أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

secde etmek

secde etmek Deyim 1) alnı, eli, ayakları, dizleri, ayak parmaklarını yere getirmek; 2) mec. saygı göstermek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-34
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ
Bu kelime "kibrine yedirememek " deyiminde vurgulanmış
وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ

Ve o zaman meleklere şöyle dedik: “Âdem için (Allah’a) secde edin!” İblis hariç, hemen secde ettiler. O kaçındı, kibrine yediremedi ve kâfirlerden oldu.

2/Bakara-35
وَقُلْنَا يَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَداً حَيْثُ شِئْتُمَاۖ وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ

Ve dedik ki “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşin. İkiniz de orada, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.”

2/Bakara-58
وَاِذْ قُلْنَا ادْخُلُوا هٰذِهِ الْقَرْيَةَ فَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَداً وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّداً وَقُولُوا حِطَّةٌ نَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْۜ
Bu kelime "hata etmek (eylemek işlemek)" deyiminde vurgulanmış
وَسَنَز۪يدُ الْمُحْسِن۪ينَ

Şöyle demiştik: “Şu şehre girin, orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, ancak secde ederek kapısından girerken ‘Dileğimiz bağışlanmadır.' deyin; (biz de) işlediğiniz hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha fazlasını vereceğiz.”

2/Bakara-125
وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْناًۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰه۪يمَ مُصَلًّىۜ وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا
Bu kelime "temiz tutmak " deyiminde vurgulanmış
بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

Beyt’i, insanlar için bir toplanma ve güven yeri yaptık. İbrahim'in makamından salat yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e, “Tavaf edenler, itikâfa girenler, rükû ve secde edenler için Beyt'imi temiz tutunuz!” diye emretmiştik.

3/Aliimran-43
يَا مَرْيَمُ اقْنُت۪ي
Bu kelime "el pençe divan durmak." deyiminde vurgulanmış
لِرَبِّكِ وَاسْجُد۪ي وَارْكَع۪ي مَعَ الرَّاكِع۪ينَ

“Ey Meryem! Rabb’ine el pençe divan dur. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et.” demişlerdi.

4/Nisa-154
وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِم۪يثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّداً وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ وَاَخَذْنَا
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
مِنْهُمْ م۪يثَاقاً
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
غَل۪يظاً

Onlardan söz almak için Tur dağını onların üzerine yükselttik. “(Şehir) kapısından secde ederek girin.” dedik. “Cumartesi yasağında sınırları aşmayın!” dedik. Ve onlardan ağır bir söz aldık.

7/Araf-11
وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ
Bu kelime "şekil vermek " deyiminde vurgulanmış
ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَ

Sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra meleklere; “Âdem için (Allah’a) secde edin!” dedik. İblis dışında hepsi secde etti. O ise secde edenlerden olmadı.

7/Araf-12
قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ

(Allah) "Sana emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan ne oldu?" dedi. O da "Ben ondan üstünüm. Beni ateşten yarattın onu ise çamurdan yarattın." dedi.

7/Araf-13
قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا
Bu kelime "haddi mi (haddine mi düşmüş)" deyiminde vurgulanmış
يَكُونُ
Bu kelime "haddi mi (haddine mi düşmüş)" deyiminde vurgulanmış
لَكَ
Bu kelime "haddi mi (haddine mi düşmüş)" deyiminde vurgulanmış
اَنْ
Bu kelime "büyüklük taslamak " deyiminde vurgulanmış
تَتَكَبَّرَ
Bu kelime "büyüklük taslamak " deyiminde vurgulanmış
ف۪يهَا فَاخْرُجْ اِنَّكَ مِنَ
Bu kelime "küçük düşürmek " deyiminde vurgulanmış
الصَّاغِر۪ينَ
Bu kelime "küçük düşürmek " deyiminde vurgulanmış

(Allah) "Öyleyse oradan in. Orada büyüklük taslamak haddine mi düşmüş. Çık. Sen küçük düşürülenlerdensin." dedi.

7/Araf-161
وَاِذْ ق۪يلَ لَهُمُ اسْكُنُوا
Bu kelime "yurt edinmek (tutmak) " deyiminde vurgulanmış
هٰذِهِ الْقَرْيَةَ وَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا حِطَّةٌ وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّداً نَغْفِرْ لَكُمْ خَط۪ٓيـَٔاتِكُمْۜ
Bu kelime "hata etmek (eylemek işlemek)" deyiminde vurgulanmış
سَنَز۪يدُ الْمُحْسِن۪ينَ

Onlara şöyle denildi: “Şu şehri (Kudüs) yurt edinin. Ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yiyin. ‘Dileğimiz bağışlanmadır.' deyin ve kapıdan secde ederek girin ki işlediğiniz hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha fazlasını vereceğiz."

7/Araf-206
اِنَّ الَّذ۪ينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ

Rabb’inin katında olanlar ona kullukta büyüklük taslamazlar. Onu tespih ederler ve ona secde ederler.

9/Tevbe-112
اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّٓائِحُونَ
Bu kelime "geziye çıkmak " deyiminde vurgulanmış
الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ
Bu kelime "iş edinmek " deyiminde vurgulanmış
بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ

(Bu alışverişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, geziye çıkanlar, rükûya edenler, secde edenler; iyiliği kendine iş edinen ve kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!

12/Yusuf-4
اِذْ قَالَ يُوسُفُ لِاَب۪يهِ يَٓا اَبَتِ اِنّ۪ي رَاَيْتُ اَحَدَ عَشَرَ كَوْكَباً وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَاَيْتُهُمْ ل۪ي سَاجِد۪ينَ

Hani Yusuf, babasına "Ey babacığım! Ben (rüyada) on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm. Bunların bana secde ettiklerini gördüm." demişti.

13/Rad-15
وَلِلّٰهِ يَسْجُدُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعاً وَكَرْهاً وَظِلَالُهُمْ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ

Göklerde ve yerde olanların hepsi, isteyerek yahut istemeyerek Allah'a secde ederler. Gölgeleri de sabah akşam (secde ederler).

15/Hicir-30
فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ

Meleklerin tamamı ona secde ederek saygı gösterdiler.

15/Hicir-31
اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰٓى اَنْ يَكُونَ
Bu kelime "birlik olmak " deyiminde vurgulanmış
مَعَ
Bu kelime "birlik olmak " deyiminde vurgulanmış
السَّاجِد۪ينَ

Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle birlik olmaktan kaçındı.

15/Hicir-32
قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ
Bu kelime "birlik olmak " deyiminde vurgulanmış
مَعَ
Bu kelime "birlik olmak " deyiminde vurgulanmış
السَّاجِد۪ينَ

(Allah) Ey İblis! Secde edenlerle birlik olmayışının sebebi nedir? dedi.

15/Hicir-33
قَالَ لَمْ اَكُنْ لِاَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَأٍ مَسْنُونٍ
Bu kelime "şekil almak " deyiminde vurgulanmış

Dedi ki "Ben kuru bir çamurdan, şekil alabilir bir balçıktan yarattığın bir beşere secde edemezdim."

15/Hicir-98
فَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَۙ

“Sen şimdi Rabb'ini hamt ile tespih et ve secde edenlerden ol!”

16/Nahıl-48
اَوَلَمْ
Bu kelime "nazarıdikkate almak " deyiminde vurgulanmış
يَرَوْا
Bu kelime "nazarıdikkate almak " deyiminde vurgulanmış
اِلٰى مَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍ يَتَفَيَّؤُ۬ا ظِلَالُهُ عَنِ الْيَم۪ينِ وَالشَّمَٓائِلِ سُجَّداً لِلّٰهِ وَهُمْ دَاخِرُونَ

Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi nazarıdikkate almıyorlar mı? Onların gölgesi, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner.

16/Nahıl-49
وَلِلّٰهِ يَسْجُدُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ مِنْ دَٓابَّةٍ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَهُمْ لَا
Bu kelime "büyüklük taslamak " deyiminde vurgulanmış
يَسْتَكْبِرُونَ
Bu kelime "büyüklük taslamak " deyiminde vurgulanmış

Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler, Allah'a secde ederler ve büyüklük taslamazlar.

16/Nahıl-50
يَخَافُونَ رَبَّهُمْ مِنْ فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ۟

Onlar, üzerlerinde (egemen) olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.

17/İsra-61
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ قَالَ ءَاَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ ط۪يناًۚ

Hani meleklere “Âdem için (Allah’a) secde edin!” demiştik. İblis hariç secde etmişlerdi. “Ben çamurdan yarattığın kimse için secde eder miyim?” dedi.

18/Kehif-50
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّه۪ۜ اَفَتَتَّخِذُونَهُ
Bu kelime "dost edinmek " deyiminde vurgulanmış
وَذُرِّيَّتَهُٓ اَوْلِيَٓاءَ
Bu kelime "dost edinmek " deyiminde vurgulanmış
مِنْ دُون۪ي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۜ بِئْسَ لِلظَّالِم۪ينَ بَدَلاً

Meleklere; “Âdem için (Allah’a) secde edin!” dediğimizde İblis dışında hepsi secde etti. O cinlerdendi, Rabb’inin emrinden çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da onu ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Bu zalimler için ne kötü bir değişmedir.

20/Taha-116
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰى
Bu kelime "mukavemet etmek (göstermek) " deyiminde vurgulanmış

Hani meleklere “Âdem için secde edin.” demiştik de İblis hariç secde etmişlerdi, o ise mukavemet etmişti.

22/Hac-18
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَٓابُّ وَكَث۪يرٌ مِنَ النَّاسِۜ وَكَث۪يرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُۜ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍۜ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ

Göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun? (İnsanların) birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah’ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Allah dilediğini yapar. ۩

22/Hac-26
وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـٔاً وَطَهِّرْ
Bu kelime "temiz tutmak " deyiminde vurgulanmış
بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

Hani biz İbrahim'e Ev'in yerini belirtmiş (şöyle demiştik): "Bana bir şeyi ortak koşma ve evimi; tavaf edenler, kıyam edenler, rükû edenler ve secde edenler için temiz tut!

22/Hac-77
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ
Bu kelime "felah bulmak " deyiminde vurgulanmış

Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin, Rabb’inize ibadet edin ve hayır işleyin! Ola ki felah bulursunuz!

25/Furkan-60
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُۗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُوراً۟

Onlara "Rahman’a secde edin!" denildiğinde "Rahman da neymiş? Senin bize emrettiğine mi secde edecekmişiz?" dediler ve bu onların nefretini arttırdı. ۩

26/Şuara-217
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ

Sen, aziz ve rahîm olana tevekkül et.

26/Şuara-218
اَلَّذ۪ي يَرٰيكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ
Bu kelime "ayağa kalkmak 1" deyiminde vurgulanmış

O (Allah), (Sen namaz için) ayağa kalktığında da seni görür.

26/Şuara-219
وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِد۪ينَ

Secde edenlerle eğilip doğrulurken de…

26/Şuara-220
اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

O semîdir, alimdir.

27/Nemil-24
وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَزَيَّنَ
Bu kelime "kendine (herhangi bir şeye) ... süsü vermek " deyiminde vurgulanmış
لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ
Bu kelime "yoldan çevirmek " deyiminde vurgulanmış
عَنِ
Bu kelime "yoldan çevirmek " deyiminde vurgulanmış
السَّب۪يلِ
Bu kelime "yoldan çevirmek " deyiminde vurgulanmış
فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَۙ

Onun ve kavminin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan onların amellerine “çok değerliymiş” süsü vermiş de kendilerini yoldan çevirmiş. Dolayısıyla hidayete eremiyorlar.

27/Nemil-25
اَلَّا يَسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذ۪ي يُخْرِجُ
Bu kelime "(bir durumu) açığa çıkarmak " deyiminde vurgulanmış
الْخَبْءَ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

(Şeytan bunu) göklerde ve yerde gizli olanı açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah’a secde etmesinler, diye yapmış.

27/Nemil-26
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ

Allah’tan başka ilah yoktur. O, büyük arşın Rabb’idir.

38/Sad-71
اِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَراً مِنْ ط۪ينٍ

Hani Rabb’in meleklere demişti: "Ben çamurdan, bir beşer yaratacağım.

38/Sad-72
فَاِذَا سَوَّيْتُهُ
Bu kelime "düzen vermek (düzene koymak düzene sokmak)" deyiminde vurgulanmış
وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ

Ona düzen verdiğim ve içine ruhumdan üflediğim zaman siz onun için (bana) secde edin."

38/Sad-73
فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ

Bunun üzerine meleklerin tümü topluca secde ettiler.

38/Sad-74
اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اِسْتَكْـبَرَ
Bu kelime "büyüklük taslamak " deyiminde vurgulanmış
وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ

Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

38/Sad-75
قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا مَنَعَكَ
Bu kelime "engel çıkarmak" deyiminde vurgulanmış
اَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّۜ اَسْتَكْـبَرْتَ
Bu kelime "büyüklük taslamak " deyiminde vurgulanmış
اَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَال۪ينَ

(Allah) “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma secde etmene engel çıkaran ne idi? Büyüklük mü tasladın yoksa yücelerden mi oldun?” dedi.

39/Zümer-9
اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ سَاجِداً وَقَٓائِماً يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّه۪ۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ
Bu kelime "ders almak " deyiminde vurgulanmış
اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟

Yoksa o; gece saatlerinde secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten sakınan ve Rabb’inin rahmetini uman gibi midir? De ki "Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Sadece sağduyu sahipleri ders alır."

41/Fussilet-37
وَمِنْ اٰيَاتِهِ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُۜ لَا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذ۪ي خَلَقَهُنَّ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

Gece, gündüz, Güneş ve Ay onun ayetlerindendir. Güneş’e de Ay’a da secde etmeyin. Yalnızca Allah’a kul oluyorsanız onları yaratan Allah’a secde edin. ۩

48/Fetih-29
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناًۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ
Bu kelime "(birinin) hoşuna gitmek" deyiminde vurgulanmış
الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا
Bu kelime "iş yapmak " deyiminde vurgulanmış
الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْراً عَظ۪يماً

Muhammed, Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükû ve secde ederken görürsün. Allah'ın fazlını ve rızasını isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük ecir vadetmiştir.

53/Necim-62
فَاسْجُدُوا لِلّٰهِ وَاعْبُدُوا
Bu kelime "(bir şeye) kul olmak " deyiminde vurgulanmış

Haydi Allah'a secde edin ve ona kul olun. ۩

55/Rahman-5
اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍۖ

Güneş ve ay (belli) bir hesap iledir.

55/Rahman-6
وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ

Yıldızlar ve ağaçlar secde etmektedir.

84/İnşikak-21
وَاِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْاٰنُ لَا يَسْجُدُونَۜ

Kendilerine Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar? ۩

84/İnşikak-22
بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَۘ

Aksine, kâfirler yalanlıyorlar.

84/İnşikak-23
وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَۘ

Oysa Allah onların içlerinde sakladıklarını çok iyi bilmektedir.

84/İnşikak-24
فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ
Bu kelime "can yakmak " deyiminde vurgulanmış

Onları can yakıcı bir azapla müjdele!

84/İnşikak-25
اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا
Bu kelime "iş yapmak " deyiminde vurgulanmış
الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ
Bu kelime "bitmez (bitip) tükenmez " deyiminde vurgulanmış
مَمْنُونٍ
Bu kelime "bitmez (bitip) tükenmez " deyiminde vurgulanmış

İman edip de güzel iş yapanlar başka. Onlar için, bitmez tükenmez bir mükâfat vardır.

96/Alak-17
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۙ

O meclisini (yandaşlarını) çağırsın.

96/Alak-18
سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَۙ

Biz de zebanileri çağıracağız.

96/Alak-19
كَلَّاۜ لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ

Hayır! Sen onu dinleme! Secde et ve yaklaş! ۩

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 05.08.2026
Paylaş: