أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

büyüklük taslamak

büyüklük taslamak Deyim kendini üstün görmeye çalışmak, böbürlenmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-87
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِنْ بَعْدِه۪ بِالرُّسُلِ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ اَفَكُلَّمَا جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا
Bu kelime "hoşa gitmek" deyiminde vurgulanmış
تَهْوٰٓى
Bu kelime "hoşa gitmek" deyiminde vurgulanmış
اَنْفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْۚ فَفَر۪يقاً كَذَّبْتُمْۘ وَفَر۪يقاً تَقْتُلُونَ

Şüphesiz biz Musa'ya Kitap'ı verdik ve onun ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık deliller verdik ve kendisini Ruhülkudüs ile destekledik. Size ne zaman bir elçi nefislerinizin hoşuna gitmeyen bir şey (ilahi hüküm) getirse siz büyüklük taslayacak; (elçilerin) bir kısmını yalanlayacak bir kısmını da öldürecek misiniz?

4/Nisa-172
لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَس۪يحُ اَنْ يَكُونَ عَبْداً لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَۜ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ اِلَيْهِ جَم۪يعاً

Ne Mesih, Allah'a kul olmaktan çekinir ne de Allah'a yaklaştırılmış melekler. Kim Allah'a kul olmaktan çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki Allah onların hepsini kendi huzurunda toplayacaktır.

4/Nisa-173
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ
Bu kelime "hakkını vermek-2" deyiminde vurgulanmış
اُجُورَهُمْ
Bu kelime "hakkını vermek-2" deyiminde vurgulanmış
وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ
Bu kelime "azap çekmek " deyiminde vurgulanmış
عَذَاباً اَل۪يماًۙ
Bu kelime "can yakmak " deyiminde vurgulanmış
وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً

İnanıp iyi iş yapanların haklarını (ecirlerini) verecek ve fazlından onlara ziyadesini de verecektir. Kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da can yakıcı bir azapla azap çektirecektir. Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.

5/Maide-82
لَتَجِدَنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذ۪ينَ اَشْرَكُواۚ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
وَلَتَجِدَنَّ اَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّا نَصَارٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّ مِنْهُمْ قِسّ۪يس۪ينَ وَرُهْبَاناً وَاَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

İnsanlar içinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da “Biz Hristiyanlarız” diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.

6/Enam-93
وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى
Bu kelime "iftira atmak " deyiminde vurgulanmış
عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ قَالَ اُو۫حِيَ اِلَيَّ وَلَمْ يُوحَ اِلَيْهِ شَيْءٌ وَمَنْ قَالَ سَاُنْزِلُ مِثْلَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُۜ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ ف۪ي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَاسِطُٓوا اَيْد۪يهِمْۚ اَخْرِجُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ
Bu kelime "ceza çekmek " deyiminde vurgulanmış
عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ وَكُنْتُمْ عَنْ اٰيَاتِه۪ تَسْتَكْبِرُونَ

Allah'a yalan dolanla iftira atandan yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken “Bana da vahyolundu. Ben de Allah'ın indirdiği ayetlerin benzerini indireceğim.” diyenden daha zalim kim vardır? O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve onun ayetlerine karşı büyüklük taslamanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile ceza çekeceksiniz!” derken onların hâlini bir görsen!

7/Araf-13
قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا
Bu kelime "haddi mi (haddine mi düşmüş)" deyiminde vurgulanmış
يَكُونُ
Bu kelime "haddi mi (haddine mi düşmüş)" deyiminde vurgulanmış
لَكَ
Bu kelime "haddi mi (haddine mi düşmüş)" deyiminde vurgulanmış
اَنْ تَتَكَبَّرَ ف۪يهَا فَاخْرُجْ اِنَّكَ مِنَ
Bu kelime "küçük düşürmek " deyiminde vurgulanmış
الصَّاغِر۪ينَ
Bu kelime "küçük düşürmek " deyiminde vurgulanmış

(Allah) "Öyleyse oradan in. Orada büyüklük taslamak haddine mi düşmüş. Çık. Sen küçük düşürülenlerdensin." dedi.

7/Araf-36
وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlar ise, onlar da cehennemliklerdir. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

7/Araf-48
وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالاً يَعْرِفُونَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْ قَالُوا مَٓا
Bu kelime "faydası dokunmak" deyiminde vurgulanmış
اَغْنٰى
Bu kelime "faydası dokunmak" deyiminde vurgulanmış
عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

(Yine) Araf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek şöyle derler: “Ne çokluğunuzun ne de büyüklük taslamanızın size hiçbir faydası dokunmadı.”

7/Araf-75
قَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لِلَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا
Bu kelime "zayıf düşmek" deyiminde vurgulanmış
لِمَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ اَتَعْلَمُونَ اَنَّ صَالِحاً مُرْسَلٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قَالُٓوا اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلَ بِه۪ مُؤْمِنُونَ

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri içlerindeki zayıf düşürülmüşlerden (mustaz'ıflardan) iman edenlere "Siz Salih'in, Rabb’i tarafından gönderilmiş biri olduğunu biliyor musunuz?" dediler. Onlar da "Biz onunla gönderilene iman edenleriz." dediler.

7/Araf-76
قَالَ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُٓوا اِنَّا بِالَّـذ۪ٓي اٰمَنْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ

Bunun üzerine büyüklük taslayanlar "Biz sizin iman ettiğinize inanmıyoruz (kâfirleriz)." dediler.

10/Yunus-75
ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى وَهٰرُونَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ بِاٰيَاتِنَا فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْماً مُجْرِم۪ينَ

Sonra bunların ardından Musa’yı ve Harun’u ayetlerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen çevresine gönderdik. Ama onlar büyüklük tasladılar ve mücrim bir toplum oldular.

10/Yunus-76
فَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُٓوا اِنَّ هٰذَا لَسِحْرٌ مُب۪ينٌ

Onlara katımızdan hak geldiğinde “Bu, ancak apaçık bir sihirdir!” dediler.

14/İbrahim-21
وَبَرَزُوا لِلّٰهِ جَم۪يعاً فَقَالَ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا
Bu kelime "zayıf düşmek" deyiminde vurgulanmış
لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْـبَرُٓوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعاً فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ قَالُوا لَوْ هَدٰينَا
Bu kelime "hidayete ermek" deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ لَهَدَيْنَاكُمْۜ سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَجَزِعْنَٓا اَمْ صَبَرْنَا
Bu kelime "metanet göstermek " deyiminde vurgulanmış
مَا لَنَا مِنْ مَح۪يصٍ۟

Hep birlikte Allah'ın huzuruna çıkarlar. Zayıf düşmüşler, büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Biz size uymuştuk. Şimdi siz Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da şöyle derler: "Allah bizi hidayete erdirseydi şüphesiz biz de sizi doğru yola yöneltirdik. Şimdi sızlansak da metanet (sabır) göstersek de bizim için birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yok!"

16/Nahıl-22
اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَالَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ قُلُوبُهُمْ مُنْكِرَةٌ
Bu kelime "inkârdan gelmek " deyiminde vurgulanmış
وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ

Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri, bunu inkârdan gelmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.

16/Nahıl-29
فَادْخُلُٓوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ فَلَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّر۪ينَ

Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.

16/Nahıl-49
وَلِلّٰهِ يَسْجُدُ
Bu kelime "secde etmek" deyiminde vurgulanmış
مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ مِنْ دَٓابَّةٍ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler, Allah'a secde ederler ve büyüklük taslamazlar.

25/Furkan-21
وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّـنَاۜ لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ
Bu kelime "ileri götürmek " deyiminde vurgulanmış
عُتُواًّ كَب۪يراً

Bize kavuşmayı ummayanlar dediler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabb’imizi görmemiz gerekmez miydi?" Ant olsun onlar kendi kendilerine büyüklük taslamışlar ve azgınlıklarını da çok ileri götürmüşlerdir.

28/Kasas-38
وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْر۪يۚ فَاَوْقِدْ ل۪ي يَا هَامَانُ عَلَى الطّ۪ينِ فَاجْعَلْ ل۪ي صَرْحاً لَعَلّ۪ٓي اَطَّلِعُ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰىۙ وَاِنّ۪ي لَاَظُنُّهُ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ

Firavun da “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Çamurun üstünde bir ateş yak (ıp tuğla yap) da bana bir kule inşa et, belki Musa’nın ilahı ile karşılaşırım. Çünkü ben onun yalancılardan olduğunu zannediyorum.” dedi.

28/Kasas-39
وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ

O (Firavun) ve askerleri yeryüzünde haksızlıkla büyüklük tasladılar ve bize döndürülmeyeceklerini zannettiler.

28/Kasas-40
فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّۚ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِم۪ينَ

Bunun üzerine Firavun ve askerlerini tutup suya attık. Zalimlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

32/Secde-15
اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا
Bu kelime "secdeye varmak (kapanmak)" deyiminde vurgulanmış
سُجَّداً
Bu kelime "secdeye varmak (kapanmak)" deyiminde vurgulanmış
وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

Bizim ayetlerimize ancak o kimseler inanır ki bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamt ile tespih ederler.

32/Secde-16
تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاًۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

Onlar geceleyin yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler. Verdiğimiz rızıklardan da infak ederler.

34/Sebe-31
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَلَا بِالَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِۜ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ يَرْجِعُ
Bu kelime "söz atmak" deyiminde vurgulanmış
بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍۨ الْقَوْلَۚ
Bu kelime "söz atmak" deyiminde vurgulanmış
يَقُولُ الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا
Bu kelime "zayıf düşmek" deyiminde vurgulanmış
لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَٓا اَنْتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِن۪ينَ

Kâfirler, "Biz ne bu Kur'an'a inanırız ne de ondan öncekilere…" dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman, birbirlerine söz atarken bir görsen! Bir taraftan zayıf düşürülenler, o büyüklük taslayanlara "Siz olmasaydınız biz mutlaka mü’min olurduk." derler.

35/Fatır-43
اِسْتِكْبَاراً فِي الْاَرْضِ وَمَكْرَ
Bu kelime "dümen çevirmek " deyiminde vurgulanmış
السَّيِّئِۜ وَلَا يَح۪يقُ
Bu kelime "ayağına dolanmak (dolaşmak)" deyiminde vurgulanmış
الْمَكْرُ السَّيِّئُ اِلَّا بِاَهْلِه۪ۜ فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا سُنَّتَ الْاَوَّل۪ينَۚ فَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاًۚ وَلَنْ
Bu kelime "yenilik yapmak " deyiminde vurgulanmış
تَجِدَ
Bu kelime "yenilik yapmak " deyiminde vurgulanmış
لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَحْو۪يلاً
Bu kelime "yenilik yapmak " deyiminde vurgulanmış

(Bu) yeryüzünde büyüklük taslamaları ve sinsice dümen çevirmeleri (dolayısıyladır.) Halbuki kötü düzen sadece sahibinin ayağına dolanır. Onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir yenilik de yapılmaz.

37/Saffat-35
اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ

Çünkü onlara; Allah’tan başka ilah yoktur denildiği zaman büyüklük taslayarak direnirlerdi.

38/Sad-71
اِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَراً مِنْ ط۪ينٍ

Hani Rabb’in meleklere demişti: "Ben çamurdan, bir beşer yaratacağım.

38/Sad-72
فَاِذَا سَوَّيْتُهُ
Bu kelime "düzen vermek (düzene koymak düzene sokmak)" deyiminde vurgulanmış
وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ
Bu kelime "secde etmek" deyiminde vurgulanmış

Ona düzen verdiğim ve içine ruhumdan üflediğim zaman siz onun için (bana) secde edin."

38/Sad-73
فَسَجَدَ
Bu kelime "secde etmek" deyiminde vurgulanmış
الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ

Bunun üzerine meleklerin tümü topluca secde ettiler.

38/Sad-74
اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اِسْتَكْـبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ

Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

38/Sad-75
قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا مَنَعَكَ
Bu kelime "engel çıkarmak" deyiminde vurgulanmış
اَنْ تَسْجُدَ
Bu kelime "secde etmek" deyiminde vurgulanmış
لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّۜ اَسْتَكْـبَرْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَال۪ينَ

(Allah) “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma secde etmene engel çıkaran ne idi? Büyüklük mü tasladın yoksa yücelerden mi oldun?” dedi.

39/Zümer-72
ق۪يلَ ادْخُلُٓوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّر۪ينَ

(Onlara) “İçinde yerleşip kalmak üzere cehennemin kapılarından girin!” denir. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!

40/Mü'min-47
وَاِذْ يَتَحَٓاجُّونَ فِي النَّارِ فَيَقُولُ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذ۪ينَ اسْتَكْـبَرُٓوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعاً فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا نَص۪يباً مِنَ النَّارِ

Ateşin içinde iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken, zayıflar, büyüklük taslayanlara, “Biz, size uymuş kimselerdik. Şimdi ateşin bir kısmını bizden uzaklaştırabilir misiniz?” derler.

40/Mü'min-48
قَالَ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُٓوا اِنَّا كُلٌّ ف۪يهَٓا اِنَّ اللّٰهَ قَدْ حَكَمَ بَيْنَ الْعِبَادِ

Büyüklük taslayanlar, “Biz hepimiz ateşin içindeyiz; Allah, kullar arasında hüküm verdi.” dedi.

40/Mü'min-49
وَقَالَ الَّذ۪ينَ فِي النَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ادْعُوا رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْماً مِنَ الْعَذَابِ

Ateştekiler, cehennem bekçilerine “Rabb’inize yakarın da bir günlüğüne bize azabı hafifletsin.” derler.

40/Mü'min-74
مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا بَلْ لَمْ نَكُنْ نَدْعُوا مِنْ قَبْلُ شَيْـٔاًۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ الْكَافِر۪ينَ

Allah'tan başkaları… " Derler ki "Bizim yanımızdan kayboldular. Hayır! Biz zaten daha önce bir şeye tapmıyorduk." İşte Allah, Kâfirleri böyle dalalete düşürür!

40/Mü'min-75
ذٰلِكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَفْرَحُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَمْرَحُونَۚ

İşte bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden dolayıdır.

40/Mü'min-76
اُدْخُلُٓوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّر۪ينَ

İçinde sürekli kalmak üzere cehennemin kapılarından girin! Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!

40/Mü'min-77
فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّۚ فَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَ

Sabret! Allah’ın vaadi kesinlikle haktır. Onlara vadettiğimizin bir kısmını sana göstersek de (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.

41/Fussilet-15
فَاَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ اَشَدُّ مِنَّا قُوَّةًۜ اَوَلَمْ
Bu kelime "nazarıdikkate almak " deyiminde vurgulanmış
يَرَوْا
Bu kelime "nazarıdikkate almak " deyiminde vurgulanmış
اَنَّ اللّٰهَ الَّذ۪ي خَلَقَهُمْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةًۜ وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ
Bu kelime "hiçe saymak (indirgemek)" deyiminde vurgulanmış

Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve “Bizden daha kuvvetli kim var?” dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu nazarıdikkate almıyorlar mı? Onlar bizim ayetlerimizi hiçe sayıyorlardı.

46/Ahkaf-20
وَيَوْمَ يُعْرَضُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا عَلَى النَّارِۜ اَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ ف۪ي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا وَاسْتَمْتَعْتُمْ
Bu kelime "sefa sürmek " deyiminde vurgulanmış
بِهَاۚ فَالْيَوْمَ تُجْزَوْنَ
Bu kelime "cezasını çekmek " deyiminde vurgulanmış
عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَفْسُقُونَ۟
Bu kelime "yoldan çıkmak " deyiminde vurgulanmış

Kâfirlere, ateşe arz edilecekleri gün (şöyle denir): Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların sefasını sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızın ve yoldan çıkmanızın aşağılayıcı bir azapla cezasını çekeceksiniz!

63/Münafikun-5
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللّٰهِ لَـوَّوْا رُؤُ۫سَهُمْ وَرَاَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ

Onlara, “Geliniz, Allah’ın elçisi sizin için bağışlanma dilesin.” denildiği zaman, başlarını (sağa sola) bükerler. Sen onların büyüklük taslayarak dönüp gittiklerini görürsün.

74/Müddessir-23
ثُمَّ اَدْبَرَ
Bu kelime "sırt (sırtını) çevirmek" deyiminde vurgulanmış
وَاسْتَكْبَرَۙ

Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 11.07.2026
Paylaş: