أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Türkçe Deyim

(bir şeyi) ayakta tutmak

(bir şeyi) ayakta tutmak Deyim 1) o şeyin sürekliliğini sağlamak; 2) bozulmasına, yıkılmasına, çökmesine engel olmak

— Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü

İlgili Deyimler

Deyimin Geçtiği Ayet/Ayetler

2/Bakara-229
اَلطَّـلَاقُ مَرَّتَانِۖ فَاِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ اَوْ تَسْر۪يحٌ بِاِحْسَانٍۜ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ اَنْ تَأْخُذُوا
Bu kelime "geri almak " deyiminde vurgulanmış
مِمَّٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـٔاً اِلَّٓا اَنْ يَخَافَٓا اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ فَاِنْ
Bu kelime "endişeye düşmek " deyiminde vurgulanmış
خِفْتُمْ
Bu kelime "endişeye düşmek " deyiminde vurgulanmış
اَلَّا يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۙ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا ف۪يمَا افْتَدَتْ بِه۪ۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَعْتَدُوهَاۚ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Boşanma iki defadır. (Sonra) ya iyilikle tutmak veya güzellikle bırakmak (gerekir). Onlara (kadınlara) verdiğiniz bir şeyi geri almanız size helal değildir. Ancak ikisinin Allah'ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından endişeye düşmeleri (durumu başka). Eğer ikisinin Allah'ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından endişeye düşerseniz bu durumda (kadının) fidye vermesinde ikisi için de günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın sınırlarıdır; onlara tecavüz etmeyin. Kim Allah'ın sınırlarına tecavüz ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir.

2/Bakara-230
فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتّٰى تَنْكِحَ زَوْجاً غَيْرَهُۜ فَاِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَٓا اَنْ يَتَرَاجَعَٓا اِنْ
Bu kelime "kanıya varmak " deyiminde vurgulanmış
ظَـنَّٓا
Bu kelime "kanıya varmak " deyiminde vurgulanmış
اَنْ يُق۪يمَا حُدُودَ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Yine onu (kadını üçüncü defa) boşarsa, (kadın) onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helal olmaz. Eğer (bu koca da) onu boşarsa, onlar (ilk koca ile karısı) Allah'ın sınırlarını ayakta tutacakları kanısına varırlarsa tekrar birbirlerine dönmelerinde ikisi için de günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın sınırlarıdır; anlayan bir topluluk için (böyle) bildirilmiş.

3/Aliimran-1
الٓمٓۚ

Elif, lam, mim.

3/Aliimran-2
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ الْحَيُّ الْقَيُّومُۜ

Allah... Ondan başka ilah yoktur. Sürekli diridir, varlık âlemini ayakta tutar (Kayyum’dur).

3/Aliimran-3
نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً
Bu kelime "doğru bulmak" deyiminde vurgulanmış
لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۙ

Sana hak üzere kendinden öncekileri doğru bulan Kitap'ı indirdi. Tevrat ile İncil'i de o indirmişti.

3/Aliimran-18
شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِماً بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ
Bu kelime "hükmü geçmek (hüküm yürütmek)" deyiminde vurgulanmış

Allah, melekler ve kıstı ayakta tutan ilim sahipleri ondan başka ilah olmadığına şahittir. Kendinden başka ilah olmayan, güçlü olan, hükmü geçen odur.

4/Nisa-127
وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَٓاءِۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ
Bu kelime "fetva vermek " deyiminde vurgulanmış
ف۪يهِنَّۙ وَمَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ ف۪ي يَتَامَى النِّسَٓاءِ الّٰت۪ي لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الْوِلْدَانِۙ وَاَنْ تَقُومُوا لِلْيَتَامٰى بِالْقِسْطِۜ وَمَا تَفْعَلُوا
Bu kelime "hayır işlemek " deyiminde vurgulanmış
مِنْ
Bu kelime "hayır işlemek " deyiminde vurgulanmış
خَيْرٍ
Bu kelime "hayır işlemek " deyiminde vurgulanmış
فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِه۪ عَل۪يماً

Kadınlar konusunda senden fetva isterler. De ki 'Onlara ilişkin fetvayı size Allah veriyor. (Bu fetva,) Kendilerine yazılan (hakları veya miras)ı vermediğiniz ve kendilerini nikâhlamayı istediğiniz yetim kadınlar ve zayıf çocuklar (hakkında) ile yetimlere karşı adaleti ayakta tutmanız konusunda size Kitap'ta okunmakta olanlardır. Hayır adına her ne işlerseniz, şüphesiz ki Allah onu bilir.

4/Nisa-135
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَٓاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَۚ اِنْ يَكُنْ غَنِياًّ اَوْ فَق۪يراً فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا
Bu kelime "hissine (hislerine) kapılmak " deyiminde vurgulanmış
الْهَوٰٓى
Bu kelime "hissine (hislerine) kapılmak " deyiminde vurgulanmış
اَنْ تَعْدِلُواۚ وَاِنْ تَلْـوُٓ۫ا
Bu kelime "(bir şeyi) ağzında gevelemek " deyiminde vurgulanmış
اَوْ تُعْرِضُوا
Bu kelime "ilgisini kesmek" deyiminde vurgulanmış
فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراً
Bu kelime "haberi olmak " deyiminde vurgulanmış

Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa Allah için şahitler olarak ‘kıst’ı (adalet) ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp hislerinize kapılmayın. Eğer sözü ağzınızda geveler ya da ilginizi keserseniz Kesinlikle Allah, bütün amellerinizden haberi olandır.

5/Maide-8
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ لِلّٰهِ شُهَدَٓاءَ بِالْقِسْطِۘ وَلَا
Bu kelime "sebebiyet vermek " deyiminde vurgulanmış
يَجْرِمَنَّكُمْ
Bu kelime "sebebiyet vermek " deyiminde vurgulanmış
شَنَاٰنُ
Bu kelime "kin beslemek (tutmak) " deyiminde vurgulanmış
قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواۜ اِعْدِلُوا۠ هُوَ اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۘ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Ey inananlar! Allah için ‘kıst’ı (adaleti) ayakta tutan şahitler olunuz. Bir topluluğa beslediğiniz kin, adaleti çiğnemenize sebebiyet vermesin; adil olunuz! Bu, takvaya daha yakındır. Öyleyse Allah’a karşı takvalı olunuz. Muhakkak ki Allah, yapmakta olduğunuz şeylerden haberdardır.

42/Şûra-13
شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدّ۪ينِ مَا وَصّٰى بِه۪ نُوحاً وَالَّـذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِه۪ٓ اِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسٰٓى اَنْ اَق۪يمُوا الدّ۪ينَ وَلَا
Bu kelime "tefrika çıkarmak" deyiminde vurgulanmış
تَتَفَرَّقُوا
Bu kelime "tefrika çıkarmak" deyiminde vurgulanmış
ف۪يهِۜ كَبُرَ
Bu kelime "ağır gelmek" deyiminde vurgulanmış
عَلَى الْمُشْرِك۪ينَ
Bu kelime "şirk koşmak " deyiminde vurgulanmış
مَا تَدْعُوهُمْ اِلَيْهِۜ اَللّٰهُ يَجْتَب۪ٓي اِلَيْهِ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ٓي
Bu kelime "hidayete ermek" deyiminde vurgulanmış
اِلَيْهِ مَنْ يُن۪يبُ

“Dini ayakta tutun ve onda tefrika çıkarmayın.” diye Nuh'a tavsiye ettiğimizi, sana vahyolunanı; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din), Allah'a şirk koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini seçer ve kendisine yöneleni de hidayete erdirir.

55/Rahman-9
وَاَق۪يمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْم۪يزَانَ

Ve dengeyi kıst ile ayakta tutun sakın dengeyi bozmayın.

Bu sayfa yardımcı oldu mu?

Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Güncelleme: 08.02.2026
Paylaş: