(bir şeye) kanaat getirmek
(bir şeye) kanaat getirmek Deyim kanmak, aklı yatmak, inanmak.
İlgili Deyimler
Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler
Elif, lam, mim
İşte Kitap!.. Onda asla kuşku yok. O, muttakiler için yol göstericidir...
Onlar gaibe inanırlar ve namazı ikame ederler. Rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
Sana indirilene de senden önce indirilenlere de inanırlar, ahirete de kesin kanaat getirirler.
İşte, Rableri tarafından yol gösterilenler ve felah bulanlar onlardır.
Gökleri ve yeri bir örneğe dayanmadan yaratan odur. Bir şeyin olmasına istediğinde ona "ol" der, o da oluverir.
Bilgisizler, dediler ki “Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?” Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Biz, kanaat getirmiş bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.
Böylece göklerin ve yerin hâkimiyetinin delillerini, tam bir kanaat getirmesi için gösterdik.
Gökleri herhangi bir destek olmadan yükselten, sonra kâinatın idaresini eline alan Allah'tır. Güneşi ve ayı da yararlı kıldı. (Bunların) hepsi zamanı dolana kadar akıp gitmektedir. İşleri çekip çeviren odur. Ve Rabb’inize kavuşacağınıza kesin kanaat getiresiniz diye ayetleri de ayrıntılı olarak açıklıyor.
Öyle ki namazı ikame ederler, zekâtı verirler. Onlar ahirete de tam kanaat getirenlerin ta kendileridir.
Öyle ki namazı ikame ederler, zekâtı verirler. Onlar ahirete de tam kanaat getirenlerin ta kendileridir.
Keşke, mücrimlerin Rablerinin huzurunda baş eğerek “Ey Rabbimiz! (Şimdi) görmüş ve duymuş olduk. Öyleyse bizi geri döndür ki doğru ve yararlı işler yapalım. Artık kesin kanaat getirdik!” dedikleri zaman (ki hâllerini) bir görsen!
Eğer dileseydik her nefsi hidayete erdirirdik. Fakat “Cehennemi cinlerden ve insanlardan (şeytana tabi olanların) tümüyle dolduracağım.” sözüm gerçekleşecektir.
Ant olsun ki biz vaktiyle Musa'ya kitap vermiştik. Şimdi de sen ona (öyle bir kitaba) kavuşmaktan şüphe içinde olma. Biz onu İsrailoğullarına bir yol gösterici yapmıştık.
Sabrettiklerinde onlardan, bizim emrimizle doğruya ileten önderler çıkardık. Onlar ayetlerimize de kanaat getiriyorlardı.
Rabb’in, ihtilafa düştükleri konularda kıyamet günü aralarını ayıracaktır.
Kuşkusuz ki göklerde ve yerde, inananlar için ayetler vardır.
Sizin yaratılışınızda ve yeryüzüne yaydığı canlıların yaratılışında, tam kanaat getirenler için ayetler vardır.
Gece ile gündüzün birbirini yakın takibe almasında, Allah'ın gökten indirmiş olduğu rızıkta ve onunla ölümünden sonra yeri diriltmesinde, rüzgârları değişik yönlerden estirmesinde, aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır.
İşte bunlar Allah’ın, sana gerçek olarak (olduğu gibi) okuduğumuz ayetleridir. Öyleyse onlar, Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, onlar kesin kanaat getirmiyorlar.
Biz o ateşin muhafızlarını sadece melekler(den) yaptık. Sayılarını da sırf kâfirler için bir imtihan sebebi yaptık. Böylece kendilerine kitap verilenler kesin kanaat getirsin; mü’minlerin güveni artsın. Kendilerine kitap verilenler ile mü’minler kuşku duymasınlar. Kalplerinde gizli din taşıyanlar ile kâfirler de “Allah, bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini dalalete düşürür; dilediğini de hidayete erdirir. Allah’ın ordularını kendi dışında kimse bilmez. Bu ise bir beşer için sadece hatırlatmadır.
Bu sayfa yardımcı oldu mu?