أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

yürürlükte bulunmak

yürürlükte bulunmak Deyim bir kanun veya bir karar uygulama alanında olmak: 'Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz...' -Anayasa.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

33/Ahzap-36
وَمَا
Bu kelime "olur şey (iş) değil " deyiminde vurgulanmış
كَانَ
Bu kelime "olur şey (iş) değil " deyiminde vurgulanmış
لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا
Bu kelime "karara varmak " deyiminde vurgulanmış
قَضَى
Bu kelime "karara varmak " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْراً اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ
Bu kelime "ayrı seçi yapmak" deyiminde vurgulanmış
مِنْ اَمْرِهِمْۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً مُب۪يناً

Allah ve Rasulü bir işte karara varmışlarsa inanmış erkek ve kadının o işle ilgili ayrı seçi yapması olur şey (iş) değil! Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse apaçık bir dalalete düşmüş olur.

33/Ahzap-37
وَاِذْ تَقُولُ لِلَّـذ۪ٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْف۪ي ف۪ي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْد۪يهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُۜ فَلَمَّا قَضٰى
Bu kelime "ilişiğini kesmek " deyiminde vurgulanmış
زَيْدٌ مِنْهَا وَطَراً
Bu kelime "ilişiğini kesmek " deyiminde vurgulanmış
زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ حَرَجٌ ف۪ٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا
Bu kelime "ilişiğini kesmek " deyiminde vurgulanmış
مِنْهُنَّ وَطَراًۜ
Bu kelime "ilişiğini kesmek " deyiminde vurgulanmış
وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولاً

(Ey Nebi!) Hani, Allah'ın kendisine nimet verdiği senin de kendisini nimetlendirdiğin kişiye "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın!" diyordun. Allah'ın ortaya çıkaracağı şeyi de içinde gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa Allah kendisinden çekinmene daha layıktır. Sonunda Zeyd onunla ilişkisini kesince onu seninle evlendirdik ki evlatlıklar eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde mü’minlerin onlarla evlenmesinde üzerlerine bir zorluk olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

33/Ahzap-38
مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ ف۪يمَا فَرَضَ
Bu kelime "(birini) mecbur tutmak " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ لَهُۜ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَراً مَقْدُوراًۙ
Bu kelime "ölçüp biçmek " deyiminde vurgulanmış

Allah’ın kendisini mecbur tuttuğu bir husustan dolayı Nebi’ye hiçbir suç isnat edilemez. (Bu) Allah'ın öncekiler (nebiler) arasında da yürürlükte bulunan sünneti (yasası)’dir. Allah’ın emri ölçülüp biçildiği gibi gerçekleşmiş oldu.

33/Ahzap-59
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۜ
Bu kelime "eziyet etmek " deyiminde vurgulanmış
وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً

Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve Mü'min kadınlara söyle, üzerlerine dış kıyafetlerini salsınlar. Bu şekil onların bilinmeleri ve eziyet edilmemeleri için daha uygundur. Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmeti kesintisizdir.

33/Ahzap-60
لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ
Bu kelime "gizli din taşımak" deyiminde vurgulanmış
وَالْمُرْجِفُونَ
Bu kelime "dedikodu çıkarmak" deyiminde vurgulanmış
فِي الْمَد۪ينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ
Bu kelime "devreye sokmak" deyiminde vurgulanmış
بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ ف۪يهَٓا اِلَّا قَل۪يلاًۚۛ

Ant olsun! Eğer münafıklar, kalplerinde gizli din taşıyanlar ve şehirde dedikodu çıkaranlar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa gerçekten seni devreye sokarız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler

33/Ahzap-61
مَلْعُون۪ينَۚۛ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْت۪يلاً

Nerede bulunurlarsa lanetli olarak yakalanırlar ve öldürülürler.

33/Ahzap-62
سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً

(Bu) Allah'ın öncekiler arasında yürürlükte bulunan sünneti (yasası)’dir. Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.

48/Fetih-18
لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ
Bu kelime "huzur vermek " deyiminde vurgulanmış
عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحاً قَر۪يباًۙ

Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o mü'minlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara huzur vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.

48/Fetih-19
وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً
Bu kelime "hükmü geçmek (hüküm yürütmek)" deyiminde vurgulanmış

Elde edecekleri birçok ganimetle de ödüllendirecektir. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

48/Fetih-20
وَعَدَكُمُ
Bu kelime "söz vermek" deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ مَغَانِمَ كَث۪يرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِه۪ وَكَفَّ اَيْدِيَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ

Allah size alacağınız birçok ganimeti daha söz vermektedir. Şimdilik bunları verdi ve insanların elini üzerinizden çekti ki inanıp güvenenler için bir belge olsun, sizi doğru yola yönlendirsin.

48/Fetih-21
وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا
Bu kelime "elde etmek " deyiminde vurgulanmış
عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ
Bu kelime "ihata etmek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يراً
Bu kelime "gücü yetmek " deyiminde vurgulanmış

Henüz elde edemediğiniz başka ganimetler de vardır ki Allah onları ihata etmiştir. (çepeçevre kuşatmıştır) Allah, her şeye gücü yetendir.

48/Fetih-22
وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً

İnkâr edenler sizinle savaşsalardı arkalarını dönüp kaçarlardı, sonra ne bir dost ne de bir yardımcı bulurlardı.

48/Fetih-23
سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً

Allah'ın öteden beri devam eden sünneti budur. Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.

48/Fetih-24
وَهُوَ الَّذ۪ي كَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ اَنْ اَظْفَرَكُمْ
Bu kelime "başarı göstermek (kazanmak)" deyiminde vurgulanmış
عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراً

O, Mekke’nin göbeğinde, size onlara karşı başarı kazandırdıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

48/Fetih-25
هُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفاً اَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُۜ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَٓاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ اَنْ تَطَؤُ۫هُمْ فَتُص۪يبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ لِيُدْخِلَ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا
Bu kelime "azap vermek " deyiminde vurgulanmış
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً
Bu kelime "can yakmak " deyiminde vurgulanmış

Onlar, inkâr eden ve sizi Mescidiharam'dan, bekletilen kurbanları da yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer kendilerini bilmediğiniz mü'min erkeklerle mü'min kadınları çiğneyecek ve bu yüzden büyük sıkıntıya düşecek olmasaydınız (Allah Mekke'nin fethine izin verirdi. Böyle olması) Allah'ın dilediğini rahmetine sokması içindir. Eğer (mü'minler) seçilip ayrılmış olsalardı muhakkak içlerinden inkâr edenlere can yakıcı bir azapla azap verirdik.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 05.01.2026
Paylaş: