أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Türkçe deyim

yürürlükte bulunmak

bir kanun veya bir karar uygulama alanında olmak: 'Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz...' -Anayasa.

Kaynak: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

Kur’an’daki yeri

Her çizgi bir sure; kırmızı çizgiler deyimin geçtiği sureler.

1 · Fatiha 114 · Nas
  • 33 Ahzap 36–38, 59–62
  • 48 Fetih 18–25

Deyimin geçtiği ayetler

Deyimin karşılığı Arapça metinde ve mealde kırmızı mürekkeple işaretlidir. Soluk ayetler bağlam içindir.

33/Ahzap-36

bağlam

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْراً اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً مُب۪يناً

Allah ve Rasulü bir işte karara varmışlarsa inanmış erkek ve kadının o işle ilgili ayrı seçi yapması olur şey (iş) değil! Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse apaçık bir dalalete düşmüş olur.

33/Ahzap-37

bağlam

وَاِذْ تَقُولُ لِلَّـذ۪ٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْف۪ي ف۪ي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْد۪يهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُۜ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَراً زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ حَرَجٌ ف۪ٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَراًۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولاً

(Ey Nebi!) Hani, Allah'ın kendisine nimet verdiği senin de kendisini nimetlendirdiğin kişiye "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın!" diyordun. Allah'ın ortaya çıkaracağı şeyi de içinde gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa Allah kendisinden çekinmene daha layıktır. Sonunda Zeyd onunla ilişkisini kesince onu seninle evlendirdik ki evlatlıklar eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde mü’minlerin onlarla evlenmesinde üzerlerine bir zorluk olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

33/Ahzap-38

مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ ف۪يمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُۜ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَراً مَقْدُوراًۙ

Allah’ın kendisini mecbur tuttuğu bir husustan dolayı Nebi’ye hiçbir suç isnat edilemez. (Bu) Allah'ın öncekiler (nebiler) arasında da yürürlükte bulunan sünneti (yasası)’dir. Allah’ın emri ölçülüp biçildiği gibi gerçekleşmiş oldu.

33/Ahzap-59

bağlam

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً

Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve Mü'min kadınlara söyle, üzerlerine dış kıyafetlerini salsınlar. Bu şekil onların bilinmeleri ve eziyet edilmemeleri için daha uygundur. Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmeti kesintisizdir.

33/Ahzap-60

bağlam

لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْمُرْجِفُونَ فِي الْمَد۪ينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ ف۪يهَٓا اِلَّا قَل۪يلاًۚۛ

Ant olsun! Eğer münafıklar, kalplerinde gizli din taşıyanlar ve şehirde dedikodu çıkaranlar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa gerçekten seni devreye sokarız. Artık orada, senin yanında, çok azı hariç, kalamazlar.

33/Ahzap-61

bağlam

مَلْعُون۪ينَۚۛ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْت۪يلاً

Nerede bulunurlarsa lanetli olarak yakalanırlar ve öldürülürler.

33/Ahzap-62

سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً

(Bu) Allah'ın öncekiler arasında yürürlükte bulunan sünneti (yasası)’dir. Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.

48/Fetih-18

bağlam

لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحاً قَر۪يباًۙ

Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o mü'minlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara huzur vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.

48/Fetih-19

bağlam

وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً

Elde edecekleri birçok ganimetle de ödüllendirecektir. Allah, güçlü olandır; hükmü geçendir.

48/Fetih-20

bağlam

وَعَدَكُمُ اللّٰهُ مَغَانِمَ كَث۪يرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِه۪ وَكَفَّ اَيْدِيَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ

Allah size alacağınız birçok ganimeti daha söz vermektedir. Şimdilik bunları verdi ve insanların elini üzerinizden çekti ki inanıp güvenenler için bir belge olsun, sizi doğru yola yönlendirsin.

48/Fetih-21

bağlam

وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يراً

Henüz elde edemediğiniz başka ganimetler de vardır ki Allah onları ihata etmiştir. (çepeçevre kuşatmıştır) Allah, her şeye gücü yetendir.

48/Fetih-22

bağlam

وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً

Kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarını dönüp kaçarlardı, sonra ne bir dost ne de bir yardımcı bulurlardı.

48/Fetih-23

سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً

Bu Allah'ın öteden beri yürürlükte bulunan sünneti (yasası)’dir. Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.

48/Fetih-24

bağlam

وَهُوَ الَّذ۪ي كَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ اَنْ اَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراً

O, Mekke’nin göbeğinde, size onlara karşı başarı kazandırdıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

48/Fetih-25

bağlam

هُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفاً اَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُۜ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَٓاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ اَنْ تَطَؤُ۫هُمْ فَتُص۪يبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ لِيُدْخِلَ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً

Onlar, kâfir olan ve sizi Mescidiharam'dan, bekletilen kurbanları da yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer kendilerini bilmediğiniz mü'min erkeklerle mü'min kadınları çiğneyecek ve bu yüzden büyük sıkıntıya düşecek olmasaydınız (Allah Mekke'nin fethine izin verirdi. Böyle olması) Allah'ın dilediğini rahmetine sokması içindir. Eğer (mü'minler) seçilip ayrılmış olsalardı muhakkak içlerinden kâfir olanlara can yakıcı bir azapla azap verirdik.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler.

Güncelleme: 22 Temmuz 2026 Paylaş: