أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Türkçe deyim

nedamet duymak (getirmek)

pişman olmak: 'Ben şimdi nedamet getirdim.' -P. Safa.

Kaynak: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

Kur’an’daki yeri

Her çizgi bir sure; kırmızı çizgiler deyimin geçtiği sureler.

1 · Fatiha 114 · Nas
  • 5 Maide 31, 52
  • 10 Yunus 54
  • 23 Mü'minun 38–40
  • 26 Şuara 157
  • 34 Sebe 33
  • 49 Hucurat 6

Deyimin geçtiği ayetler

Deyimin karşılığı Arapça metinde ve mealde kırmızı mürekkeple işaretlidir. Soluk ayetler bağlam içindir.

5/Maide-31

فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَاباً يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım. Kardeşimin cesedini gömeyim.” dedi ve ettiğine nedamet duyanlardan oldu.

5/Maide-52

فَتَرَى الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ ف۪يهِمْ يَقُولُونَ نَخْشٰٓى اَنْ تُص۪يبَنَا دَٓائِرَةٌۜ فَعَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ اَوْ اَمْرٍ مِنْ عِنْدِه۪ فَيُصْبِحُوا عَلٰى مَٓا اَسَرُّوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ نَادِم۪ينَۜ

Kalplerinde gizli din taşıyanların “Belaya uğramaktan korkuyoruz.” diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih yahut katından bir emir getirecek de onlar, içlerinde sır olarak sakladıklarından nedamet duyacaklardır.

10/Yunus-54

وَلَوْ اَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِي الْاَرْضِ لَافْتَدَتْ بِه۪ۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördüklerinde, duydukları nedameti gizlerler. Aralarında “kıst” ile (adalet) karara varılır ve onlar, mağdur edilmezler.

23/Mü'minun-38

bağlam

اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌۨ افْـتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِن۪ينَ

"Rabb’im! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et." dedi.

23/Mü'minun-39

bağlam

قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي بِمَا كَذَّبُونِ

"Rabb’im! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et." dedi.

23/Mü'minun-40

قَالَ عَمَّا قَل۪يلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِم۪ينَۚ

Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka nedamet duyacaklar!

26/Şuara-157

فَعَقَرُوهَا فَاَصْبَحُوا نَادِم۪ينَۙ

Buna rağmen onlar deveyi kestiler ama nedamet duydular.

34/Sebe-33

وَقَالَ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اِذْ تَأْمُرُونَـنَٓا اَنْ نَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَنَجْعَلَ لَهُٓ اَنْدَاداًۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۜ وَجَعَلْنَا الْاَغْلَالَ ف۪ٓي اَعْنَاقِ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ هَلْ يُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Zayıf düşürülenler de büyüklük taslayanlara, “Hayır! Gece gündüz (işiniz) dümen çevirmekti. Çünkü siz daima Allah'ı görmezlikten gelmemizi, ona eşler ortaya atmamızı bize emrederdiniz.” derler. Artık azabı gördüklerinde, duydukları nedameti gizlerler; biz de o görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) boyunlarına çemberler (halkalar, laleler) geçiririz. Onlar sadece amelleri yüzünden ceza çekerler.

49/Hucurat-6

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ۬ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْماً بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza nedamet duyarsınız.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler.

Güncelleme: 19 Mayıs 2026 Paylaş: