أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

görmezlikten gelmek

görmezlikten gelmek Deyim görmemiş gibi davranmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-6
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Sen görmezlikten gelenleri (kâfirleri) uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar imana gelmezler.

2/Bakara-39
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟

Ama görmezlikten gelenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar, ateş arkadaşlarıdır ve orada süresiz kalacaklardır."

2/Bakara-85
ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَر۪يقاً مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْۘ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۜ وَاِنْ يَأْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْۜ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Sonra (yine) siz; birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından dışarı atıyor, günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde birleşiyorsunuz. Size esir olarak geldiklerinde de fidyelerini vererek onları kurtaran yine sizlerdiniz. Oysa onları dışarı atmanız size haram kılınmıştı. Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü görmezlikten mi geliyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de azabın en şiddetlisine uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

2/Bakara-89
وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْۙ وَكَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِه۪ۘ فَلَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الْكَافِر۪ينَ

Allah katından ellerinde olanı (Tevrat’ı) doğrulayan bir kitap geldiği zaman ki bundan önce görmezlikten gelenlere (kâfirlere) karşı fetih istiyorlardı. İşte tanıdıkları (kitap) gelince onu görmezlikten geldiler. Artık Allah'ın laneti kâfirlerin üzerinedir.

3/Aliimran-4
مِنْ قَبْلُ هُدًى لِلنَّاسِ وَاَنْزَلَ الْفُرْقَانَۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ ذُوانْتِقَامٍ

Bundan (Kur'an'dan) önce (onlar) insanlar için bir yol göstericiydi. Furkanı (doğruyu yanlıştan ayıranı) da indirdi. Gerçek şu ki Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelenler için şiddetli bir azap vardır. Allah güçlüdür, intikam alıcıdır.

3/Aliimran-91
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَباً وَلَوِ افْتَدٰى بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ۟

Muhakkak ki doğruları görmezlikten gelenler (kâfirler) ve bu hâlde ölenler var ya, onlardan her birisinin yeryüzü kadar altını olsa ve hepsini feda etseler, asla kabul görmez. Artık onlar için acıklı bir azap var ve onlara orada yardım edecek hiçbir kimse yoktur.

3/Aliimran-92
لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe birre eremezsiniz. Her ne infak ederseniz Allah onu bilir.

3/Aliimran-127
لِيَقْطَعَ طَرَفاً مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنْقَلِبُوا خَٓائِب۪ينَ

Bir de Allah bunu, görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) bir kısmının iflahını kessin veya (onlara) perişanlık versin de (onlar) umutları boşa çıkmış olarak cehennem olup gitsinler, diye yaptı.

4/Nisa-56
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا سَوْفَ نُصْل۪يهِمْ نَاراًۜ كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُوداً غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Ayetlerimizi görmezlikten gelenleri (kâfirleri) yakında bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabın tatsınlar diye bu derilerini başka derilerle değiştireceğiz. Şüphesiz ki Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

4/Nisa-84
فَقَاتِلْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ لَا تُكَلَّفُ اِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَكُفَّ بَأْسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَاللّٰهُ اَشَدُّ بَأْساً وَاَشَدُّ تَنْك۪يلاً

Allah yolunda savaş. Sen, sadece kendinden sorumlu tutulacaksın. Mü'minleri de şevke getir. Umulur ki Allah, görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) gücünü keser. Allah'ın (kahır) gücü daha şiddetli ve ders olan cezası daha çetindir.

4/Nisa-136
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً بَع۪يداً

Ey iman edenler! Allah'a, Rasul’üne, o Rasul’e indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği Kitaplara iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, rasullerini ve ahiret gününü görmezlikten gelir de kâfir olursa işte o, tam bir sapıklıkla dalalete düşmüş olur.

4/Nisa-137
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْراً لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَب۪يلاًۜ

İman edip sonra küfre girenleri, sonra yine iman edip küfre dönenleri, sonra da küfürlerini arttıranları Allah ne bağışlar ne de onları yola getirir.

6/Enam-7
وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَاباً ف۪ي قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِاَيْد۪يهِمْ لَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ

(Ey Resul!) Eğer sana kâğıda yazılmış bir kitap indirmiş olsaydık ve onu elleriyle tutsalardı, yine de o görmezlikten gelenler (kâfirler), “Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir.” diyeceklerdi.

8/Enfal-55
اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَۚ

Kuşkusuz ki Allah katında canlıların en şerlisi, görmezlikten gelenlerdir (kâfirlerdir), imana gelmeyenlerdir.

8/Enfal-65
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ حَرِّضِ الْمُؤْمِن۪ينَ عَلَى الْقِتَالِۜ اِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ عِشْرُونَ صَابِرُونَ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفاً مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ

Ey Nebi! Mü’minleri savaş için şevke getir. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelir. Eğer sizden yüz kişi olursa görmezlikten gelenlerden (kâfirlerden) bin kişiye galip gelir. Çünkü onlar anlayıp dinlemeyen bir topluluktur.

9/Tevbe-3
وَاَذَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْاَكْبَرِ اَنَّ اللّٰهَ بَر۪ٓيءٌ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ وَرَسُولُهُۜ فَاِنْ تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ

Ve Büyük Hac Günü, Allah'tan ve Rasul’ünden insanlara bir duyuru: Allah, şirk koşanlardan kesinlikle uzaktır, onun Rasulü de… Eğer tövbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır; yok eğer (küfre) dönerseniz bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. Görmezlikten gelenlere (kâfirlere), can yakıcı bir azap için müjde ver.

19/Meryem-77
اَفَرَاَيْتَ الَّذ۪ي كَفَرَ بِاٰيَاتِنَا وَقَالَ لَاُو۫تَيَنَّ مَالاً وَوَلَداًۜ

Ayetlerimizi görmezlikten geleni gördün mü? Der ki “Elbette bana mal da verilecek, çocuk da…”

19/Meryem-78
اَطَّـلَعَ الْغَيْبَ اَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْداًۙ

O, gaibe mi muttali oldu yoksa Rahman’ın katından bir söz mü aldı?

19/Meryem-79
كَلَّاۜ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَداًّۙ

Asla!.. Onun söylediklerini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız.

19/Meryem-80
وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْت۪ينَا فَرْداً

Sözünü ettikleri şeylere biz varis olacağız. O bize tek başına gelecektir.

19/Meryem-81
وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لِيَكُونُوا لَهُمْ عِزاًّۙ

Kendilerine izzet sağlasınlar diye Allah’ın yanı sıra başka ilahlar edindiler.

19/Meryem-82
كَلَّاۜ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِداًّ۟

Hayır, hayır!.. O ilahlar, onların ibadetini reddedecekler ve onların zıddına gidecekler.

22/Hac-71
وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَاناً وَمَا لَيْسَ لَهُمْ بِه۪ عِلْمٌۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ نَص۪يرٍ

Onlar Allah’ın yanı sıra, kendilerine hiçbir sultan (yetki) vermediği ve haklarında bilgileri olmayan şeylere kulluk ediyorlar. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.

22/Hac-72
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَۜ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذ۪ينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَاۜ قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكُمْۜ اَلنَّارُۜ وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟

Onlara ayetlerimiz açık açık okunduğunda görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) yüzlerinden hoşnutsuzluk akar. Neredeyse ayetlerimizi okuyanların üzerlerine çullanacaklar. De ki "Size bundan daha şerlisini haber vereyim mi? Ateş!.. Allah onu görmezlikten gelenlere (kâfirlere) vadetmiştir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir."

24/Nur-55
وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ د۪ينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْناًۜ يَعْبُدُونَن۪ي لَا يُشْرِكُونَ ب۪ي شَيْـٔاًۜ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara söz vermiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl yetkili kıldıysa onları da yeryüzünde yetkili kılacak, kendileri için razı olduğu dinlerini sağlamlaştıracak ve onları korkularından kurtaracaktır. Onlar, yalnızca bana kul olurlar ve bana hiçbir şeyi şirk koşmazlar. Kim bundan sonraküfranlık ederse işte onlar fasıktır.

24/Nur-56
وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Namazı ikame edin, zekâtı verin. Ve Rasul'e itaat edin. Umulur ki merhamet edilirsiniz.

24/Nur-57
لَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِۚ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ وَلَبِئْسَ الْمَص۪يرُ۟

Görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin), yeryüzünde (Allah'ı) acze düşüreceklerini sanmayasın! Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü varış yeri!

25/Furkan-4
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْماً وَزُوراًۚۛ

Görmezlikten gelenler (kâfirler), dediler: "Bu (Kur'an), onun (Muhammed as.) kurguladığı bir düzmeceden başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir." Böylece onlar kesinlikle haksız ve yalan (bir söz) ortaya attılar.

29/Ankebut-67
اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا حَرَماً اٰمِناً وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْۜ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَكْفُرُونَ

Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı nazarıdikkate almıyorlar mı? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini (Kur’an’ı) görmezlikten mi geliyorlar?

34/Sebe-33
وَقَالَ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اِذْ تَأْمُرُونَـنَٓا اَنْ نَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَنَجْعَلَ لَهُٓ اَنْدَاداًۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۜ وَجَعَلْنَا الْاَغْلَالَ ف۪ٓي اَعْنَاقِ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ هَلْ يُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Zayıf düşürülenler de büyüklük taslayanlara, “Hayır! Gece gündüz (işiniz) dümen çevirmekti. Çünkü siz daima Allah'ı görmezlikten gelmemizi, ona eşler ortaya atmamızı bize emrederdiniz.” derler. Artık azabı gördüklerinde, duydukları nedameti gizlerler; biz de o görmezlikten gelenlerin (kâfirlerin) boyunlarına çemberler (halkalar, laleler) geçiririz. Onlar sadece amelleri yüzünden ceza çekerler.

35/Fatır-26
ثُمَّ اَخَذْتُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ۟

Sonra ben de görmezlikten gelenleri (kâfirleri) yakaladım. Beni inkârdan gelmek nasılmış?..

35/Fatır-38
اِنَّ اللّٰهَ عَالِمُ غَيْبِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Allah, göklerin ve yerin gaibini bilendir. Gerçek şu ki o, göğüslerin içindekileri hakkıyla bilendir.

35/Fatır-39
هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَكُمْ خَلَٓائِفَ فِي الْاَرْضِۜ فَمَنْ كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۜ وَلَا يَز۪يدُ الْكَافِر۪ينَ كُفْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ اِلَّا مَقْتاًۚ وَلَا يَز۪يدُ الْكَافِر۪ينَ كُفْرُهُمْ اِلَّا خَسَاراً

Yeryüzünde sizi halifeler yapan odur. Öyleyse kim görmezlikten gelirse küfrü kendi aleyhinedir. Kâfirlerin küfrü, Rableri katında kızgınlıktan başka bir şey artırmaz. Kâfirlerin küfrü hüsrandan başka da bir şey artırmaz.

37/Saffat-167
وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ

Gerçi onlar (müşrikler), şöyle diyorlardı:

37/Saffat-168
لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْراً مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ

"Yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) olsaydı…

37/Saffat-169
لَـكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ

Muhakkak biz de Allah'ın ihlaslı kullarından olurduk."

37/Saffat-170
فَـكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Şimdi ise onu (Kur’an’ı) görmezlikten geldiler. Yakında bilecekler.

46/Ahkaf-7
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۙ هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌۜ

Ayetlerimiz onlara açık açık okunduğunda, onu görmezlikten gelenler (kâfirler), kendilerine gelen gerçek için “Bu, apaçık bir büyüdür!” derler.

60/Mümtehine-1
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوّ۪ي وَعَدُوَّكُمْ اَوْلِيَٓاءَ تُلْقُونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَٓاءَكُمْ مِنَ الْحَقِّۚ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَاِيَّاكُمْ اَنْ تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ رَبِّكُمْۜ اِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَاداً ف۪ي سَب۪يل۪ي وَابْتِغَٓاءَ مَرْضَات۪ي تُسِرُّونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِۗ وَاَنَا۬ اَعْلَمُ بِمَٓا اَخْفَيْتُمْ وَمَٓا اَعْلَنْتُمْۜ وَمَنْ يَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَٓاءَ السَّب۪يلِ

Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi besliyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı görmezlikten geldiler. Rabb’iniz olan Allah’a inandınız diye Resul’ü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı almak üzere benim yolumda cihat etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır.

66/Tahrim-10
ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍۜ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً وَق۪يلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِل۪ينَ

Allah, görmezlikten gelenlere (kâfirlere) Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek verdi. Bu ikisi kullarımızdan iki salih kulun (nikâhı) altındaydılar. Ama onlara ihanet ettiler. Bu durumda (kocaları), Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı ve o iki kadına "Girenlerle beraber siz de ateşe girin." denildi.

67/Mülk-6
وَلِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ

Rablerini görmezlikten gelenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü hâle gelmektir o!

67/Mülk-7
اِذَٓا اُلْقُوا ف۪يهَا سَمِعُوا لَهَا شَه۪يقاً وَهِيَ تَفُورُۙ

Oraya atıldıklarında onun kaynarken çıkardığı korkunç sesi duyarlar.

67/Mülk-8
تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِۜ كُلَّمَٓا اُلْقِيَ ف۪يهَا فَوْجٌ سَاَلَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذ۪يرٌ

Öfkesinden neredeyse çatlayacaktır. Her bir topluluk oraya atıldıkça bekçileri onlara, "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye sorarlar.

67/Mülk-9
قَالُوا بَلٰى قَدْ جَٓاءَنَا نَذ۪يرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۚ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ كَب۪يرٍ

Derler ki "Evet. Bize bir uyarıcı gelmişti. Ama biz yalanladık ve "Allah bir şey indirmedi. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz." dedik."

90/Beled-19
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا هُمْ اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ

Ayetlerimizi görmezlikten gelenler ise işte onlar da solun halkıdır.

90/Beled-20
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ

(Onların cezaları) kapıları üzerlerine sımsıkı kapatılmış olan bir ateştir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 29.07.2026
Paylaş: