أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

faydası dokunmak

faydası dokunmak Deyim yararı dokunmak.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

3/Aliimran-10
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِۙ

Kuşkusuz ki kâfirlere, mallarının ve çocuklarının Allah’a karşı hiçbir faydası dokunmaz. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

3/Aliimran-116
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Kuşkusuz ki kâfirlere, mallarının ve çocuklarının Allah’a karşı hiçbir faydası dokunmaz. Onlar ateş ehlidirler. Orada sonsuza kadar kalacaklardır.

7/Araf-48
وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالاً يَعْرِفُونَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْ قَالُوا مَٓا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ
Bu kelime "büyüklük taslamak " deyiminde vurgulanmış

(Yine) Araf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek şöyle derler: “Ne çokluğunuzun ne de büyüklük taslamanızın size hiçbir faydası dokunmadı.”

8/Enfal-19
اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَٓاءَكُمُ الْفَتْحُۚ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْۚ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـٔاً وَلَوْ كَـثُرَتْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَ۟

(Ey inkârcılar!) Eğer fetih istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (Rasul’e karşı gelmekten) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç faydası dokunmaz. Çünkü Allah, mü’minlerle beraberdir.

10/Yunus-101
قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَا تُغْنِي الْاٰيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ

De ki "Göklerde ve yerde neler olduğuna bir bakın." İman etmeyen bir kavme ayetlerin ve uyarıların faydası dokunmaz.

11/Hud-101
وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَـمَٓا اَغْنَتْ عَنْهُمْ اٰلِهَتُهُمُ الَّت۪ي يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ لَمَّا جَٓاءَ اَمْرُ رَبِّكَۜ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْب۪يبٍ

Biz onlara zulmetmedik fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabb’inin azap emri gelince, Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahların kendilerine hiçbir faydası dokunmadı. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı.

15/Hicir-84
فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَۜ

Onlara, kazandıkları şeylerin hiçbir faydası dokunmadı.

26/Şuara-207
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَۜ

Onlara, yararlandıkları şeylerin hiçbir faydası dokunmayacaktır.

39/Zümer-50
قَدْ قَالَهَا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Bunu onlardan öncekiler de söylemişti ama onlara, kazandıkları şeylerin hiçbir faydası dokunmadı.

40/Mü'min-82
اَفَلَمْ يَس۪يرُوا
Bu kelime "seyrana çıkmak " deyiminde vurgulanmış
فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْهُمْ وَاَشَدَّ قُوَّةً وَاٰثَاراً
Bu kelime "iz bırakmak " deyiminde vurgulanmış
فِي الْاَرْضِ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Onlar, yeryüzünde seyrana çıkıp kendilerinden önce yaşamış olanların sonunun ne olduğunu görmediler mi? Onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı. Fakat onlara, kazandıkları şeylerin hiçbir faydası dokunmadı.

46/Ahkaf-26
وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ
Bu kelime "imkân vermek " deyiminde vurgulanmış
ف۪يمَٓا اِنْ مَكَّنَّاكُمْ
Bu kelime "imkân vermek " deyiminde vurgulanmış
ف۪يهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعاً وَاَبْصَاراً وَاَفْـِٔدَةًۘ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَٓا اَبْصَارُهُمْ وَلَٓا اَفْـِٔدَتُهُمْ مِنْ شَيْءٍ اِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ
Bu kelime "hiçe saymak (indirgemek)" deyiminde vurgulanmış
بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَحَاقَ
Bu kelime "(bir şeyin, bir kimsenin) etrafını almak (sarmak) " deyiminde vurgulanmış
بِهِمْ مَا كَانُوا
Bu kelime "alaya almak" deyiminde vurgulanmış
بِه۪
Bu kelime "alaya almak" deyiminde vurgulanmış
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Bu kelime "alaya almak" deyiminde vurgulanmış

Ant olsun ki onlara, size vermediğimiz imkânları vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve gönüller verdik. Ancak Allah’ın ayetlerini hiçe saydıkları zaman onlara, kulaklarının, gözlerinin ve kalplerinin, hiçbir faydası dokunmadı. Alaya aldıkları şeyler kendilerinin etrafını sarıverdi.

52/Tur-46
يَوْمَ لَا يُغْن۪ي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا
Bu kelime "yardım görmek " deyiminde vurgulanmış
هُمْ يُنْصَرُونَۜ
Bu kelime "yardım görmek " deyiminde vurgulanmış

O gün, tuzaklarının kendilerine hiçbir faydası dokunmaz ve yardım da görmezler.

52/Tur-47
وَاِنَّ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا عَذَاباً دُونَ ذٰلِكَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Kuşkusuz zalimler için bundan önce de (dünyada) azap var. Ancak onların çoğu bilmiyorlar.

52/Tur-48
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ

Sen Rabb’inin hükmüne sabret. Çünkü sen bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman da Rabb’ini hamt ile tespih et.

52/Tur-49
وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batmasının ardından da onu tespih et.

53/Necim-26
وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْن۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْضٰى
Bu kelime "razı olmak (gelmek) " deyiminde vurgulanmış

Göklerde nice melek var ki onların şefaatinin; sadece Allah’ın izniyle, dilediği ve razı olduğu kimselere faydası dokunur.

53/Necim-27
اِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ الْاُنْثٰى

Ahirete inanmayanlar, melekleri dişi olarak adlandırıyorlar.

54/Kamer-1
اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ
Bu kelime "ortaya çıkmak" deyiminde vurgulanmış
الْقَمَرُ
Bu kelime "ortaya çıkmak" deyiminde vurgulanmış

Saat (kıyamet) yaklaşır ve gerçekler ortaya çıkar.

54/Kamer-2
وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا
Bu kelime "ilgisini kesmek" deyiminde vurgulanmış
وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ
Bu kelime "hüküm sürmek " deyiminde vurgulanmış

Onlar bir ayet (mucize) görseler, ilgilerini keserler ve “bu, (her dönemde) hüküm süren bir sihirdir.” derler.

54/Kamer-3
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا
Bu kelime "hissine (hislerine) kapılmak " deyiminde vurgulanmış
اَهْوَٓاءَهُمْ
Bu kelime "hissine (hislerine) kapılmak " deyiminde vurgulanmış
وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ

Yalanladılar ve hislerine kapıldılar. Oysa her iş olacağına varır.

54/Kamer-4
وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْـبَٓاءِ مَا ف۪يهِ مُزْدَجَرٌۙ
Bu kelime "(birine bir şeye) çekidüzen vermek 1" deyiminde vurgulanmış

Ant olsun, onlara (kendilerine) çekidüzen verecek nice haberler geldi.

54/Kamer-5
حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ

(Bunlar) üstün bir hikmettir. Ancak uyarıların faydası dokunmuyor.

58/Mücadele-17
لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Onlara, mallarının ve çocuklarının Allah’a karşı hiçbir faydası dokunmaz. Onlar ateş ehlidirler. Orada sonsuza kadar kalacaklardır.

69/Hakka-25
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِه۪ فَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ

Kimin de kitabı solundan verilirse o da der ki "Keşke bana kitabım verilmeseydi.

69/Hakka-26
وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ

Hesabımın da ne olduğunu bilmeseydim.

69/Hakka-27
يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَۚ

Keşke o (ölüm) her şeyi bitirseydi.

69/Hakka-28
مَٓا اَغْنٰى عَنّ۪ي مَالِيَهْۚ

Malımın bana hiçbir faydası dokunmadı.

69/Hakka-29
هَلَكَ عَنّ۪ي سُلْطَانِيَهْۚ

Saltanatım da helak oldu."

92/Leyl-11
وَمَا يُغْن۪ي عَنْهُ مَالُـهُٓ اِذَا تَرَدّٰىۜ

(Cehenneme) yuvarlandığı zaman malının ona bir faydası dokunmaz.

92/Leyl-12
اِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدٰىۘ
Bu kelime "yol göstermek " deyiminde vurgulanmış

Muhakkak ki doğru yolu göstermek bize aittir.

92/Leyl-13
وَاِنَّ لَنَا لَلْاٰخِرَةَ وَالْاُو۫لٰى

Elbette, son da ilk de (ahiret ve dünya) bizimdir.

111/Tebbet-1
تَبَّتْ يَدَٓا اَب۪ي لَهَبٍ وَتَبَّۜ

Ebu Leheb’in elleri kurusun. Kurudu da…

111/Tebbet-2
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ

Ona, malı ve kazandığının bir faydası dokunmadı.

111/Tebbet-3
سَيَصْلٰى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍۚ

O, alevli bir ateşe girecektir.

111/Tebbet-4
وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ

Hanımı da odun taşıyarak…

111/Tebbet-5
ف۪ي ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ

Boynunda bükülmüş bir iple…

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 03.05.2026
Paylaş: