أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

umudu (umudunu) üzmek

umudu (umudunu) üzmek Deyim umudu kesmek: 'Millet köyden umudu üzmüş bir kere. Hele gençler bir an önce çekip gitmek istiyor.' -M. Kutlu.

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

5/Maide-3
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ
Bu kelime "yoldan çıkmak " deyiminde vurgulanmış
اَلْيَوْمَ يَـئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ
Bu kelime "kemale ermek (gelmek) " deyiminde vurgulanmış
لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ
Bu kelime "rıza göstermek" deyiminde vurgulanmış
لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪يناًۜ فَمَنِ اضْطُرَّ
Bu kelime "mecbur kalmak (olmak)" deyiminde vurgulanmış
ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ
Bu kelime "canı istemek" deyiminde vurgulanmış
لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, vurulup öldürülmüş, yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş, canavarların yediği hayvanlar ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna, dikili taşlar üzerinde boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size yasaklandı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler sizin dininizden yeis duymaktalar. Artık onlardan korkmayınız, benden korkunuz. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak da İslam'a rıza gösterdim. Kim canı istemeden, açlık hâlinde mecbur kalırsa yasak etlerden yiyebilir. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır; çok merhamet edicidir.

12/Yusuf-80
فَلَمَّا اسْتَيْـَٔسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِياًّۜ قَالَ كَب۪يرُهُمْ اَلَمْ تَعْلَمُٓوا اَنَّ اَبَاكُمْ قَدْ اَخَذَ
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
عَلَيْكُمْ مَوْثِقاً
Bu kelime "söz almak" deyiminde vurgulanmış
مِنَ اللّٰهِ وَمِنْ قَبْلُ مَا فَرَّطْتُمْ
Bu kelime "ifrata kaçmak" deyiminde vurgulanmış
ف۪ي يُوسُفَۚ فَلَنْ اَبْرَحَ الْاَرْضَ حَتّٰى يَأْذَنَ
Bu kelime "müsaade etmek (buyurmak)" deyiminde vurgulanmış
ل۪ٓي اَب۪ٓي اَوْ يَحْكُمَ
Bu kelime "hükmünü icra etmek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ ل۪يۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ
Bu kelime "hükmünü icra etmek " deyiminde vurgulanmış

Ondan umudu üzünce (meseleyi) gizli görüşmek üzere ayrılıp (bir kenara) çekildiler. Büyükleri dedi ki “Babanızın sizden Allah adına söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında ifrata kaçtığınızı bilmiyor musunuz? Babam bana müsaade edinceye veya Allah hakkımda hükmünü icra edinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım. O hükmünü icra edenlerin en hayırlısıdır.”

12/Yusuf-87
يَا بَنِيَّ اذْهَبُوا فَتَحَسَّسُوا مِنْ يُوسُفَ وَاَخ۪يهِ وَلَا تَايْـَٔسُوا مِنْ رَوْحِ اللّٰهِۜ اِنَّهُ لَا يَايْـَٔسُ مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ

Ey oğullarım! Gidin de Yusuf'u ve kardeşini iyice araştırın, Allah'ın rahmetinden umudu üzmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umudu üzmez.

12/Yusuf-110
حَتّٰٓى اِذَا اسْتَيْـَٔسَ الرُّسُلُ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا جَٓاءَهُمْ نَصْرُنَاۙ فَنُجِّيَ
Bu kelime "necat bulmak" deyiminde vurgulanmış
مَنْ نَشَٓاءُۜ وَلَا
Bu kelime "bir tarafa bırakmak (koymak)" deyiminde vurgulanmış
يُرَدُّ
Bu kelime "bir tarafa bırakmak (koymak)" deyiminde vurgulanmış
بَأْسُنَا عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِم۪ينَ

Sonunda elçiler, umutlarını üzüp de kendilerinin yalanlandığını kesin anladıkları sırada onlara yardımımız gelmiştir ve dilediğimiz kimse necat bulmuştur. Zorlu şiddetimiz, mücrimler kavminden asla bir tarafa bırakılmaz.

29/Ankebut-23
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَٓائِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ يَـئِسُوا مِنْ رَحْمَت۪ي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Allah'ın ayetlerini ve ona kavuşmayı görmezlikten gelirler. İşte onlar, benim rahmetimden umutlarını üzmüşlerdir. Ve can yakıcı bir azap onlar içindir.

60/Mümtehine-13
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا
Bu kelime "dostluk etmek " deyiminde vurgulanmış
تَتَوَلَّوْا
Bu kelime "dostluk etmek " deyiminde vurgulanmış
قَوْماً غَضِبَ
Bu kelime "gazaba gelmek " deyiminde vurgulanmış
اللّٰهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَـئِسُوا مِنَ الْاٰخِرَةِ كَمَا يَـئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ اَصْحَابِ الْقُبُورِ

Ey iman edenler! Allah'ın gazaba geldiği bir kavim ile dostluk etmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirdekilerden umutlarını üzdükleri gibi ahiretten umutlarını üzmüşlerdir.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 26.06.2026
Paylaş: