أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

görmezlikten gelmek

görmezlikten gelmek Deyim görmemiş gibi davranmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-6
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا
Bu kelime "imana gelmek" deyiminde vurgulanmış
يُؤْمِنُونَ
Bu kelime "imana gelmek" deyiminde vurgulanmış

Sen görmezlikten gelenleri (kâfirleri) uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar imana gelmezler.

2/Bakara-89
وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْۙ وَكَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِه۪ۘ فَلَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ

Allah katından ellerinde olanı (Tevrat’ı) doğrulayan bir kitap geldiği zaman ki bundan önce görmezlikten gelenlere (kâfirlere) karşı fetih istiyorlardı. İşte tanıdıkları (kitap) gelince onu görmezlikten geldiler. Artık Allah'ın laneti kâfirlerin üzerinedir.

3/Aliimran-91
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ
Bu kelime "kabul görmek " deyiminde vurgulanmış
يُقْبَلَ
Bu kelime "kabul görmek " deyiminde vurgulanmış
مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَباً وَلَوِ
Bu kelime "feda etmek " deyiminde vurgulanmış
افْتَدٰى
Bu kelime "feda etmek " deyiminde vurgulanmış
بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ۟

Muhakkak ki doğruları görmezlikten gelenler (kâfirler) ve bu hâlde ölenler var ya, onlardan her birisinin yeryüzü kadar altını olsa ve hepsini feda etseler, asla kabul görmez. Artık onlar için acıklı bir azap var ve onlara orada yardım edecek hiçbir kimse yoktur.

3/Aliimran-92
لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe birre eremezsiniz. Her ne infak ederseniz Allah onu bilir.

3/Aliimran-127
لِيَقْطَعَ
Bu kelime "iflahını kesmek" deyiminde vurgulanmış
طَرَفاً مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْ يَكْبِتَهُمْ
Bu kelime "perişanlık vermek " deyiminde vurgulanmış
فَيَنْقَلِبُوا
Bu kelime "cehennem olup gitmek" deyiminde vurgulanmış
خَٓائِب۪ينَ
Bu kelime "umudu boşa çıkmak " deyiminde vurgulanmış

Bir de Allah bunu, görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) bir kısmının iflahını kessin veya (onlara) perişanlık versin de (onlar) umutları boşa çıkmış olarak cehennem olup gitsinler, diye yaptı.

4/Nisa-56
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْل۪يهِمْ نَاراًۜ كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُوداً غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا
Bu kelime "(bir şeyin) zevkini çıkarmak " deyiminde vurgulanmış
الْعَذَابَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَز۪يزاً حَك۪يماً
Bu kelime "hükmü geçmek (hüküm yürütmek)" deyiminde vurgulanmış

Ayetlerimizi görmezlikten gelenleri (kâfirleri) yakında bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabın zevkini çıkarsınlar diye bu derilerini başka derilerle değiştireceğiz. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

4/Nisa-84
فَقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ لَا تُكَلَّفُ اِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ
Bu kelime "şevke getirmek " deyiminde vurgulanmış
الْمُؤْمِن۪ينَۚ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَكُفَّ
Bu kelime "gücü kesilmek" deyiminde vurgulanmış
بَأْسَ
Bu kelime "gücü kesilmek" deyiminde vurgulanmış
الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَاللّٰهُ اَشَدُّ بَأْساً وَاَشَدُّ تَنْك۪يلاً
Bu kelime "ders olmak" deyiminde vurgulanmış

Allah yolunda savaş. Sen, sadece kendinden sorumlu tutulacaksın. Mü'minleri de şevke getir. Umulur ki Allah, görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) gücünü keser. Allah'ın (kahır) gücü daha şiddetli ve ders olan cezası daha çetindir.

5/Maide-36
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُوا
Bu kelime "feda etmek " deyiminde vurgulanmış
بِه۪ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَا
Bu kelime "kabul görmek " deyiminde vurgulanmış
تُقُبِّلَ
Bu kelime "kabul görmek " deyiminde vurgulanmış
مِنْهُمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Görmezlikten gelenler (kâfirler) var ya!.. Yeryüzündeki her şey onların olsa ve bir misli daha olsa kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini feda ederlerdi ancak onlardan hiçbir şey kabul görmez. Onlar için acıklı bir azap var.

5/Maide-80
تَرٰى كَث۪يراً مِنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ
Bu kelime "dostluk etmek " deyiminde vurgulanmış
الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ لَبِئْسَ
Bu kelime "ne kadar " deyiminde vurgulanmış
مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ اَنْفُسُهُمْ اَنْ سَخِطَ
Bu kelime "(birinin) hışmına uğramak " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَفِي الْعَذَابِ هُمْ خَالِدُونَ

Onların çoğunun görmezlikten gelenlerle (kâfirlerle) dostluk ettiğini görürsün. Nefislerinin kendileri için önceden gönderdikleri ne kadar da kötüdür. (Bu yüzden) onlar Allah’ın hışmına uğrayacak ve sonsuza kadar azapta kalacaklardır.

6/Enam-7
وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَاباً ف۪ي قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِاَيْد۪يهِمْ لَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ

(Ey Resul!) Eğer sana kâğıda yazılmış bir kitap indirmiş olsaydık ve onu elleriyle tutsalardı, yine de o görmezlikten gelenler (kâfirler), “Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir.” diyeceklerdi.

8/Enfal-55
اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَهُمْ لَا
Bu kelime "imana gelmek" deyiminde vurgulanmış
يُؤْمِنُونَۚ
Bu kelime "imana gelmek" deyiminde vurgulanmış

Kuşkusuz ki Allah katında canlıların en şerlisi, görmezlikten gelenlerdir (kâfirlerdir), imana gelmeyenlerdir.

8/Enfal-65
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ
Bu kelime "şevke getirmek " deyiminde vurgulanmış
الْمُؤْمِن۪ينَ عَلَى الْقِتَالِۜ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا
Bu kelime "galip gelmek " deyiminde vurgulanmış
مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُٓوا
Bu kelime "galip gelmek " deyiminde vurgulanmış
اَلْفاً مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا
Bu kelime "anlayıp dinlemek " deyiminde vurgulanmış
يَفْقَهُونَ
Bu kelime "anlayıp dinlemek " deyiminde vurgulanmış

Ey Nebi! Mü’minleri savaş için şevke getir. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelir. Eğer sizden yüz kişi olursa görmezlikten gelenlerden (kâfirlerden) bin kişiye galip gelir. Çünkü onlar anlayıp dinlemeyen bir topluluktur.

9/Tevbe-3
وَاَذَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْاَكْبَرِ اَنَّ اللّٰهَ بَر۪ٓيءٌ مِنَ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
الْمُشْرِك۪ينَۙ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
وَرَسُولُهُۜ فَاِنْ تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي
Bu kelime "acze düşmek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ
Bu kelime "müjde vermek (götürmek)" deyiminde vurgulanmış
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ

Ve Büyük Hac Günü, Allah'tan ve Rasul’ünden insanlara bir duyuru: Allah, şirk koşanlardan kesinlikle uzaktır, onun Rasulü de… Eğer tövbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır; yok eğer (küfre) dönerseniz bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. görmezlikten gelenlere (kâfirlere), elim bir azap için müjde ver.

18/Kehif-56
وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّا مُبَشِّر۪ينَ
Bu kelime "müjde vermek (götürmek)" deyiminde vurgulanmış
وَمُنْذِر۪ينَۚ وَيُجَادِلُ
Bu kelime "mücadele vermek" deyiminde vurgulanmış
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ
Bu kelime "yürürlükten kaldırmak " deyiminde vurgulanmış
لِيُدْحِضُوا
Bu kelime "yürürlükten kaldırmak " deyiminde vurgulanmış
بِهِ الْحَقَّ وَاتَّخَذُٓوا
Bu kelime "alaya almak" deyiminde vurgulanmış
اٰيَات۪ي وَمَٓا اُنْذِرُوا هُزُواً
Bu kelime "alaya almak" deyiminde vurgulanmış

Biz, elçileri sadece müjde vericiler ve uyarıcılar olarak göndeririz. görmezlikten gelenler (kâfirler) ise hakkı yürürlükten kaldırmak için mücadele veriyorlar. Ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyi de alaya alıyorlar.

22/Hac-72
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ
Bu kelime "yüzünden akmak" deyiminde vurgulanmış
ف۪ي
Bu kelime "yüzünden akmak" deyiminde vurgulanmış
وُجُوهِ
Bu kelime "yüzünden akmak" deyiminde vurgulanmış
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَۜ يَكَادُونَ يَسْطُونَ
Bu kelime "üzerine çullanmak" deyiminde vurgulanmış
بِالَّذ۪ينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۜ قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ
Bu kelime "haber vermek " deyiminde vurgulanmış
بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكُمْۜ اَلنَّارُۜ وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟

Onlara ayetlerimiz açık açık okunduğunda görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) yüzlerinden hoşnutsuzluk akar. Neredeyse ayetlerimizi okuyanların üzerlerine çullanacaklar. De ki "Size bundan daha şerlisini haber vereyim mi? Ateş!.. Allah onu görmezlikten gelenlere (kâfirlere) vadetmiştir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir."

24/Nur-57
لَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مُعْجِز۪ينَ
Bu kelime "acze düşmek " deyiminde vurgulanmış
فِي الْاَرْضِۚ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ وَلَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟

Görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin), yeryüzünde (Allah'ı) acze düşüreceklerini sanmayasın! Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü varış yeri!

25/Furkan-4
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْماً وَزُوراًۚۛ

Görmezlikten gelenler (kâfirler), dediler: "Bu (Kur'an), onun (Muhammed as.) kurguladığı bir düzmeceden başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir." Böylece onlar kesinlikle haksız ve yalan (bir söz) ortaya attılar.

34/Sebe-33
وَقَالَ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا
Bu kelime "zayıf düşmek" deyiminde vurgulanmış
لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ
Bu kelime "dümen çevirmek " deyiminde vurgulanmış
الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اِذْ تَأْمُرُونَـنَٓا اَنْ نَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَنَجْعَلَ
Bu kelime "ortaya atmak " deyiminde vurgulanmış
لَهُٓ اَنْدَاداًۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ
Bu kelime "nedamet duymak (getirmek) " deyiminde vurgulanmış
لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۜ وَجَعَلْنَا
Bu kelime "çember geçirmek" deyiminde vurgulanmış
الْاَغْلَالَ
Bu kelime "çember geçirmek" deyiminde vurgulanmış
ف۪ٓي اَعْنَاقِ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ هَلْ يُجْزَوْنَ
Bu kelime "ceza çekmek " deyiminde vurgulanmış
اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Zayıf düşürülenler de büyüklük taslayanlara, “Hayır! Gece gündüz (işiniz) dümen çevirmekti. Çünkü siz daima Allah'ı inkâr etmemizi, ona eşler ortaya atmamızı bize emrederdiniz.” derler. Artık azabı gördüklerinde, duydukları nedameti gizlerler; biz de o görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) boyunlarına çemberler (halkalar, laleler) geçiririz. Onlar sadece amelleri yüzünden ceza çekerler.

35/Fatır-7
اَلَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَب۪يرٌ۟

Görmezlikten gelenler (kâfirler) için şiddetli bir azap vardır. İman edip iyi iş yapanlara gelince onlar için de bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

35/Fatır-26
ثُمَّ اَخَذْتُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَكَيْفَ كَانَ
Bu kelime "inkârdan gelmek " deyiminde vurgulanmış
نَك۪يرِ۟
Bu kelime "inkârdan gelmek " deyiminde vurgulanmış

Sonra ben de görmezlikten gelenleri (kâfirleri) yakaladım. Beni inkârdan gelmek nasılmış?..

40/Mü'min-4
مَا
Bu kelime "mücadele vermek" deyiminde vurgulanmış
يُجَادِلُ
Bu kelime "mücadele vermek" deyiminde vurgulanmış
ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ
Bu kelime "gezip tozmak" deyiminde vurgulanmış
فِي الْبِلَادِ

Allah'ın ayetlerine karşı görmezlikten gelenlerden (kâfirlerden) başkası mücadele vermez. Onların beldelerde diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.

46/Ahkaf-3
مَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا عَمَّٓا اُنْذِرُوا مُعْرِضُونَ
Bu kelime "lakayıt kalmak" deyiminde vurgulanmış

Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz ki yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. Görmezlikten gelenler (kâfirler), uyarıldıkları şeylere lakayıt kalırlar.

46/Ahkaf-7
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۙ هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌۜ

Ayetlerimiz onlara açık açık okunduğunda, hakikat kendilerine geldiğinde, onu görmezlikten gelenler (kâfirler), “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.

66/Tahrim-10
ضَرَبَ
Bu kelime "örnek vermek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ مَثَلاً
Bu kelime "örnek vermek " deyiminde vurgulanmış
لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍۜ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً وَق۪يلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِل۪ينَ

Allah, görmezlikten gelenlere (kâfirlere) Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek verdi. Bu ikisi kullarımızdan iki salih kulun (nikâhı) altındaydılar. Ama onlara ihanet ettiler. Bu durumda (kocaları), Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı ve o iki kadına "Girenlerle beraber siz de ateşe girin." denildi.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 06.02.2026
Paylaş: