أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Tüm deyimler
Türkçe Deyim

azap çekmek

azap çekmek Deyim 1) eziyet çekmek, üzüntü içinde olmak; 2) ceza görmek.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

3/Aliimran-56
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَاُعَذِّبُهُمْ عَذَاباً شَد۪يداً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ

“Kâfir olanlara gelince, onlara bu dünyada ve ahirette şiddetli bir azap çektireceğim ve onlar kendilerine yardım edecek kimse bulamayacaklar.

4/Nisa-173
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَاباً اَل۪يماًۙ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً

İnanıp iyi iş yapanların haklarını (ecirlerini) verecek ve fazlından onlara ziyadesini de verecektir. Kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da can yakıcı bir azapla azap çektirecektir. Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.

5/Maide-18
وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارٰى نَحْنُ اَبْنَٓاءُ اللّٰهِ وَاَحِبَّٓاؤُ۬هُۜ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ بَشَرٌ مِمَّنْ خَلَقَۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۘ وَاِلَيْهِ الْمَص۪يرُ

"Yahudiler ve Hristiyanlar “Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz.” dediler. De ki “öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap çektiriyor? Doğrusu siz de onun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap verir. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak onadır."

5/Maide-118
اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Eğer onlara azap çektirirsen onlar senin kullarındır. Eğer onları affedersen şüphesiz ki sen güçlü olansın, hükmü geçensin.

6/Enam-49
وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا يَمَسُّهُمُ الْعَذَابُ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ

"Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince yoldan çıkmalarından dolayı onlar azap çekeceklerdir."

8/Enfal-33
وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَاَنْتَ ف۪يهِمْۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

"Halbuki (Ey Rasul'üm) sen, onların içindeyken Allah onlara azap çektirecek değildi. İstiğfar ettikleri hâlde de Allah onlara azap verecek değil."

8/Enfal-34
وَمَا لَهُمْ اَلَّا يُعَذِّبَهُمُ اللّٰهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُٓوا اَوْلِيَٓاءَهُۜ اِنْ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُٓ اِلَّا الْمُتَّقُونَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

"Neden Allah onlara azap çektirmeyecekmiş? Hâlbuki onlar, insanları Mescidiharam’dan alıkoyuyorlar. Ve ona sahip de değiller. Asıl sahipleri, özlerini koruyan mü’minlerdir. Fakat onların çoğu bunu bilmezler."

9/Tevbe-14
قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ بِاَيْد۪يكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِن۪ينَۙ

"Onlarla çarpışınız. Allah, onlara sizin ellerinizle azap çektirsin. Onları rezil etsin ve onlara karşı size yardımda bulunsun. Mü'minler topluluğunun sadrına şifa versin."

9/Tevbe-39
اِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَاباً اَل۪يماً وَيَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـٔاًۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Eğer (Allah yolunda) sefere kalkmazsanız o size, elim bir azapla azap verecek ve yerinize bir başka topluluğu koyacaktır. Siz ona hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah’ın her şeye gücü yeter.

9/Tevbe-55
فَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ

Onların malları ve çocukları acayibine gitmesin. Allah, bunlarla dünya hayatında onların azap çekmelerini ve kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.

9/Tevbe-74
يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ مَا قَالُواۜ وَلَقَدْ قَالُوا كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُوا بَعْدَ اِسْلَامِهِمْ وَهَمُّوا بِمَا لَمْ يَنَالُواۚ وَمَا نَقَمُٓوا اِلَّٓا اَنْ اَغْنٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ مِنْ فَضْلِه۪ۚ فَاِنْ يَتُوبُوا يَكُ خَيْراً لَهُمْۚ وَاِنْ يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ عَذَاباً اَل۪يماً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَمَا لَهُمْ فِي الْاَرْضِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ

Söylemedik diye Allah'a ant içiyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve Müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Başaramadıkları bir şeye (suikast yapmaya) de yeltendiler. Allah ve Resul’ü kendi fazlından onları zenginleştirdiği hâlde intikam almaya kalkıştılar. Eğer tövbe ederlerse onlar için daha hayırlı olur. Tekrar dönerlerse Allah onlara dünyada da ahirette de elem verici bir azap çektirecektir. Yeryüzünde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır.

9/Tevbe-85
وَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَاَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ

Onların malları ve çocukları acayibine gitmesin. Allah bunlarla dünyada onların azap çekmelerini ve kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor.

9/Tevbe-106
وَاٰخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِاَمْرِ اللّٰهِ اِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَاِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ

"(Sefere katılmayanlardan) diğer bir gurup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya azap çektirir veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir."

26/Şuara-137
اِنْ هٰذَٓا اِلَّا خُلُقُ الْاَوَّل۪ينَۙ

Bu ancak öncekilerin âdetidir.

26/Şuara-138
وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَۚ

Ve biz azap çekecek de değiliz."

26/Şuara-139
فَكَذَّبُوهُ فَاَهْلَكْنَاهُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ

Böylece onu yalanladılar, biz de onları helak ettik. Bunda elbette bir ayet vardır, yine de onların çoğu inanmaz.

26/Şuara-140
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟

Kuşkusuz ki Rabb’in azizdir, rahîmdir.

34/Sebe-34
وَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَذ۪يرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَٓاۙ اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ

Biz hangi şehre bir uyarıcı gönderdiysek oranın ’refah içinde şımartılmış ileri gelenleri’ “Biz, sizinle gönderileni kesinlikle reddediyoruz.” dediler.

34/Sebe-35
وَقَالُوا نَحْنُ اَكْثَرُ اَمْوَالاً وَاَوْلَاداًۙ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ

Peşinden de “Mal ve evlat bakımından çok olan bizleriz. Biz azap çektirilecek de değiliz.” dediler.

37/Saffat-58
اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّت۪ينَۙ

(Cennet arkadaşlarına yönelerek) “Biz bir daha asla ölmeyeceğiz, değil mi?”

37/Saffat-59
اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ

“Önceki ölümümüzden başka... Artık biz azap da çekmeyeceğiz değil mi?”

37/Saffat-60
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

Kuşkusuz ki büyük kazançlı çıkmak budur.

37/Saffat-61
لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ

Böylece çaba harcayanlar da bunun bir benzeri için çalışmalıdır.

43/Zuhruf-36
وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَاناً فَهُوَ لَهُ قَر۪ينٌ

Rahman’ın Zikri’ni kimin gözü görmezse biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.

43/Zuhruf-37
وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ

Muhakkak ki bunlar (şeytanlar), onları yoldan çevirirler. Onlar da kendilerinin hidayete erdiklerini sanırlar.

43/Zuhruf-38
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْن۪ي وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَر۪ينُ

(Arkadaşı) bize (huzurumuza) gelince (şeytana) “Ah, keşke benimle senin aranda iki doğu kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü arkadaşmışsın!” diyecektir.

43/Zuhruf-39
وَلَنْ يَنْفَعَكُمُ الْيَوْمَ اِذْ ظَلَمْتُمْ اَنَّكُمْ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

(Yakınmanız) bugün size fayda vermeyecek. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz ki siz, azap çekmede müştereksiniz.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 18.07.2026
Paylaş: