örnek vermek
örnek vermek Deyim bir konuyu daha ayrıntılı bir biçimde anlatabilmek için örneklendirmek.
İlgili Deyimler
Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler
Allah, bir sivrisineği de ondan üstün olanı da örnek vermekten kesinlikle çekinmez. Böylece iman edenler, bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu mutlaka bilirler; kâfirler ise “Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?” derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu dalalete düşürür, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını dalalete düşürmez.
O, gökten su indirdi de vadiler kendi hacimlerince sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Süs veya (diğer) eşya yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur. İşte Allah hak ile batıla böyle örnekler verir. Köpük atılıp gider. İnsanlara faydalı olan şeye gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle örnekler verir.
Görmedin mi ki Allah nasıl bir örnek vermektedir? Güzel söz kökü sabit dalları ise gökte olan güzel bir ağaç gibidir.
(O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Ders alsınlar diye Allah insanlara örnekler verir.
Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yaşadıkları yerleri yurt edinmiştiniz. Onlara ne yaptığımız apaçık belli olmuştu ve size örnekler vermiştik.
Allah hakkında örnekler vermeyin! Şüphesiz ki Allah bilir; siz bilemezsiniz.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi örnek verir. Bunlar aynı seviyede olur mu? Hamt, Allah içindir fakat onların çoğu bilmiyor.
Allah, iki adamı da örnek verdi: “Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderilse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile aynı seviyede olur mu?”
(Resul’üm!) Senin hakkında bak ne biçim örnekler verdiler! Artık onlar dalalete düşmüşlerdir ve hiçbir (çıkar) yol da bulamazlar.
Onlara iki adamın örneğini ver. Onlardan birine iki üzüm bahçesi verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.
İki bahçe de yemişlerini vermiş, (ürünlerden) hiçbir şeyi eksik etmemişlerdi. Aralarında da bir nehir akıtmıştık.
(Bu adamın) bolca ürünü oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki "Ben malca senden daha zengin, adam bakımından da daha güçlüyüm."
Kendine zulmetmiş biri olarak bahçesine girdi ve (dedi): “Bu bahçenin bir gün yok olacağını hiç sanmıyorum!
Saat’in gerçekleşeceğini de sanmıyorum. Rabb’ime döndürülsem bile muhakkak bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım."
Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona (şöyle) dedi: “Seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, sonra da seni bir adam olarak düzene koyanı görmezlikten mi geliyorsun?
Oysa o; Allah’tır, Rabb’imdir. Ben Rabb’ime kimseyi ortak etmem.”
Bahçene girdiğinde “Maşallah (Allah ne güzel dilemiş), kuvvet sadece Allah’ındır, demen gerekmez miydi? Eğer beni kendinden, mal ve çocuk bakımından daha düşük görüyorsan…
Olur ki Rabb’im senin bahçenden daha hayırlısını bana verir. Onun (seninkinin) üzerine de gökten yıldırımlar gönderir ve böylece kaygan bir toprak hâlini alır.
Veya onun suyu çekilir, su çıkarmaya da gücün yetmez.”
Ve ürünleri yok edilmişti. Ettiği masraf için ellerini ovuşturmaya başladı. Çardakları da yıkık döküktü ve şöyle dedi: “Keşke, Rabb’ime kimseyi ortak etmeseydim!”
Allah’tan başka ona yardım edecek bir topluluk da yoktu. Kendini de koruyamadı.
İşte burada velayet (dostluk, yardım) Hak olan Allah'ındır. Onun vereceği sevap da daha hayırlı, sonuç da daha hayırlıdır.
Ey insanlar! Size bir örnek verildi, onu dinleyin. Allah’ın yanı sıra yakardıklarınızın hepsi bir araya gelseler de bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa bunu da ondan kurtaramazlar. İsteyen de aciz istenen de!..
Onlar Allah’ı gereği gibi takdir edemediler. Allah mutlak güçlüdür, izzet sahibidir.
Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nispet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) örnekler verir. Allah her şeyi bilir.
(Bu nur) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine müsaade ettiği evlerdedir; onların içinde sabah akşam onu tespih ederler.
(Resulüm!) Senin hakkında bak ne biçim örnekler verdiler! Artık onlar dalalete düşmüşlerdir ve hiçbir (çıkar) yol da bulamazlar.
Her birine örnekler verdik. Her birini darmadağın ettik.
İşte biz, insanlar için örnekler veriyoruz, (bunlara) sadece bilenler akıl erdirebilir.
Allah size kendinizden bir örnek vermektedir: Ellerinize bakanlardan, size verdiğimiz rızıklarda -birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz derecede sizinle eşit (haklara sahip)- ortaklarınız var mı? İşte biz ayetlerimizi, aklını kullanacak bir kavim için böylece açıklıyoruz.
Onlara elçilerin geldiği o kasabanın halkını örnek ver.
Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verip “Bu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” dedi.
De ki “İlk defa yaratan diriltecek. O, her türlü yaratmayı bilendir.”
“Size yeşil ağaçtan ateş var eden odur, siz de ondan yakmaktasınız.”
Gökleri ve yeri yaratanın, onların bir benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette (yeter)! O Hallak’tır, Alîm’dir.
Bir şeyi dilediğinde, onun emri yalnızca “Ol!” demesidir; o da hemen olur.
Ant olsun biz, bu Kur'an'da insanlara ola ki ders alırlar diye her türlü örneği verdik.
Çelişkisiz Arapça bir Kur'an indirdik. Ola ki hizaya gelirler.
Allah, birbiriyle didişip duran ortak sahipleri bulunan bir adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, eşit olur mu? Hamt, Allah içindir fakat onların çoğu bilmiyor.
Bunun sebebi, kâfirlerin batılın ardından gitmeleri, inananların da Rablerinden gelen hakka uymuş olmalarıdır. İşte böylece Allah, insanlara kendilerinden örnekler verir.
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan ezilip büzülerek parça parça olmuş görürdün. Bu örnekleri insanlara, belki fikir yürütürler diye veriyoruz.
Allah, görmezlikten gelenlere (kâfirlere) Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek verdi. Bu ikisi kullarımızdan iki salih kulun (nikâhı) altındaydılar. Ama onlara ihanet ettiler. Bu durumda (kocaları), Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı ve o iki kadına "Girenlerle beraber siz de ateşe girin." denildi.
Allah imana gelenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani o demişti ki "Rabb’im! Bana senin katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun işinden kurtar, beni zalimler topluluğundan kurtar."
İmran kızı Meryem'i de (örnek verir) ki, o ırzını korudu, biz de ona ruhumuzdan üfledik. O, Rabb’inin sözlerini ve kitaplarını doğruladı ve gönülden boyun eğenlerden oldu.
Bu sayfa yardımcı oldu mu?