٍ فَاَسْكَنَّاهُ فِي الْاَرْضِۗ وَاِنَّا عَلٰى ذَهَابٍ بِه۪ لَقَادِرُونَۚ

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

23/Mü'minun-19
فَاَنْشَأْنَا لَكُمْ بِه۪ جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍۢ لَكُمْ ف۪يهَا فَوَاكِهُ۬ كَث۪يرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَۙ

Bununla size hurma bahçeleri, üzüm bağları meydana getirdik. İçlerinde çok sayıda meyveler vardır ve sizler onlardan yemektesiniz.

23/Mü'minun-20
وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَٓاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْاٰكِل۪ينَ

(Yine o su ile) Sîna Dağı’nda biten bir ağaç (zeytin ağacı) (yarattık) ki hem yağ hem de yiyenlere katıktır.

24/Nur-45
وَاللّٰهُ خَلَقَ كُلَّ دَٓابَّةٍ مِنْ مَٓاءٍۚ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى بَطْنِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى رِجْلَيْنِۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰٓى اَرْبَعٍۜ يَخْلُقُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... Allah dilediğini yaratır. Kesinlikle Allah, her şeye gücü yetendir.

29/Ankebut-20
قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۚ

De ki “Yeryüzünde seyrana çıkın da Allah, yaratmaya sıfırdan (örneksiz) nasıl başlamış, bir bakın! Sonra ahireti de inşa edecek olan odur. Kesinlikle Allah, her şeye gücü yetendir.”

35/Fatır-44
اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَكَانُٓوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةًۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعْجِزَهُ مِنْ شَيْءٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِۜ اِنَّهُ كَانَ عَل۪يماً قَد۪يراً

Onlar, yeryüzünde seyrana çıkıp da kendilerinden önce yaşamış olanların sonlarının ne olduğunu görmediler mi? Onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'ı acze düşüremez. O kuşkusuz alimdir ve (her şeye) gücü yetendir.

41/Fussilet-39
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنَّكَ تَرَى الْاَرْضَ خَاشِعَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْۜ اِنَّ الَّـذ۪ٓي اَحْيَاهَا لَمُحْـيِ الْمَوْتٰىۜ اِنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Onun ayetlerinden biri de rengi uçmuş hâlde gördüğün yeryüzünün bizim üzerine su indirdiğimiz zaman can bulması ve kabarmasıdır. Ona can veren elbette ölüleri de diriltir. Muhakkak ki o, her şeye gücü yetendir.

42/Şûra-49
لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ يَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ اِنَاثاً وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَٓاءُ الذُّكُورَۙ

Göklerin ve yerin egemenliği Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Dilediğine kızlar bahşeder, dilediğine de erkekler bahşeder.

42/Şûra-50
اَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَاناً وَاِنَاثاًۚ وَيَجْعَلُ مَنْ يَشَٓاءُ عَق۪يماًۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ قَد۪يرٌ

Veya erkekler ve kızlar olarak ikiz verir. Dilediğini de kısır bırakır. O bilendir, (her şeye) gücü yetendir.

43/Zuhruf-40
اَفَاَنْتَ تُسْمِــعُ الصُّمَّ اَوْ تَهْدِي الْعُمْيَ وَمَنْ كَانَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Sağırlara sen mi duyuracaksın? Yahut körleri ve apaçık bir dalalete düşmüş olanları sen mi hidayete erdireceksin?

43/Zuhruf-41
فَاِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَاِنَّا مِنْهُمْ مُنْتَقِمُونَۙ

Ya biz seni, (bu dünyadan) alır götürürüz de onlardan intikam alırız.

43/Zuhruf-42
اَوْ نُرِيَنَّكَ الَّذ۪ي وَعَدْنَاهُمْ فَاِنَّا عَلَيْهِمْ مُقْتَدِرُونَ

Yahut onlara vadettiğimizi (azabı), sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.

48/Fetih-21
وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يراً

Henüz elde edemediğiniz başka ganimetler de vardır ki Allah onları ihata etmiştir. (çepeçevre kuşatmıştır) Allah, her şeye gücü yetendir.

60/Mümtehine-7
عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَجْعَلَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ الَّذ۪ينَ عَادَيْتُمْ مِنْهُمْ مَوَدَّةًۜ وَاللّٰهُ قَد۪يرٌۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Allah sizin ile onlardan kendilerine düşman olduklarınız arasına belki bir sevgi koyar. Allah, gücü yetendir. Allah bağışlayıcı, merhamet edicidir.

64/Tegabun-1
يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih etmektedir. Mülk onundur. Hamt onadır. Onun her şeye gücü yeter.

64/Tegabun-2
هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Sizi O yarattı. Böyleyken kiminiz kâfirdir, kiminiz mü'min. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

65/Talak-12
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّۜ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً

Allah, yedi kat göğü ve onların benzerini de yerkürede yaratandır. Düzen bunların arasında cereyan eder. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini ve bilgisinin her şeyi ihata ettiğini (çepeçevre kuşattığını) bilmeniz için bunlar yeterlidir.

70/Mearic-36
فَمَالِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِع۪ينَۙ

Şimdi o kâfirlere ne oluyor ki sana doğru koşuyorlar.

70/Mearic-37
عَنِ الْيَم۪ينِۙ وَعَنِ الشِّمَالِ عِز۪ينَ

Sağdan ve soldan bölük bölük…

70/Mearic-38
اَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُدْخَلَ جَنَّةَ نَع۪يمٍۙ

Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

70/Mearic-39
كَلَّاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ

Hayır! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

70/Mearic-40
فَلَٓا اُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ اِنَّا لَقَادِرُونَۙ

Hayır! Doğuların ve batıların Rabb’ine yemin ederim ki bizim (her şeye) gücümüz yeter.

70/Mearic-41
عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ خَيْراً مِنْهُمْۙ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَ

Onların yerlerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeye... Bizim önümüze geçilemez.

75/Kıyamet-36
اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًىۜ

İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

75/Kıyamet-37
اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ

(İnsan) akıtılan meninin (spermin) bir kısmından (oluşan) bir nutfe (zigot) değil miydi?

75/Kıyamet-38
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰىۙ

Sonra alakaya (embriyoya) dönüşmüş, (Allah) onu yarattığı (gibi) bir düzene sokmuştur.

75/Kıyamet-39
فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۜ

Sonuçta ondan erkek ve dişi iki tür var etti.

75/Kıyamet-40
اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتٰى

Bütün bunları yapanın, ölüleri diriltmeğe gücü yetmez mi?

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 08.07.2026
Paylaş: